1. HABERLER

  2. RÖPORTAJLAR

  3. Yrd. Doç. Dr. Ahmet Akbaba ile Röportaj

Yrd. Doç. Dr. Ahmet Akbaba ile Röportaj

12 Haziran 2011’de yapılacak olan genel seçimde AK Parti'den Bitlis milletvekili aday adayı olan Yrd. Doç. Dr. Ahmet Akbaba ile röportaj yaptık. Akbaba, adaylığı hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

A+A-

12 Haziran 2011’de yapılacak olan genel seçimde AK Parti'den Bitlis milletvekili aday adayı olan Yrd. Doç. Dr. Ahmet Akbaba ile röportaj yaptık. Akbaba, adaylığı hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Adilcevaz13.Com:

- Kendinizi Kısaca Tanıtır mısınız?

Ahmet AKBABA:

- 1954 yılında Adilcevaz’da doğdum. İlk ve ortaokulu Adilcevaz’da, öğretmen okulunu Bitlis’te okuyup Ankara da tamamladım. 1974 yılında öğretmenliğe başladım. Bu arada Gazi Eğitim Fakültesi Eğitim Yönetimi Teftişi Ekonomisi ve Planlaması bölümünü bitirerek ilköğretim müfettişliği görevine başladım 6 yıl Bingöl ve Bursa illerinde ilköğretim müfettişliği yaptım.

1994 yılında Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Öğretim görevlisi olarak göreve başladım. Müfettişlik yıllarında Gazi Üniversitesinde MASTER, Öğretim görevliliği sırasında da Atatürk üniversitesinde DOKTORA yaptım. Halen Yrd. Doç. Dr. Unvanıyla EYTEP anabilim dalı başkanı olarak görev yapmaktayım. Evli ve 3 çocuk babasıyım.

Adilcevaz13.Com:

- Siyasete Neden Girdiniz?

Ahmet AKBABA:

- Ben 1974’den beri ülke meselelerine kafa yoran, yazılar yazan, düşünen ve fikir üreten bir insanım. Milletimin derdi benim derdim, sevinçleri benim sevinçlerimdir. Milletimiz 1683 Viyana Bozgunu’ndan beri duraklama ve gerileme süreci yaşayarak 19.902.000 m2 olan vatan toprağından her 50 yılda bir Türkiye büyüklüğünde bir vatan toprağının kaybederek avuç içi kadar Anadolu toprağına sıkışmış kalmıştır. Batılı emperyalistlerden ünlü Makyavel 'Osmanlıyı hedef göstererek bu milleti dışarıdan parçalayamazsınız. Fazla sıkıştırırsanız aslan kesilerek sizi parçalar.' diyerek bu milleti içerden parçalama hedefini göstermiştir.

İngiliz başbakanı Lord Gladson İngiliz parlamentosunda mukaddes kitabımızı eline alarak Türkleri yeniden Orta Asya’nın bozkırlarına sürmek, Hıristiyanlaştırmak veya tarihin milletler mezarlığına gömmek gerektiğini söyleyerek, Şark Meselesi adlı milletimizi imha stratejilerini belirlemişlerdir. Dünya milletleri 800 yıl tarım toplumu 200 yıl sanayi toplumu, son yüzyılda ise bilgi toplumu dönüşüm sürecini yakalamışlardır. Ülkemiz gerek iç, gerek dış tehdit unsurları tarafından sanayi toplumu sürecini tamamlayamadan bilgi toplumuyla karşılaşarak büyük bir şok içine girmiştir. Ülkemiz iç ve dış tehdit unsurlar tarafından sistemli olarak geri bırakılmıştır.

Kurtuluş savaşımızda kan döken Anadolu insanı kuruluş aşamasında ekarte edilmiştir. Devlet, emperyalist güdümlü siyasi localar, basın, medya vb. kuruluşlar tarafından ele geçirilmiştir.

Anadolu kunduz yatağı ve hain ocağı olarak lanse edilmiştir. Ülkemizdeki her milli hamle millet düşmanları tarafından boğulmuş etkisiz hale getirilmiştir. Dün Eskişehir’de ki uçak fabrikamız, Kayseri’deki otomobil fabrikamız, zeytinyağı ihracatımız, bugün ise mühendislerimizin geliştirdiği ileri teknoloji hamleleri karanlık güçler tarafından sabote edilmeye çalışılmaktadır.

Ülkemizde sürekli olarak şark meselesinin uzantıları olan ırkçılık faaliyetleri, İngiliz ajanları (Lavrens, Binbaşı Noel, Alexandır Hepland ve Bozecki gibi) hem Türkçülük hem Kürtçülük faaliyetini aynı anda başlatarak 1500 yıldan beri Orta Asya’dan gelerek bu topraklara yerleşen, buraları vatan edinen aynı kültürün insanlarını ideolojik kamplaşmalar (sağcı- solcu alevi- sunni, Türk-Kürt, irtica) paranoyası üreterek kardeşi kardeşe kırdırmışlardır. Ülkemizin kalkındırılması askeri güce dayandırılmış ekonomi gelişme, yabancı sermayeye bağlanmış askeri ve ekonomik noksanlıklar, ülke coğrafyası kullanılarak güçlü ülkelerle ittifaklar yapılarak korunmaya çalışmıştır. Dış borçlarla güçlendirilmeye çalışılan 'güçlü ordu- güçlü millet' sloganıyla millet ayakta tutulmaya çalışılmıştır.

Millete dayandırılmayan, milleti güçlü olmayan bir ordunun güçlü olması sağlanılmaya çalışılmıştır. Toplumu meydana getiren değerler sistemi sürekli olarak erozyona uğratılmıştır. 'Dert çok, hem dert yok. Düşman kavi, hayat zebun.' demiş atalarımız. Milletin ızdıraplarını duyan, millete hazırlanan tuzakları gören bu kardeşiniz elbette bir aydın olarak milletin gören gözü, düşünen beyni olarak milletine sahip çıkacaktır.

Adilcevaz13.Com:

- Neden AK Parti’yi Seçtiniz?

Ahmet AKBABA:

- Yukarıda bahsettiğimiz tuzakları AK Parti kadroları 2002 de görmüştür. Felakete doğru giden ülkeyi 3 Kasım 2002’ de iktidara geldiklerinde bu felaketi durdurmuş, ülke duraklama dönemine girmiştir.

2007 genel seçimleri ise dünyadaki krize rağmen duraklamanın bitişi; demokratikleşmenin, laikliğin, sosyal hukuk devletinin ve millileşmenin başlangıcı olmuştur. Ülkemiz dünyanın 16. ekonomisi haline gelmiştir. Kişi başına 2400 dolar civarında olan milli gelirimiz 12,500 doların üzerine çıkmıştır. 18–20 milyar dolar olan yıllık ihracatımız 125 ile 130 milyar dolara ulaşmıştır. 23.5 milyar dolar olan dış borcumuz 5,5 milyar dolara düşmüştür. 22 milyar olan hazinedeki paramız 97 milyar dolara civarına ulaşmıştır. Sağlık, ulaşım, eğitim gibi sektörlerde Türkiye tam bir dönüşüm sürecine girmiş, Amerika ve İsrail’den sonra insansız heron benzeri insansız casus uçaklarını üreten konuma gelmiştir. Kontur gerilla gibi derin yapılarla mücadele yolu seçilmiş, Türkiye’yi karanlığa gömen vesayet yönetimlerine son verilmiş, ihtilal ve muhtıra dönemleri kapatılmıştır. Bu nedenle bu güzel çalışmalara, sahip olduğumuz entelektüel kapasiteyi sunmak, millete iz açmak, yol açmak ve yol olmak, için AK Parti’yi seçtim.

Adilcevaz13.Com:

- Neden Bu Dönemi Seçtiniz?

Ahmet AKBABA:

- Bu dönem, inşallah İslam ülkeleri ile kucaklaşacağımız, Türki devletlerle büyük ittifaklar kuracağımız, içte tarihin adil şahitliği ile Kürt sorunu gibi sorunların çözüldüğü milletimizin yeniden şahlanarak dünya insanlığına altın çağını yaşatacağımız, Atatürk’ün belirttiği gibi 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkelerinin hâkim kılınacağı, insanın merkeze konup yüceltileceği yeni bir şahlanış dönemi olacaktır. Bu nedenle bu dönem milletimiz için çok önemli bir dönüm noktasıdır.

Adilcevaz13.Com:

- İlçemizde Şu Algı var; İlçemizden ille de bir Milletvekilimiz olsun. Halkımızın bu ısrarını nasıl buluyorsunuz?

Ahmet AKBABA:

- Adilcevazlı, herhangi bir il milli eğitim müdürü, daire başkanı, genel müdür yardımcısı, genel müdür, müsteşar, müsteşar yardımcısı, tarihimizde milletvekili bakan vb. üst düzey görevlerde bulunan herhangi bir kimse biliyor musunuz? Varsa söyleyin. Bu özlem buradan kaynaklanıyor olabilir.

Adilcevaz13.Com:

- Milletvekili Olamazsanız Bürokraside Görev Almayı Düşünüyor musunuz?

Ahmet AKBABA:

- 2007 seçimlerinde AK Partiden aday adayı oldum seçilemedim. O zamanın Milli Eğitim Bakanı’ndan bana il milli eğitim müdürlüğü veya 5-6 bin dolar maaşlı yurt dışı Eğitim Ataşeliği teklifi geldi, Kabul etmedim. üniversitede ki görevime döndüm. Bugün de seçilmezsem üniversitede ki görevime geri döneceğim. Benim tek sevdam vardır; Aziz ve şerefli milletime hizmet etmek ve milletimin hizmetkarı olmaktır.

Adilcevaz13.Com:

- Sitemizde sizin haberlerinize yoğun bir teveccühün olduğunu yorumlarda görüyoruz. Bu ilgiyi Halkın arasında da görüyor musunuz?

Ahmet AKBABA:

- Evet, fazlasıyla halkımızın teveccühünü ve ilgisini her yerde görüyorum. Bu da benim millete olan sevgi ve saygımın karşılığı olsa gerek.

Adilcevaz13.Com:

- Halkımıza Son Mesajınız Nedir?

Ahmet AKBABA:

- Aziz milletime sevgi ve saygılarımı sunarım.

Adilcevaz13.Com:

- Bize değerli zamanınızı ayırdığınız için Teşekkür ederiz.

Ahmet AKBABA:

- Ben teşekkür ederim.

Bu haber toplam 6500 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
17 Yorum