1. YAZARLAR

  2. Yavuz BEŞKARDEŞ

  3. Sosyal Medya ve Benlik Duygusu
Yavuz BEŞKARDEŞ

Yavuz BEŞKARDEŞ

İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ
Yazarın Tüm Yazıları >

Sosyal Medya ve Benlik Duygusu

A+A-

Sosyal medya, bireylerin toplumsallaşmasına ve sosyalleşmesine ortam hazırlayan ve oluşturulan tüm içerikler için hızlı geribildirim elde edilebilen, insanların ve kitlelerin birbirini etkileyebildiği, çok yönlü ve teknoloji bir iletişim ve etkileşim alanıdır. Kısaca sosyal medya, WEB ’in değişim ve internet kullanıcılar tarafından bilginin oluşturulup yayılması ve paylaşılması ile ilgilidir. Sosyal medyanın kullanıcıları olan katılımcılar bu ortamda kullanım kontrolüne sahip olması ve maliyetinin düşük olması nedeniyle oldukça kolay kullanılabilmektedir. Dolayısı ile sosyal medya makro ölçekte coğrafi engelleri aşan bir etkileşim, iletişim ve işbirliğini mümkün kılması ile oldukça önemli demokratikleşme gücü olarak da ele alınabilmektedir. Sosyal medya ile insanlar bilgiyi daha çabuk yaymakta, kendi görüş ve düşüncelerini dünyaya çok çabuk servis edebilmektedir. Bende kendimden yola çıkarak sosyal medyanın kişiliğim ve benlik duygumla ilişkili olarak toplum üzerinde etkileri üzerinde bir çalışma yaparak bu yazıyı kaleme aldım.

Benlik, kişinin kendine has olan fiziksel ve psikolojik özeliklerinin birleşimi ve kişinin kendisi hakkında sahip olduğu algılamalar olarak tanımlanmaktadır. Başka bir tanımda; benlik, bireyin kendisini nasıl gördüğü, çeşitli özelikleri hakkında olumlu yâda olumsuz yönden geliştirdiği kendine özgü yargılar şeklinde ifade edilmektedir.

Benlik algısı ise, bireyin kendisi ile ilgili algılarının bütünüdür. Bireyin kendi özelikleri kapasitesi, kendi doğruları, inancaları, tutumları, yaşam boyunca edindiği deneyimler, çevresel faktörler ile bunlara bağlı olarak kişinin kendisine karşı geliştirdiği olumlu ve olumsuz yargıların tümü olarak nitelendirilebilmektedir.

Günümüz teknolojilerinin hızlı gelişmesi sonucu internet kullanımı ile birlikte sosyal ağlar ve sanal ortamların bu kadar çok tercih edilme sebeplerinden biride psikolojik faktörlerdir ve bu psikolojik faktörlerin başında bireyin benlik algısı gelmektedir.

O halde ben kimim? Sorusu aklımıza takılmıyor değil, sosyal medyada ideal kimlik yaratma çabası kendimi katarakta söylüyorum uzmanlar tarafından psikolojik sorunların habercisi olarak kabul ediliyor. Ancak esas sorun sosyal medyada başka gerçek hayatta başka kimliklere sahip insanlar etrafında şekilleniyor olmasıdır. Yani çağımız ciddi bir kimlik kargaşası problemiyle yüz yüze diyebiliriz.

Sosyal medyanın bu kadar çok yaygınlaşması ile birlikte yeni davranış şekilleri ve problemleri ortaya çıkmaya başladı. Özelikle sosyal medya platformunda insanlar kendilerini olduklarından farklı olarak ifade etme ihtiyacı hissetmelerine yol açmaktadır. Buda gerçekte hiç yaşamadığı şeyi sosyal medyada yaşıyormuş gibi ifade etmesi ve kendini farklı göstermesi veya hiç yaşamadıkları bir olayı yaşıyorlarmış gibi göstermeleri tam anlamı ile bir saplantı halini almasına sebep olmaktadır. İnsanların iç sorunları, merak, kendini rahat ifade etme alanı bulması, cinsellik, yeni arkadaşlıklar edinme, görüşlerini daha rahat ifade etme vb. sebepler olarak ortaya konmaktadır. Buda sosyal medyada farklı ad ve kimlik ile gerçek hayattaki kimlikleri arasında sıkışıp kaldıklarını göstermektedir.

İnsanların sosyal medyada kendi sosyal egolarını tatmin etmek, kendilerini statü olarak başkalarından üstün olduğunu göstermek, bir favori bir beğeni ile kendilerini kanıtlandığını düşünen ve bununla mutlu olan sığ insanlar hayatı. Acaba bizler bu sığ hayat içinde neredeyiz? Herkesin her an telefonuna bakarak yürüdüğü, her gittiği yerin yâda her yediği şeyin fotoğrafını çektiği ve her yerde yer bildirimi yapması ve bunları milletin gözüne sokma isteği mantıklı bir kalıba oturmadı görünmektedir. Atığımız fotoğraflara iki beğenini daha fazla olması bizleri dünyanın en beğenilen insanı yapmıyor. İnsanlar bir araya geldiklerinde dahi bir çayın yâda kahvenin keyfini sohbetle süslemeyip sosyal medya uğraşarak karşıdakilerin unuttukları gözlerden kaçmamaktadır. Buda bizim sosyal medyaya ne kadar çok bağımlı olduğumuz göstermektedir.

Sanal hayat olmaktan çok görünmek üzerine kurulu bir şeydir. Olmak ile görünmek arasında çok temel bir fark vardır. Görünmek için çok bir şey yapmanıza gerek yoktur. Ama olmak için çok şey sarf etmek zorundasınız. Onun için güçlü, güzel, mutlu ve iyi görünmek insanlara çok olay geldiği için sosyal medyada böyle görünmeye çalışıyorlar.  Bu dünyada hepimizin kırık ve eksik yerleri var ama içinde bulunduğumuz bu dönem de kırıkları, eksikleri, sıkıntıları görmemeyi ve kabul etmemeye çalışıyoruz ancak bunun yaşamın fıtratına aykırı bir durum olduğunu unutmamalıyız.

Elbette ki yaşadığımız teknoloji toplumundan bu onlayım dünyadan kopmak imkânsız. Dünyada olup biteni öğrenmek, arkadaşları ile çabuk iletişim kurmak, ders ve ödevler hakkında bilgi edinmek, iş olanakları ve kendini ifade etmek vb. olarak faydalı olduğu unutmamak gerekir. O halde düşünmemiz gereken konu; insanların sosyal medyada geçirecekleri süre ve bunun yaşamımıza olumlu yâda olumsuz etkilerinin iyi gözleyebilmek, bedensel ve ruhsal problemlerin ortaya çıkmasına sebep olup olmadığına bakılmasıdır.

Sonuç olarak: Hepimiz sosyal medyayı aktif olarak kullanıyoruz ve çoğumuz sosyal medyada paylaşım yapıyoruz. Her yaptığımız paylaşım bizim sosyal medya ile yaşıyor olduğumuz ve insanlara kendimizi olduğumuzdan farklı göstermeye çalışıyor olduğumuz anlamını taşımıyor elbette; fakat günümüz dünyasında artık yeni nesille birlikte biraz da anı paylaşmaktan sosyalleşmekten çok bu yönde bir yönelim söz konusu. İnsanlar pahalı ürünler ile lüks mekânlarda, tatil beldelerinde sırf onları takip eden insanlar karşısında beğeni toplayabilmek ve farklı gözükebilmek ile meşguller. Herkesi aynı kefeye koyarak değerlendirmiyorum bu yazıda ama bu yönde bir eğilim olduğunu görmek mümkün. Bizleri yapması gereken toplumun sosyal medya ile hayatın gerçekleri arasında dengeyi kişiliğimizden ödün vermeden en iyi şekilde kullanabilmektir. Yani benlik duygumuzdan çok fazla ödün vermeden sosyal medyanın esiri olmaktan çok onu kontrolümüzde tutarak faydalanabilmek olmalıdır.

Bu yazı toplam 2712 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.