03 Aralık 2016 Cumartesi
Öğretmenlik - Hamdi Eyigün
Tartışmalı Başkan
Tezek Kokan Köyleri
Terör ve Terörizm
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hemşerimiz Sinan Hallaç’tan Bir Başarı Daha
26 Mayıs 2013 Pazar 14:30

Hemşerimiz Sinan Hallaç’tan Bir Başarı Daha

Adana’da düzenlenen 10’uncu Koç Fest Üniversiteler Atletizm Birinciliği yarışmalarında hemşerimiz Sinan Hallaç, üç farklı branşta madalya alarak başarılarına yenisini ekledi.
Adilcevaz13.Com / HABER MERKEZİ - Çukurova Üniversitesi’nde yapılan yarışmalar sonunda Tokat Gazi Osman Paşa Üniversitesi Atletizm erkek atletizm takımı Türkiye 2.’si oldu.

8-10 Mayıs tarihlerinde Adana’da yapılan Üniversitelerarası Atletizm Türkiye Şampiyonasına 53 takım katıldı.

Tokat Gazi Osman Paşa Üniversitesi erkek takımının takım halinde elde ettiği bu başarının yanı sıra öğrencilerinden; Sinan Hallaç 400 Metre Engellide Türkiye 3.sü, Sait Özdemir 1500 Metre Türkiye 1. si ve 300 Metre Engellide Türkiye 2. si, Emre Bastı Çekiç Atmada Türkiye 1. si, Dilek Özata ve Oğuzhan Demir Gülle Atmada Türkiye 1. si, Hasan Türkdağlı 200 Metrede Türkiye 3. sü, Ayrıca 4x100 metre Bayrak Takımında Sinan Hallaç’ın da bulunduğu takım Türkiye 3.lüğünü elde ederken, yine 4x400 metre Bayrak Takımında Sinan Hallaç’ın da bulunduğu takım Türkiye 3.lüğü derecelerini aldı.
Bu haber toplam 3215 defa okunmuştur
YORUMLAR
MAŞALLAH
SELİM
TEBRİKLER İNŞALLAH AVRUPADADA VE DÜNYADADA BÖYLE BAŞARILARA ULAŞIRSIN
29 Mayıs 2013 Çarşamba 09:10
güzel gelişmeler
ibrahim
spor alanında yapılacak her türlü girişim getirdiği başarılarla gelecek nesile örnek oluyor. daha da gelişmeli ilçemizde bir gençlik merkezinin açılmasını yetkililerden talep etmeliyiz
27 Mayıs 2013 Pazartesi 09:20
SON YORUMLAR
Yazan: Doç.dr. Dr. Mustafa Atlı
Yazan: Cemal
Hocam ağzınıza ve yüreğinize sağlık. Bir öğretmeni değil bir meleği tanımlamışsınız. Gerçekten hangi mesleği icra ederseniz edin, esas gayenize uygun yaşarsanız insan olsanız da üstünlükte melekleri bile geçebilirsiniz.
Sizin yazınız üzerine hatıralarım canlandı. Birkaç öğretmen davranışıyla geçmişi yad! edelim.
Eti senin kemiği benim dönemleri idi. O zamanlar velisi olması hasebiyle buna kısmen hakkı olduğu düşünülebilen babasından bile işitmediği azarı, yemediği dayağı öğretmeninden işitir yerdi öğrenciler. Bu durum garipsenmez, genel kamuoyu bunu hatta doğru ve gerekli görürdü.
İlk okul 4 ncü sınıfta 9-10 yaşlarında bir sabi iken öğlenci olduğum okula biraz geç gitmiştim. Öğretmenimiz! ile o gün yeni tanışacaktık. Sen misin derse geç gelen. Yaş söğütten bir çubuk ile iki elin avuçlarına sertçe ve insafsızca vurularak yediğim dayağı hiç unutur muyum? Bu muamele hayatımda bana olumlu hiç bir şey öğretmedi. Sadece o öğretmeni hep böyle olumsuz hatırlarım. Bana öğrettiği şey var mı inan hiç sanmıyorum.
Ortaokul yıllarında uzamış saçları sıfıra vursan bile izi geçmeyecek şekilde herkesin içinde koyun kırkar gibi makasla kesen idealist! öğretmenlerle de karşılaştık, karete ve tekvando bilgilerini, savunmasız öğrenciler üzerinde deneyenlerle de. Bugün 30-40 yaşlarının üzerindeki anne ve babaları, bu tip öğretmenler yetiştirdi. Ancak, bereket ülkede hukuka, adalete, bilime, insan hak ve hürriyetlerine inananlar da var mış ki, öğretime yönelik alınan tedbirler soncunda o dönemlerde hiç te azımsanamayacak kadar çok olan bu tür uygulamaların sonu gelmek üzere. Tükendi diyemem zira, halen sabilere iki harf öğretecek diye onlara hakaret eden döven tiplerle karşılaşmak mümkün.
Kısaca herkes sadece vazifesini yapsın. Öğretmen de sadece öğrencisine öğretmesi gereken bilgileri tam ve zamanında öğretsin yeter. Eğiteceğim diye bir öğretmen çocuğun ana-babası yerine geçmesin. Ana-babanın, çevrenin, Toplumun çocuğu eğitmeye dönük vazifelerini üstlenmesin. Zira bütün bu yükü taşıyamaz. Ana-babanın bile çocuğuyla ilişkisinde dikkat ettiği sınırları, ana-baba yerine geçip aşmasın. Öğrenciyi yaşı ne olursa olsun bir birey olarak görsün. Ona sanki okuldaki bir başka öğretmene, müdüre, veliye, sokaktaki bir yetişkine hitap ettiği gibi saygılı ve kibar bir şekilde hitap etsin. Ona bir birey olduğunu hissettirsin yeter. Bir akademik yıl sonunda o öğrenci, o dönemde öğrenmesi gereken bilgiyi öğrenmiş mi, önemli olan budur. Öğretmenlik vazifesinin sınırı aşılırsa o zaman sorunlar başlar. Eğitim işi de önce ailenin eğitimiyle olmalıdır. Ailenin eğitimi, her şeyi yaparım diyenlerce değil, eğitim işinde uzman olanlarca yapılması gereken planlı ve proğramlı bir iştir. Bu husus öğretmenleri aşar. Aileler eğitildikte çocuklar da eğitimli olarak öğretime başlar. Vesselam.
Yazan: Özcan BEŞKARDEŞ
Yazan: Mithat köse