31 Temmuz 2016 Pazar
Bayrağa Uzanan Eli Millet Kıracak - Burhan ŞAHİNER
Memleketine Sahip Çık
Asrın Ebabilleri Yendi
15 Temmuz Darbe Girişimi Üzerine
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
KIZ TAŞI HİKAYESİ
25 Ağustos 2010 Çarşamba 08:23

KIZ TAŞI HİKAYESİ

Van’ın 50 kilometre kuzeyinde küçük bir köy vardır: Amik. Bugün, dinlenme yeri olarak çok rağbet gören bu küçücük köyümüzde Van Gölü’nün harikulâde görünüşlerini âdeta şaşkınlıkla seyredersiniz.

KIZ TAŞI EFSANESİ:

Van’ın 50 kilometre kuzeyinde küçük bir köy vardır: Amik. Bugün,dinlenme yeri olarak çok rağbet gören bu küçücük köyümüzde Van Gölü’nün harikulâde görünüşlerini âdeta şaşkınlıkla seyredersiniz. Bu güzelliğe bir de gölün karşı yakasında, heybetli duruşu ile Süphan Dağı’nı eklerseniz seyrine doyum olmaz bir manzara ile karşı karşıya kalırsınız. 

Süphan Dağı’nın güney etekleri ile Van Gölü’nün kuzeyi arasında yer alan, bugün daha çok arkeolojik kazıları ile ün yapan Adilcevaz ilçesiyle Amik köyünü sonsuz bir aşk bağı ile birleştiren şu hikâye Van dolaylarında herkesin bildiği, söylediği bir efsane olarak anlatılmaktadır: Vaktiyle Amik köyünden delikanlının biri Adilcevaz dizdarının güzel kızın âşık olur. 

Delikanlı her gece koskoca gölü yüze yüze karşıya geçer, sevdiğiyle görüşürmüş. Dizdarın kızı da, sevgilisi kendisini kolayca bulabilsin diye, kıyıdaki yüksekçe bir taşın göle bakan cephesinde ışık yaktırırmış. 

Bu iki sevgili,  böyle uzun bir müddet buluşmaya devam ederler. Delikanlı her gece gölü yüzerek geçer, sevgilisi de kıyıda ışığı yakar. Ne delikanlı gölün dalgalarından korkar, ne de dizdarın kızı babasından...

Bir gece kuvvetli fırtına ışığı söndürür. Bütün aramalarına rağmen ışığı göremeyen delikanlı azgın dalgalarla boğuşa boğuşa perişan olur. Sonunda kaybolup gider. 

Sevdiği gencin gelmediğini gören genç kız sabaha kadar bekler. Sonunda Allah’a yalvarmaktan başka çare bulamaz: “Allah’ım, ya benim de canımı al, veya beni taş yap; kıyamete kadar sevgilimin başucunda kalayım.” 

Duası kabul olan kız taş olur. Bugün Adilcevaz’da, gölün kıyısında bir taş vardır.  Adına Kıztaşı derler ve ilâve ederler: “Bu, gölün dalgaları arasında kaybolan sevgilisini bekleyen dizdarın kızıdır.

Bu haber toplam 11490 defa okunmuştur
YORUMLAR
soru
Seda MANEVAR
Acaba neden kopyala yapıştır yapılamıyor?

Editörün Notu: Değerli okuyucumuz sistem özelliklerinden dolayı bazı bilgisayarlardan sitemizde kopya/paste yapılamıyor. Size lazım olan bilgiler için, iletişim sayfamızdan ilgili sayfa bilgileri için mail adresinizle birlikte talepte bulunursanız bilgiler mail adresinize gönderilecektir. İlginize teşekkür ederiz. Saygılarımızla...
25 Ocak 2011 Salı 19:13
SON YORUMLAR
Yazan: Recai Karahan
Saygıdeğer Adilcevazlılar,

Annem ve babamın adını taşıyan yurda el konulduğunu öğrenmiş bulunuyorum. Dört yıldır yaşadığım olumsuzluklarla mücadele etmekte olduğum hepinizin malumudur. Hamd olsun yaşatana, hamd olsun yaşadıklarım karşısın da direnme gücü verip, sabretmemi sağlayana... İnşa'Allah sonuna yaklaştım.

Kur'an ile gerçek mana da, tanıştığım günden beri sadece Allah rızasını kazanma uğraşı içinde olmuş ve öylede yaşamışım. Bundan sonra da her kim ne derse desin... Her ne olursa olsun beni bu yaşam tarzımdan bir adım bile geri attıramayacaktır. Bilir ve inanırım ki, "Allah'a güvenip dayananlar korkuyu tatmayacaklardır. Mahzun ve mahcup olmayacaklardır. Kazanan da onlar olacaklardır."

Sevgili kardeşlerim... Bugüne kadar yaptığım faaliyetlerin hiç birinden ne pişmanlık ne de mahcubiyet duymuyorum… Hiç keşke demedim. Tam tersine “Allah’ım yaşattığın bütün zamana ve faaliyetlerine hamd olsun.” Demişimdir.

Mehmet Kamile Karahan öğrenci Yurdunun oluşması nasıl oldu? Zamanın Akparti Milletvekili(Eski bakan) Bitlis valisi, Adilcevaz Kaymakamı ve Belediye başkanlarının katıldığı Yurdun açılış programın da açıklamıştım. Bir kez daha yazmak durumundayım af edin lütfen…

Çarşıda kalabalık halde dostlarla oturuyorduk, yaşlı olan amcamız yanımıza geldi. Benimle konuşmak istediğini söyleyince kalktım. "Bizim komşunun evinde kız öğrencilerle erkek öğrenciler aynı evde kalıyor" dediğinde dehşete kapılmıştım. Hemen araştırdım, ev verilmediği için öğrenciler ayrı ayrı kapılardan girseler de aynı bahçeye açılan evde kalıyordu. Zamanın kaymakamı Ömer Faruk Bey, Belediye başkanı Selim Arışbaş'ı, haberdar ettim. Kaymakam bey "Yurt yapımı için müracaatlarının olduğunu fakat yatırım programına alınmadığı" devlet adamına yakışır şekilde izah etti.

"İnşa'Allah ben yapacağım." dedim ve harekete geçtim. Arsayı babam bağışladı binanın yapım giderlerinin tamamına yakınını ben karşıladım. Devreye giren cemaat mensubu tanıdıklar vasıtasıyla, bu işlerin işletmeciliğini iyi yaptıkları iddia edilen ve o günlerde oldukça revaçta olan cemaate... Yetkililerin de onayını alarak tapuyu olduğu gibi devrettik.

Cemaatle başkaca ilişkim olmamıştır. Hatta verdiğim öğrenci burslarını, dağıttığım ramazan erzaklarını kendilerin vasıtasıyla dağıtmasını yönünde telkin ve tekliflerde bulunmuşlarsa da, tarafımdan reddedilmiştir.

Sadece zavallı kul alan ben, insanımıza hep yakın yaşadığımın bilindiğini de bilmekteyim. Adilcevaz da, her mahalle de, her köyde yaşayan insanlarımıza aynı duygu ve yakınlık içinde olduğumu bilmektesiniz. Siyasetten uzak durduğum da hafızalarınızda saklıdır. Adilcevaz da, bütün kurumlara, derneklere, cemaatlere aynı mesafede olduğumu ve bu yerlere ziyaretlerimi, desteklerimi… Sorunların çözümü konusunda ataklığımı da yine Adilcevaz da yaşamakta olan herkes inanmaktayım ki, şahitlik edeceklerdir.

İslam, kalpte tasdik, dilde ikrar, yaşam da tatbikatla yaşanabilir. Yurdun yanındaki, Mehmet ve Kamile Karahan İlk Öğretim okulunun yapımında veya başka bir kurum binasının yapılmasına yaptığım katkılardan nasıl pişmanlık duymuyorsam… Mehmet Kamile Karahan Öğrenci Yurdunun yapım aşamasında yaptıklarım dan da pişmanlık duymuyorum. Ayrıca bu konu da geçmişte barınmış olan birçok gencin velilerinden dua ve teşekkür aldığımda hala kulaklarımın dibinde asılı durmaktadır.

Yine zamanın Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül tarafından bizat’i tebrik almış Zat-ı Alilerini telefonla babam ile görüşmelerini sağlamıştım.

Eğer yurdu üzerine emanet alanlar; zamanla cemaat olmaktan çıkmış Paralel Devlet Yapılanması (PDY) haline dönüşmüş… Devlete, millete karşı tavır içine girmiştir... Ayıp etmişlerdir, devlete ve millete karşı suç işlemişlerdir ve günahkârdırlar. Buna da benim ve ailemin yaptıkları sebep değildir.

Eğer yurt için yanlış yapmışsam, Milli Eğitim'e okul yeri, Polis'e yaptığım Polis evi(Arsayı ve var olan binayı Süleyman Altay vermiş binanın tadilatının yapımının ekseriyeti tarafımdan karşılanmıştır.) v.b konusunda da yanlış yaptığım anlamı çıkar ki... Bu da insanları hayır yapma konusunda yılgınlaştırır.

Ayrıca inançlarımızda geleneklerimizde ve yasalarımızda suç ve kabahatler şahsidir; şahıslara aittir. (Ör: Hz Nuh ve oğlu, Hz İbrahim ile babası, Hz Lut ile karısı) “Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı da yine kendisinedir.”Sure-İ Bakara 286.Ayet. Ayetten anlaşılacağı üzere inandığım odur ki, yaptıklarımız ilahiyatta kayıt altına alınmıştır. İnşa’Allah Es Semi ve El Basir olan Rabb’ımız bizi af eyler, merhamet eder, bizden razı kalır.

PDY veya eski adıyla cemaat yanlış yaptı diye inançlarımdan veya Allah’ı razı etme çabalarımdan vaz geçecek değilim. İnşa'Allah yaşadığım sıkıntılar tez zamanda biter de kaldığım yerden devam ederim.

Sevgili dostlar,

Allah'ı ve insanı sevdiğini söylemek çok kolay. Allah'a güvenip dayanmak ise yürekten akıp gelendir! Allah'ı çıkarsız ve hesapsız sevmek ise yiğit yüreklere sahip olanların işidir.

O yiğit yürekler Allah'ı, hissederek yaşayanlardır. Allah'ın sevdikleri de; o, yiğit yüreklilerdir.

Allah yolundan dönmeyi, gerilemeyi düşünürsem... Bir an bile şüpheye düşersem Rabb’ım beni helak etsin inşa'Allah.

Allah izniyle, bu günleri de aşacağız. Devleti ve milleti bölmeye çalışanlara, halka mermi sıkanlara dün de karşı durduk, bugün de karşı durulduğundan eminim... Sizler de emin olun lütfen!..

Yakın zamanda görüşmek üzere, inşa'Allah.

Saygı ve selamlarımı sunuyor, sağlıklar diliyorum. Muhabbetle kalın inşa'Allah.

Recai Karahan

Evladınız.