1. YAZARLAR

  2. Ethem BABRAK

  3. Kendimizi Sorgulayalım
Ethem BABRAK

Ethem BABRAK

Radyo Televizyon Öğretmeni
Yazarın Tüm Yazıları >

Kendimizi Sorgulayalım

A+A-

Değerli okurlar, çağımızın geldiği noktada itibarın, adam yerine konulmanın, insan kabul edilmenin ölçüsü ne yazık ki dünyalık servet ve makamla özdeşleştiği yahut bunlarla tartıldığı bir zamandayız.

Ne kadar çok paran varsa, o kadar insansın!
Ne kadar çok kazanıyorsan o denli itibarlısın!
Makamın ne kadar yükseklerde ise o denli adam yerine konuluyorsun!

Değerli dostlar, bir Müslüman kimliğinde/karakterinde taşımaması gereken hemen hemen tüm haller bizde mevcut maalesef. Doğru konuşmak için eğri oturmaya gerek yok. Hele hele ağız bükmeye hiç gerek yok. Gerçek şu ki saygınlığını, otoritesini vs. özellikleri koltuğundan veya maddi varlığından elde edenler, iyi bilsinler ki günü geldiğinde o varlık veya koltuklar ellerinden alınır. Acı gerçek, acı bir şekilde yüzlerine vurulur. Dolayısıyla bu hataya düşmemek; vay ben prof oldum, vay ben bakan oldum, vay ben vali oldum vs. dememek gerek. En nihayetinde ölüm hepimizi bulacak bir gün...

Herhangi bir kimseyi kast ederek veya hedef tahtasına oturtarak söylediğim bir şey yok. Fakat iyi bir Mü'min olmaya çalışan biri olarak  çoğu Müslüman gibi bazı hallerimizden, tavırlarımızdan ben de sitemkârım. Şikayetim veya sitemim asla karanlığa sövmek değil, aksine mumları yakmak ve yakmaya vesile olmak...

Değerli dostlar, mübarek Ramazan ayındayız. Kendimizi sorgulamamız gerek.  Allah'ın dininden uzaklaşmakla, O'nun emir ve yasaklarına en güzel şekilde uymamakla kendimize ve dolayısıyla toplumumuza büyük zarar vereceğimizin bilincinde olmamız gerek.

Müslümanız diyoruz, namaz kılmıyoruz!
Müslümanız diyoruz, oruç tutmuyoruz!
Müslümanız diyoruz, yalancılığın/sahtekârlığın âlasını yapıyoruz!
Müslümanız diyoruz, öldürmeyi seçiyoruz!
Müslümanız diyoruz, gözü kapalı iftiralar dizisi sergiliyoruz!
Müslümanız diyoruz,  kolaylıkla ve düşünmeden, zerre tereddüt etmeden biri veya birilerini kafirlikle suçluyoruz!
Müslümanız diyoruz, başımıza geçirdiğimiz takke kisvesi altında milletin hakkını yiyor, çekinmeden, utanmadan faize koşuyoruz! 

Daha da uzatmadan şunu söylemek istiyorum: çelişkilerimizin haddi hesabı yok.

Ve şimdi biraz daha sorgulayalım: bunca çelişki neden? Bir Müslüman'ın namaz kılması için yaşlanması mı gerek veya namaz sadece Ramazanlarda mı kılınır? Sahi kim, nasıl oluştudu bu algıyı? İslâm'a inanan bir kimse neden faize mecbur kaldı? Doların insanları satın aldığı bankalar ne kadar zamandır, Müslümanlardan daha güvenilir oldu? Hangi mekanizma veya sistem bizi 'biz' kılacak ve nasıl bir iman Allah (cc. ) katında makbul olacak? Ya da başka türlü sorayım, zor zamanları-m-ızda aklımıza gelen Allah ve dolayısıyla ona olan bağlılımız yahut inancımız diğer zamanlarda nerede?

Bu soruları sormaktaki amacım, bugünlerde biraz olsun kendimizi sorgulamamız. Allah imkân verdiği sürece bu türden yazılara devam edeceğim.

Bu Ramazan'ın tüm Ümmet'e ve insanlığa huzur ve manevi bir dirilişi getirmesini diliyorum. Hayırlı Ramazanlar.

Bu yazı toplam 1822 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum