Yavuz BEŞKARDEŞ

Yavuz BEŞKARDEŞ

İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ
Yazarın Tüm Yazıları >

Sevgi

A+A-

İlk çağlardan beri hakkında en çok yazı yazılan, en çok fikir üretilen, en çok konuşulan, varoluşun dayanağı, dinlerin temel aldığı, ulaşılmaya çalışılan olgu nedir diye baktığımızda karşımıza çıkan iki heceden oluşan kelimedir, SEVGİ…

Sevgi sadece insanlara has bir duygu olmasa da insanlar için en ulu duygudur. Ancak toplumumuzda sevgi çok çeşitlilik arz etmektedir. Bazen insanlar sevgisini vaat edilen ya da istenilen bir şey karışlığında dile getirirler örneğin, Eğer başarılı ve iyi biri olur beklentilerimi karşılarsan seni severim. Bazen de olduğumuz bir özeliğimizden, niteliğimizden dolayı dile getirildiği için yani egomuzu okşadığı için dile getirilir. Örneğin birini çok güzel ve alımlı olduğu için, popüler ve zengin olduğu için sevmek vb. gibi sanatçı ve siyaset camiasında en çok görülen sevgi türüdür çünkü daha çok insanlar tarafından sevilmek ve hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar.

Gerçek sevgi ise: Bir şarta bağlı olmadan karşılıksız seve bilmek yani "Bir şeyi olduğu için değil bir şeyi olmasına rağmen sevmek". Burada insanın, iyi, çekici veya zengin konum edinerek sevgiyi kazanması gerekmiyor. Kusurlarına, cahilliğine, kötü huylarına veya kötü geçmişine rağmen, olduğu gibi, o haliyle sevebilmek. Bütünüyle çok değersiz biri gibi görünebilirse dahi as olan en değerli biri gibi sevebilmektir. Doğu tasavvufunun büyük önderi Mevlânâ Celâlettin-i Rumî’nin sevgi felsefesi, bu büyük mürşidi eşsiz bir inançla insana yöneltmiş ve bu büyük ruh, insanı, kişiliğini oluşturan farklılıklara bakmaksızın, kendine özgü sevgi mabedine, "Gel! ne olursan ol, gel!" hitabıyla çağırmakta tereddüt etmemiştir. Yunus Emre sevgiyle ilgili; ’’ Yaradılanı severim, yaradandan ötürü’’ sözü ile yaradanın yarattığı her şeyi, yaradana olan sevgisinden dolayı sevdiğini anlatır. Aşk ve sevgisi bir yere yönelmiştir ve aşkına sahip olanın sevdiği ve yarattıklarını ona olan aşkı için sever. Ondan gelene, ona olan aşkı için katlanır. Gerçek aşka ulaşmaktır bu.

Peki, her türlü kötülüğün önüne set çeken sevginin hakkını gerçekten verebiliyor muyuz? Sorusunu aklımıza gelmiyor değil. Hayatta en güzel olan şey karşılıksız sevebilmektir. Bizler karşılıksız sevgi dediğimiz herkesi her ne olursa olsun olduğu gibi kabullenip sevebiliyor muyuz? Galiba bir sevginin hakkını fazlası ile veriyoruz, o kadar fazlası ile veriyoruz ki diğer sevgiler yer kalmayacak kadar veriyoruz. Peki, nedir bu sevgi dediğimizde akla gelen ‘’Benlik Sevgisi’’ yani kendimizi çok sevmek oluyor. Bu sevgi diğer sevgilere benzemiyor. İnsanın bünyesine bir girdimi öncelikle yürekteki diğer sevgileri yemekle başlıyor işe. İnsanoğlunun kendisini sevmek dışında tüm sevgilere gözünü kapaması dünyada getirdiği durum ortadadır. Ben bilirim, ben yaparım, en çok sevilen ben olmalıyım kısaca insanda var olan benlik duygusu "Benlik Sevgisini de" beraberinde getirebilmektedir. Benlik sevgisi olan insanlarda; üstünlük kompleksi, Şüphecilik, sürekli doyum arama ve haz peşinde koşma, tahammülsüzlük, egemen olma isteği gibi hiç kimseyi gerçek manada sevememe hallerinde beraberinde getirir. Yunus Emre’nin şu sözü konuyu özetlemektedir; "Sevelim sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz".

Kısaca sevgi:

Havaya düştüğünde UMUT…
Suya düştüğünde GURBET…
Toprağa düştüğünde ÖZLEM olur…
CEMRE MİSALİ…

Ellerine düştüğünde ÇİÇEK…
Gözlerine düştüğünde ESİR…
Yüreğine düştüğünde AŞK…
Sana düştüğünde BEN olur…
SEN MİSALİ…

Sevgi ve muhabbetle kalma dileğiyle...

Bu yazı toplam 1851 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum