1. YAZARLAR

  2. Yavuz BEŞKARDEŞ

  3. Hiç Aklımdan Çıkmayan Arpalı (Musadarıç) Köyü
Yavuz BEŞKARDEŞ

Yavuz BEŞKARDEŞ

İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ
Yazarın Tüm Yazıları >

Hiç Aklımdan Çıkmayan Arpalı (Musadarıç) Köyü

A+A-

Otuz iki yıllık görev süremde aklımdan hiç çıkmayan İlk görev yerim Tunceli İli Pertek İlçesi Arpalı eski ismi ile Musadarıç Köyü meşe ağaçları arasında Tunceli ile Pertek arasında Pertek ilçesine bağlı bir köy. 1989 yılı ocak ayında göreve başladığımda bu köyde yaklaşık mezrası ile birlikte 80 hane vardı. Daha çok hayvancılık, kısmen tarım, azda olsa arıcılık yapılan bademi, elması, tutu, yaban armuttu gibi çeşitli meylerin yetiştiği şirin mi şirin bir köydü Arpalı köyü. Su kaynakları çevre köylere göre bol olan ve bahçe bostancı lığı dediğimiz sebzelerde ekilirdi bu köyde. Çok geniş merası olduğundan bu köyünde küçükbaş hayvancılık oldukça yaygındı. İlkbaharda Erzurum ve Ovacık yayalarına sürülerini götürmek için Şavak bölgesinden Çemişgezek çevresinden gelen koyun sürüleri bu köyümüzün yayalarında birkaç gün otlatılıp öyle devam edilirdi.

Gencecik tığ gibi bir deli kanlı olarak gelmiştim bu köye, farklı bir kültür, farklı bir ortam karmakarışık duygular yüklü. Şansım ise karı koca iki öğretmenini burada çalışıyor olmasıydı. Erkek Malatyalı eşi ise aslen Pertek’leydi ancak ailesi Elâzığ’da oturuyorlardı. Yani bu yörenin insanı idiler. Karı koca öğretmen okul lojmanında kalıyorlardı. Okulumuz iki derslikten oluşan Amerikan tipi okuldu. Bende geçici olarak iki derslik arasında idari oda olarak kullanılan yere yerleştim. Kullanılmayan sıralardan yatağımı yapıp köşede de bir masa ve sandalyem vardı. Yatak, oturma odam, mutfağım otuz metre kare bu ufacık oda idi. Banyom uda hafta sonları Elazığ’a gittiğimde yapıyordum. Yani bir dönem böyle idare edecektik mecburiyetten. Her şeye rağmen köy halkının cana yakınlığı karı koca öğretmen arkadaşlarımın desteği ile çok kısa zamanda adapte oldum köyüme ve okuluma. Öğretmenlikte İlk görevim 2. ve 3. Sınıf birleştirilmiş sınıflar oldu. Hemen kaynaştık öğrencilerimle ve her şeyi bana unuturdular bu öğrencilerim. Her sabah taze köy lavaş ekmeği, peyniri, yumurtası gelirdi köy halkından hele ilkbaharın sonuna doğru o kadar çok taze peynir gelirdi ki koyacak yer olmadığından kendime dost edindiğim sadık bir köpeğim vardı ona verirdim. Tunceli’nin geneli gibi bu köyde okumaya çok düşkündü. İlk öncelikleri çocuklarının okumasıydı. Fakiri zengini hiçbir fedakârlıktan kaçınmazlardı. Buda bize oldukça çok sorumluluk yüklüyordu. Bazen köylüler ile sohbetlerimizde hocam derlerdi: Ne görüşte olursak olalım bizim önceliğimiz çocuklarımız siz onlarla ne kadar çok ilgilenirseniz bizlerde size o kadar çok değer verir sayarız derlerdi.

Alevi Bektaş’ı geleneklerine bağlı bir köy olmasına rağmen gelenek, anane ve göreneklerine bağlı olarak yaşayan bir köydü Arpalı. Düğünleri, cenazeleri, sünnetler, davetleri kendilerine hastı içten ve samimi. Misafir karşılamayı çok severlerdi gelen misafire evlerinde bulunan ne varsa en iyisin hazırlarlar bizleri de davet ederlerdi. Özel misafirlerine yöresel yemekleri olan Zerafet ikram edilirdi. Hala birde bir köy muhtarımız vardı can değerdi. Çocukla çocuk, gençle genç, yaşlı ile yaşlı idi. Samimi ve çok içtendi kısacası ender bulunan bir tipti. Arıcılıkla uğraşır ama hiçbir zaman onun arıcı maskesi elbisesi giydiğini hiç görmedim. Sanki arıların dilinden anlar gibiydi. Bana da o öğretti arıcılık nasıl yapılacağını. Her gittiği yere beraber giderdik. Çok iyi bir dost, bir arkadaş gibiydi. Köyde denge unsuruydu bu kişiliği ile, herkes onu sever ve sayardı. Bende kısa zamanda bu köye alıştım yaşlısı ile genci ile iyi bir muhabbet yakaladık.  Artık onlardan biri gibiydim. Ramazan ayında oruç tutuğumda köyde yaşlılar hariç oruç tutan olmazdı sadece Muharrem ayında 12 gün aşure orucu tutarlardı. Dedim ya Ramazan ayında oruç tutuğum bildiklerinden iftara davet edilirdim. Hiç yemek yaptırmazlar ellerinden ne gelirse en güzel yemekleri hazırlarlardı. Bunlar belki de benim köylülerle kurduğum diyalogla alakalıydı sanırım. Düğün, cenaze, sünnet hep üst başta ağırlarlardı bizleri. Anadolu misafirperverliğinin örnek sayılacak yerlerinden biriydi bu köy.

İlkbaharı bir başkaydı bu köyü; renge renk çiçekleri, şırıl şırıl akan suları, deresindeki ballıkları yemyeşil meşe ağaçları ve yayılasındaki otları ile. O kadar çok piknik yapılacak ve adak adanacak alan vardı ki. Oğlan veren tepesi ile kız veren deresi ile sayılamayacak o kadar güzel yerler. Erkek çocuğu olmayan insanlar adağını alıp gelir oğlan veren tepesine çıkar orada ki ağaca Anadolu geleneğinden olan niyet edilen bez ve çaput parçası ağacın dallarına bağlanır adak kurban edilirdi. Bu niyet ve kurban ile erkek çocuk ya da niyet edilen şeyin olunacağına kanaat getirilirdi. Tepeden Munzur suyunun bağlantısı Keban Baraj kolu çok güzel görünürdü ressamlara ilham kaynağı misali. Akşamlarda barajın karşısında Mazgirt ilçesinin ışıkları parıldardı sanki yanı başımızdaymış gibi. İşte bu yüzden köyümüzün Televizyon verici istasyonu da Mazgirt ilçesinden çekerdi. Köyümüzden her sabah biri Elâzığ’a biride Tunceli’ye olmak üzere iki minibüs kalkardı. Kışın yol kapandığında ise Kaçarlar dediğimiz köye kadar Meşe ormanı içinde yürüyerek gittiğimiz gereken bir yol vardı. Hafta sonu da bu araçlar olmaz bizde Pertek, Tunceli arası servis yapan araçlarla yaylada iner 6- 7 km yayla yolu yürüyerek köye gelmeye çalışırdık. Her şeye rağmen yayla yolunda yürümek ayrı bir zevk verirdi insana. Çok güzel anılar biriktirdik burada kendimize. Nasıl başlarsak öyle devam edeceği misali tam iki buçuk yıl kaldım bu köyde.

1991 yılının haziran ayında ayrıldım o köyden acısıyla tatlısıyla yaklaşık üç yıla yakın kaldım ilk iki yılımız Tunceli’nin diğer ilçelerine rağmen çok daha huzurluydu. 1991 yılı itibarı ile terör olayları Tunceli ilinin her tarafında his edilmeye başlandı. Köyde yaşan Öğretmen arkadaşlarımızı rahatsız edilmeye başlandı. Biz bile bu rahatsızlıktan payımıza düşeni aldık. 1993 yılında terörün Türkiye’de olduğu gibi Tuncel iyide esir almış son olarak benim görev yaptığım köye 2 km uzaklıkta Pirinci köyünde ilkokulun yanı sıra ortaokulda vardı. Bakanlık ilk uygulama yaptığı proje okullarından biriydi. Bizim köy öğrencilerimizde ilkokulu bitildikten sonra yatılıya gidemeyen öğrencilerimiz buraya yürüyerek gider gelirdi.  7 ekim1993 yılın da bu köye teröristlerce baskın düzenlenmiş burada görev yapan 5 öğretmenden 4ünü ailelerinin gözü önünde şehit edip bir öğretmenimizde ellerinde öldü diye bırakılmış yaralı kurtulmuştu. Öğretmenleri öldürme amaçları hayat kalan öğretmenimizin anlattığına göre sansasyonel bir eylem yapmaksa amaçları. Artan terör olaylarından sonra 1993 yılında Tunceli’de tüm köylerde eğitim öğretime ara verilip köydeki tüm öğrenciler yatılı okullara gönderilmişti. 2000 yılların ortalarına kadar bu köylerde eğitim öğretim yapılamamıştır. Terör dolayısı köy ile halkı il, ilçe merkezi ve batıya zorunlu olarak göç etmek zorunda kalmıştır. En son sorduğumda köy ve mezramızda toplam 20 hane ve çoğunluğu yaşlıların oluşturduğu toplam 70 kişnin kalmış olduğunu öğrendiğimde çok üzülmüştüm. O yemyeşil hayat dolu köyden sadece yaşlıların kaldığı az haneli bir köye dönüşmesi o yörenin kaderi olsa gerek. Gerçi son dönemde terör olaylarının azalması ve hatta bitme noktasına gelmesi ile batıya göç eden kişilerden azda olsa köyüne dönenler olmuş hayvancılık, tarım, arıcılık v.b. gibi ilişler yapmaya başladıklarını Tunceli yayaları, vadileri, Munzur suyu kenarında rafting, sörf, yüzme ve mesire alanları ile eski günlerine döndürmeye başladığını görür ve duyar olduk. İnşallah Türkiye’nin her yöresi terör belasında kurtulup hak ettiği değeri bulacaktır.

Son olarak göreve yeni başlayan öğretmenlerimize her platformda söylediğimiz gibi buradan da belirtmek istediğim bulundukları ortam ne olursa olsun çevreyi, öğrenciyi öğrenci velisini tanımaları iyi ilişkiler kurmaları hayatlarında ömür boyunca unutamayacağı anlar bırakacaktır. Öyle yâda böyle ilk görev yeri rüyalarından hiç çıkmayacaktır. Göreve de nasıl başlarlarsa meslek hayatları boyunca da öyle devam edeceklerini hatırlatmak isterim.

Bu yazı toplam 4623 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum