1. YAZARLAR

  2. Ethem BABRAK

  3. Mehmet Akif Ersoy ve II. Abdülhamid 1
Ethem BABRAK

Ethem BABRAK

Radyo Televizyon Öğretmeni
Yazarın Tüm Yazıları >

Mehmet Akif Ersoy ve II. Abdülhamid 1

A+A-

Osmanlı devletinin eski gücünden her geçen gün yeni bir şeyler kaybettiği bir dönemde, 33 yıl boyunca devleti idare eden, o günün şartlarında yaptıklarıyla bugün net olarak anlaşılamayan Sultan II. Abdülhamid, siyaseti ve icraatları ile günümüze kadar tartışmaların odağında oldu.

Meşrutiyet rejimini rafa kaldıran, kurduğu istihbarat rejimi ile otoriteye dayanan bir yönetim kuran II. Abdülhamid hükümdarlığı döneminde hemen hemen her kesim tarafından eleştirildi, suçlandı.  Hürriyeti yok etmek ve baskı ile ülkeyi idare etmekle itham olunan II. Abdülhamid bütün kötülüklerin/olumsuzlukların sorumlusu ilan edildi o dönemde.

Tüm olup biten olumsuzlukların sorumlusu olarak görülen II. Abdülhamid doğal olarak farklı kesimlerce hedef tahtasına oturtuldu ve Batıcısı, Türkçüsü, Sosyalisti, İslamcısı tarafından eleştirildi. Ülke dışına kaçan aydınlar II. Abdülhamid’e olan muhalefetlerini yurtdışında da çeşitli yollarla sürdürdüler.

Aslına bakıldığında, o günün şarlarında II. Abdülhamid’in yaptıklarına bakarak onu eleştirmemek mümkün değildi. Zira her tarafta II. Abdülhamid’in istihbaratçıları kol geziyor, uçan kuştan haberi olan sultanın izni olmadan neredeyse hiçbir şey yapılamıyordu. Hafiyelik, korku, zindan, sansür vs. kavramlar dönemin belki en çok kullanılan kavramlarıydı. Eleştirenlerin çoğu O’nu sonradan anladılar ve çokları O’nun hakkındaki olumsuz düşüncelerinden dolayı pişman oldu.

O dönemde II. Abdülhamid’i kimler eleştirmedi ki?

II. Abdülhamid’i eleştiren sadece Mehmet Akif Ersoy değildi!  Rıza Tevfik, Dr. Rıza Nur, Süleyman Nazif, Said-i Nursi (Beddiuzzaman) Elmalı Hamdi Yazır da II. Abdülhamid’i eleştirenler arasındaydı.

Rıza Tevfik, "Sultan Abdülhamid Han'ın Ruhâniyetinden İstimdat" adlı mersiyesinde pişmanlığını şu mısralarla ifade ediyor:

Nerdesin şevketlim, Sultan Hamid Han?

Feryâdım varır mı bârigâhına?

Ölüm uykusundan bir lâhza uyan,

Şu nankör milletin bak günahına.

Târihler ismini andığı zaman,

Sana hak verecek, ey koca Sultan;

Bizdik utanmadan iftira atan,

Asrın en siyâsî Padişâhına.

"Pâdişah hem zâlim, hem deli" dedik,

İhtilâle kıyam etmeli dedik;

Şeytan ne dediyse, biz “beli” dedik;

Çalıştık fitnenin intibahına.

Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz,

Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz.

Sade deli değil, edepsizmişiz.

Tükürdük atalar kıblegâhına.

II.Abdülhamid’e şiddetli muhalefet edenlerden Süleyman Nazif ise pişmanlığını şu dizelerle ifade ediyor:

Padişahım gelmemişken yâ da biz,

İşte geldik senden istimdâda biz,

Öldürürler başlasak feryâda biz,

Hasret olduk eski istibdâda biz.

Dem-bedem coşmakta fakr u ihtiyaç,

Her ocak sönmüş ve susmuş, millet aç.

Memleket mâtemde, öksüz taht u tâç,

Hasret olduk eski istibdâda biz.

***

Said-i Nursi (Beddiuzzaman) de II. Abdülhamid’i eleştirenler arasındaydı ve bu pişmanlığını Kastamonu Lahikası’nda ifade eder.  Hatta Araştırmacı-Tarihçi Yazar Mustafa Armağan’ın belirttiğine göre Said-i Nursi, II. Abdülhamid için “O’nu dualarımın arasına aldım.” demiş ve O’nun haklılığını bildiren cümlelerde bulunmuştur.[1]

Elmalı Hamdi Yazır da II. Abdülhamid’i eleştirenler arasındaydı. Ülkeyi çağdaş ilim ve medeniyet seviyesine ulaştırmaya vesile olabileceği ümidiyle meşrutiyet idaresini hararetle savunmaya başlamış ve bu görüşü temsil eden İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne üye olmuştur.

Gelelim Mehmet Akif Ersoy’un Abdülhamit’i eleştirmesi hususuna.

En başta şunu söylemeliyim ki bana göre bizim en büyük hatamız; insanı, insan olmaktan çıkarıp yüceltme hastalığımızdır. Maalesef biz, önemli/öncü/ulema gördüğümüz şahsiyetleri hata yapmaz/yapamaz kategorisine koyuyor, zihinlere hep bu algıyı yerleştiriyor ve sonra bu kimselerin hatasını/yanlışını duyduğumuzda bunu kabullenemiyoruz. Oysa insan hata yapan bir varlıktır.[2] Bunu idrak etmek zorundayız ve insanın yanılabileceğini doğal görmek durumundayız birer Müslüman olarak.

Esasen Mehmet Akif Ersoy da, Elmalı Hamdi Yazır gibi ülkeyi çağdaş ilim ve medeniyet seviyesine ulaştırmaya vesile olabileceği ümidiyle meşrutiyet idaresini savunmaya başlamış, bu görüşü temsil eden İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne üye olmuş, bu süreçte II. Abdülhamid’i şiddetli bir şekilde eleştirmiş ve sonrasında da İttihat ve Terakki Cemiyeti’nden ayrılmıştır.

NOT: Yazının devamı gelecek inşallah.

[1] Mehmet Akif Ersoy ve Bediüzzaman 'ın Sultan Abdülhamit'le İlgili Düşünceleri | Mustafa Armağan

Bu yazı toplam 3796 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.