1. YAZARLAR

  2. Meltem ÖZÇELİK

  3. Kırılganlığın Büyüsü
Meltem ÖZÇELİK

Meltem ÖZÇELİK

Yazarın Tüm Yazıları >

Kırılganlığın Büyüsü

A+A-

Hayatta hepimiz için kırılma noktaları vardır.
Benimde oldu elbet. 
Lakin öyle müstesna 
bir kırılma anı nasip oldu ki.
Şükrüne ömrüm yetmeyecek korkusu,
Kalan ömrüm için beni dinç tutmaya yeter elhamdülillah. 
Şu hayatın şu anları varya,
Kendimi çimdiklemem gereken bir an.
Kesin bu anların hayalini kurmuş olmalıyım 
bir zaman diye diye 
adımlarımı cihat saydığım günlerdi.
Kelimelerden güçlü,
Duygulardan derin 
bir yaşanmışlık hikayesi 
var ise şayet, 
O bir tek 
EFENDİMİZ MUHAMMED MUSTAFA'ya aittir...
Hepimizin alıp kalbine koyduğu, 
Hasretinin baki olduğu tek duygudur. 
Efendimize olan özlem.
Ve işte ben 
o kavuşma halinden dem vurmaya geldim.
Evet evet Medine de mutlu bir çocuk gibi uyandığım o günleri satır aralarına nakş etmeye geldim. Seccademi alıp yürüme mesafesinde 
fıtı fıtı Ravza'ya gittiğim.
Efendimizin
Huzurunda huzur da olduğum günleri hatırat olarak aktarmaya geldim.
Medine’de yalnız bir çocuk olduğum
Öyle günler oldu ki.
Yeşil kubbenin karşısında 
mahşer yerini andıran 
o kalabalığın içinde yapayalnızım. 
Ne anam ne babam ne yaren,
anadan doğduğum günkü gibi yapayalnız. 
Savunmasız.
Dünyasız.
Böylede yaşanması çok güç görünsede 
güven doluydu yalnız.
İşte o vakitlerde 
Yeşil kubbenin dizinin dibinde 
dua çağladı yüreğim.
Şimdilerde ise 
hala burnumun direğini sızlatan 
bir duygudur. 
Kendisine bir hayli yenilmekteyim.
Nasıl güvenli nasıl evim gibi idi.
Tez vakitte yeniden çağır da
gelelim Efendim.
Döndüğümde o kadar çok sorguladımki
Medine'yi Mekke'den çok özlemek edepsizlik sayılır mı acaba diye.
Meğer gidenlerin yüzde bilmem kaçında 
bu duygu hasıl olmuş. 
O zaman kalbim bir tık daha mutmain oldu.
AH CAN'IM MEDİNE'M
Yıl sonu defterlerinin 
yüreğim de tutulduğu gün,
EN SEVGİLİYE KAVUŞTUĞUM GÜN.
Ravza-i Mutahhara'ya bakan odada 
kalbimin titrediği gözüme uyku girmediği o gün ömrümde ilk defa güven duygusunun tanımını rahatlıkla yazabilirdim.
Yanımda kimse olmadanda gidebileceğim 
gül kokulu bir beldenin büyüsü kapladı Ocağımı.
İşte hayata karşı kırılganlık gösterdiğim,
Medine'den önce
Medineden sonra diye milat sayabileceğim bir dönem başladı.
Yeni yıla 
en emsalsiz hazırlanış orada idi. 
Helal daire keyfe kafidir 
diyen can hocalarımızın
"Neslimizden alimlerin gelmesini 
nasip eyle Yarabbim" 
diyerek kalbimi titreten yer ise
MEKKE idi.
Hayatımın en müstesna 
yılbaşı hazırlığı için
SEVGİLİYLE EN SEVGİLİYE el ele 
Bismillahi Allahu Ekber diyerek selam verip 
Allah’ın evine konuk olduk.
Büyüklerimizin namaz kılarken 
Kâbe'yi hayal et dediği o yerde idik.
Başım dimdik Beytullah’a bakarken namaz kılmak,geldiğimde bir süre namazda yere bakamama sebep olsada 
hayatımda çok güzel bir sâdâ bırakmış elhamdülillah.
Regaip kandilinde orada Hacer’ül Esvede selam verirken kalbimdeki o sancıyı unutturmasın Allah. Ne yapsam az kalacak korkusunu şu fani alemde baki kılsın.
İstilam etmek yani Hacer'ül Esved'e yönelip el kaldırıp selam vermek demek. Bir nevi kalbin diliyle şunu fısıldıyoruz: "Rabbim,işte huzurundayım. Nefsani tüm arzularımı,heva ve heveslerimi,geçmiş yüklerimi sana arz ediyorum. Sana olan ahdimi tazeliyorum. Bu taşı değil,temsil ettiği kudreti selamlıyorum." Sen kabul buyur.
"Rabbbimiz! Bizden kabul buyur. Şüphesiz sen,herşeyi işiten ve bilensin."
(Bakara 127)
Ne kadar anlamlı,ne kadar mütevazı bir dua.
Yaptığı şey Kâbe.
Ama Hz.İbrahim'in endişesi hala şu:
"Ya kabul edilmezse?"
Çünkü o biliyor ki,yapılanın büyüklüğü değil. Samimiyeti ve ihlası önemli. 
Bizlerde hayatımızda pek çok şey inşa ederiz.
Anne baba rızasıyla yoğrulmuş bir hayat,
Edep ve haya çemberli sevgi saygı işlemeli yuva,makbul ibadetler,Allah'ı hatırlatacak işler..
Lakin en kıymetlisi Allah'ın "kabul ettim" demesi. Bu yüzden, Hz. İbrahim gibi şöyle demek gerek;
"Rabbim... Ben yaptım demiyorum. 
Sen kabul ettin mi onu merak ediyorum. 
"Tavaf bedenin KÂBEYE,
ruhun RABBE secdesidir."
Rızası için çırpınan kalbin içindekileri 
kabul etmesi en büyük arzumuz olarak 
oradan döndük.
Ben ELVEDA diyemedim. 
Bilakis ELVEFA.
Çünkü vefası olanın vedası olmaz imiş.
Yine davet et geleyim kutlu belde.
Kuran’ı Kerim de Asr suresinde 
Rabbbimiz,Asra (zamana) andolsun diyor ya hani.
İnsan ayetlerin hikmetini 
döndüğünde daha iyi anlıyor. 
Zaman geçse de, o günlerdeki duygular baki.
Hira dağına çıkılacağını duyduğum gün,
Hayatımın en zorlayıcı günüydü.
Sağlık olarak başıma gelmeyen kalmamış.
İmkansız geliyordu. Lakin Ya Hak deyip 
o iki kayanın arasında elimin acısından 
mahsur kaldığım demde anladım ki. 
Sen isteyince,Rahman 'Ol' derse oluyor. 
Efendimizin Haticem Haticem 
demesinin sebebini 
o gece Nur dağına çıkınca anladım. 
"Ben Hatice'nin sevgisiyle rızıklandırıldım."
(Müslim,Fedail 75.)
Zamanın ahirinde 
kırılma noktası olan bu ziyaret, 
o yılların tevazusunu kucaklayıp getirmeyi diletti. Tırnağı olmasa dahi,çaba gösterme arzum dinç tutsun benliğimi. 
Tıpkı Sefa ile Merve arasında 
Hacer annemizin tırnağı olamayacağımı 
bile bile onun gibi çaresiz gidip gelişlerim oldu. 
Elim kırık aman dilerken,
Gönlümdeki ateşe de aman dileten yer idi. 
Bir hayli özlendi. 
Sefa ile Merve de yer yer yaşadığım duygu yoğunluğu.
Dünyaya aldandığım,
Çaresiz sandığım anlar içindi.
Böylesi emsalsiz iç muhasebenin tam yeri ve zamanı olan kutlu beldeye ne yapıp edip gidin. 
Gidilmeli.
Ben kırılganlığın büyüsünü yaşatan o kutlu beldeye hasretle yanıp kavruluyorum.
Yeniden davet edileceğim günü bekliyorum. 
En has SEVGİLİYE selam ve dua ile...

Bu yazı toplam 1586 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazılan yorumlar hiçbir şekilde www.adilcevaz13.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
3 Yorum