Kardeşlik mi, Emperyalizmin Tuzakları mı?
Bu işler ABD’ye ya da İsrail’e güvenerek, onların bayraklarını Müslüman ahalinin üzerinde dalgalandırarak kendini garantiye almakla olmaz. Tarih defalarca gösterdi ki, günü geldiğinde bunlar insanı ortada, dımdızlak bırakırlar. Güç sandığınız ittifaklarınız bir anda buhar olur; geriye kan, göz yaşı, yalnızlık ve maalesef yıkım kalır.
Asıl olan; kadim kardeşliktir, komşuluktur, yardımlaşmadır. Bin yıl boyunca olduğu gibi Arap, Kürt, Türk, Çerkez ve diğer halkların kardeşçe, bir bütün hâlinde yaşamasıdır bu bizim vazgeçilmezimizdir. Bu coğrafyada ayakta kalmanın başka bir yolu da yoktur.
Ayrılıkçılık ve ırkçılık, her kim yaparsa yapsın ateştir. İnsanlığın başının belasıdır. Bugün dünyaya baktığımızda onlarca sözde bağımsız ama gerçekte sömürülen, iradesi olmayan devletçikler görüyoruz. Mesele devlet olmak değildir. Devlet olsan bile başkalarının çıkarına hizmet eden bir yapıya dönüşüyorsan, bunun ne halkına ne de geleceğine bir faydası vardır.
Kürtler, Türklerin bin yıllık İslam kardeşi ve kader ortağıdır. Bu bağlar öyle zayıf, geçici bağlar değildir; güçlü, kadim ve sarsılmazdır. Tarih açıkça gösteriyor ki ayrılıkçılığı savunan ister Türk ister Kürt olsun, ne huzur bulabilmiş ne de milletin gönlünde hayırla anılmıştır.
Evet, zaman zaman birbirimizi ihmal ettik. Bu kardeşliğin içini yeterince dolduramadığımız dönemler oldu. Ancak hakikat değişmez: Bu milletler kimsenin demesiyle yada planıyla değil, Allah’ın emriyle kardeştir. Ve bu kardeşlik, tüm kirli oyunlara rağmen var olmaya devam edecektir.
Emperyalizmin boş ve ham hayalleri, vaatleri bizi aldatır, yanıltır ve birbirimize düşman eder. Küresel güçler Ortadoğu’da yüz yılı aşkın süredir aynı kirli senaryoyu sahneliyor. Önce bizi İslami değerlerimizden uzaklaştırarak zihinsel bir işgal gerçekleştirdiler. Ardından ideoloji, ırk ve mezhep zehriyle ayrılık tohumları ektiler. Sonuçta olan yine bize oldu; yer altı ve yer üstü kaynaklarımız sömürüldü, coğrafyamız kana bulanarak geri kalmışlıktan kurtulamadık maalesef.
Dün olduğu gibi bugün de Suriye’de ve bölgede oynanan oyun aynıdır. Filim aynı filim değişen sadece figüranlar, ve kullanılan sloganlardır. Bizler birlik ve beraberlik içerisinde güçlü irade ve devlet yapılarımızla ortadoğudan İsrail ve ABD'nin belasını söküp atmadıkça bölgeye huzur ve barış gelmeyecektir.
Son olara Merhum Bediüzzaman Said Nursî’nin şu sözü meseleyi ne güzel özetler: “Türkler bizim aklımız, biz de onların kuvvetiyiz.” Bu söz, kader ortaklığımızın en veciz ifadesidir. Yunus Emre’nin asırlar öncesinden verdiği mesaj da hâlâ geçerlidir: Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz.


YAZIYA YORUM KAT