03 Aralık 2016 Cumartesi
Öğretmenlik - Hamdi Eyigün
Tartışmalı Başkan
Tezek Kokan Köyleri
Terör ve Terörizm
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yöresel Ev Yemeklerinde Hanım Eli Farkı
22 Şubat 2013 Cuma 14:18

Yöresel Ev Yemeklerinde Hanım Eli Farkı

Adilcevaz’da ev yemekleri restoranı açan girişimci Hamiyet Şanlı, gerek ilçe halkının gerek dışardan ilçemize gelenlerin vazgeçilmezi olurken, 4 kadına da iş sahası yarattı.

Salih BEŞKARDEŞ / ADİLCEVAZ - İlçemizde yıllardır Hanım eli ev yemekleri restoran işletmeciliği yapan Hamiyet Şanlı ve mesai arkadaşlarının yaptıkları leziz yöresel yemekler ilçe halkı tarafından büyük ilgi görüyor.

Hamiyet Şanlı Sitemize yaptığı açıklamada; "2008 yılından beri ilçemizin ve bölgemizin yöresel ev yemekleri adı altında müşterilerimize hizmet etmekteyiz. Kendi imkanlarımla hiçbir kredi kullanmaksızın açtığımız restoranımızda kendimle beraber bu işe gönül vermiş olan 4 bayan mesai arkadaşlarımla birlikte yöremizin yemeklerini müşterilerimizin beğenisine sunuyoruz. Eskiden bayan arkadaşlarımızın işletme çalıştırma cesaretleri pek yoktu. Açmış olduğumuz bu restoranla birlikte Adilcevaz'da öncü olduğuma inanıyorum. İlçemizde bugün bazı işyerlerinde bayan arkadaşlarımızın çalışmalarını görmekten mutluyum." dedi.

İşyerinde Adilcevaz'a özgü yöresel yemeklerin yanında yeni tarifleri de sunduğunu dile getiren Hamiyet Şanlı, "Ben bu işe başlarken ilçemizin kendine has yöresel ev yemeklerinin tanıtımı adına bu işe atıldım. İlçemiz insanı olsun, kamu çalışanları başta olmak üzere dışarıdan gelen yabancı müşterilerimiz olsun bunların yanı sıra yol güzergahından geçen yolcu müşterilerimiz işyerimizde yöresel ev yemeklerinin tadına varıyorlar. Böylece bizde ilçemizin tanıtımı ile birlikte yöresel ev yemeklerimizi tanıtmanın mutluluğunu yaşıyoruz." dedi.

Hamiyet Şanlı ev yemekleri restoranında devamlı olarak içli köfte, mantı, saç tava, alabalık, mercimek çorbası, tavuklu yemekler, sebzeli ve sulu yemeklerin yanı sıra sabah kahvaltısında çeşitli kahvaltı türlerinin bulunduğunu belirterek, 
restoranda her çeşit el yapımı yerli karadut reçeli, kayısı reçeli, Kuşburnu ve ayva marmelatı bulunduğunuda sözlerine ekledi.

dsc_0008.20130221231937.jpg
dsc_0005.20130221232046.jpg
dsc_0003.20130221232140.jpg

www.adilcevaz13.com

Bu haber toplam 2371 defa okunmuştur
YORUMLAR
siirt
metin
evet 4 yıldır siirten defalarca adilcevaza geldim gercekten cok nezik tatlı bir mekan tabiki yemeklerde bi o kadar leziz . herşey gönlünüzce olsun
26 Şubat 2013 Salı 15:04
başarılar
Nusret GÜNAY
Ellerinize sağlık Adilcevazın gururları, bol kazanaçlar. Allah işlerinizin bereketini artırsın
24 Şubat 2013 Pazar 23:21
SÜREKLİLİĞİNİ DİLERİM
Aytaç AKSOY
Yöresel yemeklerimizi en Güzel şekilde Adilcevaz da Tüm Adilcevazlılara ve Adilcevaz'a Gelen Misafirlerimize En Güzel şekilde Sunan Değerli Hamiyet ŞANLI Ablama Bir Adilcevaz'lı olarak Şükranlarımı Sunuyorum....
Bol kazançlı Olması Dileği ile....
24 Şubat 2013 Pazar 22:22
SON YORUMLAR
Yazan: Doç.dr. Dr. Mustafa Atlı
Yazan: Cemal
Hocam ağzınıza ve yüreğinize sağlık. Bir öğretmeni değil bir meleği tanımlamışsınız. Gerçekten hangi mesleği icra ederseniz edin, esas gayenize uygun yaşarsanız insan olsanız da üstünlükte melekleri bile geçebilirsiniz.
Sizin yazınız üzerine hatıralarım canlandı. Birkaç öğretmen davranışıyla geçmişi yad! edelim.
Eti senin kemiği benim dönemleri idi. O zamanlar velisi olması hasebiyle buna kısmen hakkı olduğu düşünülebilen babasından bile işitmediği azarı, yemediği dayağı öğretmeninden işitir yerdi öğrenciler. Bu durum garipsenmez, genel kamuoyu bunu hatta doğru ve gerekli görürdü.
İlk okul 4 ncü sınıfta 9-10 yaşlarında bir sabi iken öğlenci olduğum okula biraz geç gitmiştim. Öğretmenimiz! ile o gün yeni tanışacaktık. Sen misin derse geç gelen. Yaş söğütten bir çubuk ile iki elin avuçlarına sertçe ve insafsızca vurularak yediğim dayağı hiç unutur muyum? Bu muamele hayatımda bana olumlu hiç bir şey öğretmedi. Sadece o öğretmeni hep böyle olumsuz hatırlarım. Bana öğrettiği şey var mı inan hiç sanmıyorum.
Ortaokul yıllarında uzamış saçları sıfıra vursan bile izi geçmeyecek şekilde herkesin içinde koyun kırkar gibi makasla kesen idealist! öğretmenlerle de karşılaştık, karete ve tekvando bilgilerini, savunmasız öğrenciler üzerinde deneyenlerle de. Bugün 30-40 yaşlarının üzerindeki anne ve babaları, bu tip öğretmenler yetiştirdi. Ancak, bereket ülkede hukuka, adalete, bilime, insan hak ve hürriyetlerine inananlar da var mış ki, öğretime yönelik alınan tedbirler soncunda o dönemlerde hiç te azımsanamayacak kadar çok olan bu tür uygulamaların sonu gelmek üzere. Tükendi diyemem zira, halen sabilere iki harf öğretecek diye onlara hakaret eden döven tiplerle karşılaşmak mümkün.
Kısaca herkes sadece vazifesini yapsın. Öğretmen de sadece öğrencisine öğretmesi gereken bilgileri tam ve zamanında öğretsin yeter. Eğiteceğim diye bir öğretmen çocuğun ana-babası yerine geçmesin. Ana-babanın, çevrenin, Toplumun çocuğu eğitmeye dönük vazifelerini üstlenmesin. Zira bütün bu yükü taşıyamaz. Ana-babanın bile çocuğuyla ilişkisinde dikkat ettiği sınırları, ana-baba yerine geçip aşmasın. Öğrenciyi yaşı ne olursa olsun bir birey olarak görsün. Ona sanki okuldaki bir başka öğretmene, müdüre, veliye, sokaktaki bir yetişkine hitap ettiği gibi saygılı ve kibar bir şekilde hitap etsin. Ona bir birey olduğunu hissettirsin yeter. Bir akademik yıl sonunda o öğrenci, o dönemde öğrenmesi gereken bilgiyi öğrenmiş mi, önemli olan budur. Öğretmenlik vazifesinin sınırı aşılırsa o zaman sorunlar başlar. Eğitim işi de önce ailenin eğitimiyle olmalıdır. Ailenin eğitimi, her şeyi yaparım diyenlerce değil, eğitim işinde uzman olanlarca yapılması gereken planlı ve proğramlı bir iştir. Bu husus öğretmenleri aşar. Aileler eğitildikte çocuklar da eğitimli olarak öğretime başlar. Vesselam.
Yazan: Özcan BEŞKARDEŞ
Yazan: Mithat köse