1. YAZARLAR

  2. Veysel KOŞAR

  3. Sabri Hocanın Oğlu Eynanın Memet Usta (Mehmet TALAY)
Veysel KOŞAR

Veysel KOŞAR

EĞİTİMCİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Sabri Hocanın Oğlu Eynanın Memet Usta (Mehmet TALAY)

A+A-

Kıymetli Okuyucularım, bu haftaki yazımda araştırdıkça tanıdığım, tanıdıkça sevdiğim ilçemizde eserleri olan, tanıyanlarının gönlünde içten bir yer edinen, iyi bir usta, mahir bir yetenek ve aynı zamanda gönül adamı Adilcevaz dilinde "Eynanın Memet Ustayı" işleyeceğim.

Mehmet Talay, Hüseyin Gazi’nin torunu, Kaleboynu Mahallesinden Sabri Hoca (1889-1944) ile Leyla Hanımın (1894-1970) oğludur. 01.10.1928 Adilcevaz doğumludur. 4 erkek 2 kız, 6 kardeştirler. 01.01.1956 yılında Nazime Hanımla evlenmiştir. 5 kızı, 4 oğlu dünyaya gelmiştir. Kardeşlerinden Hüseyin Talay, 10.09.1959 da askerde iken vefat ediyor.  İlçemizin sevilen bir hafızı olan oğlu Hafız Ahmet Talay, elim bir trafik sonucu 1992 yılının şubat ayında vefat etmiştir. Allah her ikisine de rahmet eylesin. (Okuyucularım da bir Fatiha okursa sevinirim.) Aile olarak halk arasında Gazioğulları Kızıltunçlar ya da Talaylar adıyla anılırlar.

23-001.jpgMehmet Usta, kendine has üslubu, mütevazı kişiliği hayâ ve edep timsali hakka ve hakkaniyete en ince noktasına kadar dikkat etmesiyle bilinir. Yanında çalıştırdığı işçileri güçlerinin yeteceği işlerde çalıştırır, ağır bir yükü bir defada taşıtmaz ikiye veya üçe böler öyle taşıtırdı.

Mehmet Talay, kargir, taş ve betonarme bina yapımında ustaydı. Kendi döneminde yapılan ev ve binalarda emeği geçmiş, ustalık yapmıştır. Adilcevaz’ da ilk betonarme binalar 1970 yılından itibaren yapılmaya başlanmış, betonarme binaların ilk emek ve ustalığı Mehmet Ustaya nasip olmuştur. Taş bina olarak Egin Bağındaki mevcut Belediye Başkanı Necati Gürsoy’a ait bina, betonarme bina olarak da Naci Kirazcı, Gardiyan Hulusi Günay, Çerkez Ramazan Duk, Çerkez Fevzi Duk, Kahraman Ölçücü, Adil ve Cemal Uluğ’un dükkânları, Alaaddin Bayındırlı’nın binaları Mehmet Usta’nın vefatına yakın ustalık yaptığı binalardır.  Aynı zamanda Adilcevaz Egin Bağlarındaki elektrik santralinin inşası, 1970- 1980 yılları arası köy okulları ve köprülerin yapımında bulunmuştur.

Mehmet Usta, aynı zamanda iyi bir marangoz ve baston ustası olarak bilinir. Marangozluk ve baston yapımında Mehmet Usta’yı yetiştiren ve el veren saatçi Bahattin Güvendik’in babası merhum Muhittin Güvendik’tir. Malumunuz merhum Mala Buro namlı Mehmet Birol’da baston yapımında pir olan ustadır. Mehmet Usta, "Mala Buro sanatında benden daha iyi ustadır, onu yanında benin ismim söylenemez" derdi. Mala Buro da, "Memet Usta daha iyidir, sanatında beni geçmiştir" diyerek ilçemizin sanatında mahir ustaları ahlakta da âmil ve kâmil olduklarını tevazularıyla gösterirlerdi.

Mehmet Usta, ömrüne sayısız hatıraları, yaşanmışlıkları yerleştirmiştir. Onun nasıl biri olduğuna delil olan birçok hikâyesi vardır.

Mehmet Ustanın asker arkadaşı Yahya Nacar’ın şahit olduğu ilk hatırasını anlatalım. Askerde iken bölük komutanının hanımı emir eri seçerken ayağı kokmayan birini posta yap demiş. Bölük içinde ayağı kokmayan tek kişi Mehmet Usta çıkıyor. Çünkü namaz kıldığı için ayağı kokmayan tek asker Mehmet Ustadır. Ben bu hatırasını duyduğumda bölük komutanının böyle bir usulde emir eri seçimi üzerinde düşündüm durdum. Emir eri, posta olmak mühim bir görevdir. Akıllı, becerikli, güvenilir, temiz ve ahlaklı olması istenir. Askerde ayağı kokmayan kişi daha çok günde beş vakit namaz kılandır. Çünkü abdest alanın ayağı temiz olur. Namaz kılan da temiz, ahlaklı ve güvenilir olacağından bölük komutanı posta seçerken bence böyle ince bir ayrıntıyı kullanmıştır.

Mehmet Usta’nın sabah namazını hiç kaçırmaması ile ilgili anlatılan gelen bir rüyası vardır. Rüyaya göre bir gece bilmediği bir tünele girer. Biraz ilerler bir şey göremeyince derinliğine doğru ilerlemeye devam eder. Gittikçe yaklaşan ayak sesleri duymaya başlar. İki zenci gelir. Zencinin birinin elinde kürek, diğerinin elinde kazma "Sen sabah namazını kıldın mı?" diye sorarlar. Mehmet Usta, "Hayır, kılmadım" deyince vurmaya başlarlar. Tünel çıkışına doğru koşmaya çalışırken, yakalayıp vurmaya devam ederler. Can havliyle kendisini tünelden atmasıyla uyanması bir olur. Kendisi kan ter içinde ve bu esnada sabah ezanının okunduğunu duyar. Bu rüyadan sonra sabah namazını hiç kaçırmadığını söylemiştir.

Mehmet Usta, çocuklarının da İslâmı bilmeleri ve yaşamaları, Kur’an-ı Kerim öğrenmeleri için elinden geleni yapmıştır. Adilcevaz’da Kur’an kursuna öğrenci kaydında öncülük etmiş 1971-1972 yılında Adilcevaz’da açılan Kur’an Kursunun ilk kayıtlı öğrencisi evladı Abdurrahman Talay olmuştur. 2. kayıtlı öğrencisi Mehmet Hanifi Yüzer yine evladı Hafız Ahmet Talay, diğer Adilcevazlılar Mehmet Nuri Güçlü, Hikmet Tunalı, Süleyman Bilgeç ve Erzurum’dan gelen hafız öğrencilerdir.

Mehmet Talay ile ilgili emekli öğretmen Hikmet Tunalı’ dan öğrendiklerimi de aynen burada aktarayım.

Mehmet Usta, nam-ı diğer “Eynanın Memet” diye tanınır ve bilinirdi. Ben yakinen 1979 yılından beri tanırım. Çok merhametli, inançlı ve inancını, inandığı gibi yaşayan Ender şahsiyetlerden biri... Aynı zamanda dönemin âkil insanlarındandı. Arabulucu sözü dinlenen ve çok sevilen bir şahsiyet… Dedikodu sevmeyen, insanların iyiliğine konuşan biri… Yardımsever, işini iyi yapan kazancına haram karışmaması için mücadele eden, yanında çalışanlara bu şekilde nasihat eden kılı kırk yaran bir Mehmet usta.

İşe gittiği evlerde iş sahibine yük olmamaya çalışır, ev halkının fazla masraf etmesini engelledi. Evde ne varsa ona göre hazırlık yapmasını isterdi. Bu konuda küçük bir anekdot anlatmak istiyorum. Kaleboynu mahallesinin baraja yakın bir evde ustalık yapıyor. Tabii evin genel durumunu kısa bir incelemeyle fark edebilecek anlayışa ve sezgiye sahip bir şahsiyet. Evde bir telaş hissediyor. O ara evin hanımı: 

-Ustam öğlene ne yapayım? diye soruyor. Mehmet Ustadaki asalet ve verdiği cevap gerçekten insanın gönül telini titretecek bir cevap. Bahçe içinden akan su kenarlarındaki su teresi gözüne ilişmiştir.

- Bacım az yağlı bir bulgur pilavı yanına da baraj teresi olursa çok iyi olur. Çoktan beri isteyip de yiyemediğim bir yemek. Hem su teresini de çok severim.( Bu tere değil su garosu da olabilir.) Ben eksik hatırlayabilirim.

Biz gençlere sürekli nasihat ederdi. Biz akraba olduğumuz için evlerine sık sık giderdik. Ev halini de az çok bilirdik. Evine çok bağlı ve kapıdan içeriye haram lokma sokmamak için mücadele eden biriydi. Rabbim rahmetiyle muamele eylesin. Mekânı cennet olsun.

Kendisini yakinen tanıyan Halifenin İsmail Gergin’de çok kıymetli, çok hatırlı ve temiz bir insan olduğunu her zaman hayırla yâd ettiklerini söyler.

Mehmet Usta, 15 Temmuz 1981 günü elim bir iş kazası sonucu 35000 woltt elektrik akımına kapılması sonucu, iç organları yanarak Hakk’a teslim oldu.

Mehmet Usta vefatıyla tüm akraba, yakın ve sevenlerini derinden üzmüştür. Bugün bile hep rahmet ve saygıyla anılır. Kendisini çok seven ilçemiz âşıklarından Âşık Halil Yiğit, Mehmet Talay Usta için bir şiir yazmış, kendisine olan sevgi ve vefasını 39 yıldır her Cuma bir Yasin okuyup dua ederek göstermeye devam etmektedir.

Âşık Halil Yiğit’in Eynanın Memet Usta’ya (Mehmet Talay) yazdığı şiirle yazımı sonlandırmış olayım.

Sabri Hoca oğlu Mehmet Talay’a

Mimar Sinanlarla unvan almışsın,
Yüce şanın duyurayım Cihana.
Kelamınla Lokman Hekim olmuşsun,
Nasihatin ilham oldu insana.

İsmin Memet TALAY, kendin bir umman,
Her sözün bin derde olmuştu derman,
Ne çare ki ecel vermedi ferman,
Haberi duyanlar düştü figana.

Bir Memet TALAY daha cihana gelmez,
Sendeki bir sırdı kimse bilemez,
Muhabbetin gönüllerden silinmez,
Dostum acıların kâr etti cana.

Gözümüzden yaşlar coşup çağladı,
Eşin, yavruların, dostlar ağladı,
Derya ummanmışsın her yan anladı,
Ecel nasıl kıydın böyle civana.

Bu derde dayanma san ki kolay,
Yüzyılda bir gelir bir Memet TALAY,
Melekler saf tuttu hep alay alay,
Dedi gir Cennet’e bakma bu yana.

Bastığın yerlerde açıyor güller,
Serptiğin cevheri topluyor eller,
Şanlı unvanını söylüyor diller,
Yazık ki kaybettik bak bu zamana.

Zalim ölüm geldi gençlik çağında,
Güller viran oldu gönül bağında,
Mevcudat, mahlûkat gam dünyasında,
Emir Hak’tan gelmiş çare yok buna.

Tek eşinim halim bir görsen hele,
Ömrüm harman olup savruldu yele,
Aktı gözyaşlarım katıldı sele,
Ağlaşır yavrular neylesin ana.

Yaşlı geçti güz,kış bahar ile yaz,
Bülbüller yaz tuttu çıkarmaz avaz,
Acını paylaştı bir Adilcevaz,
Allah rahmet etsin dediler sana.

Kadir Mevlam seni övmüş yaratmış,
Sevgin gönüllerde dal budak salmış,
Memet TALAY şanın duyanlar şaşmış,
Ağlar Halil YİĞİT hep yana yana.

Âşık Halil YİĞİT/Adilcevaz

Bu yazı toplam 3053 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
13 Yorum