03 Aralık 2016 Cumartesi
Öğretmenlik - Hamdi Eyigün
Tartışmalı Başkan
Tezek Kokan Köyleri
Terör ve Terörizm
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kaymakam, Başarılı Öğrencileri Ödüllendirdi
15 Eylül 2012 Cumartesi 00:48

Kaymakam, Başarılı Öğrencileri Ödüllendirdi

Adilcevaz Kaymakamlığı, 2012 LYS ve YGS sınavları sonucunda Tıp Fakültesi ve Seviye Belirleme Sınavı(SBS)'nda başarılı olarak Fen Lisesine girmeye hak kazanan öğrencilere dizüstü bilgisayar hediye etti.

Mehmet Şakir SÖZER / ADİLCEVAZ - Adilcevaz Kaymakamı Ahmet Dilsiz, kaymakamlık olarak eğitime her zaman büyük önem verdiklerini söyledi.

2011-2012 Eğitim ve Öğretim döneminde ilçemizdeki okullarda okuyan ve son sınıf öğrencisi iken bu yıl yapılan LYS ve YGS sınavları sonucunda Tıp Fakültesi ile Fen Lisesini kazanan 19 öğrenciye Kaymakamımız Ahmet Dilsiz tarafından laptop bilgisayar hediye edildi.

Adilcevaz Halk Eğitim Merkezi toplantı salonunda düzenlenen hediye takdimi törenine öğrenciler, öğrenci aileleri ve okul müdürleri de katıldı. Törenin açılış konuşması Milli Eğitim Müdürü Halil Altun tarafından yapıldı.

Hediye takdimi öncesinde konuşma yapan ilçe Kaymakamı Ahmet Dilsiz; Özellikle eğitim başarısının teşvik edilmesi  ve bu başarının yükseltilmesi hususunun önemine değinerek, "Geçtiğimiz eğitim döneminde okullarımıza yaptığımız geziler sırasında eğitimi teşvik amaçlı olarak Fen Lisesi ve Tıp Fakültesini kazanacak olan öğrencilere laptop bilgisayar hediye edeceğimizin sözünü vermiştik. Şuanda ise ilçemizde 18 Fen Lisesi ve 1 Tıp Fakültesini kazanan öğrenci olduğunu görmekteyiz. Diğer sosyal faaliyetlerinden fedakârlık gösteren başta öğrencilerimizi, maddi veya manevi her türlü desteğini esirgemeyen velilerimizi ve tüm eğitim camiasını tebrik eder başarılarının devamını diliyorum." dedi.

img_2708.jpg
img_2714.jpg
img_2722.jpg
img_2723.jpg

www.adilcevaz13.com

Bu haber toplam 1436 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SON YORUMLAR
Yazan: Doç.dr. Dr. Mustafa Atlı
Yazan: Cemal
Hocam ağzınıza ve yüreğinize sağlık. Bir öğretmeni değil bir meleği tanımlamışsınız. Gerçekten hangi mesleği icra ederseniz edin, esas gayenize uygun yaşarsanız insan olsanız da üstünlükte melekleri bile geçebilirsiniz.
Sizin yazınız üzerine hatıralarım canlandı. Birkaç öğretmen davranışıyla geçmişi yad! edelim.
Eti senin kemiği benim dönemleri idi. O zamanlar velisi olması hasebiyle buna kısmen hakkı olduğu düşünülebilen babasından bile işitmediği azarı, yemediği dayağı öğretmeninden işitir yerdi öğrenciler. Bu durum garipsenmez, genel kamuoyu bunu hatta doğru ve gerekli görürdü.
İlk okul 4 ncü sınıfta 9-10 yaşlarında bir sabi iken öğlenci olduğum okula biraz geç gitmiştim. Öğretmenimiz! ile o gün yeni tanışacaktık. Sen misin derse geç gelen. Yaş söğütten bir çubuk ile iki elin avuçlarına sertçe ve insafsızca vurularak yediğim dayağı hiç unutur muyum? Bu muamele hayatımda bana olumlu hiç bir şey öğretmedi. Sadece o öğretmeni hep böyle olumsuz hatırlarım. Bana öğrettiği şey var mı inan hiç sanmıyorum.
Ortaokul yıllarında uzamış saçları sıfıra vursan bile izi geçmeyecek şekilde herkesin içinde koyun kırkar gibi makasla kesen idealist! öğretmenlerle de karşılaştık, karete ve tekvando bilgilerini, savunmasız öğrenciler üzerinde deneyenlerle de. Bugün 30-40 yaşlarının üzerindeki anne ve babaları, bu tip öğretmenler yetiştirdi. Ancak, bereket ülkede hukuka, adalete, bilime, insan hak ve hürriyetlerine inananlar da var mış ki, öğretime yönelik alınan tedbirler soncunda o dönemlerde hiç te azımsanamayacak kadar çok olan bu tür uygulamaların sonu gelmek üzere. Tükendi diyemem zira, halen sabilere iki harf öğretecek diye onlara hakaret eden döven tiplerle karşılaşmak mümkün.
Kısaca herkes sadece vazifesini yapsın. Öğretmen de sadece öğrencisine öğretmesi gereken bilgileri tam ve zamanında öğretsin yeter. Eğiteceğim diye bir öğretmen çocuğun ana-babası yerine geçmesin. Ana-babanın, çevrenin, Toplumun çocuğu eğitmeye dönük vazifelerini üstlenmesin. Zira bütün bu yükü taşıyamaz. Ana-babanın bile çocuğuyla ilişkisinde dikkat ettiği sınırları, ana-baba yerine geçip aşmasın. Öğrenciyi yaşı ne olursa olsun bir birey olarak görsün. Ona sanki okuldaki bir başka öğretmene, müdüre, veliye, sokaktaki bir yetişkine hitap ettiği gibi saygılı ve kibar bir şekilde hitap etsin. Ona bir birey olduğunu hissettirsin yeter. Bir akademik yıl sonunda o öğrenci, o dönemde öğrenmesi gereken bilgiyi öğrenmiş mi, önemli olan budur. Öğretmenlik vazifesinin sınırı aşılırsa o zaman sorunlar başlar. Eğitim işi de önce ailenin eğitimiyle olmalıdır. Ailenin eğitimi, her şeyi yaparım diyenlerce değil, eğitim işinde uzman olanlarca yapılması gereken planlı ve proğramlı bir iştir. Bu husus öğretmenleri aşar. Aileler eğitildikte çocuklar da eğitimli olarak öğretime başlar. Vesselam.
Yazan: Özcan BEŞKARDEŞ
Yazan: Mithat köse