03 Aralık 2016 Cumartesi
Öğretmenlik - Hamdi Eyigün
Tartışmalı Başkan
Tezek Kokan Köyleri
Terör ve Terörizm
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Korucu ve Muhtarların Özlük Hakları İyileştirildi
12 Temmuz 2013 Cuma 12:03

Korucu ve Muhtarların Özlük Hakları İyileştirildi

TBMM Genel Kurulunda görüşülen Torba Yasada geçici köy korucuları ve muhtarların özlük hakları ve maaşlarında iyileştirmeler yapıldı.

Bitlis Milletvekilleri Vahit Kiler ve Vedat Demiröz, Korucuların ve Muhtarların özlük haklarının iyileştirildiğini söyledi.

Yıllardır mağduriyet yaşayan korucular ve muhtarların özlük haklarında ve maaşlarında iyileştirmeler yapıldı.

Konu ile ilgili açıklama yapan Bitlis Milletvekili Vedat Demiröz; "Gerek muhtarlarımızın ve gerekse korucularımızın özlük haklarının iyileştirilmesi için şahsım ve Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi arkadaşlarımızla ortak önerge verdik. Önerge ile bu fedakâr arkadaşlarımızın yıllardır devam eden mağduriyetini gidermiş olduk. Geçici Köy korucularımız yaklaşık 28 yıldır güvenlikle ilgili her görevde gece gündüz demeden özverili bir mücadele içerisinde oldular. Çok sayıda şehit verdiler. Verdiğimiz bu önerge ile Geçici köy korucuları en düşük emekli aylığı 384 TL'den 653 TL'ye çıkartılıyor, en yüksek geçici köy korucusu emekli aylığı 614 TL'den 883 TL'ye yükseltiliyor.

Aynı şekilde muhtarlarımızın da mağduriyetini giderdik. Maaşları düşük ve prim ödemek zorundaydılar. Yaptığımız düzenleme ile maaşlarını yükseltiyor ve primlerinin devlet tarafından ödenmesini sağlıyoruz. Hayırlı olsun." dedi.

Bitlis Milletvekilleri Vahit Kiler ise, Muhtarlarımızın ve geçici köy korucularımızın uzun süredir beklediği güzel haberi yine Ak Parti iktidarının verdiğini, halkın yanında olan bir iktidarın halka hizmet için çalıştığını söyledi.

Kiler yaptığı açıklamada; "Muhtarlarımız köylerimiz ve mahallelerimizin daha iyi olması ve daha yaşanılabilir hale gelmesi için çalışmaktadır. Ancak devlet olarak onlara verdiğimiz maaş gerçektende çok düşüktü. Uzun süredir üzerinde çalıştığımız düzenlemeyi Meclis Genel Kurulunda görüşerek hayata geçirdik. Muhtarların 460 TL olan maaşlarını 875 TL’ye çıkardık. Yaklaşık olarak % 90 lık bir artış sağlamış olduk. Bu rakamlar muhtarlarımızın hak ettiği maaşlar olup hayırlı olmasını diliyorum.

Ayrıca torba yasada yıllardır bölgemizde teröre karşı canlarını feda edercesine mücadele eden geçici köy korucularımızın emekli maaşlarında da iyileştirmeler yaptık. Yapılan mücadelenin karşılığı olmasa da devlet olarak geçici köy korucularımızın yanında olduğunu bir kez daha göstermiş olduk. Yapacağımız daha birçok düzenlemeler mevcuttur. İnşallah bu düzenlemeleri de hayata geçirerek vatandaşlarımızın daha iyi şartlarda yaşamasını sağlayacağız. Yapılan düzenlemelerin geçici köy korucularımıza ve muhtarlarımıza hayırlı olmasını diliyorum" dedi.

www.adilcevaz13.com

Bu haber toplam 2034 defa okunmuştur
YORUMLAR
MENFAAT..
MUHAMMED KARAHAN
tamamen çıkar politikası vekilliğinizin ilk yıllarında neredeydiniz? hayırdır..yerel seçimler yaklaşıyo tabi rant ve çıkar lazım..sayın kiler kaç yıldır vekillik yapıyon neden bu tasarıyı sunmadın?
15 Temmuz 2013 Pazartesi 12:24
NE GÜZEL
NİMET ÖZDEN
NE GÜZEL POZ VERMİŞSİNİZ YAKIŞMIŞ İKİNİZEDE BİRAZDA BİTLİS İÇİN ÇALIŞANIZ DAHADA YAKIŞACAK VEKİLERİM ELİN VEKİLİ NASIL İŞ YAPIYO GÖRÜN BİRAZ BULUNDUGUM İLDE BİNLCE İSANA NASIL FADALARI VAR UYANIN VEKİLERİM. NİMET ÖZDEN
İ
15 Temmuz 2013 Pazartesi 09:49
SON YORUMLAR
Yazan: Doç.dr. Dr. Mustafa Atlı
Yazan: Cemal
Hocam ağzınıza ve yüreğinize sağlık. Bir öğretmeni değil bir meleği tanımlamışsınız. Gerçekten hangi mesleği icra ederseniz edin, esas gayenize uygun yaşarsanız insan olsanız da üstünlükte melekleri bile geçebilirsiniz.
Sizin yazınız üzerine hatıralarım canlandı. Birkaç öğretmen davranışıyla geçmişi yad! edelim.
Eti senin kemiği benim dönemleri idi. O zamanlar velisi olması hasebiyle buna kısmen hakkı olduğu düşünülebilen babasından bile işitmediği azarı, yemediği dayağı öğretmeninden işitir yerdi öğrenciler. Bu durum garipsenmez, genel kamuoyu bunu hatta doğru ve gerekli görürdü.
İlk okul 4 ncü sınıfta 9-10 yaşlarında bir sabi iken öğlenci olduğum okula biraz geç gitmiştim. Öğretmenimiz! ile o gün yeni tanışacaktık. Sen misin derse geç gelen. Yaş söğütten bir çubuk ile iki elin avuçlarına sertçe ve insafsızca vurularak yediğim dayağı hiç unutur muyum? Bu muamele hayatımda bana olumlu hiç bir şey öğretmedi. Sadece o öğretmeni hep böyle olumsuz hatırlarım. Bana öğrettiği şey var mı inan hiç sanmıyorum.
Ortaokul yıllarında uzamış saçları sıfıra vursan bile izi geçmeyecek şekilde herkesin içinde koyun kırkar gibi makasla kesen idealist! öğretmenlerle de karşılaştık, karete ve tekvando bilgilerini, savunmasız öğrenciler üzerinde deneyenlerle de. Bugün 30-40 yaşlarının üzerindeki anne ve babaları, bu tip öğretmenler yetiştirdi. Ancak, bereket ülkede hukuka, adalete, bilime, insan hak ve hürriyetlerine inananlar da var mış ki, öğretime yönelik alınan tedbirler soncunda o dönemlerde hiç te azımsanamayacak kadar çok olan bu tür uygulamaların sonu gelmek üzere. Tükendi diyemem zira, halen sabilere iki harf öğretecek diye onlara hakaret eden döven tiplerle karşılaşmak mümkün.
Kısaca herkes sadece vazifesini yapsın. Öğretmen de sadece öğrencisine öğretmesi gereken bilgileri tam ve zamanında öğretsin yeter. Eğiteceğim diye bir öğretmen çocuğun ana-babası yerine geçmesin. Ana-babanın, çevrenin, Toplumun çocuğu eğitmeye dönük vazifelerini üstlenmesin. Zira bütün bu yükü taşıyamaz. Ana-babanın bile çocuğuyla ilişkisinde dikkat ettiği sınırları, ana-baba yerine geçip aşmasın. Öğrenciyi yaşı ne olursa olsun bir birey olarak görsün. Ona sanki okuldaki bir başka öğretmene, müdüre, veliye, sokaktaki bir yetişkine hitap ettiği gibi saygılı ve kibar bir şekilde hitap etsin. Ona bir birey olduğunu hissettirsin yeter. Bir akademik yıl sonunda o öğrenci, o dönemde öğrenmesi gereken bilgiyi öğrenmiş mi, önemli olan budur. Öğretmenlik vazifesinin sınırı aşılırsa o zaman sorunlar başlar. Eğitim işi de önce ailenin eğitimiyle olmalıdır. Ailenin eğitimi, her şeyi yaparım diyenlerce değil, eğitim işinde uzman olanlarca yapılması gereken planlı ve proğramlı bir iştir. Bu husus öğretmenleri aşar. Aileler eğitildikte çocuklar da eğitimli olarak öğretime başlar. Vesselam.
Yazan: Özcan BEŞKARDEŞ
Yazan: Mithat köse