03 Aralık 2016 Cumartesi
Öğretmenlik - Hamdi Eyigün
Tartışmalı Başkan
Tezek Kokan Köyleri
Terör ve Terörizm
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Korucuların Özlük Hakları İyileştiriliyor
18 Kasım 2012 Pazar 23:27

Korucuların Özlük Hakları İyileştiriliyor

Bitlis Milletvekili Vedat Demiröz, köy korucularının özlük haklarının iyileştirileceğini söyledi.

Adilcevaz13.Com / HABER MERKEZİ - Bitlis Ak parti Milletvekili Vedat Demiröz sitemize yaptığı açıklamada; Korucuların özlük haklarına ilişkin çalışma yaptıklarını ifade ederek, korucuların özlük haklarında iyileştirme yapacaklarını söyledi.

Plan Bütçe Komisyonunda 
Korucuların özlük haklarına ilişkin Bakan İdris Naim Şahin ile görüşen Demiröz, "Korucularımız zor şartlar altında çalışıyor ve özlük hakları noktasında da ciddi mağduriyetler yaşıyorlar. Daha önce Sayın Başbakanımızla da bu konuyu görüştüğümüzde kendileri de korucularla ilgili  iyileştirme yapılaması gerektiğini ifade ettiler. Bakanımızla da aynı konuyu detaylı değerlendirdik. Korucularımızın sağlık ve emeklilik hakları ile ilgili iyileştirme yapılacağının da sözünü aldık. Bununla ilgili çalışma yapılıyor. Korucu kardeşlerimiz biraz sabretsinler, yıllardır bekledikleri iyileştirmeler hayata geçecek." dedi.

Demiröz, Biber Gazlı Eyleme Tepki Gösterdi

Ak Parti Bitlis Milletvekili Vedat Demiröz, CHP’li milletvekillerinin Plan Bütçe komisyonunda yapmış olduğu biber gazlı eyleme tepki gösterdi.

İçişleri Bakanlığının bütçesi görüşüldüğünde komisyon muhalefetin biber gazlı eylemine sahne olmuştu.

Tepki çeken eylemde CHP’li üyeler İçişleri Bakanını protesto etmek için komisyonda biber gazı ve sprey sıkmıştı. Bu esnada komisyon divanında bulunan Demiröz gazdan etkilenmiş ve eylemi yapan Milletvekillerini uyarmıştı.

www.adilcevaz13.com

Bu haber toplam 1720 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SON YORUMLAR
Yazan: Doç.dr. Dr. Mustafa Atlı
Yazan: Cemal
Hocam ağzınıza ve yüreğinize sağlık. Bir öğretmeni değil bir meleği tanımlamışsınız. Gerçekten hangi mesleği icra ederseniz edin, esas gayenize uygun yaşarsanız insan olsanız da üstünlükte melekleri bile geçebilirsiniz.
Sizin yazınız üzerine hatıralarım canlandı. Birkaç öğretmen davranışıyla geçmişi yad! edelim.
Eti senin kemiği benim dönemleri idi. O zamanlar velisi olması hasebiyle buna kısmen hakkı olduğu düşünülebilen babasından bile işitmediği azarı, yemediği dayağı öğretmeninden işitir yerdi öğrenciler. Bu durum garipsenmez, genel kamuoyu bunu hatta doğru ve gerekli görürdü.
İlk okul 4 ncü sınıfta 9-10 yaşlarında bir sabi iken öğlenci olduğum okula biraz geç gitmiştim. Öğretmenimiz! ile o gün yeni tanışacaktık. Sen misin derse geç gelen. Yaş söğütten bir çubuk ile iki elin avuçlarına sertçe ve insafsızca vurularak yediğim dayağı hiç unutur muyum? Bu muamele hayatımda bana olumlu hiç bir şey öğretmedi. Sadece o öğretmeni hep böyle olumsuz hatırlarım. Bana öğrettiği şey var mı inan hiç sanmıyorum.
Ortaokul yıllarında uzamış saçları sıfıra vursan bile izi geçmeyecek şekilde herkesin içinde koyun kırkar gibi makasla kesen idealist! öğretmenlerle de karşılaştık, karete ve tekvando bilgilerini, savunmasız öğrenciler üzerinde deneyenlerle de. Bugün 30-40 yaşlarının üzerindeki anne ve babaları, bu tip öğretmenler yetiştirdi. Ancak, bereket ülkede hukuka, adalete, bilime, insan hak ve hürriyetlerine inananlar da var mış ki, öğretime yönelik alınan tedbirler soncunda o dönemlerde hiç te azımsanamayacak kadar çok olan bu tür uygulamaların sonu gelmek üzere. Tükendi diyemem zira, halen sabilere iki harf öğretecek diye onlara hakaret eden döven tiplerle karşılaşmak mümkün.
Kısaca herkes sadece vazifesini yapsın. Öğretmen de sadece öğrencisine öğretmesi gereken bilgileri tam ve zamanında öğretsin yeter. Eğiteceğim diye bir öğretmen çocuğun ana-babası yerine geçmesin. Ana-babanın, çevrenin, Toplumun çocuğu eğitmeye dönük vazifelerini üstlenmesin. Zira bütün bu yükü taşıyamaz. Ana-babanın bile çocuğuyla ilişkisinde dikkat ettiği sınırları, ana-baba yerine geçip aşmasın. Öğrenciyi yaşı ne olursa olsun bir birey olarak görsün. Ona sanki okuldaki bir başka öğretmene, müdüre, veliye, sokaktaki bir yetişkine hitap ettiği gibi saygılı ve kibar bir şekilde hitap etsin. Ona bir birey olduğunu hissettirsin yeter. Bir akademik yıl sonunda o öğrenci, o dönemde öğrenmesi gereken bilgiyi öğrenmiş mi, önemli olan budur. Öğretmenlik vazifesinin sınırı aşılırsa o zaman sorunlar başlar. Eğitim işi de önce ailenin eğitimiyle olmalıdır. Ailenin eğitimi, her şeyi yaparım diyenlerce değil, eğitim işinde uzman olanlarca yapılması gereken planlı ve proğramlı bir iştir. Bu husus öğretmenleri aşar. Aileler eğitildikte çocuklar da eğitimli olarak öğretime başlar. Vesselam.
Yazan: Özcan BEŞKARDEŞ
Yazan: Mithat köse