31 Temmuz 2016 Pazar
Bayrağa Uzanan Eli Millet Kıracak - Burhan ŞAHİNER
Memleketine Sahip Çık
Asrın Ebabilleri Yendi
15 Temmuz Darbe Girişimi Üzerine

Namaz Vakti

banner_yatsi.20100907204645.jpg

NAMAZ NASIL KILINIR (Resimli)

Namzaz kılınışını öğrene bilmek için sabah namazının sünnetini ele alalım.

Sabah namazının sünneti şöyle kılınır;

Abdest alınır. Kıbleye dönülür. "Niyet ettim Allah rızası için sabah namazının sünnetini kılmaya" diye niyet edilir ve tekbir alınır.

 

Erkeklerde Tekbir:Parmaklar açık ve kıbleye dönük olarak, eller kulak hizasına kadar kaldırılır. Baş parmaklar kulak yumuşaklarına değer. Ayak parmakları dört parmak kadar açılır. Vücut dik. "Allâhu Ekber" diye tekbir alınır. Bayanlarda Tekbir: Ellerini omuz hizalarına kadar kaldırırlar. Eller göğüs üstünde. Ayaklar birbirine bitişik. Vücut dik. Gözler secdeye bakar. "Allâhu Ekber" diye tekbir alınır.

Namazda okunan duâ ve tekbirler sessiz okunur. Yalnız imam, sabah, akşam, yatsı ve cuma namazlarında sesli okur.

Erkeklerle bayanların namazda okuyacağı duâlarla, yapacağı niyetler aynıdır.

 

Erkeklerde Kıyam: Kıyamda erkekler sağ elin baş parmağı ile küçük parmağının sol elin bileğini kavrayacağı şekilde bağlarlar ve göbeğin altına koyarlar. Vücut dik. Gözler secdeye bakar şekilde kıraat'a hazır dururlar. Bayanlarda Kıyam: Kıyamda bayanlar sağ elin avucunu sol elin üstüne gelecek biçimde ve her iki elin parmaklarınıda bitişik şekilde göğüsün üstünde tutarlar. Vücut dik. Gözler secdeye bakar şekilde kıraat'a hazır dururlar.

Sabah namazının sünnetinin ilk rek'atında kıraatta erkeklerde bayanlarda evvela Süphaneke duasını okur ondan sonra eûzü besmele çekerek yani, "Euzü billahi mineş-şeytânir-racîm. Bismillâhirrahmanirrahim" der. Fatiha sûresini sonuna kadar okur, âmin der daha sonra bildiği kısa bir sûre veya kısa üç âyet veya uzunca bir âyet okur. Ellerini yana salıverip "Allâhu Ekber" diye rukû'e varır.

 

 Erkeklerde Rukû: Rukû'da erkekler avuçlarıyla diz kapaklarını tutup sırtını ve belini dümdüz eder.  Bayanlarda Rukû: Rukû'da bayanlar her iki elin parmaklarınıda birleştirip parmaklarının uç kısımları diz kapaklarına deyecek şekilde erkeklerdeki gibi tam doksan derece eğilmeden hafif eğilerek dururlar. 

Rukû da iken üç kere "Sübhane Rabbiyel Az'im" dedikten sonra "Semi âllahü limen hamide" diyerek doğrulur (Bu şekildeyken eller kıyamda olduğu gibi bağlanmaz vücutun yanında serbest halde durur.) ve "Rabbena lekelhamd;" dedikten sonra "Allâhu Ekber" diyerek secdeye gider.

 

Erkeklerde Secde: Secdeye giderken önce dizler, sonra eller, sonra alın ve burun yere konur. El ve ayak parmakları kıbleye doğru çevrilir. Baş eller arasında. Burun ve alın yere değer. Dirsekler yere ve vücuda, karında oyluklara değmez. Topuklar bitişik. Gözler açık ve burun şişiklerine bakar. Bayanlarda Secde: Secdeye giderken önce dizler, sonra eller, sonra alın ve burun yere konur. Baş eller arasında. Burun ve alın yere değer. Dirsekler yere ve vücuda bitişik, oyluklar da karına yapışık. Ayak üstleri yere değer ve her ikiside sağa çıkarılmış durur. Gözler açık ve burun şişiklerine bakar.

 Secdede, üç kere "Sübhane Rabbiyel âlâ" denir. Sonra "Allâhu Ekber" diyerek secdeden başını kaldırır ve iki secde arasında en az bir kere "Sübhanellah" diyecek kadar durulur. Tekrar "Allâhu Ekber" diyerek ikinci secde aynen ilkinde olduğu gibi yapılır. İkince secde sonunda "Allâhu Ekber" diyerek ikinci rek'ata kalkılır.

İkinci rek'atta da kıyamda erkeklerde bayanlarda birinci rek'atta olduğu gibi ellerini bağlar. Kıraatta bu kez yalnız besmele yani "Bismillâhirrahmanirrahim" der. Ardından Fatiha sûresini sonuna kadar okur, âmin der daha sonra bildiği kısa bir sûre veya kısa üç âyet veya uzunca bir âyet okur. Ellerini yana salıverip "Allâhu Ekber" diye rukû'e varır. Önceki gibi rukû yapar. "Allâhu Ekber" diye secdeye varır. Önceki gibi secde yapar ve "Allâhu Ekber" diyerek son oturuşa oturur.

 

Erkeklerde son oturuş: Son oturuşta eller dizler üstünde, parmaklar az açık. Sağ ayak dik ve parmakları kıbleye doğru. Sol ayak yere döşenmiş ve üzerine oturulmuş gözler dizlere bakar.  Bayanlarda son oturuş: Son oturuşta eller dizler üstünde serbest. Ayakların her ikiside sağa çıkarılmış. Ayaklar üzerine değil, yere oturulur. Gözler dizlere bakar.

Bu oturuşta "Et-tahıyyatü, Allahümme salli, Allahümme bârik, Rabbenâ" duâları okunur. 

 

Dualar bittikten sonra, baş sağ tarafa çevrilerek, "Esselâmü aleyküm ve rahmetüllah" deyip sağ tarafa selam verilir. 

 

 Sonrada sol tarafa çevrilerek, "Esselâmü aleyküm ve rahmetüllah" diye sol tarafa selam verilir. Bu şekilde namazdan çıkılmış olunur.

 

Selam verildikten sonra "Allâhümme ente's-selâmü ve minke'sselâm. Tebârekte yâ ze'l-celâli ve'l-ikrâm" denilir ve namaz bitmiş olur.

Sabah namazının farzıda aynen sünneti gibi kılınır. Fakat niyet farklıdır kıbleye doğru dönülür "Niyet ettim Allah rızası için sabah namazının farzını kılmaya" diye niyet edilir. Ayrıca erkekler farz namazlarında niyetten önce kâmet getirirler.(Sünnette getirmezler.)

Dört rek'atlı namazlar da aynen iki rek'atlı namazlar gibi kılınır. Fakat dikkat edilmesi gereken bir kaç husus vardır. Örneğin, öğle namazının ilk süneti kılınırken,  ikinci  rek'atta oturduktan sonra "Et-tahıyyatü" okur ve selam verilmeden "Allâhu Ekber" diyerek ayağa kalkılır. Böylece üçüncü rek'ata geçilmiş olur. Üçüncü ve dördüncü rek'at da aynen ilk iki rek'at gibi kılınır. Tek fark üçüncü rek'atta , ikinci rek'attaki gibi sadece besmele çekilmesidir. Yani birinci rekatta okunan suphaneke ve eûzü  besmele, ikinci, üçüncü ve dördüncü rek'atta okunmaz. Dördüncü rekatın sonunda oturulup "Et-tahıyyatü, Allahümme salli, Allahümme bârik, Rabbenâ" duâları okunur ve sonra selam verilerek namazdan çıkılır.

SON YORUMLAR
Yazan: Recai Karahan
Saygıdeğer Adilcevazlılar,

Annem ve babamın adını taşıyan yurda el konulduğunu öğrenmiş bulunuyorum. Dört yıldır yaşadığım olumsuzluklarla mücadele etmekte olduğum hepinizin malumudur. Hamd olsun yaşatana, hamd olsun yaşadıklarım karşısın da direnme gücü verip, sabretmemi sağlayana... İnşa'Allah sonuna yaklaştım.

Kur'an ile gerçek mana da, tanıştığım günden beri sadece Allah rızasını kazanma uğraşı içinde olmuş ve öylede yaşamışım. Bundan sonra da her kim ne derse desin... Her ne olursa olsun beni bu yaşam tarzımdan bir adım bile geri attıramayacaktır. Bilir ve inanırım ki, "Allah'a güvenip dayananlar korkuyu tatmayacaklardır. Mahzun ve mahcup olmayacaklardır. Kazanan da onlar olacaklardır."

Sevgili kardeşlerim... Bugüne kadar yaptığım faaliyetlerin hiç birinden ne pişmanlık ne de mahcubiyet duymuyorum… Hiç keşke demedim. Tam tersine “Allah’ım yaşattığın bütün zamana ve faaliyetlerine hamd olsun.” Demişimdir.

Mehmet Kamile Karahan öğrenci Yurdunun oluşması nasıl oldu? Zamanın Akparti Milletvekili(Eski bakan) Bitlis valisi, Adilcevaz Kaymakamı ve Belediye başkanlarının katıldığı Yurdun açılış programın da açıklamıştım. Bir kez daha yazmak durumundayım af edin lütfen…

Çarşıda kalabalık halde dostlarla oturuyorduk, yaşlı olan amcamız yanımıza geldi. Benimle konuşmak istediğini söyleyince kalktım. "Bizim komşunun evinde kız öğrencilerle erkek öğrenciler aynı evde kalıyor" dediğinde dehşete kapılmıştım. Hemen araştırdım, ev verilmediği için öğrenciler ayrı ayrı kapılardan girseler de aynı bahçeye açılan evde kalıyordu. Zamanın kaymakamı Ömer Faruk Bey, Belediye başkanı Selim Arışbaş'ı, haberdar ettim. Kaymakam bey "Yurt yapımı için müracaatlarının olduğunu fakat yatırım programına alınmadığı" devlet adamına yakışır şekilde izah etti.

"İnşa'Allah ben yapacağım." dedim ve harekete geçtim. Arsayı babam bağışladı binanın yapım giderlerinin tamamına yakınını ben karşıladım. Devreye giren cemaat mensubu tanıdıklar vasıtasıyla, bu işlerin işletmeciliğini iyi yaptıkları iddia edilen ve o günlerde oldukça revaçta olan cemaate... Yetkililerin de onayını alarak tapuyu olduğu gibi devrettik.

Cemaatle başkaca ilişkim olmamıştır. Hatta verdiğim öğrenci burslarını, dağıttığım ramazan erzaklarını kendilerin vasıtasıyla dağıtmasını yönünde telkin ve tekliflerde bulunmuşlarsa da, tarafımdan reddedilmiştir.

Sadece zavallı kul alan ben, insanımıza hep yakın yaşadığımın bilindiğini de bilmekteyim. Adilcevaz da, her mahalle de, her köyde yaşayan insanlarımıza aynı duygu ve yakınlık içinde olduğumu bilmektesiniz. Siyasetten uzak durduğum da hafızalarınızda saklıdır. Adilcevaz da, bütün kurumlara, derneklere, cemaatlere aynı mesafede olduğumu ve bu yerlere ziyaretlerimi, desteklerimi… Sorunların çözümü konusunda ataklığımı da yine Adilcevaz da yaşamakta olan herkes inanmaktayım ki, şahitlik edeceklerdir.

İslam, kalpte tasdik, dilde ikrar, yaşam da tatbikatla yaşanabilir. Yurdun yanındaki, Mehmet ve Kamile Karahan İlk Öğretim okulunun yapımında veya başka bir kurum binasının yapılmasına yaptığım katkılardan nasıl pişmanlık duymuyorsam… Mehmet Kamile Karahan Öğrenci Yurdunun yapım aşamasında yaptıklarım dan da pişmanlık duymuyorum. Ayrıca bu konu da geçmişte barınmış olan birçok gencin velilerinden dua ve teşekkür aldığımda hala kulaklarımın dibinde asılı durmaktadır.

Yine zamanın Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül tarafından bizat’i tebrik almış Zat-ı Alilerini telefonla babam ile görüşmelerini sağlamıştım.

Eğer yurdu üzerine emanet alanlar; zamanla cemaat olmaktan çıkmış Paralel Devlet Yapılanması (PDY) haline dönüşmüş… Devlete, millete karşı tavır içine girmiştir... Ayıp etmişlerdir, devlete ve millete karşı suç işlemişlerdir ve günahkârdırlar. Buna da benim ve ailemin yaptıkları sebep değildir.

Eğer yurt için yanlış yapmışsam, Milli Eğitim'e okul yeri, Polis'e yaptığım Polis evi(Arsayı ve var olan binayı Süleyman Altay vermiş binanın tadilatının yapımının ekseriyeti tarafımdan karşılanmıştır.) v.b konusunda da yanlış yaptığım anlamı çıkar ki... Bu da insanları hayır yapma konusunda yılgınlaştırır.

Ayrıca inançlarımızda geleneklerimizde ve yasalarımızda suç ve kabahatler şahsidir; şahıslara aittir. (Ör: Hz Nuh ve oğlu, Hz İbrahim ile babası, Hz Lut ile karısı) “Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı da yine kendisinedir.”Sure-İ Bakara 286.Ayet. Ayetten anlaşılacağı üzere inandığım odur ki, yaptıklarımız ilahiyatta kayıt altına alınmıştır. İnşa’Allah Es Semi ve El Basir olan Rabb’ımız bizi af eyler, merhamet eder, bizden razı kalır.

PDY veya eski adıyla cemaat yanlış yaptı diye inançlarımdan veya Allah’ı razı etme çabalarımdan vaz geçecek değilim. İnşa'Allah yaşadığım sıkıntılar tez zamanda biter de kaldığım yerden devam ederim.

Sevgili dostlar,

Allah'ı ve insanı sevdiğini söylemek çok kolay. Allah'a güvenip dayanmak ise yürekten akıp gelendir! Allah'ı çıkarsız ve hesapsız sevmek ise yiğit yüreklere sahip olanların işidir.

O yiğit yürekler Allah'ı, hissederek yaşayanlardır. Allah'ın sevdikleri de; o, yiğit yüreklilerdir.

Allah yolundan dönmeyi, gerilemeyi düşünürsem... Bir an bile şüpheye düşersem Rabb’ım beni helak etsin inşa'Allah.

Allah izniyle, bu günleri de aşacağız. Devleti ve milleti bölmeye çalışanlara, halka mermi sıkanlara dün de karşı durduk, bugün de karşı durulduğundan eminim... Sizler de emin olun lütfen!..

Yakın zamanda görüşmek üzere, inşa'Allah.

Saygı ve selamlarımı sunuyor, sağlıklar diliyorum. Muhabbetle kalın inşa'Allah.

Recai Karahan

Evladınız.