1. YAZARLAR

  2. Yavuz BEŞKARDEŞ

  3. Vefa ve Ahde Vefa
Yavuz BEŞKARDEŞ

Yavuz BEŞKARDEŞ

İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ
Yazarın Tüm Yazıları >

Vefa ve Ahde Vefa

A+A-

Günümüz dünyasında ilişkilerin, muhabbetin, sosyal yaşantıların farklılık arz ettiği bir dünyada bizim yazdıklarımızın ne kadar kıymeti har biyesi var onu bilemiyorum. Bizler belki de birilerinin gönül dünyasına hitap eder misali elimizden geldiği kadarı ile bir şeyler yazmaya gayret ediyoruz. Bu bağlamda ne olursa olsun toplumsal yaşamımızda vuslat bulmuş bazı değerler üzerinde görüş ve düşüncelerimizi kaleme alırken yaptığımız hatalarda dağıldığımız noktalarda okurlarımızın engin hoş görüşüne sığınmak istediğimizi belirtmek istiyorum.

Bu yazımızda da dostluk deyince akla gelen ilk anlam olan vefa üzerinde durmak istiyorum. Yaşadığımız çağda moderni tenin gereği her şeyin maddiyetle, mevki-makam, gösteriş v.b. gibi değerlerle ölçülür bir durum olsa da yine de kayıp olmayan dostluklar adına bir şeylerin mutlaka saf ve temiz yüreklerde var olduğunu biliyor ve his ediyoruz. O halde şöyle bir soru karşımıza çıkabilir. Vefalı insan kimdir? Vefalı İnsan; ’Görülen iyilikleri unutmayan, yapılan iyiliklere misli ile karşılık veren ve vermeye devam eden insandır.’’ Öyle ise vefalı olma hali adam gibi adam olmayı gerektiren bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır.

Vefanın karışlığı olan vefasızlık ise günümüzde en çok yakındığımız şey olsa gerek. Aslında vefasızlık yapanın kendisini dost bildiğimiz, birçok iyilik yaptığımız, birçok şeyi paylaştığımız insandır. Bu da bize ‘’vefasız dost, vefasız insan ve vefasız dünya’’ gibi terimleri kullanmamıza sebep olur. Aslında vefasız olan dünya değil insanın ta kendisidir. Yani insanın dışındaki her şey vefalıdır. İnsanın değeri vefalı oluşu ile anlam kazanır. Bildiğimiz üzere maddenin en değerlisi altın olduğuna göre insanın en değerlisi de mutlaka vefalı olandır. Mevlana ne güzel demiş; "Yaşam gülmeyi, sevgi hak etmeyi, vefa unutmamayı, dostluk sadık kalmayı bilenler içindir." Mevlana’nın deyişi ile hayatı ve yaşamayı anlamlı kılacak en güzel şeyin gülmek olduğu, sevgi hak edilmedikçe bir anlam ifade edemeyeceği, vefalı olmak ise yapılan iyilikleri unutmamayı, dostluk ise kara toprak misali sadık olmayı gerektiren bir durum olarak önümüze çıkmaktadır. Yine Hz. Ali’nin söylediği gibi; "Kimse bana vefa göstermese de ben vefa göstermeye devam edeceğim.’’ Bu söz ile de önemli olan vefasızlık karşısında dahi vefalı olabilmektir. İşte bu insanın iç dünyasında kavrulması, manevi dünyasında pişmesi halidir.

Vefalı lığı dinimiz açısından ele alacak olursak bilindiği üzere Allah insanların birbirlerine iyilik yapmalarından hoşlanır. En büyük vefakârlığın yaratanı tanıma, ona kulluk etme, verdiği nimetlere şükür etme, yaratılanı yaratandan dolayı sevmektir. En büyük vefasızlık ise ve nankörlük ise kulun Rabbini inkâr etmesi ve onun yüceliğini tanımamasıdır. Allaha vefalı lığını gösteren insan onun en güzel varlığı olan kullarında vefalı olmayı gerektirir. Toplumsal yaşantımız acısından da birbirlerine karşı vefalı olan insanlar dostlukların devamını sağlaması bakımından sosyal dayanışmayı daha güçlü kılar hale getirecektir.

Vefakârlığın en güzel örnekleri peygamberimiz(s.a.s) de görülmektedir. Peygamberimiz bir hafta süt emziren Ümmü Eymeni, yıllarca kendisine bakan sütannesi Halime’yi, sütkardeşi Şeyma’yı ömrü boyunca hiç unutmamıştır. Mekke müşriklerinin zulmünden kaçanlara kucak açan Habeş Necaşi’nin yıllarca yâd etmiştir. Yıllar sonra Habeş Necaşi’nin oğlu Medine’ye geldiğinde peygamberimiz babasına hürmetle ona kendi eli ile biz zati hizmet etmiştir.

Verilen söz ve anlaşma gereği olan ahde vefa ise İslam ahlakının en önemli unsurlarından biridir. O halde cemiyet hayatımızda verilen sözlerde antlaşmaları yerine getirmek ahde vefanın gereğidir. Verilen sözleri tutmamak münafıklığın üç alametlerinden bir olarak sayılmış ve Müslümanlar bundan sakındırılmıştır.

Vefa ve ahde vefa ile ilgili Yüce rabbimiz kuranı kerimde şöyle buyurmaktadır: Enfal-27 – Ey iman edenler! Allah’a ve Resulüne (vefasızlık edip de)hıyanet etmeyin, bile bile aranızdaki emanetlerinize de hıyanet etmeyin.

Fetih-10 – Sana biat edenler, gerçekte Allah’a biat etmektedirler. Allah’ın eli, hepsinin ellerinin üstündedir. Kim sözünden dönerse, kendi aleyhine olarak döneklik eder. Ama kim Allah’a verdiği sözünde durursa, Allah ona pek büyük mükâfat verir.

Ahid, kayıt altına alınmış sözlü veya yazılı anlaşma demektir. Dikkate alınıp uyulması gereken sözlere ve belgelere ahid denir. Akid kelimesi de aynı manayı taşımaktadır. ’Vefa’’ ve ‘İfa’’ ise ahdin icabını bütünüyle yerine getirmektir. Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellam Allah Teâla nın: Beni kıyamet gün şu üç ( kısım) insanın düşmanıyım. ’’buyurduğunu bildirmiş, ilk olarak da’’ Allah adına yemin ettikten sonra sözünden cayan kişiyi zikretmiştir(Buhari, buyu 106). Başka bir hadisi şerifinde de böyle kimselerin kıyamet gününde karşılaşacakları acı manzarayı şöyle tavsir etmiştir: ’’ Kıyamet günü, ahdine vefa göstermeyen kimselerin arkasında bir bayrak bulunacak ve vefasızlığı ölçüsünde o bayrak yükselecektir.’’(Müslimicihad,15) Yine bir hadis şeriflerinde:’’ Allah’ım! Ben senin kulunum. Gücüm yettiği kadar ahdına ve vadine sadakat gösteriyorum!’’(Buhari, Deavat 16)

Yozlaşmanın en yüksek düzeyde olduğu bu gün toplumuzda vefaya, dostluğa, muhabbete, birbirine saygı duymaya ne kadar çok ihtiyaç olduğu açık seçik ortadadır. Etrafımızda ne kadar vefasızlık örneği ile karşı karşıya kalsak da, kalplerimizin huzurlu, dostluklarımızın kalıcı ve hayatımızın anlamlı olmasını istiyorsak vefalı olmayı kendimize şiar edinmeliyiz.

Son söz olarak da Yüce Rabbim bizleri hem kendisine hem de kullarına verdiği sözleri tutan ve vefadan ayırmayan kullardan eylesin.

Bu yazı toplam 3775 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.