1. YAZARLAR

  2. Ethem BABRAK

  3. Vallahi Mesulsünüz
Ethem BABRAK

Ethem BABRAK

Radyo Televizyon Öğretmeni
Yazarın Tüm Yazıları >

Vallahi Mesulsünüz

A+A-

“Ne iş olursa yaparım”

“Asgari ücret tam benlik”
“Fazla mesai de yaparım ve mesai ücretini de istemem” demesi lazım.

Demezse olmaz! Çok zor…

“Tanıdık” bulması lazım, (Referanslar çok çok önemli. Onlar yoksa senin 10 parmağındaki 20 marifetin çoğu zaman boşa…)

“Şanslı” olması lazım, (Hem de baya şanslı …)

“Şansını zorlayarak araması” lazım,

“Seyahat engeli” olmaması lazım,

“Prezentabl” (Son zamanlarda eleman arayan işverenlerin vazgeçilmezi…) Yani “sunulabilir olmak” ki bu da tam karşılamıyor! (Dahasını varın siz araştırın…)

Deneme süresince kibarca “Gönderilmeyi” göze alması lazım…

“Yüksek Lisans” yapmış olması lazım…

“En az lise mezunu” artık o da yetmiyor!

“Üniversite mezunu” olması lazım…

“Diksiyonu düzgün” olması lazım…

“Deveye hendek atlatması” lazım, ki bu koşul belki de en aranan özelliklerin en önemlisi…

Lazım da lazım…

***

Yukarıdaki bu sözler bilmem ki yeterince bir şeyler anlatıyor mu size? Eminim ki anlatıyordur herkese cüssesince…

HAYAT ÇOK İLGİNÇ DEĞİL Mİ?

Üniversitede, lisede kısaca çoğu zaman ömrünün üçte birini adeta hiç edip okuduğu okulda; tüm derslerini başarıyla geçip üniversite hayatı boyunca not ortalamasını yüksek tutmayı başararak daha kolay iş bulabileceğini düşünen öğrenci, iş piyasasına yani gerçek hayata atıldığında -özetle işsiz kaldığında- kendisinden daha az bir ortalamaya sahip başka bir ifadeyle kendisinden daha “tembel” olan kişinin kendisinden çok daha iyi bir maddi gelirle yaşadığını gördüğünde…

HAYAT ÇOK İLGİNÇ OLUYOR! BAŞKA NELER NELER OLUYOR? (Lütfen siz tamamlayın…)

Devlet ve sermayeyi elinde tutanlar, her defasında diplomayı, yani mezuniyeti söz konusu edip “eli ekmek tutmak” için bu koşulu öne sürüyor; siz o aşamaya geldiğinizde asıl eksikliğin bu olmadığı gerçeği ile karşılaşıyorsanız…

HAYAT DAHA BİR İLGİNÇ GELİYOR DEĞİL Mİ?

Diplomayı adres gösterip “bu yetmez”den hemen sonra sizi “eğitim tüccarları”nın eline düşürüp şu sertifika, bu sertifika diyorlarsa bu da …

DAHA BİR İLGİNÇ OLUYOR, DEĞİL Mİ?

Ne mi anlatıyorum! Ya hu arkadaş, okul diyorum; eğitim diyorum…

Şayet diplomalar reel hayatta işe yaramıyorsa (Ki ahirette yarar mı o da meçhul…) ömrün üçte birini neden heba edelim diyorum!

Efendim; okul, eğitim-öğretim diyorum;

HAYATA DAİR OLMALI…

Mesela üniversiteye kadar okumuş bir bayan hala çay yapmasını bilmiyorsa çok saçma olmaz mı sizce de…

Mesela üniversiteyi derece ile bitirmiş bir kimse iş hayatına atılamıyorsa bile bu daha bir saçma değil mi!

Mesela üniversitede bilgisayar dersi verdiğiniz halde aynı kişiden “bilgisayar sertifikan olması gerekiyor” demek sizce de çok abes değil mi?

Mesela Anadolu Ajansı’ndan çalışacak iletişim fakültesi mezununa dahi, senin 6 aylık eğitimden geçmen ve şu sertifikayı alman gerekiyor demek de bu saçmalıklar arasında değil mi?

Bunun gibi daha nice abes mevzular…

Arkadaş, madem ki okutuyorsun, o halde okuttuğun adamı ya sahasına göre okutacaksın ya da sahayı ona uyduracaksın!

Bu sözlerimin adresi bellidir. Başka yere çekmeye hiç ama hiç gerek yok. Şunu da belirtmek isterim: okula, okumaya asla karşı değilim. Savunduğum, eğitim öğretimin fonksiyonel olmasıdır. Yani hayatta bir karşılığının olmasıdır…

 ***

Yukarıda bazı maddeler (lazım, lazım diye giden cümleler…) dizdim. Dikkat ederseniz bu sözlerin hayatımızdaki varlığının ne denli anlamlı olduğunu görürsünüz.

***

Efendiler, müdürler, öğret/e/me/ye/nler, profesörler, profesör olayım diye oradan buradan kes/kopyala/yapıştırcı doçentler,  yetkinler, yetemeyenler, ezber eğitimin saçmalıklarından dem vurup hiçbir ezberini bozamayan eğitim bilimciler, muktedirler; şayet bir insanın ömrünün üçte biri okul okumakla geçiyor ve bu ömürden bu kadar zaman harcattıran bir eylem, aktif hayatta bir hiç hükmüne geçiyorsa kimse kusura bakmasın; Vallahi bundan mes’ulsünüz!

Allah cc. bunun hesabını sorar…

(Daha başka şeylerin de hesabının olduğunu unutmuş değilim/değilsinizdir.)

Ben bir kardeşiniz olarak iyi kötü uyarmak zorunda hissettim kendimi…

Bilmem ki anlatabildim mi?

Bu yazı toplam 2249 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum