30 Ağustos 2016 Salı
Süphanım
Ne Mutlu Türküm Diyene
Milletin Direnişine Bin Selam Olsun
Darbe ve Direniş
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kırık Hava (İbrahim Sadri Şiir)
25 Ağustos 2010 Çarşamba 17:35

Kırık Hava (İbrahim Sadri Şiir)

İbrahim Sadri İstanbul`da doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı. İstanbul Üniversitesi işletme Fakültesi`nde okudu. Şiir ve tiyatro kasetleri de bulunan şair Memleket Havaları adlı şiir
Ah yaban gülü
Ah kara hazer çiçeği
Ah gurbetin şivan yıldızı
Bir dağda bıraktığım bir dağda bulacağım leyla menekşesi
Gün yüzü görmemiş memleket gülüm
Olursa bir yağlı kurşundan ölümüm
Bir seherde açsınlar bağrımı
En deli rüzgarlar essin
Ne yiğitti desinler ne filinta ne hercai fiyaka
Dönüp baktıkları zaman
Bir oltu tesbihi
Bir gümüş tabaka
Bitlis tütününden yarım kalmış bir sarma cigara
Şeyh İzettin'in dünyanın bütün çocuklarına yazdığı muska
Ve sevda adına kurutulmuş bir karanfil bulsunlar
Mintanımın altında
Ah yaban gülü
Ah kara hazer çiçeği
Ah gurbetin şivan yıldızı
Leyla menekşesi
 
Yağmurlu bir akşamda duldada
Dedemden öğrendim ilk duam gibi
Yeşil ceviz altında koşturan karınca gibi
Harran üstünde her gece parlayan süreyya gibi
Emek gibi
Toprak Gibi
Kan gibi Hoyrat gibi
Adilcevaz fırtınası, yedi  dağın eşkıyası gibi
Yasak gibi
Bayrak gibi
Baskın gibi
Erişilmez bir şeydi seni sevmek
 
Ah leyla menekşesi
Ah yaban gülü
Ah yaktığım o içli türkü
Hani o zalim diyen, hani o hayın
Hani o kaç para eden perankendesi şu üç kuruşluk perişan darı dünyanın
 
Hepimiz geldik zulümlere
Hepimiz içinde biraz düşünce biraz öfke
Toprak damlar altında uykusuz bekledikçe
Şey İzzettin'i toprağa verdiğimiz gece
Sakalları ağardı dünyanın
Yedi yıldız koptu gökte
Yedi yumruk yedim yüzüme
Sevdim seni ve yakalandım
Ah leyla menekşesi
Ah yaban gülü
Ah kara hazer çiçeği
 
Sattılar beni pazarda
Göğsüme şifasız ecza sürdüler
Ve yürüdüler gençliğimin üzerinde
Yağmurda yağıyordu kuşlarda vardı
Uzandım yıldızlara tutamadım
Saçlarım ağardı şehir zindanlarında
Alem uykudaydı
Adilcevaz uykudaydı
Sevdam, menekşem, memleket gülüm uykudaydı
Kuyudaydım saçlarım ıslanmıştı
Sahtiyan uykudaydı
Çıplaktı üzerim mintanım kana bulanmıştı
Ah kara hazer çiçeğim sen uzaktaydın
Yıldızlar uzaktaydı
Zöhre uzaktaydı
Tarık uzaktaydı
Adilcevaz uzaktaydı
Şeyh İzzettin uzaktaydı
Memleket Uzaktaydı
 
Ah bir dağda bıraktığım bir dağda bulacağım leyla
Ah gurbetin şıvan yıldızı
Sende böyle gideceksen
Memleket böyle ağlayacaksa
Ben kabuslarına tabir düzeceksem şehir eşkıyalarının
Kıyamet diyeceksem
Ve seni bekleyeceksem
Bütün kuyulara
Bütün suna boyunlu dağlara adını bağıracaksam
Yırtılan mintanın, akan kanın, ağaran saçların
Ve memleketin için dön diyeceksem dön
Dön yaban gülü
Dön kara hazer çiçeği
Dön gurbetin şıvan yıldızı
Dön leyla menekşesi
Memleket gülü
Yağmurlu bir akşamda duldada
Dedemden öğrendiğim ilk duam gibi
Yeşil ceviz altında koşturan karınca gibi
Harran üstünde her gece parlayan süreyya gibi
Emek gibi
Toprak gibi
Kan gibi
Hoyrat gibi
Adilcevaz fırtınası, yedi dağın eşkıyası
Yasak gibi
Bayrak gibi
Baskın gibi
Erişilmez bir şeydi seni sevmek
 
 
                               (İbrahim Sadri'nin Memleket havaları isimli kasetinden)
Bu haber toplam 2820 defa okunmuştur
YORUMLAR
ADİLCEVAZ DEĞİL Kİ???
HARUN YILMAZEROĞLU
Bahsettiği şiirde Adilcevaz'dan bahsedilmiyor bence adam Adilcevazı ne bilsin :)))
16 Ekim 2010 Cumartesi 15:50
SON YORUMLAR
Yazan: Ertan Dilaveroğlu
Yazan: Mihfer
Bence durum kaymakamla sınırlandırılıp soruşturmalar yalnızlaştırılmamalı, açığa alınmak işten atılmak yada hapis yatmak değildir.

Bir soruşturmanın sulh ve selameti için görevinden belirli bir süre dolayısı ile uzaklaştırıp, soruşturmayı yürütenin soruşturmayı sağlıklı ve sağlam niteliklere kavuşmasını sonucuna göre adil bir karar almasını sağlamaya yöneliktir.

Bunları yaparken, soruşturmacı evrak tahribatı, yada benzeri ikili ilişkilerin önüne geçmek istemesinden dolayı kurum içerisine yada dışında soruşturmaya konu olan bireyler ve bu bireylerin ikili ilişkilerini bilmekle yetinmemelidir, diye düşünmekteyim.

Zannımca da yukarıda ifade ettiğim gibi açığa alınmanın daha anlamlı ve sağlıklı olması ve varsa aklanacak durumları için açığa alınmanın bence bir kişiyle sınırlandırılmayıp, ilçe halkınında tahmin ettiği konular üzerinden, soruşturmaya konu edilen kişinin yanında belli kişilerinde bu süreçte açığa alınması gerekir ve gereklidir. Suçlu bulunmaları halinde bu suça karışmış ekibin kimler olduğu ve kimlerin direktifleri ile kaymakamlığın bu hale geldiğinin de bilinmesi hem kamusal hemde toplumsal vicdanlarda sorgulanmalarının önünü açacağından eminim. Kaymakamlığımız belirli bir ''aileye ve belirli kişilerin tekeline'' geçtiğini bilmeyenimiz yoktur. Bence doğru olanı ve adil olanı savunmak gereklidir. İdareciler belli kişilerin ve gurupların altında eğilmektense, Devlet-i Aliye' nin işlerini adilce ve tarafsızca yerine getirmelidir ve getirmekte zorundadırlar.

Tabi ki taktir devletimizin idari birimlerinin aldığı kararda meşrudur. İllegal yapılarla mücadelede alınması gereken tedbirleri zamanında almayıp, bilakis bunlarla sarmaş dolaş olanların, kamusal harcamaların tespiti, kurumsal hizmetlerin gittiği yer- kişi- zaman tespitine, bireylerin şahsi ilişkilerine, detaylı istihbaratın sağlam ve güvenilir kaynaklara dayanarak detaylı incelenmesi de makbuldür. Bu gibi hadiselerin ve bu yapıların güçlenmesinde rolü olanların unutulmamalıdır ki bugün şehit olan 240 kişinin vebalinin ve ellerinin ''soruşturmaları sonucunda suçlu bulunması halinde'' boynunda olduğudur.

Lakin bu soruşturmanın sonucunda soruşturmaya konu olan kişilerin aklanması durumunda; soruşturmaya konu olan bireyin töhmet altında kalmaması da vatandaşların nezdinde bir erdem, kamunun da gerekli tedbirleri alması için yapılan usullere göre bir süreç kabul etmeliyiz.

Soruşturmanın sonucunun hak yolunca bir süreç olduğu unutulmamalı ve sonucuna göre hareket edilmesi ilçe halkından beklenmelidir.