03 Aralık 2016 Cumartesi
Öğretmenlik - Hamdi Eyigün
Tartışmalı Başkan
Tezek Kokan Köyleri
Terör ve Terörizm
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yeşilkart Başvurusu İçin Gerekli Evraklar
23 Eylül 2010 Perşembe 22:46

Yeşilkart Başvurusu İçin Gerekli Evraklar

Yeşilkart Başvurusu İçin Gerekli Evraklar ve yapılması gereken işlemler...

Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Devlet Tarafından Karşılanması ve Yeşil Kart Uygulaması Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kimlerin Yeşil Kart talebinde bulunacakları aşağıya çıkartılmıştır.

1- Hiçbir sosyal güvenlik kurumunun güvencesi altında bulunmayan ve bu Kanunun öngördüğü usul ve esaslar çerçevesinde aylık geliri veya aile içindeki gelir payı 1475 sayılı İş Kanununa göre belirlenen asgari ücretin vergi ve sosyal sigorta primi dışındaki miktarının 1/3' ünden az olan vatandaşlar,

2- Özel kanunlarla sağlık hizmetlerinden ücretsiz faydalanması öngörülen vatandaşlar, ( Örneğin 2022 sayılı Kanundan yararlananlar)

Başvurular ikametgahları merkez ilçede ise Valiliğin, diğer ilçelerde ise Kaymakamlıkların belirlemiş olduğu Yeşil Kart bürolarına yapılır.

Aynı hane halkından Yeşil Kart talep edenlerin aynı form ile başvuruda bulunmaları asıldır.

Aynı hanede yaşayanlardan biri veya bir kaçı Yeşil Kart talep etmemiş olsa bile, hane halkının tamamı formda gösterilir.

Başvuru, velayet veya vesayet altında bulunan kimseleri de kapsıyorsa, bu kişiler adına kanuni temsilci olarak başvuruda bulunulduğu bildirilir.

Aynı form ile yapılan Yeşil Kart talepleri, hane halkından hane halkı reisi dışında kalan reşit kimseleri de kapsıyor ise, formun beyan, talep ve taahhüdü gösteren bölümü, isimleri ayrı ayrı gösterilerek bunlar tarafından da imzalanır.

Yeşil Kartın kayıp veya zayi edilmesi halinde yahut sevk zincirinin değişmesini gerektiren hallerde Yeşil Kart ve Yeşil Kart Sağlık Cüzdanı, ilgililerin talebi üzerine, Yeşil Kart Uygulaması Kayıt Defteri ve Yeşil Kart Bilgi ve İşlem Dosyası'ndaki bilgiler esas alınarak, tekrar verilir. Verilen sağlık hizmetleri sebebiyle sayfalarının tükenmesi halinde, Yeşil Kartın ibrazı ve Cüzdan'ın geri verilmesi şartı ile, yeniden verilmiş olduğu Cüzdan'ın fotoğraflı sayfasına işlenerek ve ilgilinin Yeşil Kart Numarası aynen korunarak, yeni Cüzdan tanzim edilir.

Bu haber toplam 5847 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SON YORUMLAR
Yazan: Doç.dr. Dr. Mustafa Atlı
Yazan: Cemal
Hocam ağzınıza ve yüreğinize sağlık. Bir öğretmeni değil bir meleği tanımlamışsınız. Gerçekten hangi mesleği icra ederseniz edin, esas gayenize uygun yaşarsanız insan olsanız da üstünlükte melekleri bile geçebilirsiniz.
Sizin yazınız üzerine hatıralarım canlandı. Birkaç öğretmen davranışıyla geçmişi yad! edelim.
Eti senin kemiği benim dönemleri idi. O zamanlar velisi olması hasebiyle buna kısmen hakkı olduğu düşünülebilen babasından bile işitmediği azarı, yemediği dayağı öğretmeninden işitir yerdi öğrenciler. Bu durum garipsenmez, genel kamuoyu bunu hatta doğru ve gerekli görürdü.
İlk okul 4 ncü sınıfta 9-10 yaşlarında bir sabi iken öğlenci olduğum okula biraz geç gitmiştim. Öğretmenimiz! ile o gün yeni tanışacaktık. Sen misin derse geç gelen. Yaş söğütten bir çubuk ile iki elin avuçlarına sertçe ve insafsızca vurularak yediğim dayağı hiç unutur muyum? Bu muamele hayatımda bana olumlu hiç bir şey öğretmedi. Sadece o öğretmeni hep böyle olumsuz hatırlarım. Bana öğrettiği şey var mı inan hiç sanmıyorum.
Ortaokul yıllarında uzamış saçları sıfıra vursan bile izi geçmeyecek şekilde herkesin içinde koyun kırkar gibi makasla kesen idealist! öğretmenlerle de karşılaştık, karete ve tekvando bilgilerini, savunmasız öğrenciler üzerinde deneyenlerle de. Bugün 30-40 yaşlarının üzerindeki anne ve babaları, bu tip öğretmenler yetiştirdi. Ancak, bereket ülkede hukuka, adalete, bilime, insan hak ve hürriyetlerine inananlar da var mış ki, öğretime yönelik alınan tedbirler soncunda o dönemlerde hiç te azımsanamayacak kadar çok olan bu tür uygulamaların sonu gelmek üzere. Tükendi diyemem zira, halen sabilere iki harf öğretecek diye onlara hakaret eden döven tiplerle karşılaşmak mümkün.
Kısaca herkes sadece vazifesini yapsın. Öğretmen de sadece öğrencisine öğretmesi gereken bilgileri tam ve zamanında öğretsin yeter. Eğiteceğim diye bir öğretmen çocuğun ana-babası yerine geçmesin. Ana-babanın, çevrenin, Toplumun çocuğu eğitmeye dönük vazifelerini üstlenmesin. Zira bütün bu yükü taşıyamaz. Ana-babanın bile çocuğuyla ilişkisinde dikkat ettiği sınırları, ana-baba yerine geçip aşmasın. Öğrenciyi yaşı ne olursa olsun bir birey olarak görsün. Ona sanki okuldaki bir başka öğretmene, müdüre, veliye, sokaktaki bir yetişkine hitap ettiği gibi saygılı ve kibar bir şekilde hitap etsin. Ona bir birey olduğunu hissettirsin yeter. Bir akademik yıl sonunda o öğrenci, o dönemde öğrenmesi gereken bilgiyi öğrenmiş mi, önemli olan budur. Öğretmenlik vazifesinin sınırı aşılırsa o zaman sorunlar başlar. Eğitim işi de önce ailenin eğitimiyle olmalıdır. Ailenin eğitimi, her şeyi yaparım diyenlerce değil, eğitim işinde uzman olanlarca yapılması gereken planlı ve proğramlı bir iştir. Bu husus öğretmenleri aşar. Aileler eğitildikte çocuklar da eğitimli olarak öğretime başlar. Vesselam.
Yazan: Özcan BEŞKARDEŞ
Yazan: Mithat köse