03 Aralık 2016 Cumartesi
Öğretmenlik - Hamdi Eyigün
Tartışmalı Başkan
Tezek Kokan Köyleri
Terör ve Terörizm
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İlçemizdeki Tekstil Atölyesinde Neler Oluyor
07 Haziran 2012 Perşembe 12:09

İlçemizdeki Tekstil Atölyesinde Neler Oluyor

İlçemizde kısa bir süre önce büyük ümitlerle kurulan Ekin Tekstil atölyesi, bir belediye çalışanının çalışanlara sürekli müdahale ederek huzursuzluk yarattığı iddialarıyla çalkalanıyor.

İlçemizde büyük umutlarla açılan ve birçok ailenin ekmek kapısı olan tekstil atölyesinde yaşananlar nedeniyle atölye çalışanlarının rahatsız oldukları iddia edildi.

Edindiğimiz bilgiye göre Adilcevaz belediyesinde çalışan bir kişinin tekstil atölyesine giderek çalışanları toplayıp Adilcevaz halkını dedikoducu olarak nitelemesi atölye çalışanları arasında huzursuzluk yarattı.

Atölye çalışanlarının Ekin Tekstil yönetiminden rahatsız olmadıklarını ve memnuniyet duyduklarını ifade ettikleri açıklamada, ismi açıklanmayan belediye çalışanının çalışanlara sürekli müdahale etmesinden ve ilçe halkını küçük düşürücü açıklamalarından rahatsız oldukları bildirildi.

Edindiğimiz bilgiye göre şu ifadelere yer verildi; "Geçtiğimiz günlerde Adilcevaz belediyesinde çalışan bir kişinin ekin tekstile gelerek çalışanları toplayarak sahibiymiş gibi Süleyman giderse Mehmet gelir. Biz Süleyman’ı nasıl desteklediysek arkasında durduysak Mehmet kardeşimizin de bundan böyle arkasında duvar gibi duracağız. Bu belediye çalışanı Adilcevazlılar dedikoducudur diyerek bizleri orada dedikoduculukla itham etti. Eğer bu belediye çalışanı buranın ortağıysa bizde bilelim ona göre saygımızı gösterelim yok sahibi ve ortağı değilse ne hakla bizleri toplayarak hava atıyor, nasıl olur sıradan bir belediye çalışanı bize hüküm eder anlamıyoruz. Biz çoluğumuzu çocuğumuzu bırakmışız gelmişiz burada rızkımızın peşinde çalışıyoruz. Biz çalışanlar ekin tekstilden çok memnunuz bizim için kim gelirse gelsin biz bize verilen görevi yapmaya çalışırız."


www.adilcevaz13.com

Bu haber toplam 4055 defa okunmuştur
YORUMLAR
dolandırıcılar
seda ezgin
bende orda alışan biriydim ama artık değilim çünkü oranın sahipleri bizi görgüsüz cahil yerine koyuyorlardı kendileri dolandırıcı herkesin hakkını yiyorlar hiç kendilerine bakmıyorlar ve paramızı vermediler şimdi duysun belediye başkanı hani arkamızdaydı
07 Eylül 2012 Cuma 10:45
ADİLCEVAZ HAKEDİYOR
TURAN YÜZER
BENDE ADİLCEVAZLIYIM ÖNCELİKLE HABERİN GÜNDEME GETİRİLMESİ ÖNEMLİ, BU TÜR KONUŞMA GERÇEKTEN YAPILMIŞMI .DOĞRU DEĞİLSE YAZAN VE SÖYLEYENE YAZIKLAR OLSU. FAKAT DOĞRUYSA BU GÜCÜ KİMDEN ALIYOR, HELE ADİLCEVAZLILAR İÇİN O SÖZLERİ SÖYLEMİŞSE BABASININ OĞLUDUR .DİYEYECEK BİR ŞEY YOK. DÜN OY VERENLER BUGÜN, AĞLAMASIN, İNSANLAR HAKKETTİKLERİ ŞEKİLDE YÖNETİLİR. BABASININ MAZİSİNE BAKIN OĞLUNUN NOTUNU VERİN VE LÜTFEN BU İNSANLARI TEŞHİR EDİNİZ, SAYGILARIMLA KOLAY GELSİN,
10 Haziran 2012 Pazar 13:43
tesadüfmü
ö.i
sayın adilcevaz 13 yekılılerı bu haberlerı neden adilcavaz beledıyesıyle ilgili bi anket yaptıktan sonra gundeme getırıyorsunuz tesadüfmü?
08 Haziran 2012 Cuma 16:22
SON YORUMLAR
Yazan: Doç.dr. Dr. Mustafa Atlı
Yazan: Cemal
Hocam ağzınıza ve yüreğinize sağlık. Bir öğretmeni değil bir meleği tanımlamışsınız. Gerçekten hangi mesleği icra ederseniz edin, esas gayenize uygun yaşarsanız insan olsanız da üstünlükte melekleri bile geçebilirsiniz.
Sizin yazınız üzerine hatıralarım canlandı. Birkaç öğretmen davranışıyla geçmişi yad! edelim.
Eti senin kemiği benim dönemleri idi. O zamanlar velisi olması hasebiyle buna kısmen hakkı olduğu düşünülebilen babasından bile işitmediği azarı, yemediği dayağı öğretmeninden işitir yerdi öğrenciler. Bu durum garipsenmez, genel kamuoyu bunu hatta doğru ve gerekli görürdü.
İlk okul 4 ncü sınıfta 9-10 yaşlarında bir sabi iken öğlenci olduğum okula biraz geç gitmiştim. Öğretmenimiz! ile o gün yeni tanışacaktık. Sen misin derse geç gelen. Yaş söğütten bir çubuk ile iki elin avuçlarına sertçe ve insafsızca vurularak yediğim dayağı hiç unutur muyum? Bu muamele hayatımda bana olumlu hiç bir şey öğretmedi. Sadece o öğretmeni hep böyle olumsuz hatırlarım. Bana öğrettiği şey var mı inan hiç sanmıyorum.
Ortaokul yıllarında uzamış saçları sıfıra vursan bile izi geçmeyecek şekilde herkesin içinde koyun kırkar gibi makasla kesen idealist! öğretmenlerle de karşılaştık, karete ve tekvando bilgilerini, savunmasız öğrenciler üzerinde deneyenlerle de. Bugün 30-40 yaşlarının üzerindeki anne ve babaları, bu tip öğretmenler yetiştirdi. Ancak, bereket ülkede hukuka, adalete, bilime, insan hak ve hürriyetlerine inananlar da var mış ki, öğretime yönelik alınan tedbirler soncunda o dönemlerde hiç te azımsanamayacak kadar çok olan bu tür uygulamaların sonu gelmek üzere. Tükendi diyemem zira, halen sabilere iki harf öğretecek diye onlara hakaret eden döven tiplerle karşılaşmak mümkün.
Kısaca herkes sadece vazifesini yapsın. Öğretmen de sadece öğrencisine öğretmesi gereken bilgileri tam ve zamanında öğretsin yeter. Eğiteceğim diye bir öğretmen çocuğun ana-babası yerine geçmesin. Ana-babanın, çevrenin, Toplumun çocuğu eğitmeye dönük vazifelerini üstlenmesin. Zira bütün bu yükü taşıyamaz. Ana-babanın bile çocuğuyla ilişkisinde dikkat ettiği sınırları, ana-baba yerine geçip aşmasın. Öğrenciyi yaşı ne olursa olsun bir birey olarak görsün. Ona sanki okuldaki bir başka öğretmene, müdüre, veliye, sokaktaki bir yetişkine hitap ettiği gibi saygılı ve kibar bir şekilde hitap etsin. Ona bir birey olduğunu hissettirsin yeter. Bir akademik yıl sonunda o öğrenci, o dönemde öğrenmesi gereken bilgiyi öğrenmiş mi, önemli olan budur. Öğretmenlik vazifesinin sınırı aşılırsa o zaman sorunlar başlar. Eğitim işi de önce ailenin eğitimiyle olmalıdır. Ailenin eğitimi, her şeyi yaparım diyenlerce değil, eğitim işinde uzman olanlarca yapılması gereken planlı ve proğramlı bir iştir. Bu husus öğretmenleri aşar. Aileler eğitildikte çocuklar da eğitimli olarak öğretime başlar. Vesselam.
Yazan: Özcan BEŞKARDEŞ
Yazan: Mithat köse