1. YAZARLAR

  2. Ethem BABRAK

  3. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’a Açık Mektup!
Ethem BABRAK

Ethem BABRAK

Radyo Televizyon Öğretmeni
Yazarın Tüm Yazıları >

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’a Açık Mektup!

A+A-

Merhabalar Sayın Bakanım,

Yeni müfredatta, Müslümanlara ve özellikle ülkemize yapılan algı operasyonlarına karşı medya okuryazarlığı dersinin yer alması adeta bir ilaç hükmünde olacaktır.

MEB, medya okuryazarlığı konusunda sınıfta kalmıştır ve kalmaya devam etmekte. Mesele iletişimcilerin istihdamı değil; mesele ülkenin selametidir.

Ülkemizde her aile ortalama 6 saat televizyon izlemektedir. Ülke nüfusunun dörtte biri çocuk ve çocukların öğretmenlerinden çok tezlevizyondaki karakterlerini örnek almakta. Çocuklar değişen gelişen ancak şiddet’i çözüm yolu seçebilen dünya düzeninde medyanın (gazete, tv, dergi vs.) olumsuz mesajlarına maruz kalmakta ve olumsuz yönde etkilenmekte. İletişim ünitesi, sosyal medyayı nasıl kullanmalıyız, 25.kare (SUBLİMİNAL MESAJ) algı nedir, algılar nasıl yönetilir gibi konular Medya Okuryazarlığı dersi içerisine eklenerek ders zorunlu kılınıp formasyon almış iletişim mezunlarınca verilmelidir.

Medyayı, haber biçimlerini çözen bir birey ülkemize; bizlere yapılan algı operasyonlarına karşı bilinçli olacak ve kolay kolay galeyana gelmeyecektir. Ayrıca bugün milyonlar, yapılan reklamlar ile alışveriş yapmaktadır. Yapılan haberlerde bazen hiçbir doktorun veya konunun uzmanının görüşü alınmadan haber yapılmakta ve sanki söylenilenler bir uzman tarafından söylenmiş gibi kurgulanarak inandırıcılık katılmaktadır. Bu sayede, kitleler istenilen hedefe yönlendirilmekte.

Sayın Bakanım konu çok uzadı. Hayır hayır benim yazdıklarımdan değil Medya Okuryazarlığı konusundan bahsediyorum!

Yıl 2006. MEB ve RTÜK işbirliği ile okullarda bu ders okutulmaya başlandı.

Yıl 2009, dönemin bakanı Nimet Baş (Çubukçu). Medya Okuryazarlığı dersi önümüzdeki yıllarda zorunlu okutulacak dedi.

Yıl 2017 oldu. 8 yıl geçti aradan. Ders hala ehil olmayan, sıradan bir medya tüketici olmaktan öteye gitmeyen öğretmenlerce okutulmakta. Ve dersin gerçek öğretmenleri formasyonlu iletişim mezunları hala bu ders bizim hakkımız diye söylenmekte, dilekçeler yazmakta, öneriler sunmakta ama duyan kim!

(Seminerlerle alanın uzmanı olamayacak öğretmenler iletişim mezunları kadar bu işi iyi yapacağını kimse iddia edemez. Çünkü bu dersi verebilmek ancak haber dilinden anlayan, haber yazabilen, reklamcılığı bilmek, İletişim Tarihi, İletişim Kuramları, İletişim Hukuku, Senaryo yazarlığı, Medya ve Toplumsal Temsil, Reklâm Metin Yazarlığı, Grafik Tasarımı, Muhabirlik, Uygulamalı Gazetecilik, Haber Analizleri, Masaüstü Yayıncılık vs. tv uygulamaları gibi dersler almak gerek. Takdir edersiniz ki, görüldüğü gibi İletişim Fakültesi mezunları konuya ilişkin belli bir uzmanlık kazanmaktadır ve bu eğitim 4 yıl sürmekte, üstüne bir de öğretmenlik bilgisi alan yani pedagojik formasyon alan mezunlar konunun uzmanı olmakta.)

Sayın Bakan, ders dünyanın hemen hemen tüm gelişmiş ülkelerinde verilmekte. Özellikle ABD’de ders gazeteciler, televizyoncuların katkısıyla işlenmekte. (Bugün ABD, Kanada, İn­giltere, Almanya, İtalya, Hollanda, İskoçya, İspanya, İsveç, Fransa, Danimarka, Finlandiya, Avusturya ve Avustralya gibi ülkelerde hükümetlerin de desteğiyle ilkokul düzeyindeki okullarda Türkçe, matematik, sosyal bilgiler gibi medya okuryazarlığı dersleri okutulmakta. ABD’de ders materyallerinin oluşturulmasına yayın kuruluşları da destek olmakta.)

15 Temmuz darbe girişiminde medya doğru şekilde kullanılmasaydı bugün ne olurdu Sayın Mili Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz?

Bugün tüm televizyon kanalları, gazeteler vs. bazıları gibi kaos çığırtkanlığı yapsa ne olur Sayın Bakan?

Bugün ülkemize ve Müslümanlara yapılan algı oyunlarını görmüyor musunuz? Bunun çözümünün eğitimden geçtiğinin farkında değil misiniz? Görmeniz, fark etmeniz için ne yapmamız gerekiyor acaba Sayın Bakan?

RTÜK, yayınlara ceza vererek bir noktaya kadar engel olabilir. Gerisi eğitimle halledilebilir ancak.

'Gelen gideni aratır'

Allah aşkına Sayın Bakanım, bu sözü bize söylettirmeyiniz. Efendim gelen gideni arattırmasın. Sayın Nabi Avcı konuya vakıf olduğu halde neden adım atmadı açıkçası şaşkınım ve eminim ki tüm iletişimciler şaşkın.

Merak ettiğim diğer bir konuda eğitime dair sendikalar (Eğitimsen, Eğitim Bir Birsen, Türk Eğitim Sen ve diğerleri…) yukarıda bahsi geçen konuda ne yaptılar? MEB’e bu konuyu kaç defa, ne şekilde dile getirdiler.

Sayın Bakanım, Medya Okuryazarlığı konusunda eğitime ilişkin sendikalar, ne yazık ki herhangi bir çaba sarf etmemiştir. Yapılan çalıştaylarda ne yazık ki İletişim ve Medya Okuryazarlığı konularını dile getiren olmamıştır.

MEB, zaten sınıfta kaldığı Medya Okuryazarlığı konusunda artık ciddi ve somut adım atmalıdır. Bu ders‘bizde de medya Okuryazarlığı dersi var, biz de bu dersi okutuyoruz’ gibi dostlar alışverişte görsün mantığından kurtarılıp gerçek anlamını bulmalıdır.

Madem yeni müfredat diyoruz, o halde bu yeni müfredatta bu ders hak ettiği yeri bulmalıdır. Ülkenin dört bir tarafından görevlendirilecek ‘Medya Rehberleri’ eminim ki uzun vadede ülkemize çok yarar sağlayacaktır.

Ekonomik nedenler öne sürülecekse, hiç değilse her ilçeye görevlendirilecek birer ‘Medya Rehberi’ ilçenin tüm okullarında gerek öğrencilere, gerek velilere ve hatta öğretmen ve memurlara yapacağı seminerlerle ülkeye yadsınamayacak katkılar sunacaktır.

Saygılarımla arz ederim.

Bu yazı toplam 2030 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.