1. YAZARLAR

  2. Meltem ÖZÇELİK

  3. Kâinatın Dinamosu
Meltem ÖZÇELİK

Meltem ÖZÇELİK

Yazarın Tüm Yazıları >

Kâinatın Dinamosu

A+A-

İnsanoğlu kuş misali bir gün hüzne bir gün neşeye konuveriyor. Hüzünlerin ertesi duaya çıkıyor ise amenna.

Kârlı olan, tefekkür ile Allah’a yakın olabilme arzumuzdu.

İçin hangi duyguyla taşıyorsa etrafındakilere o bulaşıyor. Çünkü, sadece kendi içinde tüm gerçekliğiyle yaşayan duyguları başkalarına da bulaştırabilirsin.

Şimdi düşün benliğinden taştığın günlerde etrafındakilere en çok ne akıyordur dersin!

İlahi aşkın taneciklerimi?

Sevgi mi?

Neşe mi?

Elem mi?

Karamsarlık mı?

Bir kafa karışıklığı mı?

Unutma!

Hayatta başarılı olan kişi daima gerekenden fazlasını yapan ve bunu yapmayı sürdürebilendir.

(Richard Denny)

Her insan yaşadıklarıyla belli oranda enerji yüklenir. İster negatif, ister pozitif olsun çevresindekilere bir şekilde bu enerjisini lanse etmektedir. Bu yüzdendir ki insan birilerinin hayatından geçip giderken ne çok ses bırakıyormuş bir bilsen.

Belki de bazen herkes bu yüzden kendi hikayesinde çaresiz başkasının hikayesinde kahramandır.

Öyle ki kadirşinaslığıyla, insanlık çağlayan can’ların semtlerinden bir kamyon eşyayla, bilmediğimiz yeni diyarlara gelince yıllar çok şeyi öğreti gibi sundu ömrümüze.

Ben kardeşim sayesinde hayata 1-0 önde başlayanlardanım.

Engelli kardeşim var idi. Hayatım akranlarıma oranla bir tık daha farklıydı. O yüzden komşuluğu da insanlığı da daha çok önemsedik. Kardeşimi, yaşam tarzımızı benimseyecek can’ların çevremizde var olması, imtihanları kolay eyleyebiliyordu mesela. Ailecek gitmemiz gereken bir yer var ise ev sahibemiz vardı. Siz gidin ben bakarım diyebilecek kadar cesur, merhametli. Gurbet elleri başkadır, yaşayanlar bilir. Dedeler nineler uzakta ise. İyi bir komşu bulunmaz Hint kumaşıdır. Rabbin bu dünyadaki mükafatıdır. Ben ailemin dostlarından, dostluk kavramını öyle güzel öğrendim ki.

Değerli büyüklerimden:

Paylaşmak nedir?

Dosta karşı cömert olabilmek nasıldır?

İnsanlık nedir?

Çıkarsız olmak nasıldır?

Kul hakkı ne kadar ince çizgidir?

Şükür ki hayat daha akıl baliğ olmadan nakış nakış işlemiş gönlümün kilimine.

Dostluk nedir desem kaçımız tarif edebiliriz ki..

İzninizle Kadim dostluklardan minik anılar  demeti sunmak isterim. Misk – i amber misali kıymetlidir. Gönlünüze yayılsın kokusu.

Malum ahir zaman dostluklarının katre tadı sol yana kezzap dökmüşçesine yakabiliyor.

Tayinci ailenin çocuğu olunca göçüp gittiğim ilçelere hasret baki kalıyordu. Babacığım söz vermişti. Ömrüm yeterse seni bir gün özlediğin her yere gene götüreceğim diye.

Neyse ki sözünü tutmak nasip oldu da.

Düştük yollara.. Şehirlere gittiğimizde, normalin de “hiç bir şey eskisi gibi değildi” dememi  beklersiniz değil mi? Hayret ama herkes yerli yerindeydi. Çaldığımız her kapının ardından eski komşularımız çıktı. Hem de bıraktığımız günkü içtenlikleriyle. Biz sanki üstat Aykut Kuşkaya’nın ezgisindeki gibi

“GÖNÜLLER YAPMAYA GELDİK”

Diyerek her kapıyı çaldık. Fakat herkesle uzun uzadıya vakit geçirmek imkansızdı elbet. Şimdi öyle birşey ki hepsiyle bir arada oturup saatlerce sohbet etmek istiyorsunuz. Ne oldu biliyor musunuz? Aile dostumuzun bir tanesi soyadları göğün tavanını süsleyen güzel (Bulut ailesi) aile : bizim tanıdığımız özlediğimiz kaç aile var ise hepsine “akşam bizim eve bekliyoruz” diyerek davette bulundu. Biz nasıl şaşkınız. Arabaya bindik mutluluktan ağlamamak için kendimizi zor tutuyoruz. Kendi evlerine herkesi davet etmeleri oda oda sandalyeler taşıdığımız gün, daha dün gibiydi. Mübalağasız dokuz çeşidin üzerinde ikramlarla güler yüzle öyle bir ahde vefa tablosu ki. Anlatsan anlatılmıyor belki ama yeni nesiller bu ahde vefanın tadını bilemeyecek korkusu ile anıları paylaşmayı boyna borç bildim.

Bayram günü gibi dost ortamları kaç ömre nasip olur.

Mesela bir diğer ahde vefa hikayesi de doğup büyüdüğüm topraklar Ayvalık anılarından idi.

Orada da gittiğimiz her kapıda eski komşularımızı bulduk. İlk bisiklete bindiğim bahçede tüm komşularımız yine aynı çerçevede. Ayrılık vakti geldi. Onlara, denize hasretim dinmiyor. Ev sahipleri can dostlar biraz daha kalın diyor falan ama misafirlikte bir yere kadar öyle değil mi?

Ahde vefa demiştik ya. Benim deniz aşığı olduğumu bilen ev sahibi teyze ne dese beğenirsiniz? “Biz size evin anahtarlarını bırakalım, memlekete gidelim. Siz istediğiniz kadar kalın Meltem denize olan hasretini dindirsin. Gider gider gelirsiniz” sahi bu da sıradan bir misafircilik hikayesi mi?

Yok azizim etmeyin. Bu devirde kim kime diyebiliyor. Kan bağı olanlar dahi bu denli birbirini artık gözetemiyor. Hal böyle olunca güzel; komşuluklardan, dostlukların bağrından gelince biz ailecek her şeyi öyle gidecek sandık. Yaradılan’ı severiz Yaradan’dan ötürü lakin bu başkaydı. Dünyayı, özlediğimiz o komşuluklardaki gibi olacak sandık. Sonra pat bir tayin daha. Geldiğimiz şehirde de üç ev değiştirdik. Lakin yıllarımızı geçirdiğimiz, kardeşimi son yolculuğuna uğurladığımız, o apartmanımızdaki komşuluklarımızı da mecburiyetler olmasa hiç bir şeye değişmeyecektik. Orada da kardeşimi benimseyen sahiplenen, bakan o kadar güzel komşuluklarımız oldu ki. Evde bir şey bitse saat kaç olursa olsun kapısını çalabileceğimiz komşuluklar.

Ama şimdi!!!

Pandemi işin bahanesi,

İnsanların merhamet yoksunluğu ile dizilir kul  hakkının nice methiyesi.

Kainatın dinamosu kul hakkı değil midir?

Bunu söyleyen alemlerin incisi.

Peygamber efendimiz

“Cebrail bana komşu hakkında o kadar tavsiyede bulundu ki, onu mirasçı bırakacak sandım.” (Müslüm,Birr ve Sıla,42)

Sahi kul hakkını bu kadar mı unuttuk.

Nasıl bu kadar gözetemez olduk.

Bir adam Hz.Peygamber’e (s.a.v) “İyi ya da kötü yaptığımı nasıl bilebilirim?” diye sormuş.

Hz.Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Komşularının ‘İyi yaptın’ dediğini duyarsan iyi yapmışsındır; onların ‘Kötü yaptığın’ dediğini duyarsan da kötü yapmışsındır.”

(İbn Mace, Zühd,25)

Hesaplar bu kadar ince iken, kaldı ki böyle durumlarla baş başa kalınmış iken yaşamaya nasıl helallik istemeden devam edilir.

Samimiyetine güvenip, konusu açılmadığı sürece büyükleri uyarma lüksümüz yoktur bilirim. Lakin akranlarımı normal şartları geçin, komşulukta uyarmaya, hakkı hukuku gözetmenin derinliklerini hatırlatmaya çalışsam da, bir vakit hayatı zehir eden imtihanlara kapı araladığımızda oldu.

Sabrımın sınırı kalmamış, tükenmiş idim. Uyarsan da iflah olmayan canlarla imtihan ediliyor idim.

Ne mi oldu?

Tabi ki iki avuç arasında ki koca dünyaya sığındım. Ya Rab, ben baş edemiyorum kağıt kesiği gibi canımı acıtan bu birlik beraberlikleri. Sen bıçak gibi kes at hayatımdan diye dualara sığınıyordum. Şükür ki Rabbim sebepsiz, sualsiz bıçak gibi kesti attı. Lakin canına yandığımın ahir zamanı insanoğlu var olduğu sürece biz aciz kullar için imtihanlar bitmeyecek.

O yüzden de emsalsiz dostluklar sol yanımızda hep tütecek.

Ne kadar az iyi insan tanıyoruz yaşarken, çoğu zaman iç yoksulluğumuzun nedenlerinden biride behemehal budur. Sürekli bir eleştiri durumundayız. İnsanların iyi yönlerini görmeye ne egomuz ne de nefsimiz yanaşmaz oldu. Kendimizden bir gram üstün yönü varsa uzaklaşıyoruz. Neden dersiniz? Bu konuya dair aklıma çok güzel bir kıssadan hisse geldi.

Ünlü şair Namık Kemal, bir adam hakkında kötü bir dedikodu işitince, hemen o adamı bulup konuşurmuş.

Sebebini soranlara da şu açıklamayı yaparmış

“Şuna emin olunuz ki, hiçbir fazileti ve meziyeti olmayan birini hiç kimse çekiştirmez. Hakkında ileri geri konuşulan bireyler, mutlaka görüşülmesi gereken insanlardır.”

Güzel günlere kucak açmayı bilirsen bizi bekler.

Halden anlamayana Eyvallah dersin olur biter.

Hayatlarımızın ufka resmi düşen kısımlarında,  nice ezgiler mırıldanılır.

Kulak ver.

Bak o zaman nasıl güzel geçer günler.

Üstat ne güzel demiş: mutlu olmak hiçte zor değil.

Sana kötülük yapıldığında cevaben bağışlayıp unutursan bu en güzel karşılıkmış.

“Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol.” Varsa güzel düşüncelerin öneriler de bulun : ama hükmetmeden. İnsanları sıkça yargılarsan sevmeye zaman bulamazsın.

Garibin hakkını gözetmeden,

Haksızca, ahlaksızca kazanacaksan, kaybetmeyi yeğle. Asıl o zaman kazanırsın. Çünkü bunlardan birinin acısını bir an, diğerinin acısı bir ömür sürer.

Yapamayacağın ütopik hayallerinin, yapabileceğin şeyleri engellemesine izin verme.

Bu yazı toplam 2921 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum