1. HABERLER

  2. KÜLTÜR-SANAT

  3. Adilcevaz Yöresel Sözlüğü

Adilcevaz Yöresel Sözlüğü

Milletlerin ortak olarak kullandıkları kültür dilinin yanında her yörenin kendine has olan ağız özellikleri ve kullandıkları kelimeler vardır.

A+A-

Bu kelimeler ya kültür dilinde var olan bazı kelimelerin bozulması  sonucu ortaya çıkarlar, ya da kültür dilinde bulunmayan o yöreye has olan kelimelerdir.

Adilcevaz ve Köylerinde bu tür kelimelere bol bol rastlanmaktadır. Bu da Türk dilinin zengin bir imparatorluk dili oluşunun en çarpıcı delilidir.


Akuka : Akar suyun geçmesi için duvardaki taşların arasından veya içinden bırakılan su yolu, gedik. 
Alak şarpak : Karla karışık yağmur. 
Alat: Kokulu bir çeşit baharat, çaya koku verir. 
Aparmak : Götürmek 
Arınbağ : Toprak damın üst-yan kenarları. 
Arıstağ : Tavan 
Asuman : Gökyüzü 
Ayağça : Merdiven 
Aynat: İnat


Balaca : Küçük 
Barzan : Süt süzmeye yarayan tülbent. 
Belengaz : Zavallı, biçare. 
Berhane : Yaylaya götürülen eşyalar. 
Bıldır : Geçen sene. 
Bicek : Zamanından önce doğuran inek. 
Biğeri : Soba bacası. 
Bizav : Bir yaşına kadar ki inek yavrusu. 
Buğçi : Testere 
Bulak : Kaynak suyu, pınar. 
Burluhan : Girdap
 

Cecim : Kalın ip. 
Cendek : Hayvan leşi.
Cılız: Zayıf 
Cırbıt : Gözde oluşan çapak. 
Cır-mır olmak : İşini yaptırmak için her türlü yüzsüzlüğü yapmak. 
Cil : Sazlık 
Cillek : Aç gözlü. 
Culhe : Dokuma
 

Çaggala : Çağla 
Çağmur : Sert taş. 
Çal : Deste halindeki otu bağlamak için ottan yapılmış ip. 
Çapu: Alkış
Çemirlemek : Kolları, paçaları sıvamak. 
Çıttırmak : Yapmacık kibarlık.
Çırildemak: Ses çıkarmak
Çibin : Sinek
Çiğın : Omuz
Çinçavat : Münasebetsiz
Çol : Banyo yapmak için betondan yapılmış küvet benzeri yer. 
Çömçe : Kepçe
Çul : Kilim

Dağma atmak : Çelme takmak.
Değirmi : Yuvarlak 
Dıgırlanmak : Yuvarlanmak
Dığa : Ermenilerin erkek çocuklarına verilen isim. 
Dınaz etmek : Alay etmek.
Dıngılafis : Tahtaravalli
Dırcık atmak : Zıplamak, oynamak, havalara sıçramak. 
Dinge : Küçük tepe, tepecik.
Dogo : Ekmek dürümü. 
Döşürmek : Toplamak 
Dügürcük : Doluya benzer sert taneli kar.
Dümsük : Yumruk
Dürüf : Görünüş, şekil, sembol.

Egos : Toprağı sürerken bırakılan ara. 
Elce : Yağ kızartılan tava.
Elevat : Perişan bir halde olmak, dış görünüşün bozuk olması.
Emşik : Yeşil yem bitkilerinin ( yonca gibi ) bir kez biçildikten sonra tekrar yeşillenen kısmı
Engal : Eğri dam. 
Eşik : Dışarı

Ferik : Üç dört aylık olmuş cüce yada cücelikten çıkıp yeni yumurtlamaya başlayan tavuk. 
Fışkı : Kurutulmuş toz halinde küçük baş hayvan gübresi. 
Fint vermek : Ortalığı karıştırmak. 
Fistan : Entari
Fetir : Çörek
 

Gamar : Kirli 
Gartol : Patates 
Geme : Kama 
Gıcırtkan : Isırgan otu. 
Gındık : Toprak tencere. 
Gırah : Kenar 
Gırçik : Sümük 
Gırnaz : Cimri 
Gıte : Çene 
Gocuk olmak : Felçli olmak. 
Gocort : İri 
Gogo : Cevizlerin üzerlerindeki yeşil kabuğun kalkmış, cevizin odunumsu hafif kahverengi kabuğunun ortaya çıkması. 
Goloz : At pisliği. 
Gopbal : Baston 
Gop olmak : Yığılıp bir araya gelmek. 
Gorbagor : ( Mezarda rahat yatamamak.) Sevilmeyen ölmüş kimseler için kullanılır. 
Gort : İşlenmemiş ham toprak. 
Gozin=kozak : Üç okka ağırlığında bir çeşit ekin ölçeği. 
Göbelek : Mantar 
Göden : Mide 
Gubarlanmak : Kibirlenmek 
Gulle : Genelde küçük çocukları azarlamak için kullanılır. 
Gurdeşen : Vücudun çok feci şekilde kaşınması, uyuz. 
Gurut : Kurutulmuş çökelek. 
Guşkana : Tencere 
Gümürze : Satırla doğranmış ot.
 

Ğanav : Toprak nemi. 
Ğaş : İşkembe 
Ğaşıl : Ezik ( Genelde ezik, ezilmiş yiyecekler için kullanılır. ) 
Ğaşmaş : Çekirdeği çıkartılmadan kurutulmuş kayısı. 
Ğış etmek : Öldüresiye dövmek, kalkamayacak, kıpırdanmayacak bir hale getirmek
 

Haçirdek : Tandırın üzerine uzatılan demir. 
Hanav : Toprağın tava gelmesi. 
Hara : Nere 
Haral : Çuval 
Harkıldamak : Kahkahalarla gülmek. ( Genelde kadınlar için kullanılır. ) 
Haraya : Nereye? 
Hayıtmak : Delirmek, kafayı yemek. 
Helim : Kıvam 
Henek : Şaka 
Henre : Yayık 
Hevür : İki yaşındaki erkek keçi. 
Hoşaf: Komposto 
Hovan : Su ılıtma
Höşmez: Susmaz

 
İlişir : İki yıl önce. 
İsmığ : Sinsi 
İşbabiyan : Çekirdeksiz kuru kayısı. 
işlik : Gömlek
 

Kalak : Tezek örgüsünden yapılmış kule 
Kambağ : İstenilmeyen, sevilmeyen olmaz olası yer. 
Kampoz : Büyükçe, irice el. Şamar. 
Kanbak : Harabe
Kaput : Palto
Kartol: Patates  
Kasta : Şişman 
Keftor : Yaşlılık bildirir. ( Pek sevilmeyen insanlar için kullanılır. ) 
Kelepur : Rüşvet 
Kepir : Çok yumuşak yeni oluşmaya başlayan tortul kaya. 
Keran : Toprak damlarda boylu boyunca uzatılan uzun ve kalınca ağaç. 
Kerdiz : Sebze dikilen oluk. 
Kerki : Halı yada kilim örgülerini sıkıştırmaya yarayan metalden yapılmış, taraklı alet. 
Kelem : Lokma 
Kerme : Küçükbaş hayvanların tezeği. 
Kerti : Bayat 
Kıramsiye : Büyük altın. 
Kındırak : Merdane 
Kırtik : Parça, küçük parçacık.
Koloz : Şapka, bere. 
Koluk : Topraktan yapılmış küçük oyuk. 
Kom : Hayvanların barındıkları yer, ağıl. 
Kortuk : Çukur 
Köde : Yabani ot. 
Kuflan : Salıncak 
Kuruk(Kurik) : Yeni doğmuş eşek yavrusu. 
Kurut: Çökelek kurusu. 
Kurutezen : İçinde kurutun ezildiği toprak kat. 
Kutik=Botto : Kısa boylu. 
Küle : Tandırın içine tandırın havasını almasını sağlamak için yapılmış baca. 
Künt : Yumak, beze. 

Leçek : Yazma 
Lengeri : Büyük genişçe yayvan tabak. 
Levin Levin : Çeşit çeşit, türlü türlü. 
Leyden : Çay yapmak için yapılan alet.
Loğ : Damı bastırmak için yuvarlanan taş. 
Lülük : Çaydanlığın su akan yeri. 

Mağ : Hayvan yemliği. 
Makat : Divan, sedir. 
Malak (Gadak) : Manda yavrusu. 
Marak : Kurutulmuş ot, saman vb. gibi hayvan yeminde kullanılan şeylerin muhafaza edildiği depo, sandık. 
Martak : Dama atılan büyük ağaç. 
Mezemetlenmek : Değere binmek, herhangi bir işin yapılmak istenmemesi, nazlanmak. 
Mısran : İçine ot konan tahtadan yapılmış kap. 
Mıtırıp : Çingene
Moz: Siyah arı 
Münzür : Yaramaz 

Nehre : Yoğurdun yağını çıkarmak için topraktan yapılmış büyükçe kap. 
Neri (Teke) : Üç yaşındaki erkek keçi. 
Neve : Torun 
Netice : Torunun çocuğu. 

Ögeç : Koç olmaya yakın tokluya verilen isim. 

Papuk : Beceriksiz, hayvan ayağı. 
Paşkıl : Kabuğu oluşmamış yumurta. 
Payamça : Badem 
Peş : Elbisenin önü, eteği. 
Pestaf : Hedef alınan şeyin daha iyi üzerine vurulabilmesi için bir yerin veya şeyin dikilmesi. 
Peşkir : Havlu 
Pişik : Kedi 
Pohrank : Topraktan yapılmış boru. 
Pohrenk : Buz 
Pokol dönmek : Can acısı, can havli ile dönmek, kıvranmak. 
Porak : Soda 
Pun : Kümes
Pungal: Tavuğun yumurtlaması için altına konulan yumurta
Püşte: Salkım
Püşürük: Yeni ıslatılmış, kıvam haline getirilmeye çalışılan un- toprak.

Rafato: Tandıra ekmek vurmak için bezden yapılan alet.


Sakar: Büyük sepet.

Sakkavul: Ahır süpürgesi.

Satıl: Su kovası.

Seko: Ceket

Sel: Ekmek sacı.

Sılettim: Söylettim

Sırğa: Küpe

Sıtar: Elbise, giyim, görünüş.

Sıtırlanmak: Hak etmediği halde bir şeylere özenmek.

Somat: Ekmek tahtası.

Sukum: Yüzün asık olma durumu.

Sutal: Çok gezen çok dolaşan, başıboş amaçsız dolaşan serseri tipli.


Şağşiver: Kullanılmayacak hale gelmiş; külüstür

Şağta: Yıldırım

Şarpa:Eşarp

Şekal:Çok fazla gezen dolaşan; avare.

Şelbik: Su bardağı, maşrapa.

Şefe: Rüzgar sonucu oluşmuş kar yığını.

Şevle:Parıltı, ışık, ışığın gözü alması.

Şeyek:Tabanca

Şıpık:Terlik

Şikil: Yüz, çehre.

Şilaşop: Karla karışık yağmur.

Şile: Bulgur ezmesi.

Şilişat: Kıpırdanmayacak halde olma; yatalak, felçli olma durumu.

Şilor: Can eriği, ekşi meyvelere de denir.

Şipana: Kapı eşiği.

Şişek: İki yaşındaki dişi kuzu ya da henüz doğurmamış koyun.

Şoğut: Ağız suyu.

Şongur: Cevizle oynanan bir tür oyun.

Şor: Tuzlu

Şoratan: Damlardaki su oluğu.

Şorşor: Şelale

Şum: Asık yüzlü, sempatik olmayan, şımartılmış yaramaz çocuk.


Taptamak: vurmak ezmeye çalışmak.

Tars: Ahşap yapılı evlerin tavanındaki ağaç.

Taya: Örülmüş ot yığını.

Teberik:Değerli şey ya da şifalı yiyecek.

Terpenmek: Kıpırdanmak

Teşgele: Yaramaz, şımarık, haylaz.

Tevşi: Tabak

Tıhdabi: Çare

Tike: Lokma

Tintoni: Sözünde durmayan, kararsız, konuştuğu ile yaptığı birbirini tutmayan.

Tir: Yeni ekili buğday tarlası.

Tite: Göze inen siyahlık.

Toğlu: İki yaşındaki erkek kuzu.

Tolagka: Kısa ceviz sopası.

Torazlamak: Rasgele almak, fırlatmak, savurmak.

Tulu: Köpek yavrusu.


Uruk: Duvarın veya damın üstü.


Ügürmek: Sallamak


Yırgala(n)mak: Sallanmak, oyalanmak.

Yırlamak: Türkü, şarkı söylemek.

Yolpak: Minder

Yüngül: Hafif


Zırbe: Uzun

Zırza: Kilidin geçirildiği halka.

Zilifçi: Ağaç dallarından yapılmış süpürge.

Zoğ: Meyve dökmek için hazırlanan uzunca sırık.

Zomp: Balyoz

 
Yasin İPEK’in ''Tarihle doğanın buluştuğu yer Adilcevaz'' isimli kitabından alınmıştır.

Bu haber toplam 14751 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum