1. YAZARLAR

  2. Zahit DEMİREL

  3. Ölüm Hakikatı
Zahit DEMİREL

Zahit DEMİREL

VAN TUŞBA MÜFTÜSÜ
Yazarın Tüm Yazıları >

Ölüm Hakikatı

A+A-

İnsanı yaratan ve yaşatan Allah, her bir canlıya birde ömür taktir etmiş. Taktir edilen bu ömrün sona ermesiyle de ölüm gerçekleşmiş olur. Yaratılan hiçbir varlığın ölümden kaçması veya kurtulması mümkün değildir. Bu, Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın kanunudur. Allah kur’an-ı kerimde şöyle buyurur: "Her canlı ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz." (Ankebut,57) bu ayette cenabı-ı Allah insana hem ölümü hatırlatır hem de ölümden sonra dirilip hesap vermeyi hatırlatır.

O halde kaçınması mümkün olmayan ölüme hazırlık yapmak en doğrusudur. Nasıl ki bu dünya da yaşamak için ekmek ve su, nefes alıp vermek için hava gerekli ise, ölümden sonraki hayat içinde hayırlı bir amel gerekir. Dolayısıyla  ölümden önceki hayat ile ölümden sonraki hayat arasındaki fark; ölümden önceki hayat için ekmek, su ve havaya ihtiyaç duyulurken ölümden sonraki hayat için bunlardan hiç birine ihtiyaç duyulmaz. Ölümden sonra insanı ayakta tutabilecek tek bir şeye ihtiyaç vardı o da iyi ameldir. 

Ölümün en büyük özelliği; insanı habersiz ve ansızın yakalamasıdır. Bazen daha çocuk iken neyin ne olduğunu anlamadan, bazen tam gençliği yaşamaya başlamış iken, hayatı en iyi şekilde yaşama planı yaparken, bazen hasta iken, bazen de hiçbir bahane yok iken, belki yatağımızda uyurken, belki iş yerinde çalışırken, belki trafik kazası, belki sel felaketi, belki deprem felaketi veya başka bir şey. Ama sonuç itibariyle ecel kapımızı ansızın çalar.

Ecel kapıyı çalarken de herkes bir şeyler söylemeye başlar, bahaneler, sebepler bir bir sayılırken asıl sebep unutulur. O da ölümün önceden taktir edilmiş olması, her canlının bunu tadacağı gerçeğidir. Yüce Allah bu gerçeği kur’an-ı Kerimde şöyle açıklar: "Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size ulaşılacaktır." (Nisa, 78) 

Ölüm bu kadar gerçek iken, bize bu kadar yakın iken ölümü hatırlamamak, ona hazırlık yapmamak aleyhimize olur. Hiç ölmeyecekmiş gibi bir hayat sürmek değil, yarın hatta şu an öleceğim düşüncesiyle bir hayat yaşamak gerekir. İbret almak için düşünecek olursak daha dün mal mülk sevdasına, mevki makam, şan şöhret sevdasına kapılıp ölümü kendisine yakıştırmayan nice insanları tanırız. Ama şu anda hepsi malı da mülkü de, şanı da şöhreti de, mevkii makamı hatta sevenlerini, sevdiklerini hepsini geride bıraktı, birkaç metrelik kefen bezine sarılarak ameliyle beraber toprağa verildiler.

Hz peygamber (SAS)’in Abdullah bin Ömer’in omzundan tutarak: "Dünyada sanki gurbette imiş gibi veyahut yolculukta bulunuyormuş gibi ol. Kendini mezarlıktakilerden kabul et."(Tirmizi,zühd,25) diye  nasihat etmesi  bütün insanlara yapılan bir nasihattir. O halde Olması kesin olan bir şey olmuş gibi kabul edilir babından, insan her daima kendisini mezarda kabul etmeli ve o şekilde yaşamalıdır.

Unutulmamalıdır ki, Dünya hayatı ahirete hazırlık yapmak için tanınan bir süredir. Bu sure Su gibi akıp giderken ölüm yavaş yavaş yaklaşmaktadır. Ömrü geri getirmek mümkün değil. Ecel kapıyı çalınca, Hz. Azrail’e ‘şimdi müsait değilim daha sonra gel’ deme hakkına da sahip değiliz. Zira Cenabı Allah Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurur: "Nihayet onlardan birine ölüm gelince, ‘Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada Salih bir amel yapayım’, der. Hayır! Bu sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır." (Mü’minun,99-100)

O halde ölüm hakikati iyi okunmalıdır. Bilinmelidir ki biz istesek de istemesek de Her kesin tabutu omuzlandığı gibi bir gün de bizim tabutumuz omuzlanacaktır. O gün bugün olmasın deme şansımız ve garantimiz de yok. Kur’an-ı kerimin ifadesiyle kaçtığımız ölüm bir gün hepimizi bulacaktır. Bu sebeple vaktimiz iyi değerlendirip güzel amel işlemek tek çözümdür. Sağlıklı bir hayat geçirmeniz temennisiyle Allah’a emanet olunuz.   

Bu yazı toplam 2176 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.