1. YAZARLAR

  2. Ethem BABRAK

  3. Müslümanlar Neden Siyaset Yapmasın!
Ethem BABRAK

Ethem BABRAK

Radyo Televizyon Öğretmeni
Yazarın Tüm Yazıları >

Müslümanlar Neden Siyaset Yapmasın!

A+A-

Küreselleşme ve teknolojik hüsrana uğramışlığımızın hemen ardından bize dair ne varsa ne yazık ki artık bize, biz gözü ile değil Batılı algısal kavram ve çerçeve ile bakar olduk.

Çok kısa bir süreçte İslam’la yoğrulmuş bir Osmanlı Medeniyetinden bize geriye hiçbir şey kalmadı desek çok da yanlış olmaz kanımca. Yeni harflerle, yeni bir okuma biçimiyle çoğu değer de gitmek - yok olmak zorunda kaldı. Dolayısıyla cumhuriyet dönemi ile birlikte yeni değerler üretmeye başladık. Sıfırdan aldık kısaca. Sonra olaylara, meselelere, eşyaya, tabiata, dine-diyanete egemenlerin gözüyle bakmaya başladık ve bu paradigma (paradigma dizsi) ile bakanları entellektüel-aydın kimseler, eskiden olduğu gibi yani vahyin, Resulullahın sünneti ve aklin rehberliği ile bakanları da irticacı-gerici olarak tanımladık- tanımlamaya başladık. Aslında bunlar bizim ürettiğimiz, henüz oluşturduğumuz tanımlar değildi. İhraç etmiştik ve sanki bizim değerlerimiz, bizim ürettiklerimizmiş gibi yapıyorduk.

Bu, sadece bizim ülkede değil Osmanlı’nın çöküşünden sonra kurulan hemen hemen tüm devletlerde oldu. Bu gerçeğin farkında olan kimseler, direnmeyi seçti ise de çok dayanamadılar zulüm ve baskılara. Kimisi canı ile ödedi bu direnişinin cezasını! Kimisi sürgünden sürgüne yollandı. Direniş gösterenler bir şekilde devre dışı bırakıldılar.

İslamı anlamanın yolu Mevlana gibi kimselerden geçiyordu yeni paradigma da. Zira hem Amerika hem Avrupa Müslümanların daha çok tasavvufla ilgilenmesini Mevdudi, Hasan El Benna, Seyyid Kutub, ibni Teymiyye gibi isimleri okumak yerine Mevlana’yı okumalarını telkin ediyor, bu şekilde faal olmayan, yönetme, şekillendirme gibi iddasi-vizyonu olmayan Müslümanlar istiyordu.

Ve sonra üretilen yapay değer ve kavramlar sahnelerde yerini aldı. Uygulayıcıları baş rollerde oynadılar.

İslami algılamalar bu yeni paradigma ile kendilerini yeniden dizayn etmek, kurgulamak zorunda kaldı. Hristiyanlık ve Yahudilik dünyaya yön verirken başka bir ifadeyle siyasetin kralını yaparken Müslümanlara siyasetin İslam’da yeri olmadığı algısı yerleştirildi. Zira egemen Avrupa ve Amerika, İslam'ın siyaset içermediği argümanı ile çoklarını ikna ettiler. İkna edemediklerini ise marjinalleştirmeye-radikalleştirmeye götürdüler. Kimisine Radikal İslamcı dediler, kimisine ilimli Müslümanlar... Bu sayede onları da devre dışı bıraktılar.

Müslümanları yani bizleri siyasetten uzak tutmayı çok iyi başardılar. İslami fonksiyonel (işlevsel) olmayan bir din olarak olarak gösterdiler. Siyaset eşittir yalan gibi gösterildi. Siyaset yapan bir kimse dindar Müslüman olamaz gibi bir kalıp oluşturuldu. Medya eli ile algıların yöneticiliğini yapan eşik bekçilerinin büyük çoğunluğu bilerek, küçük bir kısmı da bilmeyerek Küresel güçlere hizmet etti ve ediyor.

Oysa İslam fonksiyonel bir dindir. Hayatin her alanına dair bir yaşantı düsturu vardır. Zaten dinin kendisi hayatı en güzel şekilde yaşamak ve ahirete azık hazırlamak, Yaratıcının koyduğu kuralları hayata tatbik edip tüm insanların en huzurlu şekilde yaşaması için değil midir!

Evet, İslam tek boyutlu kurallar bütünü değil çok boyutlu, hayatta ne varsa, konu her ne olursa olsun, tüm varlığa-eşyaya, tabiata, özneye, sübjeye; adı ne olursa olsun, her şeye dâhil mutlaka bir söz söylemiş, bir kural-nizam koymuştur. Zaten İslam’ın bir diğer anlamı da hayat nizami değil midir? Ve elbette yönetme, insanları idare etme, siyaset yapmada da bir nizam-sistem-kural koymuştur.

İslam yalan söyleme der! Siyaset yapma, yönetici, idareci, olma demez! Aksine ol der ama dürüst ol, fakir fukarayı gör, yetimi gözet, helale haram katma, olabildiğince, elinden geldiğince iyiliğe çağır, iyilik yap, iyilerden ol, iyi ile kötünün - Hakk ile batilin savaşında iyiden, Hak’tan yana ol, der vs.

İslam dinini devre dışı bırakmak isteyenler, İslam’ın iktidar olduğu gönül sahiplerinin devlette-düzende iktidar olduğunda, sahada kendilerine yer kalmayacağını, menfaat pastasından artık aslan payının kendilerinin olmayacağını çok iyi biliyorlardı. Deyim yerinde ise faal, iğdiş edilmemiş, ameliyata alınmamış orijinal İslam, zalimler topluluğunun çarkına çomak sokacaktı. Çünkü onlar da çok iyi biliyorlardı ki İslam’ın iktidar olduğu gönüller köleliği asırlar önce terk etmişti. ( 17 Aralık’ı da bu kapsamda da değerlendirebilirsiniz.)

Ne yazık ki bugün Müslümanların ezici çoğunluğu Müslümanın siyasetle alâkası olmaz palavrasına inanıyor. Çünkü buna inanmak çok daha kolay görünüyor.

Mağarasına, evine, işine, dergahına kapanıp dünya ile alâkası eşi, çocukları ve geçim derdinden ibaret olan; ibadeti ev, cami veya dergahından öteye gitmeyen, Ümmeti Muhammed’in derdi ile dertlenmeyen ve idealleri olmayan Müslümanların çoğunlukta olması sizce de şaşılacak bir durum değil midir!

Araştıran, delil, ispat isteyen, sorgulayan, tahkiki imana erişmiş bir nesil ne yazık ki yok gibi.

İslam’ın hayatın her alanında bir hükmü-düzeni-nizami vardır. Belli kalıplara ve sınırlara hapsedilmek istenen İslam dünyevileştirilmeye çalışılıyor.

* * *

Davut Peygamber aynı zamanda Devlet başkanı idi. Süleyman Aleyhisselam yine hem hükümdardı, hem de peygamber. Resulullah sav hem peygamber hem de devlet lideri idi. Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali hepsi de devlet yönetici idi ve kendi dönemlerinin en dindarları arasında yer alıyorlardı. Peki, şimdi devlet yöneticiliği-idarecileri arasında yer almanın nesi kötü oldu?

Yüzde 99'u Müslüman bir ülkenin yöneticiliğini İslam’ın hükümlerini, sunduğu hayat tarzını bilmeyen, benimsemeyen kimselere bırakmak ne kadar akıl kârıdır?

Müslüman niçin siyasete atılmasın?

Bu konuda, yani İslam’da siyasetin yerinin olmadığı hususunda bir ayet, bir hadis söyleyebilir misiniz?

Ben hem Müslümanım ve hem siyasetçiyim demek neden ben yalancıyım, sahtekârım anlamına gelsin ki?

Evet, siyaset zorlu bir uğraştır. Öyle her babayiğidin harcı değildir. Eğer Müslümanlar neuzu billah-i min şerri siyaseti diyerek bu ülkeyi yönetme iddiasından vazgeçerlerse ne olacak bizim halimiz?

Yahudiler, Hıristiyanlar siyasetin kralını yaparken Müslümanlar (hâşâ ) geri zekalı mıdır ki yapmasın!

Adnan Menderes, Turgut Özal, Necmettin Erbakan ve Recep Tayyip Erdoğan gibi isimler bu ülkeyi yönetmeseydi, yönetmeye aday olmasaydı Allah aşkına elinizi vicdanınıza koyup söyleyin, ne olurdu ülkenin hali?

Mısırda İslamı gönüllerine iktidar etmiş İhvanlar, iktidara gelince bakınız, nasıl tepe taklak edildiler. İhvan, (batının ve ABD’nin ürettiği isimle) “Siyasal İslamı” iktidar kıldı. Siyasal İslam; Batının, Amerika’nın ve diğerlerinin işine elbette gelmiyordu ve hiçbir zaman da gelmez.

Allah, Müslümanları Kuran'dan, Resulullah'ın sünnetinden ayırmasın ve İslamı Müslümanların gönüllerinde, işlerinde, tüm yaşantılarında iktidar kılsın.

Son olarak kimin olduğunu bilmediğim şu iki dizeyi sizlerle paylaşmak istiyorum:

Koyun eğer ise başını öne
Köpek nasıl baş olmasın sürüye

Sevgi ve Saygılarımla...

Bu yazı toplam 2663 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum