03 Aralık 2016 Cumartesi
Öğretmenlik - Hamdi Eyigün
Tartışmalı Başkan
Tezek Kokan Köyleri
Terör ve Terörizm

Maşallah ALBAY / İMAM

İyi Arkadaş Ve Kötü Arkadaş Neye Benzer ?

01 Şubat 2011 Salı 21:33

İnsan, etkileyen ve etkilenen bir yapıya sahiptir. Bu bazen olumlu yönde olur bazen de olumsuz. Yıllarca sigara içen birisine bu sigaraya nereden alıştın, diye sorduğumuz da cevap olarak arkadaşımdan veya çevremdeki büyüklerimden diyecektir. Bu sözü her iyi veya kötü durum için duyarız.

Çoğu kişiler, arkadaşının teşvik ve gayretiyle; Namaz kılmaya, Oruç tutmaya, İyi biri olmaya başlamıştır. İşte tamda burada çevrenin önemi ortaya çıkmaktadır. Kimlerle iletişim halindeyiz, kimlerle oturup kalkıyoruz, kimlerle arkadaşlık, dostluk kuruyoruz. Hangi filmi izliyor, hangi diziyi seyrediyoruz. Hangi kitabı okuyoruz. Kısacası, yaşadığımız ortam, çevre, herbirisi, etkileşim de bulunduğumuz ölçü de bizi, olumlu veya olumsuz yönde etkiler. Atalarımız bu durumu, üzüm üzüme baka baka kararır, diyerek dile getirmişlerdir.

Peygamberimiz s.a.v de çevrenin, arkadaşın, dostun etkisini çok güzel ve anlamlı bir benzetmeyle şöyle dile getirmiştir.

Ebu Musa el-eşari [r.a] anlatıyor, peygamberimiz şöyle buyurmuştur. Beraber olduğun iyi arkadaşla, kötü arkadaş şuna benzer; Kötü arkadaş, ateş körükçüsüne, iyi arkadaş da güzel koku satıcısına, koku satıcısı ; ya o kokudan sana verir, ya da satın alırsın. Satın almasan ve sana vermese bile, ortamdaki güzel koku sana ulaşır ve o kokudan faydalanırsın.

Ateş körükçüsü ise; ya ateşi körüklemesi sebebiyle, elbiseni yakar, yakmasa bile dumanı, isi ve kötü kokusu sana ulaşarak bulaşır. [Buhari,ez-Zebaih,31]

İnsan da böyledir, sürekli etkileşim de bulunduğu nesneden etkilenir; ya onun gibi olur, onun gibi olmasa bile onun kokusundan bir parça üzerine siner. Atalarımız yukarıda ki hadisin verdiği mesajı şöyle dile getirmişlerdir; İsin yanında kalan is, misin yanında kalan mis kokar.

Hadisimiz de gördüğümüz gibi, iyilerle beraber olmak, insana iyilik getirir. Kötülerle beraber olmak ise, insana kötülük getirir. Kötülerin ve kötülüklerin için de kalmak bile, hiç bir kötülük yapılmasa bile başlı başına bir kötülüktür.

Bu demek değildir ki, iyiler bir arada guruplaşıp ayrı yaşasın veya kötüler bir arada guruplaşıp ayrı yaşasın anlamına gelmemeli veya kötülükle mücadeleyi bırakmak olarak hiç anlaşılmamalı.

Bir hadislerin de peygamberimiz, konu ile ilgili şöyle buyurmuşlardır. İnsanların içine karışıp onlardan gelen sıkıntılarla mücadele edenin sevap ve mükafatı, insanların içine girmeyip onlardan gelen sıkıntılardan uzak duranın sevap ve mükafatından daha üstündür.[İbni Mace,fiten,23]

Mesele, insanlardan uzak durarak yaşamak değil, insanlarla birlikte olup kötülükle mücadele etmektir

İyiliğin güzelliğin tarafını tutmalı, kötülükle mücadele etme adına iyilerle beraber olarak iyiliğimizi beslemeli ve güçlendirmeliyiz.

Konumuzu özetleyecek olursak, etkileşim de bulunduğumuz, arkadaşımız olsun, dostumuz olsun, çevremiz olsun bunların her birisinden hem etkilenir hem de etkileniriz, önemli olan bunlardan olumlu bir şekil de etkilenmektir.

Selam ve dua ile...

Bu yazı toplam 7111 defa okunmuştur
YORUMLAR
SLM
slm
Değerli hocam. iyi arkadaş insana can dır kötü arkadaşta insana düşmandır yapmış olduğunuz bilgilendirmeden dolayı şükranlarımı

arz eder sağlık ve esenliklerle kalın tşk ederim saygılarımla foto tuncer
02 Şubat 2011 Çarşamba 13:46
SON YORUMLAR
Yazan: Doç.dr. Dr. Mustafa Atlı
Yazan: Cemal
Hocam ağzınıza ve yüreğinize sağlık. Bir öğretmeni değil bir meleği tanımlamışsınız. Gerçekten hangi mesleği icra ederseniz edin, esas gayenize uygun yaşarsanız insan olsanız da üstünlükte melekleri bile geçebilirsiniz.
Sizin yazınız üzerine hatıralarım canlandı. Birkaç öğretmen davranışıyla geçmişi yad! edelim.
Eti senin kemiği benim dönemleri idi. O zamanlar velisi olması hasebiyle buna kısmen hakkı olduğu düşünülebilen babasından bile işitmediği azarı, yemediği dayağı öğretmeninden işitir yerdi öğrenciler. Bu durum garipsenmez, genel kamuoyu bunu hatta doğru ve gerekli görürdü.
İlk okul 4 ncü sınıfta 9-10 yaşlarında bir sabi iken öğlenci olduğum okula biraz geç gitmiştim. Öğretmenimiz! ile o gün yeni tanışacaktık. Sen misin derse geç gelen. Yaş söğütten bir çubuk ile iki elin avuçlarına sertçe ve insafsızca vurularak yediğim dayağı hiç unutur muyum? Bu muamele hayatımda bana olumlu hiç bir şey öğretmedi. Sadece o öğretmeni hep böyle olumsuz hatırlarım. Bana öğrettiği şey var mı inan hiç sanmıyorum.
Ortaokul yıllarında uzamış saçları sıfıra vursan bile izi geçmeyecek şekilde herkesin içinde koyun kırkar gibi makasla kesen idealist! öğretmenlerle de karşılaştık, karete ve tekvando bilgilerini, savunmasız öğrenciler üzerinde deneyenlerle de. Bugün 30-40 yaşlarının üzerindeki anne ve babaları, bu tip öğretmenler yetiştirdi. Ancak, bereket ülkede hukuka, adalete, bilime, insan hak ve hürriyetlerine inananlar da var mış ki, öğretime yönelik alınan tedbirler soncunda o dönemlerde hiç te azımsanamayacak kadar çok olan bu tür uygulamaların sonu gelmek üzere. Tükendi diyemem zira, halen sabilere iki harf öğretecek diye onlara hakaret eden döven tiplerle karşılaşmak mümkün.
Kısaca herkes sadece vazifesini yapsın. Öğretmen de sadece öğrencisine öğretmesi gereken bilgileri tam ve zamanında öğretsin yeter. Eğiteceğim diye bir öğretmen çocuğun ana-babası yerine geçmesin. Ana-babanın, çevrenin, Toplumun çocuğu eğitmeye dönük vazifelerini üstlenmesin. Zira bütün bu yükü taşıyamaz. Ana-babanın bile çocuğuyla ilişkisinde dikkat ettiği sınırları, ana-baba yerine geçip aşmasın. Öğrenciyi yaşı ne olursa olsun bir birey olarak görsün. Ona sanki okuldaki bir başka öğretmene, müdüre, veliye, sokaktaki bir yetişkine hitap ettiği gibi saygılı ve kibar bir şekilde hitap etsin. Ona bir birey olduğunu hissettirsin yeter. Bir akademik yıl sonunda o öğrenci, o dönemde öğrenmesi gereken bilgiyi öğrenmiş mi, önemli olan budur. Öğretmenlik vazifesinin sınırı aşılırsa o zaman sorunlar başlar. Eğitim işi de önce ailenin eğitimiyle olmalıdır. Ailenin eğitimi, her şeyi yaparım diyenlerce değil, eğitim işinde uzman olanlarca yapılması gereken planlı ve proğramlı bir iştir. Bu husus öğretmenleri aşar. Aileler eğitildikte çocuklar da eğitimli olarak öğretime başlar. Vesselam.
Yazan: Özcan BEŞKARDEŞ
Yazan: Mithat köse