03 Aralık 2016 Cumartesi
Öğretmenlik - Hamdi Eyigün
Tartışmalı Başkan
Tezek Kokan Köyleri
Terör ve Terörizm
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Galatasaray - Bursaspor Maçı Ne Zaman Saat Kaçta Hangi Kanalda
14 Ekim 2011 Cuma 16:38

Galatasaray - Bursaspor Maçı Ne Zaman Saat Kaçta Hangi Kanalda

Spor Toto Süper Lig 6. Hafta maçları 16 Ekim 2011 Galatasaray – Bursaspor maçı hangi kanalda Gs Bursa 16.10.2011 saat kaçta ne zaman bilgileri.

Spor Toto Süper Lig 6. Hafta maçları 16 Ekim 2011 Galatasaray – Bursaspor maçı hangi kanalda Gs Bursa 16.10.2011 saat kaçta ne zaman bilgileri.

Maç golleri videosu yada özet görüntüleri sitemizde yayınlanmamaktadır.

Galatasaray ve Bursaspor takımları Spor Toto Süper Lig 6. Hafta maçında 16.10.2011 Pazar günü karşı karşıya geliyor.

Galatasaray – Bursaspor maçı bilgileri

16 Ekim 2011 Pazar günkü Galatasaray – Bursaspor maçı saat 19:00 de başlayacak. Galatasaray Bursaspor maçı Türk Telekom Arena stadyumu’nda oynanacak. Galatasaray – Bursaspor takımları arasındaki Spor Toto Süper Lig 6. Hafta maçı Lig TV kanalı’ndan Canlı yayınlanacak.

Galatasaray – Bursa hangi kanalda saat kaçta?

 

Müsabaka :

Galatasaray A.Ş – Bursaspor Spor Toto Süper Lig 6. Hafta maçı

Maç Tarihi :

Ne Zaman?

16 Ekim 2011 Pazar (16.10.2011)

Maç Saati

Saat Kaçta?

19:00

Maç Kanalı :

Hangi Kanalda?

Lig TV (Canlı)

Stadyum :

Nerede Oynanacak?

Türk Telekom Arena

Maç Sonucu / Skor :

Kaç Kaç Bitti?

(karşılaşma bittikten sonra buradan öğrenebilirsiniz..)

Karşılaşmayı 16 Ekim 2011 saat 19:00 den itibaren Lig TV ekranları’ndan Canlı izleyebilirsiniz.

16 Ekim 2011 Pazar maçları, 16.10.2011, 6. Hafta maçları, Bursaspor 2011 oynadığı maçlar, Bursaspor Galatasaray maçı, Galatasaray - Bursaspor maçı ne zaman, Galatasaray - Bursaspor maçını kim kazandı, Galatasaray 2011 yılı maçları, Galatasaray Bursaspor, Galatasaray Bursaspor maçları istatistiki bilgiler, Gs - Bursa, Gs Bursa 16.10.2011, maç sonucu skor, maçı hangi kanalda, maçı kaç kaç bitti, maçı saat kaçta, maçını canlı veren kanal, maçını hangi kanal verecek, Spor Toto Süper Lig maçları 2011, tv de canlı yayınlanan maçları canlı izle

Bu haber toplam 9542 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SON YORUMLAR
Yazan: Doç.dr. Dr. Mustafa Atlı
Yazan: Cemal
Hocam ağzınıza ve yüreğinize sağlık. Bir öğretmeni değil bir meleği tanımlamışsınız. Gerçekten hangi mesleği icra ederseniz edin, esas gayenize uygun yaşarsanız insan olsanız da üstünlükte melekleri bile geçebilirsiniz.
Sizin yazınız üzerine hatıralarım canlandı. Birkaç öğretmen davranışıyla geçmişi yad! edelim.
Eti senin kemiği benim dönemleri idi. O zamanlar velisi olması hasebiyle buna kısmen hakkı olduğu düşünülebilen babasından bile işitmediği azarı, yemediği dayağı öğretmeninden işitir yerdi öğrenciler. Bu durum garipsenmez, genel kamuoyu bunu hatta doğru ve gerekli görürdü.
İlk okul 4 ncü sınıfta 9-10 yaşlarında bir sabi iken öğlenci olduğum okula biraz geç gitmiştim. Öğretmenimiz! ile o gün yeni tanışacaktık. Sen misin derse geç gelen. Yaş söğütten bir çubuk ile iki elin avuçlarına sertçe ve insafsızca vurularak yediğim dayağı hiç unutur muyum? Bu muamele hayatımda bana olumlu hiç bir şey öğretmedi. Sadece o öğretmeni hep böyle olumsuz hatırlarım. Bana öğrettiği şey var mı inan hiç sanmıyorum.
Ortaokul yıllarında uzamış saçları sıfıra vursan bile izi geçmeyecek şekilde herkesin içinde koyun kırkar gibi makasla kesen idealist! öğretmenlerle de karşılaştık, karete ve tekvando bilgilerini, savunmasız öğrenciler üzerinde deneyenlerle de. Bugün 30-40 yaşlarının üzerindeki anne ve babaları, bu tip öğretmenler yetiştirdi. Ancak, bereket ülkede hukuka, adalete, bilime, insan hak ve hürriyetlerine inananlar da var mış ki, öğretime yönelik alınan tedbirler soncunda o dönemlerde hiç te azımsanamayacak kadar çok olan bu tür uygulamaların sonu gelmek üzere. Tükendi diyemem zira, halen sabilere iki harf öğretecek diye onlara hakaret eden döven tiplerle karşılaşmak mümkün.
Kısaca herkes sadece vazifesini yapsın. Öğretmen de sadece öğrencisine öğretmesi gereken bilgileri tam ve zamanında öğretsin yeter. Eğiteceğim diye bir öğretmen çocuğun ana-babası yerine geçmesin. Ana-babanın, çevrenin, Toplumun çocuğu eğitmeye dönük vazifelerini üstlenmesin. Zira bütün bu yükü taşıyamaz. Ana-babanın bile çocuğuyla ilişkisinde dikkat ettiği sınırları, ana-baba yerine geçip aşmasın. Öğrenciyi yaşı ne olursa olsun bir birey olarak görsün. Ona sanki okuldaki bir başka öğretmene, müdüre, veliye, sokaktaki bir yetişkine hitap ettiği gibi saygılı ve kibar bir şekilde hitap etsin. Ona bir birey olduğunu hissettirsin yeter. Bir akademik yıl sonunda o öğrenci, o dönemde öğrenmesi gereken bilgiyi öğrenmiş mi, önemli olan budur. Öğretmenlik vazifesinin sınırı aşılırsa o zaman sorunlar başlar. Eğitim işi de önce ailenin eğitimiyle olmalıdır. Ailenin eğitimi, her şeyi yaparım diyenlerce değil, eğitim işinde uzman olanlarca yapılması gereken planlı ve proğramlı bir iştir. Bu husus öğretmenleri aşar. Aileler eğitildikte çocuklar da eğitimli olarak öğretime başlar. Vesselam.
Yazan: Özcan BEŞKARDEŞ
Yazan: Mithat köse