1. YAZARLAR

  2. Dr. Muhsin DEMİREL

  3. Zina Neden Haram Kılınmıştır?
Dr. Muhsin DEMİREL

Dr. Muhsin DEMİREL

MÜFTÜ
Yazarın Tüm Yazıları >

Zina Neden Haram Kılınmıştır?

A+A-

İslâm’ın kesinlikle yasaklayıp haram kıldığı fiillerden biri de zinadır. Zina aralarında nikâh bağı bulunmayan bir erkek ile bir kadının cinsel ilişkide bulunmasıdır. (İsfehânî, Müfredat, s. 384.)   Zina, Cenâb-ı Allah’a şirk koşmak ve haksız yere adam öldürmekten sonra en büyük üçüncü günahtır. Malum olduğu üzere İslâm’ın hayata bakışı farklı, batıl inançlarla beşeri ideolojilerin hayata bakışı farklıdır. Bu nedenle dinin emir ve yasaklarını dinin mantığıyla ve dinin kendi bütünlüğü içinde değerlendirmek gerekir. Beşeri mantıkla dinin herhangi bir emir veya yasağını değerlendirmek insanı sağlıklı bir neticeye götürmez. Beşeri mantıkla konuya bakıldığı takdirde dinin bir emri gereksiz, bir yasağı da anlamsız gelebilir insana.

Örneğin âhirete inanmayan, iffet ve namus kavramını tanımayan, temiz birey ve temiz toplum gibi bir amacı ve hedefi bulunmayan bir zihniyet açısından zinanın haram oluşu gereksiz ve anlamsız gelebilir. Ancak maddeten ve manen temiz bir toplum oluşturmayı temel hedefleri arasında sayan, iffet ve namus kavramlarını son derece önemseyen ve âhirete iman eden bir birey veya toplum için zina son derece çirkin bir fiil ve eylemdir.

Zina sosyolojik, psikolojik ve insan onuru bakımından da gayet çirkin bir harekettir. Bunun için birçok âyet-i kerimede  (Nisa, 4/10, 19, 22; En’âm, 6/151; A’râf, 7/80; Yusuf, 12/24; Nûr, 24/19; Neml, 27/54; Ehzâb, 33/30; Necm, 53/32.) zina fahişe olarak nitelendirilmiş ve nihayet “Zinaya asla yaklaşmayın, zira o çok çirkin bir fiil ve ne kötü bir yoldur!” (İsrâ, 17/32) buyrularak Müslümanların bu çirkin ve gayr-i ahlaki fiilden uzak durmaları tavsiye edilmiştir.

Zinanın şirk ve adam öldürmekten sonra üçüncü büyük günah olduğu hususu, “Onlar ki Allah ile birlikte başka bir ilaha tapmıyor ve hak olmaksızın Allah’ın öldürmesini haram kıldığı bir nefsi öldürmüyorlar ve zina yapmıyorlar…” (Furkan, 25/68) âyetinden anlaşılacağı gibi, bir hadiste de bu husus açıkça anlatılmaktadır. Hz. Abdullah anlatıyor: Resûlullah (s.a.v.)’a hangi günah daha büyüktür? dedim. O, “Seni yarattığı halde Allah’a şirk koşmandır”, dedi. “Sonra hangi günah daha büyüktür?” dedim. O, “Seninle birlikte yemek yemesi korkusuyla evladını öldürmendir”, dedi. Sonra hangisi? dedim. O, “Komşunun eşiyle zina yapmandır”, dedi.”  (Tirmizî, “Tefsir”, 25.)

Zinanın haram kılınmasının birçok sebebi bulunmaktadır. Bu sebepleri dört başlık altında toplamak mümkündür:

 1. Boşanmalara Sebep Olması

Boşanmanın önemli nedenlerinden biri de zinadır. TÜİK’in 01 Nisan 2022’de yayınlanan 2021 yılına ait Türkiye Aile Yapısı Araştırma Raporu’na göre boşanmaların birinci nedeni,  %32,2 ile sorumsuz ve ilgisiz davranma, ikinci büyük nedeni, %14,1 ile aldatma, yani zina gelmektedir. Kadınlara göre bu oran %19,3’tür.   (TÜİK Kurumsal (tuik.gov.tr)

Zina farklı nedenlerden dolayı boşanmaya sebep olabilir:  

Birincisi, insanlar bedensel, ahlakî yapıları, iktisadi durumu ve cinsel gücü bakımından farklı özelliklere haizdir. Daha doğru bir ifadeyle farklı özelliklere haiz olarak yaratılmıştır. Kimi güzel ahlaklı kimi değil, kimi zengin kimi fakir, kimi uzun kimi kısa boylu, kimi esmer, kimi siyah, kimi beyaz vs… Bu nedenle zina yapan bir erkek veya kadın kendi eşinden daha cazip birini bulunca tabii olarak eşinden boşanarak bu kişiyle evlenmeye çalışabilir. Şartlar da müsait ise bu iş hayata geçer. Zina bu suretle boşanmaya, ailenin dağılmasına hatta cinayetlere sebep olabilir. Ülkemizde boşanmadan dolayı sık sık kadın cinayetleri yaşanmaktadır.

İkincisi, zina Müslümanlar katında büyük bir ar, utanç ve ayıp vesilesi olup asla kabul edilemeyen çirkin bir fiil ve harekettir. Bu nedenle eşi zina yapan bir kimsenin onuru rencide olur, toplumun içinde utanç ve mahcubiyet hisseder. Bu psikolojiyle yaşamak da zor olduğundan çoğu zaman eşini boşamak durumunda kalır. Zaten namuslu ve temiz bir insanın, en büyük manevî kirlilik ve leke olan zina lekesiyle lekelenmiş bir kadın ile yaşaması dinen de hoş karşılanmayan bir husustur. Âyeti kerimede de “Zinakâr bir erkek ancak zinakâr veya müşrike bir kadın ile evlenir, zinakâr bir kadın ile de ancak zinakâr veya müşrik bir erkek evlenir. Bunlar (zina yapan erkek veya kadınlar) müminlere haramdır.”           (Nûr, 24/3.) buyrularak bu hususa dikkat çekilmiş, namuslu ve iffetli bir erkek veya kadının kendisi gibi namuslu ve iffetli olan bir kimseyle evlenmesinin gerekli olduğuna vurgu yapılmıştır.

Ayrıca İslâm nazarında bir insanın zina yapan bir kadın ile yaşaması deyyusluk addedilip Müslümana yaraşmayan bir husustur. Böyle bir insanın cennete girmeyeceğine dair bir hadis de bulunmaktadır. Hz. İbn Ömer’in rivayetine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Allah üç kişiye cenneti haram kılmıştır: İçki içmeye devam eden kimse, anne ve babasına itaatsizlik yapan kimse ve ehlinin pisliğe bulaşmasına göz yuman deyyus.” (İbn Kesir, Tefsirü’l-Kur'âni’l-Azîm, s. 1312.)

 2.  Katl ve Cinayetlere Sebep Olması

Zina her zaman olmasa bile zaman zaman cinayetlere, aileler arasında husumet ve düşmanlığa hatta vahim cinayetlere sebep olabilir. Bu vahim cinayetler bazen bizzat zina yapanlar tarafından, bazen de başkaları tarafından işlenir. Bununla ilgili yaşanmış olup medyaya yansımış birçok olay bulunmaktadır. Bu olaylardan iki örnek verebiliriz.

Zinayla ilgi çok vahim bir cinayet 2008 yılında Konya’da yaşanmıştır. Konya’da iki çocuk annesi evli bir kadın bir süre bekâr bir gençle zina yapıp gayrimeşru ilişki yaşar. Bir süre sonra evlenmeye karar verirler. Bunun için kadın eşinden boşanır. Kadın boşandıktan sonra genç ailesine filanca dul kadınla evlenmek istediğini ve gidip bu kadını kendisine istemesini söyler. Gencin ailesi olup bitenden habersizdir. Bekâr oğullarının iki çocuk annesi dul bir kadın ile evlenmesine asla izin vermeyeceğini ve bunu asla kabul etmeyeceğini söyler. Gencin evlenmeden umudu kesilince tekrar kadınla buluşup durumu kendisine haber verir. Bunun üzerine kadın tekrar buluşmak üzere kendisinden randevu alır. Bu süre içinde gidip bir silah satın alır ve randevulaştıkları yere giderek arkadaşını bekler. Arkadaşı gelince silahını çekip genci göğsünden vurur ve oracıkta adamı öldürür. İşte böylece gayrimeşru ilişki yaşayan genç, gencecik yaşında toprağın altına, kadın cezaevine girer. Kadının eşi eşsiz, çocukları da ortalıkta annesiz kalırlar.

Evet, ne kadar vahim bir olay! Genç adam bir süre şehvanî duygularını gayrimeşru yollardan tatmin eder, ancak gencecik yaşında hayatından koparılır. Kadın dünyadan biraz daha fazla haz alayım derken, hayatı tamamıyla kararır. Hem eşinden hem evinden hem de çocuklarından olur. İşte Cenâb-ı Allah’ın, “Zinaya asla yaklaşmayın, zira o fahişe ve ne çirkin bir yoldur!” (İsrâ, 17/12) buyurması boşuna değildir.  

Zinadan dolayı bir cinayet olayı da 2022’de Ankara’da vaki olmuştu. Adamın biri kendisine bir metres bulup evine getirir. Eşini de ikna eder veya eşi bunu kabullenmek durumunda kalır. Bu metres bir süre eşiyle birlikte adamın evinde kalır. Adam birlikte olma hususunda eşiyle metresi arasında sıra yapar ve bir zaman böyle devam eder. Nihayet bir gün metresin sırası iken gidip eşiyle birlikte olur. Metres bunu fark edince sinirlenir, gidip mutfaktan bir bıçak alır ve adamı bıçaklayarak öldürür. İşte adam zevk-u safa sürmeyi tasarlarken canından olur. Eşi dul kalır, kendisi de işlediği büyük zina günahıyla birlikte genç yaşta toprağın altına gider. Evet, zina zaman zaman bu tür vahim olaylara sebep olabilmektedir.

3. Nesillerin Karışmasına Sebep Olması

Zina çok çirkin bir fiildir, gizli olarak yapılır. Zina yapan bir erkek veya kadın ben filanca kişi ile zina yaptım, demez, diyemez. Dolayısıyla zina yapıp zinadan hamile kalan bir kadın, bilinmediği ve şüphe hâsıl olmadığı sürece zinadan doğurduğu bebeğinin veledi zina olduğunu söylemez. Bu durumda örneğin Aslan’ın çocuğu olarak bilinen Mert, gerçek manada Yüksel’in veya başka bir kişinin çocuğu ve oğludur. Bu da son derece çirkin bir husus olup zinadan doğan kişinin babasının kimliğini örtmektedir. Oysa cüz-i bir parayla satın alınan bir atlet veya gömleğin hangi firmaya ait olduğu belli iken; eşrefi mahlûkat olarak yaratılan bir insanın babasının belli olmaması ne kadar hazin bir durumdur!

Böyle bir şey İslâm nazarında son derece vahim kabul edilmektedir. Zina yapıp zinadan hamile kalan ve durumunu gizleyen bir kadın da büyük bir günah ve son derece vahim bir cinayet işlemiş olur. Bunun için Hz. Peygamber bir hadisinde şöyle buyurmaktadır: “Kendilerinden olmayan birini bir kavmin arasına sokan bir kadın, Allah katında hiçbir şey üzere değildir, Allah onu cennetine koymaz…” (Ebû Dâvûd, “Talak”, 29.)

Zoraki tecavüzler hariç zinanın suç ve günah sayılmadığı Avrupa ülkelerinde zinadan doğan çocuklar oransal olarak oldukça artmış durumdadır. Bazı Avrupa ülkelerinde gayrimeşru yollardan dünyaya gelen çocukların oranı %50’den fazladır. Avrupa İstatistik Kurumu Eurostat’ın 2016 yılında yayınladığı bir raporda, Fransa’da çocukların yüzde 59,7’si; Bulgaristan ve Slovenya’da yüzde 58,6’i gayrimeşru yollardan dünyaya gelmiştir. (https://tr.euronews.com/2018/04/16/avrupa-da-evlilik-d-s-dogan-bebeklerin-say-s-art-yor 12.05.2023)

Bu gibi durumlar, Cenâb-ı Allah’ın varlığına ve birliğine inanmayan, namus, helal ve haram kavramını bilmeyen kâfirler için normal ve tabii karşılanabilir, ancak Cenâb-ı Allah’a ve ahirete inanan, helal, haram ve namus mefhumunu tanıyan Müslümanlar açısından son derece vahimdir. Dahası helal ve haram konusunda sınır tanımamak, namus mefhumunu bilmemek İslâm nazarında bir nevi hayvanlaşmaktır. Kur'ân’da bu hususa dikkat çekilmektedir. Bir âyeti kerimede, “Ant olsun biz cinlerden ve insanlardan çok kişiyi cehennem için yarattık. Bunların kalpleri vardır, ancak bu kalplerle anlamıyorlar, gözleri vardır onlarla görmüyorlar, kulakları vardır ancak onlarla işitmiyorlar. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha sapıktırlar…” (Â’râf, 7/170) buyrulurken, diğer bir âyeti kerimede, “Şüphesiz ki Allah, iman eden ve salih amel işleyenleri, zeminlerinden nehirler akan cennetlere koyar. Kâfirlere gelince, bunlar hayvanların yediği gibi yerler, varacakları yer ise ateştir.” (Muhammed, 47/12) buyrulmaktadır.

Bu ikinci âyette kâfirlerin cehenneme girmesi, onların helal haram diye bir sınır tanımamalarına bağlanmıştır. Kâfirler bazı yönleriyle insan, sorumluluk taşımaması ve sınır tanımaması yönleriyle hayvanlar gibi yaşarlar. Zira insan ile hayvanı birbirinden ayırt eden iki temel özellik vardır. Biri iman, diğeri de helal ve haram sınırı tanımak. Müslümanlar Cenâb-ı Allah’a inandıklarından dolayı O’na ibadet eder, yaşantılarında da helal ve haram diye bir sınır tanırlar. Kâfirler her iki husustan da mahrum olduklarından âyetlerde hayvanlara benzetilmektedir. Yeri gelmişken ifade edelim ki; kâfirler sadece yaşantılarında değil, birçok konuda sınır tanımamaktadır. ABD’nin bir gemisine karşılık Japonya’nın iki şehrine atom bombası atması, İsrail’in mazlum Filistin halkına karşı uyguladığı katliam ve su-i kırımlar, ABD ile İsrail’in çıkarları için İran’a yaptıkları vahşi barbarlıklar anlattığımızın açık kanıtıdır.

4.  Manevî Bir Leke Olması

Zina ölüme kadar insandan temizlenmeyen manevî bir lekedir. Özellikle zina yapıp zina yaptığı çevrede duyulan ve bilinen bir kadın mahşeri vicdanda kirli ve lekeli olarak algılanır. Ayrıca iffet ve namus duygusu zayıf olan birçok erkek, bu kadına tamah ederek onunla birlikte olmak ister. Müslüman bir kadın için böyle bir durum son derece üzücü ve esef vericidir. Her ne kadar zina erkek ve kadınlar için eşit derecede haram ise de bir kadının zinakâr olması toplum nazarında daha çok yadırganmaktadır. 

Ayrıca bir kadının zina yapması başta eşi olmak üzere tüm yakınları için bir ar ve utanç vesilesidir; onların şeref ve haysiyetini rencide edip toplum içinde mahcup olmalarına sebep olmaktadır. Sahâbi hanımlardan biri olan Hz. Hansa, önemli bir anda bu hususa vurgu yapmaktadır: O, Hz. Ömer’in hilafeti döneminde dört oğluyla birlikte İran’a karşı yapılan savaşlara katılmıştı. Bu savaşlardan biri olan Kâdisiye Savaşı’nda bir gün sabahleyin dört oğlunu yanına çağırmış ve onlara şöyle demişti: “Yemin ederim ki hepiniz aynı kadının evlatları olduğu gibi, aynı babanın da evladısınız. Ben ne babanıza ihanet ettim ne de dayılarınızı rezil ettim. Annenizi bu Mecusilere cariye olarak bırakmak istemiyorsanız kalkın, sonuna kadar savaşın.” (Şiblî, İslâm Tarihi, II, 216)

            Bir kere şerefli, iffetli ve namuslu Müslüman bir kadın, eşinin yatağını başkasına çiğnetmez, namusunu başkasına kirletmez. Veda hutbesinde Resûlullah (s.a.v.) bu hususa hassaten dikkat çekmektedir: “Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakkı kadınların eşlerinin sevmediği birini evine almaması ve eşlerinin yatağını başkasına çiğnetmemesidir.”

Burada önemli bir hususu daha ifade etmekte fayda vardır. Bilindiği gibi kızlarda bekâret zarı vardır. Daha doğru bir ifadeyle Cenâb-ı Allah, kızları bekâret zarıyla yaratmıştır. Bunun manası, hikmeti ve bir mesajı vardır. Örneğin bakire bir kız biriyle evlendiği zaman, lisanı haliyle eşine şöyle demektedir: Şimdiye kadar tertemiz bir hayat yaşadım, namahrem bir erkeğin elini kendime dokundurmadım, sana tertemiz ve bekâretimle geldim. Ancak zina yapıp bekâretini kaybettikten sonra evlenen bir kadın, zahiren kız olarak bilinse de, gerçekte gayri meşru bir şekilde bekâretini yitirmiş bir kadından başkası değildir. Böyle bir kadın evlendiği zaman eşine ne diyecektir.

Zina haram olup kebâirden olduğundan dünyada cezası, ahirette de azabı vardır. Resûlullah (s.a.v.) hem miraç gecesinde hem de gördüğü bir rüyada zina yapanların azabını bizzat müşahede etmiştir. Konuyla ilgili hadislerde şunlar anlatılmaktadır: “Sonra bazı insanlar gördüm, onların önünde semiz ve güzel et vardı. Bu etin yanında ayrıca bir de zayıf, kokuşmuş, pis et vardı. Onlar bu temiz ve semiz eti değil de kokuşmuş etten yiyordu. Cebrail’e, bunlar kimdir? diye sordum. Cebrail, bunlar Allah’ın kendilerine helal kıldığı eşlerini bırakıp kendilerine haram olan başkalarının kadınlarıyla zina yapan kimselerdir, dedi.”  (İbn Hişâm, es-Siretu’Nebeviyye, I, 406)

“Sonra bir grup kadın gördüm, bu kadınlar kendi memeleriyle asılıydı. Başka bir grup kadın daha gördüm, bunlar da ayaklarından baş aşağı asılıydılar. Cebrail’e, bunlar kimdir? diye sordum. Cebrail, bunlar zina edip zinadan doğurduklarını çocuklarını öldüren kadınlardır, dedi.” (Taberî, Câmiu’l-Beyân, XIV, 439.)

Hz. Semure b. Cundub’un rivayetine göre Resûlullah (s.a.v.) bir gece rüya görmüş, bu rüyasını sabah namazından sonra ashâb-ı kirama anlatmıştı. Rüya uzundur, zinayla ilgili kısmı şöyledir: “Biz yürüdük, nihayet tandır gibi bir kuyunun başına vardık. Kuyunun içinde ses ve gürültüler vardı. Kuyunun içine baktığımızda içinde çıplak bir halde bulunan kadın ve erkekleri gördük. Bir de gördük ki onların altından bir ateş alevi kendilerine vuruyor. O alev onlara vurunca çığlık atıyorlardı. Onlara (Hz. Cebrail ve Hz. Mikail) bunlar kimdir? diye sorunca, bunlar zina yapan kadın ve erkeklerdir, dediler…”  (Buhârî, “Tabir”, 48.)

Cenâb-ı Allah, erkek ve kadın tüm Müslümanları zina gibi çirkin her türlü fiil ve hareketlerden muhafaza eylesin.

Selam ve dua ile..

Bu yazı toplam 240 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazılan yorumlar hiçbir şekilde www.adilcevaz13.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.