1. YAZARLAR

  2. Yavuz BEŞKARDEŞ

  3. Zülfü Yare Dokunma
Yavuz BEŞKARDEŞ

Yavuz BEŞKARDEŞ

İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ
Yazarın Tüm Yazıları >

Zülfü Yare Dokunma

A+A-

Eskiden toplum nezdinde devlet işlerini eleştirmek, devleti ve biri kurumu yönetenlere dokundurmak, iğneli yazı ve sözle sataşmalara zülfü yâre dokunuyor derlerdi. Aslında hatırlı sevdiğiniz bir kişiyi veya bir makamı gücendirecek sözler söylemek, o kişinin ve makamın darılmasına sebep olaraktan algılana bilmektedir. Yâda söylenen bir sözden hep alınganlık anlamı çıkarmak manasına da gelmektedir. Bizde biraz kendi zülfü yârimize dokunalım dedik.

Birde zülfü yâre dokunmayı âşıkla maş uğun ağzından dinleyelim: Aşığın sevdiği kız alıngan mı alıngan, her sözden bir anlam çıkaran bir güzelmiş. Güzelin yüzünün her iki yanında sallanan zülüfler, aşığın hem hoşuna gider hem de onları bukleli ipeklere benzettirmiş. Bu benzetmelerden gücenen güzel ‘’ Demek benim zülüflerim ipek teller gibi cansız ve ruhsuz mu geldi sana? Diye aşığa sitem edermiş. Genç âşık sevgilisiyle güllerin açtığı bülbüllerin öttüğü bir günde bahçede gezerken sert ve hırçın bir rüzgâr esmiş. Bu rüzgâr sevgilisinin saçlarını dağıttığı için kızmış. Sevgilisi bundan da bir anlam çıkarmış:’’ Anlıyorum demiş, sen rüzgârı bahane eder, benim ihmalimi yüzüme vurmak istiyor, saçımı ve zülüflerimi taramadığımı ima ediyorsun.’’ Demiş. Zavallı âşık artık o hale gelmiş ki:’’ Ne desem Zülfi yâre dokunuyor’’ diyerek sevgilisini adını ve zülüf sözünü ağzına almamış.

Günümüz toplumu öyle bir hal almış ki aşığın sevdiğine söylediği gibi güzel sözde söylesen, eleştirip dokundursan da mutlaka Zülfi yâre dokunmuş oluyorsun. Doğruları söylemek, sevdiğine sevdiğini ifade etmek, gerçekler adına bir şeyler ortaya koymak mutlaka bir sebep varmış gibi algılanır olmuş. Aslında ne olursa olsun ne kadar Zülfi yâre dokunsak ta dokunalım kırmadan dökmeden doğruları söylemek gerçeğe ulaşmanın amacı olduğunu düşünüyorum. Toplum yönetenler adına bir şeyleri eleştirmek alınganlık olarak algılanmamalı, aksine eleştiriden kendi adına nelerin çıkarıla bileceğini ortaya konmalıdır.

Ama ne olursa olsun doğruya doğru yanlışa yanlış diyebilmeli insanlar. Beyaz ile siyah arasında gri bir tona sıkıştırılmamalı, düşüncesini özgürce ifade edebilmelidir. Yani zülfü yâre dokumasına müsaade edilmelidir, bundan alınganlık çıkarılmamalıdır. Ama günümüzde toplumsal kutuplaşmalar o kadar fazlalaşmış ki çoğu zaman doğrular bile güme gittiğini görebilmekteyiz. Her ne olursa olsun toplumu yönetenler, idare edenler, amirlik yapanlar her kim olursa olsun yaptıkları güzel şeylerle takdir edilmeli yanlışlıklarında da eleştirilebilmelidir. Ufacık menfaat ve çıkarlar uğruna yapılan yanlışlıklara göz yumulmamalıdır. Ancak bu şekilde güzel ülkemize gerçek manada hizmet etmenini yolu açılmış olur. Bununda yolu insanların birbirlerini anlamalarından, sevmelerinden, saygı duymalarından ve güvenmelerinden geçer.

Günümüzde toplumumuz o kadar basit, sığ ve magazinsel olaylara takılıp kalıyor ki gerçeklerin güme gittiği anlaşılıyor. Birlerinin ak dediğine birlerinin kara dediği günümüzde, gerçeklerini konuşmanın ne kadar zor olduğu her ne söylersek söyleyelim birilerinin Zülfü yârine dokunduğumuz ortaya çıkmaktadır. Devlet mevzubahis olduğunda her şey teferruattır sözü bu manada çok önem kazanmaktadır. Devletimizin içten ve dıştan gelen tehditler karşısında her ne olursa olsun bir olmak, diri olmak zorundadır. Aşkın sevdiğine söylediği güzel sözler karşısında dahi alınganlıkları bir tarafa bırakıp gerçek birer vatansever gibi davranmalıyız. Tüm mazlum toplumların sığınacağı bir yuva olan güzel vatanımız elden giderse bizlerin gidecek hiçbir yeri ve yuvası olmadığını unutmamalıyız. Bu manada da herkesin Zülfi yârine dokunulabilmelidir.

Toplumsal hayatımız öyle bir hal almış ki bu vatan için canını verip şehit olanlar adına, evlerini barklarını terke zorlanan o masun halk adına tepki koymak bir tarafa her şey normalmiş gibi bir ruh hali almış durumda. Aslında tamda burada Zülfi yâre dokunmak gerektiğini düşünüyorum. Ortadoğu’da oynana oyunlar bize göstermiştir ki hiçbir zaman bir araya gelemeyecek ülkeler kendi çıkarları söz konusu olduğunda müttefiki, dost dediği devletleri nasıl sattığına şahit olmaktayız. Bunu yaparken de kendilerine paravan insanlar, örgütler bulup kullanmaktandı geri kalmamaktadırlar. Yıllarca müttefikim dediği devletleri dahi satan bu ülkelerin kullanmaktan çekinmedikleri insanları bir mendil gibi kullanıp bir kenara bırakmaları hiç de zor değil. Yıllarca bu topraklar üzerinde birlikte yaşamış inançta, tasada, kederde sevinçte her şeylerini paylaşmış bu halkların arasını açmak, düşman etmek kendi halklarına yapılabilecek en büyük zulümdür. İş te tam bu noktada insanlar zülfü yâre dokunur gibi, bam teline basacak sorgulamayı yapabilmelidir. Yani yaşam sevinci elinden alınıp giderken sessiz kalınmamalıdır.

Son olarak âşık un maşukuna sevgisini ifade ettiği sözleri hep alınganlık olarak algılayan sevgili gibi bizlerde kendi kendimizin Zülfi yârine dokunmak istedik. Gerçeği bulma adına, sevgi saygı adına, birlik beraberlik adına olsun istedik. Tüm güzel günleriniz aşığın maşukunu sevdiği gibi olması ve alınganlık olmaması temennisi ile sevgi ve saygı ile kalın.

Bu yazı toplam 3104 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum