03 Aralık 2016 Cumartesi
Öğretmenlik - Hamdi Eyigün
Tartışmalı Başkan
Tezek Kokan Köyleri
Terör ve Terörizm
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hizanda Kavga; 1Ölü, 8 Yaralı
27 Ağustos 2012 Pazartesi 23:50

Hizan'da Kavga; 1Ölü, 8 Yaralı

Hizan'a bağlı Karaağaç köyü ve ilçe merkezine bağlı Altınoluk ve Gökçimen Mahallesi'nde aileler arasında çıkan 2 ayrı kavgada 1 kişi öldü 8 kişi de yaralandı.

Alınan bilgilere göre ilçeye bağlı Altınoluk ve Gökçimen Mahallesi'nde iki aile arasında bilinmeyen bir sebepten dolayı silahlı kavga çıktı.

Tartışma 2 gün önce Altınoluk Köyü'nde sulama suyu sırası nedeniyle çıktığı öğrenildi.

Su tartışması nedeniyle aralarında husumet bulunan İsmail Aydın ve torunu Oğuz Karaüzüm, Cezail Ekinci ile akşam saatlerinde Gayda Beldesi yol ayrımında karşılaştı. Yeniden tartışmanın başlaması üzerine Cezail Ekinci, belindeki silahı çekip, 70 yaşındaki Aydın ile yanında bulunan torunu Oğuz Karaüzüm'e ateş etti.

Kavgada vücudunun çeşitli yerlerine kurşun isabet eden İsmail Aydın (70) hayatını kaybederken, Oğuz Karaüzüm ise ağır yaralandı.

Karaüzüm, Hizan Devlet Hastanesi'nde yapılan ilk müdahalenin ardından Tatvan Devlet Hastanesi'ne sevk edildi. Cezail Ekinci ise gözaltına alındı.

Öte yandan Hizan'ın Karaağaç Köyü'nde meydana gelen ikinci kavgada ise yine bilinmeyen bir nedenden iki aile arasında taşlı sopalı kavga çıktı.

Kadınların ve çocukların da karıştığı kavgada, Rıdvan, Zinnet, Emine, Tahsin, Mustafa Aslan ve Mahmut Ercek yaralandı. Yaralılar Hizan Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındı.

Olayın ardından jandarma ve emniyet ekipleri hastane çevresinde ve olayların yaşandığı köy ve mahallede geniş güvenlik önlemi aldı. Olaylarla ilgili soruşturma devam ediyor.

Bu haber toplam 2688 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SON YORUMLAR
Yazan: Doç.dr. Dr. Mustafa Atlı
Yazan: Cemal
Hocam ağzınıza ve yüreğinize sağlık. Bir öğretmeni değil bir meleği tanımlamışsınız. Gerçekten hangi mesleği icra ederseniz edin, esas gayenize uygun yaşarsanız insan olsanız da üstünlükte melekleri bile geçebilirsiniz.
Sizin yazınız üzerine hatıralarım canlandı. Birkaç öğretmen davranışıyla geçmişi yad! edelim.
Eti senin kemiği benim dönemleri idi. O zamanlar velisi olması hasebiyle buna kısmen hakkı olduğu düşünülebilen babasından bile işitmediği azarı, yemediği dayağı öğretmeninden işitir yerdi öğrenciler. Bu durum garipsenmez, genel kamuoyu bunu hatta doğru ve gerekli görürdü.
İlk okul 4 ncü sınıfta 9-10 yaşlarında bir sabi iken öğlenci olduğum okula biraz geç gitmiştim. Öğretmenimiz! ile o gün yeni tanışacaktık. Sen misin derse geç gelen. Yaş söğütten bir çubuk ile iki elin avuçlarına sertçe ve insafsızca vurularak yediğim dayağı hiç unutur muyum? Bu muamele hayatımda bana olumlu hiç bir şey öğretmedi. Sadece o öğretmeni hep böyle olumsuz hatırlarım. Bana öğrettiği şey var mı inan hiç sanmıyorum.
Ortaokul yıllarında uzamış saçları sıfıra vursan bile izi geçmeyecek şekilde herkesin içinde koyun kırkar gibi makasla kesen idealist! öğretmenlerle de karşılaştık, karete ve tekvando bilgilerini, savunmasız öğrenciler üzerinde deneyenlerle de. Bugün 30-40 yaşlarının üzerindeki anne ve babaları, bu tip öğretmenler yetiştirdi. Ancak, bereket ülkede hukuka, adalete, bilime, insan hak ve hürriyetlerine inananlar da var mış ki, öğretime yönelik alınan tedbirler soncunda o dönemlerde hiç te azımsanamayacak kadar çok olan bu tür uygulamaların sonu gelmek üzere. Tükendi diyemem zira, halen sabilere iki harf öğretecek diye onlara hakaret eden döven tiplerle karşılaşmak mümkün.
Kısaca herkes sadece vazifesini yapsın. Öğretmen de sadece öğrencisine öğretmesi gereken bilgileri tam ve zamanında öğretsin yeter. Eğiteceğim diye bir öğretmen çocuğun ana-babası yerine geçmesin. Ana-babanın, çevrenin, Toplumun çocuğu eğitmeye dönük vazifelerini üstlenmesin. Zira bütün bu yükü taşıyamaz. Ana-babanın bile çocuğuyla ilişkisinde dikkat ettiği sınırları, ana-baba yerine geçip aşmasın. Öğrenciyi yaşı ne olursa olsun bir birey olarak görsün. Ona sanki okuldaki bir başka öğretmene, müdüre, veliye, sokaktaki bir yetişkine hitap ettiği gibi saygılı ve kibar bir şekilde hitap etsin. Ona bir birey olduğunu hissettirsin yeter. Bir akademik yıl sonunda o öğrenci, o dönemde öğrenmesi gereken bilgiyi öğrenmiş mi, önemli olan budur. Öğretmenlik vazifesinin sınırı aşılırsa o zaman sorunlar başlar. Eğitim işi de önce ailenin eğitimiyle olmalıdır. Ailenin eğitimi, her şeyi yaparım diyenlerce değil, eğitim işinde uzman olanlarca yapılması gereken planlı ve proğramlı bir iştir. Bu husus öğretmenleri aşar. Aileler eğitildikte çocuklar da eğitimli olarak öğretime başlar. Vesselam.
Yazan: Özcan BEŞKARDEŞ
Yazan: Mithat köse