1. YAZARLAR

  2. Ethem BABRAK

  3. Nereye Bu Gidiş
Ethem BABRAK

Ethem BABRAK

Radyo Televizyon Öğretmeni
Yazarın Tüm Yazıları >

Nereye Bu Gidiş

A+A-

Ülkemizde boşanmalar, geçmiş yıllara oranla hızla artıyor.
Evlenme yaşı gittikçe ilerliyor.

Daha iyiye daha güzele derken daha kötü bir zaman dilimine girdik sanki.

Küçücük çocuğun ağzından dünya kadar küfür çıkıyor. 

Kuramadığı veya anlatım bozukluğunun paragrafın tamamını oluşturduğu tüm cümlelerin başına bir küfür kelimesi ile başlayan bir nesil oluverdik.

Camiler kuru kalabalıklarla dolu. Okullar maneviyatı vermede hala eksik, hala bir şeyler yarım!

Gençlik manevi boşluk içerisinde dolanıp duruyor.

Kimse hayatından pek memnun değil. Kime dokunsan bin ah çekiyor. 

Oysa eskiye nazaran daha çok konfor sahibiyiz, daha çok imkana kavuştuk, daha çok varlık içinde  yaşıyoruz.

Peki o halde, bu mutsuzluk neden? Bu doymamazlık niye?

Gençlerimiz, neden idealsiz? 

Neden giderek insanlık kalitemiz dibe vuruyor?

Neden terbiye sınırımız bu kadar aşağılara düştü?

Oysa bir Müslüman karakteri böyle değildi ve böyle de olmamalıydı. Değil mi?

Uyuşturucu kullanma yaşı ilkokul seviyesine kadar inmiş.

Aileler olarak elimiz böğrümüzde.

İçimizde her an bir korku. Her an bir şey olacakmış gibi...

Dengeler altüst olmuş. Maneviyat yoksunluğu maddi yetinemezliği beraberinde getirmiş. Gelecek nesilden ümitsiz, kendimizden bir o kadar habersiz...

Kızını evlendirecek anne babanın damadı olacak garibanın ahlakını  sorgulayacağı yerde cüzdanını en başta sorgulaması ayrı bir ahlak intiharı. 

Peygambervari  ahlakın değil kıyısından, kutbundan bile geçmiyoruz. Ahlakilik namına ne varsa hepsini rafa kaldırdık sanki. Oysa eğitim seviyemiz giderek yükseliyor.  

Peki şimdi soruyorum; 

Fe Eyne Tezhebun? (Durum böyleyken Nereye bu gidiş? Tekvir -26)

Biz bu duruma nasıl geldik?

Sizin bir cevabınız var mı?

Benim var...

Siz kemancı fıkrasını bilir misiniz ?

Anlatayım:  Kemancının biri, bir gün hırsızlığa çıkmış.

Pencere demirini kesip almaya karar vermiş.

Demiri keserken onu gören komşular, kemancıya sormuşlar;

ayıp olmuyor mu kemancı bey, napıyorsun  sen orada?

Kemancı kendinden emin bir şekilde cevap vermiş.

Napiyorum ki ayıplıyorsunuz? Keman çalıyorum pencere demirinde.

Oradakiler ; Hani sesi niye çıkmıyor? deyince ;

Kemancı, onun sesi sonra çıkar demiş...

***

Çok değil, bundan bir kaç yıl önce ana haber bültenlerinde bile "gözlere ziyafet" ettiriyordu bazıları.

Camiye giden gençlere bir şekilde engel olunuyor, yine ana haber bülteninden onlara eşlik eden öğretmene/hocaya lanet okunuyor, o kimse bölücülük veya irticacılıkla suçlanıyordu.

Namaz kılarken suçüstü yapılan çocuklar bile vardı.

Pembe diziler vardı; bilmem kimi kimle, nerde, ne şekilde aldatan...

Gazeteler tecavüz cinayetlerini duyurmakta pek mahirdi! Sayfalar dolusu bilimde, sanatta, tıpta vs. alanlarda acayip eserler icra etmiş/ürün üretmiş, çeşitli bilimsel buluşlara imza atmış(!) bikinili kızlar... 

Ve üniversitede okuyan başörtülü bir kaç "örümcek kafalı" (!) öğrenci haberleri.  Ve yine sakalını uzatmış, içki içmeyen, namaz kılan, oruç tutan, ilahiler dinleyen bir kaç "çağı yakalayamamış, geri kalmış", "yobaz" genç...

***

Sözün özü şu ki, dün ekilen tohumlar bugün yeşerdi. 

Dün kemancı pencere demirinde keman çaldı ve bugün dinlediğiniz/dinlediğimiz bu müzik Mozart'ın bilmem kaçıncı kahrolası senfonisi...

***

Bilinç lazım bize. Hem de öyle bir bilinç ki, içinde en küçüğümüzden tut en büyüğümüze kadar sirayet etmiş bir bilinç. Hatta bu bilinç bizi yoğun gündemden alıp ahiretimize geribildirim yaptıracak dönüşler yaptırabilmeli zaman zaman.

Bu yazı toplam 2554 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum