1. YAZARLAR

  2. Tuğçe ŞEN BAŞ

  3. Medeniyetlerin Yaşatıldığı Şehir Niğde
Tuğçe ŞEN BAŞ

Tuğçe ŞEN BAŞ

Seyahat Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Medeniyetlerin Yaşatıldığı Şehir Niğde

A+A-

Tarih boyunca Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı’ya ev sahipliği yaptığı için sloganı “Medeniyetlerin Yaşatıldığı Şehir” olan Niğde’yi gezmeye başladığınızda her ne kadar Selçuklu dönemi eserlerinin yoğunluğu göze çarpıyor olsa da, misafir ettiği tüm bu kültürlere ait esintilerle karşılaşıyorsunuz. Haydi o zaman İç Anadolu bölgesinde yer alan bu şehri gezmeye başlayalım birlikte.. Biliyorsunuz, bizim de sloganımız “Bakmadan Gezme”..

1- Gümüşler Manastırı

Bu manastır ülkemizdeki en büyük manastırlardan biri olup, Kapadokya Bölgesi sınırları içerisinde, Gümüşler kasabasında yer almaktadır. Tarihi yapısını günümüze kadar oldukça iyi korumuştur.

Bölgede kayaya oyulmuş pek çok manastırdan biri olan bu manastırın en önemli yapısı, kompleksin kuzeyinde yer alan kilisedir. Dört serbest destekli, kapalı Yunan haçı planlı kilisenin kuzey haç kolunun kuzeyinde iki mezar nişi, naosun batısında beşik tonoz örtülü iki giriş mekânı bulunmaktadır.

Kilisedeki duvar resimleri ve içeride yer alan kaçış tüneli oldukça etkileyiciydi. Ama tünel gerçekten çok dar ve küçük. Kapalı alan fobisi olanların ve astım hastalarının girilmemesi öneriliyor. Misal, ben yarı yoldan geri dönmek zorunda kaldım. ????

Açık avlulu bu manastırda dolu dolu 2 saat vakit geçirdim. Beni en çok etkileyen yerlerden birisi oldu. Ve “Bakmadan Gezme” diye buraya kocaman tik attım.


foto1.jpg
 

2- Hüdavent Hatun Türbesi

Niğde Merkezde yer alan türbe gerçekten çok görkemliydi.

Taç kapısı üzerindeki inşa kitabesinde yer alan bilgiye göre 712 H. / 1312–13 M. yılında yapılmış.

Anadolu Selçuklu Hükümdarı IV. Rükneddin Kılıç Aslan’ın kızı Hüdavend Hatun’un yaptırdığı bilinen türbenin içerisine girememiş olsak da, tek katlı ve sekizgen planlı yapısıyla dışarıdan bile gerçekten büyüleyici görünüyordu arkadaşlar.


foto2.jpg

3- Gündoğdu Türbesi

Hemen Hüdavend Hatun Türbesinin yanında yer almaktadır. Maalesef bu türbenin inşa kitabesi yokmuş. Fakat Safer 745 H. / Haziran 1344 M. tarihinde vefat eden Gündoğdu oğlu Ahi Bevvap adına yazılan mezar kitabesi, sonradan taç kapıya yerleştirilmiş. Buradan referansla, türbenin 1344 yılı civarında inşa edildiği kabul edilmektedir. Bu türbe kare planlı olup, Hüdavend Hatun Türbesinden bir tık daha küçüktür. Her iki türbe de zaman içerisinde onarım görmelerine rağmen orijinal yapıları günümüze kadar hiç bozulmadan korunmuştur.


4- Niğde Müzesi

Müze kartınız ile gezebileceğiniz, küçük ama sevimli müzemize hoş geldiniz. Müzeyi, sabah saat 08:30 ile akşam saat 17:30 arasında rahat rahat gezebilirsiniz. İçeride beni en çok etkileyen yer mumyaların olduğu salon oldu. Bu salonda, Aksaray Ihlara Vadisi’nde bulunan “Rahibe Mumyası” ile Çanlı Kilise’nden çıkarılan 4 adet çocuk mumyası sergileniyor. Müzede Orta Anadolu arkeolojisinin kronolojik düzende sunuldu toplam 6 farklı salon yer almaktadır. Eğer müze kartınız yoksa hala, giriş ücreti şu an için 12,50 TL.

 

foto-3.jpg

5- Ak Medrese

Saruhan Mahallesinde yer alan ve adını tamamen beyaz mermerden yapılmış taç kapısından alan Ak Medrese, gerçekten heybetli kapısının görüntüsüyle beni çok etkileyen yapı oldu. Ama çok şanslı birisi olduğum için de heyecanımı ve hüznümü aynı anda yaşadım. Medresede restorasyon çalışmaları yapıldığı için ancak dışarıdan fotoğraflar çekip yapıyı inceleyebildim.
Karamanoğulları Beyliği, Osmanlılar’ın en güçlü rakibi olup, kendilerini Selçuklular’ın mirasçısı olarak görmekteydiler. İşte bu yapıda Karaman Beyi Alâeddin’in oğlu Alâeddin Ali Bey tarafından 812 H. / 1409 – 1410 M. tarihinde yaptırılmış.

Dışarısı bu kadar heybetliyse içi nasıldır acaba düşünerek ve çektiğim fotoğraflara bakarak oradan ayrıldım.

Haydi gelin biraz da eski Niğde evlerinin bulunduğu sokaklarda kaybolalım.
Eski yapılar o kadar güzel ki. Sokakları gezerken sanki her bir yapı benimle konuşup, “Bak burada neler oldu biliyor musun sen” diye kendi yaşanmışlıklarını anlatıyor gibiydi.

Geçmişe yapılmış bir zaman yolculuğunda gibiydim ve her adımım farklı bir zamanda yaşanmış farklı bir hikâyeye götürüyordu beni.

Haydi bakalım biraz mola verelim.. Yarın kaldığımız yerden devam ederiz canlarımmm.

 

foto-4.jpg

6- Niğde Sanat Galerisi

Niğde Merkez’de bulunan ve eski bir Ermeni Kilisesi olan bu yer, Niğde Belediyesi tarafından bir sanat galerisine dönüştürülmüş ve hem ulusal hem de uluslararası sergilere ev sahipliği yapıyor. Keyifli ve sıcak bir mekan, ben enerjisini sevdim.


7- Rum Kilisesi – Begüm Camii

Niğde Merkeze bağlı Aşağı Kayabaşı Mahallesinde bulunan Bazilika planlı kilise bazalt cinsi düzgün kesme taşlardan inşa edilmiş. Günümüzde camii olarak kullanılan bu kilise genelde iyi korunmuş ancak tavanlarında ve fresklerde yer yer dökülmeler olduğu da gözlerden kaçmıyor. Kilisenin hemen arka tarafında bir de Ruhban okulu yer almaktadır.

 

foto5.jpg

8- Alâeddin Camii

Niğde Alâeddin Camii, Niğde Kalesi’nin bulunduğu tepede, kalenin hemen yanında yer almaktadır ve Niğde Sancakbeyi Ziynettin Beşare tarafından 1223 yılında I. Alâeddin Keykubat adına yaptırılmıştır.

Taş işçiliği ve orijinal mimarisi ile Anadolu Selçuklu camilerinin en iyi örneklerinden biridir.
Selçuklu Mimarı sanatının tüm inceliklerini yansıtmasının yanında iki kapılı bu camiyi meşhur kılan en önemli özellik caminin doğu kapısı üzerindeki işlemelerin, uygun ışık geldiğinde “taçlı kadın başı” silueti şeklini almasıdır. Efsaneye göre taş ustası, hiçbir zaman kavuşamayacağını bildiği Niğde Sancakbeyinin kızına olan umutsuz aşkını sonsuza kadar yaşatmak için kızın siluetini kapı üzerindeki taşlara resmetmiştir. Sabah saatleriyle birlikte görülmeye başlayan ve öğle saatlerinde sona eren bu görüntü, güneşin dillendirdiği bir aşk olarak yüzyıllardır devam eden bir gösteridir. Ben maalesef göremedim, ışığın ve gittiğim saatin uygun olmaması nedeniyle.  Fakat konu aşk oldu mu görmek için göze ihtiyaç yoktur, biliyorsunuz. Gönül gözünüz açılıyor ve siz hissedip yaşıyorsunuz o anı.

 

foto6.jpg

9- Niğde Kalesi

Kalenin önündeki abladan meşhur Niğde Gazozu alarak girdim kaleden içeri. Abla “çıkışta dondurmamı da ye” deyince “tamam, söz” dedim.

Eski Niğde şehrinin bulunduğu tepeyi çevreleyen kale üç surla çevrilmiştir. Günümüzde birçok yeri yıkılmış olan kalenin bedenlerinin bir kısmı etrafındaki evlere duvar vazifesi yapmakta. Sadece tepenin kuzeydoğusunda bir hisarı içine alan kısım ayakta kalabilmiştir. Yakın zamana ait yıkıntıları arasında meskene çevrilen iki burcun kalıntıları da görülebiliyor. Bu sur muhtemelen Sungur Bey Camii’nin yanına kadar uzanıyordu. Kalenin ayakta kalan tek burçtan ibaret ana kulesi tepenin en yüksek noktasına bulunuyor. Nispeten daha iyi korunmuş olan bu ana kule, dikdörtgen burçlara yaslanan surlardan çok daha yüksek. Ana kulenin duvarları yıkılmamış ama maalesef iç kısmında bulunan birçok oda ve hücre tamamen harap olmuş. Kalenin tarihi hakkında kesin bir şey söylenemiyor. Alt duvarlarında Arap – Bizans çeşnisi olmakla beraber M.Ö. 8’inci asırda yapılmış olma ihtimali de varmış. Kale 1740 yıllarında Sadrazam İshak Paşa tarafından onarılmış.

Niğde Kalesi’ne çıktığınız anda muhteşem bir Niğde manzarası sizi bekliyor olacak.


10- Saat Kulesi

Anadolu’da pek çok ilde bulunan ve bulundukların şehrin sembolleri haline gelen saat kulelerinden Niğde’de de var arkadaşlar. Doğrusunu isterseniz, gezilecek yerler kısmına baktığımda saat kulesini farklı bir yerde bekliyordum. Meğer kalenin içinde yer alıyormuş ve Ziya Paşa tarafından 1866 yılında yaptırılmıştır.

 

foto7.jpg

11- Rahmaniye Camii

Dikdörtgen planlı ve düz damlı bu camii, Abdurrahman Paşa tarafından 1747 yılında yaptırılmış olup, Niğde kalesinin hemen yanında yer almaktadır.  Konum itibariyle, kale ziyareti öncesi ya da sonrası, çok sade bir yapıya sahip bu camiyi de gezip görebilirsiniz.

Bu arada unutmadan söyleyeyim, ablaya verdiğim sözümü tuttum, el yapımı dondurmamı aldım ve Sungur Bey Camisine doğru yola çıktım.

 

foto8.jpg

12-Sungurbey Camii

Restorasyon çalışmasında olduğu için içine giremedim maalesef. Şaşırdık mı bu kadar kısmetli oluşuma.  Elbette hayır.. Ama bardağın dolu tarafına bakalım arkadaşlar, Niğde’ye tekrar gelmek için bir bahane oldu bana da. ????


Evet, gelelim bu ihtişamlı caminin tarihine. İlhanlılar Döneminde Niğde Valisi olan Sungur Bey tarafından yaptırılan caminin inşa tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte minare kaidesinde yer alan vergi kitabesindeki 735 H. / 1335 M. yılı binanın tamamlanma yılı olarak kabul edilmektedir. Yapının minberindeki başka bir kitabede Sungur Bey ile Ebû Said Bahadır Han’ın adları geçmektedir ve undan dolayı da yapının 1316-1335 yılları arasında inşa edildiği düşünülmektedir. Caminin mimarı bilinmiyor ama minber ile muhtemelen kuzey taç kapısının ahşap kapı kanatlarını Hoca Ebubekir, daha sonraki döneme ait doğu taç kapısının ahşap kapı kanatlarını ise Hacı Muhammed isimli ustalar yapmış. Camii konum olarak Niğde Kalesi’nin güneybatısındadır. Bazı onarımlarla günümüze gelen cami, örtü sistemi ve minareler haricinde orijinal özelliğini ve fonksiyonunu koruyor. Doğu taç kapısı asıl giriş açıklığı üzerinde 874 H. / 1469–1470 M. tarihli vergi kitabesi bulunur. Muhtemelen bu tarihte cami tamir görmüş olabilir.

Evet.. Şimdi yolumuz biraz uzun. Yemek yemeğe Bor’a gidiyorum. Hadi bakalım Meşhur Niğde Tava yemeye.

 

foto9.jpg

13- Bor Niğde Bereket Fırın

Yemek yemek için tam 1.5 saat yol geldim fakat kesinlikle değdi.
Niğde tava.. Yiyenler bilir de, yemeyenler de bence mutlaka ama mutlaka denemeli. Enfesss.. Kuzu eti, sarımsak, domates ve acı sivri biberler kuşbaşı doğranıp, Niğdelilerin tava dediği, kenarı yüksek alüminyum tepsilere yayılıyor, üzerine birazcık tereyağı veya bildiğin kuyruk yağı yine kuşbaşı doğranarak konuyor, sonra tava doğru fırına giriyor.
Veeee, sözün bittiği yer.

O zaman afiyet olsun.
 

foto10.jpg

14- Ahmet Kuddusi Hazretleri Türbesi

11 Rebiyülevvel 1183’de (Temmuz 1769’da) Bor’da doğmuş olan Ahmet Kuddusi Hazretleri, Bor’u Medine’nin bir mahallesi olarak görmüş ve  “Tesmiye kıldı Erenler Bor iken Nur adını, etti çok zira Huda Uşakkını Ubbadanı” diyerek Bor’un bir anlamda da manevi yeri ve değerini belirtmiştir.

Bor’un manevi koruyucusu olarak da bilinen ve “Bor Şehri, Nur Şehri “sözleriyle Bor’un manevi anlamda ne kadar büyük bir hassasiyete sahip olduğunu dile getiren Şeyh Ahmet Kuddusi Hazretleri, bir gün Konya’ya giderek, Mevlana Celâlettin-i Rumi’nin kabrini ziyaret etmek ister. Türbenin önüne vardığı zaman, türbedar, kapıları kilitlemiş gitmek üzeredir. Hz. Kuddusi, türbedara, türbeyi açması için ne kadar rica ettiyse de, türbedar: “Akşam oldu, açma izni yoktur” diyerek, onun ricasını kesin bir şekilde reddeder. Bunun üzerine Hz. Kuddusi, güzel bir methiye okumaya başlar ve son dörtlüğü söylediği anda türbenin kapıları kendiliğinden açılır. Hz. Kuddusi türbedarın şaşkın bakışları arasında ziyaretini yapar ve oradan ayrılır. Ertesi gün bu hadiseyi duyan Mevlevi şeyhleri ile bir kısım ulema: “Bu kişi mutlaka Bor’lu Hz. Kuddusi’dir” derler.
Yol üzerinde yer alan bu türbeyi ziyaret etmeden geçmeyin derim.

 

11-003.jpg

15-Roma havuzu

Bor ilçesine bağlı Bahçeli’nin kuzeyinde ve kasaba merkezine yaklaşık 3 kilometre mesafede yer almaktadır. Roma – Trojan ve Hadrian döneminde M.S. 2. yüzyılda inşa edilmiştir. Dönem dönem çeşitli onarımlar görmüş olmakla beraber, büyük ölçüde orijinal özelliklerini korumaktadır. Havuzun altından kaynayan su, oluşturulan kemerler vasıtasıyla Antik Tyana Kentine (Kemerhisar’a) ulaştırılıyormuş ve Kleopatra’nın burada yüzdüğü de rivayetler arasında. Koca Roma havuzu, süt banyoları ve Kleopatra..  Eh artık, gerisini de sizin hayal gücünüze bırakıyorum. :)

 

12-004.jpg

16-Tyana Antik Kent

Beni en çok heyecanlandıran ikinci ve son yerdeyiz arkadaşlar. Yol boyunca giden su kemerleri ve aradan geçen onca zaman, onca yaşanmışlığa rağmen hala tüm heybetiyle ayakta duruşları.

Tarihi geçmişini Bizans ve daha öncesinden alan Tyana gerçek bir tarihi hazine.
Bor ilçesine bağlı Kemerhisar kasabasında yer alan ören yeri kasabanın büyük bir bölümünün altında kalmış. Kasabanın muhtelif yerlerinde bulunan önemli heykeltıraşlık eserlerini, ören yerinde yapılan bilimsel kazılarda çıkan eserleri ve mimari parçaları 
Niğde Müzesi’nde görmek mümkün. Kemerhisar; adını, Bahçeli’deki Roma Havuzunun kaynak suyunun  kemerlerle taşınmasına yönelik oluşturulan kemerlerden almıştır..
Günümüzde Roma Havuzundan itibaren Kemerhisar’ın içlerine kadar ki bölümde kemerler toprak altında kalmış ama geri kalan bölümlerdeki ve kazı alanına kadar olan kemerler ise hala toprak üzerinde ve halen büyük bir bölümü ayakta. Düşünsenize..  Bu kemerler M.S. 2. – 3. yüzyıllara ait arkadaşlar. Ve yüzyıllardır ayaktalar.


Antik Tyana Kenti 1., 2. ve 3. dereceli arkeolojik sit alanı olarak koruma altına alınmış. Tarih öncesinden Hititler’in yıkılışına değin pek çok uygarlığa ev sahipliği yapan Kemerhisar (Tyana), Hititler döneminde Tuwanuwa olarak biliniyormuş ve Geç Hitit Dönemi’nin de başkentiymiş. Ünlü kral Warpalawa M.Ö. 738 – 715 yıllarında bu kentte hüküm sürmüş. M.Ö. 30 – M.S. 395 yıllarını kapsayan Roma Dönemindeki adıyla Tyana, yoğun yapılaşma ile tarihinin en önemli evresini yaşamış ve kent saraylarla, tapınaklarla, su kemerleriyle, kemerler arasında Jüpiter tapınağı giden ihtiram yoluyla, sivil, askeri ve adalet kurumlarıyla, hanlar, hamamlar, cömertlik simgesi aşevleriyle ve yerleşim birimleriyle büyük bir kent konumuna gelmiş. Ve tüm bu özellikleri ile Pompei’yi andıran bu kent, yine bu dönemlerde iki kez Güney Kapadokya Krallığı’nın başkentliğini yapmış.

Velhasıl arkadaşlar, Niğde aynı zamanda gezi yazımın başlığı da olan “Medeniyetlerin Yaşatıldığı Şehir” sloganı sonuna kadar hakkediyor. Sizi öylesine içine alıyor, öylesine bir zaman yolculuğu yaşatıyor ki, yüzyıllar arasında, farklı medeniyetler farklı kültürler arasında öylesine gidip geliyorsunuz, öylesi farklı duygularla sizi etkisi altına alıyor ki, şaşırıyorsunuz birkaç güne neler sığdırdığınızı görünce.

 

13-003.jpg

Siz de benim gibi sürekli “yahu sene oldu 2021, artık bulsalar ya şu ışınlanmayı” diyenlerdenseniz, şiddetle öneririm en kısa sürede bu şehri gezmenizi.

Bu yazı toplam 519 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazılan yorumlar hiçbir şekilde www.adilcevaz13.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.