31 Temmuz 2016 Pazar
Bayrağa Uzanan Eli Millet Kıracak - Burhan ŞAHİNER
Memleketine Sahip Çık
Asrın Ebabilleri Yendi
15 Temmuz Darbe Girişimi Üzerine
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kırık Hava (İbrahim Sadri Şiir)
25 Ağustos 2010 Çarşamba 17:35

Kırık Hava (İbrahim Sadri Şiir)

İbrahim Sadri İstanbul`da doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı. İstanbul Üniversitesi işletme Fakültesi`nde okudu. Şiir ve tiyatro kasetleri de bulunan şair Memleket Havaları adlı şiir
Ah yaban gülü
Ah kara hazer çiçeği
Ah gurbetin şivan yıldızı
Bir dağda bıraktığım bir dağda bulacağım leyla menekşesi
Gün yüzü görmemiş memleket gülüm
Olursa bir yağlı kurşundan ölümüm
Bir seherde açsınlar bağrımı
En deli rüzgarlar essin
Ne yiğitti desinler ne filinta ne hercai fiyaka
Dönüp baktıkları zaman
Bir oltu tesbihi
Bir gümüş tabaka
Bitlis tütününden yarım kalmış bir sarma cigara
Şeyh İzettin'in dünyanın bütün çocuklarına yazdığı muska
Ve sevda adına kurutulmuş bir karanfil bulsunlar
Mintanımın altında
Ah yaban gülü
Ah kara hazer çiçeği
Ah gurbetin şivan yıldızı
Leyla menekşesi
 
Yağmurlu bir akşamda duldada
Dedemden öğrendim ilk duam gibi
Yeşil ceviz altında koşturan karınca gibi
Harran üstünde her gece parlayan süreyya gibi
Emek gibi
Toprak Gibi
Kan gibi Hoyrat gibi
Adilcevaz fırtınası, yedi  dağın eşkıyası gibi
Yasak gibi
Bayrak gibi
Baskın gibi
Erişilmez bir şeydi seni sevmek
 
Ah leyla menekşesi
Ah yaban gülü
Ah yaktığım o içli türkü
Hani o zalim diyen, hani o hayın
Hani o kaç para eden perankendesi şu üç kuruşluk perişan darı dünyanın
 
Hepimiz geldik zulümlere
Hepimiz içinde biraz düşünce biraz öfke
Toprak damlar altında uykusuz bekledikçe
Şey İzzettin'i toprağa verdiğimiz gece
Sakalları ağardı dünyanın
Yedi yıldız koptu gökte
Yedi yumruk yedim yüzüme
Sevdim seni ve yakalandım
Ah leyla menekşesi
Ah yaban gülü
Ah kara hazer çiçeği
 
Sattılar beni pazarda
Göğsüme şifasız ecza sürdüler
Ve yürüdüler gençliğimin üzerinde
Yağmurda yağıyordu kuşlarda vardı
Uzandım yıldızlara tutamadım
Saçlarım ağardı şehir zindanlarında
Alem uykudaydı
Adilcevaz uykudaydı
Sevdam, menekşem, memleket gülüm uykudaydı
Kuyudaydım saçlarım ıslanmıştı
Sahtiyan uykudaydı
Çıplaktı üzerim mintanım kana bulanmıştı
Ah kara hazer çiçeğim sen uzaktaydın
Yıldızlar uzaktaydı
Zöhre uzaktaydı
Tarık uzaktaydı
Adilcevaz uzaktaydı
Şeyh İzzettin uzaktaydı
Memleket Uzaktaydı
 
Ah bir dağda bıraktığım bir dağda bulacağım leyla
Ah gurbetin şıvan yıldızı
Sende böyle gideceksen
Memleket böyle ağlayacaksa
Ben kabuslarına tabir düzeceksem şehir eşkıyalarının
Kıyamet diyeceksem
Ve seni bekleyeceksem
Bütün kuyulara
Bütün suna boyunlu dağlara adını bağıracaksam
Yırtılan mintanın, akan kanın, ağaran saçların
Ve memleketin için dön diyeceksem dön
Dön yaban gülü
Dön kara hazer çiçeği
Dön gurbetin şıvan yıldızı
Dön leyla menekşesi
Memleket gülü
Yağmurlu bir akşamda duldada
Dedemden öğrendiğim ilk duam gibi
Yeşil ceviz altında koşturan karınca gibi
Harran üstünde her gece parlayan süreyya gibi
Emek gibi
Toprak gibi
Kan gibi
Hoyrat gibi
Adilcevaz fırtınası, yedi dağın eşkıyası
Yasak gibi
Bayrak gibi
Baskın gibi
Erişilmez bir şeydi seni sevmek
 
 
                               (İbrahim Sadri'nin Memleket havaları isimli kasetinden)
Bu haber toplam 2772 defa okunmuştur
YORUMLAR
ADİLCEVAZ DEĞİL Kİ???
HARUN YILMAZEROĞLU
Bahsettiği şiirde Adilcevaz'dan bahsedilmiyor bence adam Adilcevazı ne bilsin :)))
16 Ekim 2010 Cumartesi 15:50
SON YORUMLAR
Yazan: Recai Karahan
Saygıdeğer Adilcevazlılar,

Annem ve babamın adını taşıyan yurda el konulduğunu öğrenmiş bulunuyorum. Dört yıldır yaşadığım olumsuzluklarla mücadele etmekte olduğum hepinizin malumudur. Hamd olsun yaşatana, hamd olsun yaşadıklarım karşısın da direnme gücü verip, sabretmemi sağlayana... İnşa'Allah sonuna yaklaştım.

Kur'an ile gerçek mana da, tanıştığım günden beri sadece Allah rızasını kazanma uğraşı içinde olmuş ve öylede yaşamışım. Bundan sonra da her kim ne derse desin... Her ne olursa olsun beni bu yaşam tarzımdan bir adım bile geri attıramayacaktır. Bilir ve inanırım ki, "Allah'a güvenip dayananlar korkuyu tatmayacaklardır. Mahzun ve mahcup olmayacaklardır. Kazanan da onlar olacaklardır."

Sevgili kardeşlerim... Bugüne kadar yaptığım faaliyetlerin hiç birinden ne pişmanlık ne de mahcubiyet duymuyorum… Hiç keşke demedim. Tam tersine “Allah’ım yaşattığın bütün zamana ve faaliyetlerine hamd olsun.” Demişimdir.

Mehmet Kamile Karahan öğrenci Yurdunun oluşması nasıl oldu? Zamanın Akparti Milletvekili(Eski bakan) Bitlis valisi, Adilcevaz Kaymakamı ve Belediye başkanlarının katıldığı Yurdun açılış programın da açıklamıştım. Bir kez daha yazmak durumundayım af edin lütfen…

Çarşıda kalabalık halde dostlarla oturuyorduk, yaşlı olan amcamız yanımıza geldi. Benimle konuşmak istediğini söyleyince kalktım. "Bizim komşunun evinde kız öğrencilerle erkek öğrenciler aynı evde kalıyor" dediğinde dehşete kapılmıştım. Hemen araştırdım, ev verilmediği için öğrenciler ayrı ayrı kapılardan girseler de aynı bahçeye açılan evde kalıyordu. Zamanın kaymakamı Ömer Faruk Bey, Belediye başkanı Selim Arışbaş'ı, haberdar ettim. Kaymakam bey "Yurt yapımı için müracaatlarının olduğunu fakat yatırım programına alınmadığı" devlet adamına yakışır şekilde izah etti.

"İnşa'Allah ben yapacağım." dedim ve harekete geçtim. Arsayı babam bağışladı binanın yapım giderlerinin tamamına yakınını ben karşıladım. Devreye giren cemaat mensubu tanıdıklar vasıtasıyla, bu işlerin işletmeciliğini iyi yaptıkları iddia edilen ve o günlerde oldukça revaçta olan cemaate... Yetkililerin de onayını alarak tapuyu olduğu gibi devrettik.

Cemaatle başkaca ilişkim olmamıştır. Hatta verdiğim öğrenci burslarını, dağıttığım ramazan erzaklarını kendilerin vasıtasıyla dağıtmasını yönünde telkin ve tekliflerde bulunmuşlarsa da, tarafımdan reddedilmiştir.

Sadece zavallı kul alan ben, insanımıza hep yakın yaşadığımın bilindiğini de bilmekteyim. Adilcevaz da, her mahalle de, her köyde yaşayan insanlarımıza aynı duygu ve yakınlık içinde olduğumu bilmektesiniz. Siyasetten uzak durduğum da hafızalarınızda saklıdır. Adilcevaz da, bütün kurumlara, derneklere, cemaatlere aynı mesafede olduğumu ve bu yerlere ziyaretlerimi, desteklerimi… Sorunların çözümü konusunda ataklığımı da yine Adilcevaz da yaşamakta olan herkes inanmaktayım ki, şahitlik edeceklerdir.

İslam, kalpte tasdik, dilde ikrar, yaşam da tatbikatla yaşanabilir. Yurdun yanındaki, Mehmet ve Kamile Karahan İlk Öğretim okulunun yapımında veya başka bir kurum binasının yapılmasına yaptığım katkılardan nasıl pişmanlık duymuyorsam… Mehmet Kamile Karahan Öğrenci Yurdunun yapım aşamasında yaptıklarım dan da pişmanlık duymuyorum. Ayrıca bu konu da geçmişte barınmış olan birçok gencin velilerinden dua ve teşekkür aldığımda hala kulaklarımın dibinde asılı durmaktadır.

Yine zamanın Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül tarafından bizat’i tebrik almış Zat-ı Alilerini telefonla babam ile görüşmelerini sağlamıştım.

Eğer yurdu üzerine emanet alanlar; zamanla cemaat olmaktan çıkmış Paralel Devlet Yapılanması (PDY) haline dönüşmüş… Devlete, millete karşı tavır içine girmiştir... Ayıp etmişlerdir, devlete ve millete karşı suç işlemişlerdir ve günahkârdırlar. Buna da benim ve ailemin yaptıkları sebep değildir.

Eğer yurt için yanlış yapmışsam, Milli Eğitim'e okul yeri, Polis'e yaptığım Polis evi(Arsayı ve var olan binayı Süleyman Altay vermiş binanın tadilatının yapımının ekseriyeti tarafımdan karşılanmıştır.) v.b konusunda da yanlış yaptığım anlamı çıkar ki... Bu da insanları hayır yapma konusunda yılgınlaştırır.

Ayrıca inançlarımızda geleneklerimizde ve yasalarımızda suç ve kabahatler şahsidir; şahıslara aittir. (Ör: Hz Nuh ve oğlu, Hz İbrahim ile babası, Hz Lut ile karısı) “Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı da yine kendisinedir.”Sure-İ Bakara 286.Ayet. Ayetten anlaşılacağı üzere inandığım odur ki, yaptıklarımız ilahiyatta kayıt altına alınmıştır. İnşa’Allah Es Semi ve El Basir olan Rabb’ımız bizi af eyler, merhamet eder, bizden razı kalır.

PDY veya eski adıyla cemaat yanlış yaptı diye inançlarımdan veya Allah’ı razı etme çabalarımdan vaz geçecek değilim. İnşa'Allah yaşadığım sıkıntılar tez zamanda biter de kaldığım yerden devam ederim.

Sevgili dostlar,

Allah'ı ve insanı sevdiğini söylemek çok kolay. Allah'a güvenip dayanmak ise yürekten akıp gelendir! Allah'ı çıkarsız ve hesapsız sevmek ise yiğit yüreklere sahip olanların işidir.

O yiğit yürekler Allah'ı, hissederek yaşayanlardır. Allah'ın sevdikleri de; o, yiğit yüreklilerdir.

Allah yolundan dönmeyi, gerilemeyi düşünürsem... Bir an bile şüpheye düşersem Rabb’ım beni helak etsin inşa'Allah.

Allah izniyle, bu günleri de aşacağız. Devleti ve milleti bölmeye çalışanlara, halka mermi sıkanlara dün de karşı durduk, bugün de karşı durulduğundan eminim... Sizler de emin olun lütfen!..

Yakın zamanda görüşmek üzere, inşa'Allah.

Saygı ve selamlarımı sunuyor, sağlıklar diliyorum. Muhabbetle kalın inşa'Allah.

Recai Karahan

Evladınız.