1. HABERLER

  2. TARİHİ VE TURİSTİK YERLER

  3. Adilcevaz Tarihi Ulu Camii

Adilcevaz Tarihi Ulu Camii

Hemşerimiz eğitimci Zülfikar Saban'ın kaleminden tarihi Ulu Cami'nin tarihi...

A+A-

TARİHİ

Ulu Caminin ilk inşa tarihi, yapan ve yaptıran kişiye ait herhangi bir bilgi mevcut değildir. Bu konuda ilk yazı Cezmi TUNCER’in 1971 tarihli makalesidir ki, bu makale caminin, yapım özelliklerine (kapı, pencere, mihrap gibi mimari elemanları ile bunların profil ve süsleme özelliklerine bakarak) göre XIV- XV. yüzyıllara tarihlendirmektedir. Ancak caminin plan kuruluşu ile Erzurum ve Bitlis’te görülen üç şahınlı camilerin öncüsü olmasını dikkate alarak, Selçuklu dönemi ile ilişkilendirmektedir.

Abdüsselam ULUÇAM’ın 2002 yılında yayınlanan "Ortaçağ ve Sonrasında Van Gölü Çevresi Mimarlığı –II- BİTLİS" adlı eserinde Ulu Camide sürdürülen çalışmalar sonucunda yapıda bulunan, bir kısmı silinmiş kitabenin okunmasıyla ile "…….oğlu Ebubekir yaptırdı. …..750 yılında Mevlana İbrahim ve İsmail tarafından yenilendi." gibi bilgilerin elde edilmesi yapının 14. yüzyıldan daha önce inşa edilmiş olduğunu ortaya çıkarmış olup, yapı araştırmacı tarafından XII. yüzyıla (Ahlatşahlar dönemi) tarihlendirilmiştir.

Onarım kitabesinin XIV. yüzyılı vermesi, eski plan şemasının üç şahınlı olduğu değerlendirme-sini de destekler nitelikte olup, karşılaştırma örnekleri ile birlikte incelendiğinde caminin ilk inşasının XII. yüzyıla tarihlendirilmesinin doğru bir yaklaşım olduğunu düşündürmektedir.

MİMARİ ÖZELLİKLERİ

Van Gölüne uzanan meyilli bir arazinin yamacında yonu taşı ve kesme taş kullanılarak inşa edilen cami, doğu-batı doğrultusunda uzanan küresel bir yapıya sahiptir. İnşasında muntazam yontulmuş blok taş ve harç kullanılmış olup, taşlar sıkı ve muntazam bir şekilde birleştirilmiş, harç ise arada görülmeyecek bir şekilde çizgiler halinde kalmıştır.

Camide günümüzde mevcut olmayan bir kuzey kapısı mevcut idi. Bu kapı beden duvarından daha yüksek tutulan bir taç kapı görünümündeydi. Toprak kayması sonucu tamamına yakını toprak altında kalan kapı sonraki onarımlarda tamamen iptal edildi. Caminin asıl giriş kapısı kuzey cephedeki taç kapı kapatılınca girişler doğu ve batıda açılan kapılardan sağlandı.

Eserin üst örtüsünün, eski fotoğraflar ve yazılı kaynaklardan gelen bilgiler ışığında, orijinalinde düz toprak dam olduğu anlaşılmaktadır. Çevredeki başka eserlerde de karşımıza çıkan düz toprak dam, binaların cephe duvarları, içerdeki örtü sisteminin yüksekliği kadar veya daha fazla yükseltilip, çevresi kalkan duvarlar çevrilerek içte kalan kısmın toprak doldurulup loğlanmasıyla elde edilmiştir.

Orta sahnın güney duvarında yer alan kesme taş mihrap, 12. yüzyılda yapılan orijinal halini korumaktadır. Mihrap kesme taştan inşa edilmiş, iç beden duvarlarına kaplanan, çoğunlukla dikdörtgen boyutlarda kesilmiş, taş blokların derz sıraları aksatılmadan yüzeyde devam etmiştir. Caminin doğu cephesinin kuzey ucunda pek çok kez elden geçtiği anlaşılan bir minare kaidesi bulunmaktadır.

Duvarlarda görülen kabartma bitki motifleri, geometrik geçmelerden oluşan girift süslemeli rozetler, kabartma motifler, çiçek motifleri, sekiz kollu yıldız geçmelerin Caminin inşaatında kullanılan taştan farklı bir taş kullanılarak yapılması Anadolu Selçuklularını işaret etmektedir.

img-20170425-wa0005.jpg

ULU CAMİ İLE İLGİLİ RİVAYETLER

Sofi Şükrü: Adilcevaz’ın Selçuklu (Digis) Mahallesinde oturan Sofi Şükrü, kendisini Adilcevaz Ulu Camisinin işlerini yapmaya adamıştır. Muhterem bir kişiliğe sahip olan ve ahali tarafından çok sevilen Sofi Şükrü, her sabah Ulu Camiye gelir, caminin temizlik ve diğer işlerini yapar, işlerinden arta kalan zamanda huşu içinde ibadetini yaparmış. Caminin mihrabında kim tarafından konduğu bilinmeyen bir altını alır evine gidermiş. Sofi Şükrü her gün düzenli bir şekilde aldığı bu altınla geçimini sağlarmış. Bu altının kim tarafından, nasıl ve ne zaman bırakıldığını bilmeyen Sofi Şükrü, bu durumu fazla da sorgulamazmış. Uzun yıllar bu sırrı kimseyle paylaşmayan Sofi, yıllar sonra nasıl geçindiğini soran birkaç kişiye bu durumu anlatır. Ancak bu hata Sofi Şükrü’ye pahalıya patlar, o günden sonra her gün bırakılan altın artık bırakılmaz olur. Bu olayda halk arasında dilden dile yayılır.

Acem Halısı: 98 yaşında Hikmetullah ALTAY’ın Ruslarla savaşan babasından duyduğuna göre Ulu Camiye hediye edilen çok büyük bir Acem halısı varmış. Halıda dört saf halinde seksen kişi aynı anda namaz kılarmış. Kışın Camiye serilen halı yazın toplanır, Camiye ait bir dükkanda muhafaza edilirmiş. Yazın toplanmasının nedeni insanlar yazın yaylaya gittiğinden çalınmasından endişelenilme-siymiş. Rus işgali sonrasında halı kaybolmuştur. Acem halısının Ruslar tarafından götürüldüğü düşünülmektedir.

img-20170425-wa0009-(1).jpg

DİĞER RİVAYETLER

Cami İlçede Cuma ve Bayram namazlarının kılındığı tek merkez camii olarak kullanılmıştır. Camide bulunan Sancağ-ı Şerif Cuma ve Bayram namazlarında çıkarılır halkın ziyaretine sunulurmuş. Şam’dan katırlarla parçalar halinde getirilen ve süslemeli minber, yerinde monte edilmiş ve uzun zaman Camiye hizmet vermiştir. Üstü elyazması ayetlerle dolu minber öd ağacından yapılmıştır.

Ulu Camide küçük bir han veya misafirhane olarak tanımlanacak bir bölümün varlığından söz edilmektedir. Bunlar kapatıldıktan sonra Camide iki katlı ranzaların varlığı devam etmiştir. 40 gün çile bekleyen Müslümanlar bu ranzaları kullanmıştır. Ahalinin önde gelen isimleri Molla Bekir ve Hacı Sadık bu çile süresince her gün bir hurma yiyerek kırk gün boyunca oruç tutmuşlardır.

Camiye ait 3 dükkan, 1 değirmen ve 10 adet bahçe kiraya verilir ve elde edilen gelirle Caminin ihtiyaçlarının giderildiği belirtilir. Kuzey tarafında bulunan evler üst kapıdan Camiye girerdi. Bu evleri avluları Camiye baktığından saygısızlık olmasın diye evlerde köpek beslenmezdi.

Ayrıca Hanefi ve Şafii mezhebine mensup Müslümanların farklı kapılardan girerek farklı bölmelerde namaz kıldıkları söylenmektedir.

Ruslar bölgeyi işgal ettiğinde Camiye atlarını bağlarlar. Ancak bir bu atlar bir süre sonra kör olur ve Cami hemen boşaltılır.

Bir dönem Osmanlı için ileri karakol vazifesi üstlendiği de rivayetler arasındadır.

ZÜLFİKAR SABAN

Bu haber toplam 14077 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum