1. YAZARLAR

  2. Zahit DEMİREL

  3. Fedakarlığın Zirvesi "Kurban İbadeti"
Zahit DEMİREL

Zahit DEMİREL

VAN TUŞBA MÜFTÜSÜ
Yazarın Tüm Yazıları >

Fedakarlığın Zirvesi "Kurban İbadeti"

A+A-

Allah’a tam teslimiyet ve dayanışmanın, kardeşliğin ve şükrün ifadesi olan kurban önemli bir ibadettir.

Bu ibadet Müslüman’ın sırf Allah emri olduğu için malından fedakârlığı ortaya koyduğu ve gerektiğinde de malını Allah yolunda kurban edebileceğinin fiili göstergesidir. Hz. İbrahim’in sünnetidir. Zira Hz. İbrahim Allah yolunda evladını Hz. İsmail’i kurban etmeyi düşünürken Cenab-ı Allah bir bedel olarak bir hayvanı kesmesini emreder. İşte fedakârlığın zirveye ulaşması budur. Kulluğun gereği budur.

Bizlere her bir nimeti bahşeden Allah’a yakınlığı ifade eder. Allah’a şükretmenin fiil göstergesidir. Allah emretmiş ise Hz. İbrahim misali tereddüt edilmeyeceğinin ispatıdır kurban Zira Hz. İbrahim, oğlu İsmail yedi yaşında iken bir rüya görür. Rüyasında Allah Teâlâ, oğlu İsmail’i kurban etmesini emrediyor.

Hz. İbrahim bu rüya üzerine kendi kendine: "
Bu ses Allah’tan mıdır yahut şeytandan mıdır?” diye tereddüt eder. Fakat ertesi gün aynı rüyayı tekrar görür. Bu rüya üzerine Hz. İbrahim’in kalbindeki tereddüt yerini yakine bırakır. Zilhicce ayının onuncu gecesinde Hz. İbrahim yine aynı rüyayı görür ve sabahında oğlunu kurban etmeye karar verir.

Hz. İbrahim kurban bayramı sabahı olan zilhicce ayının onuncu gününün sabahında oğlu İsmail’i kurban etmek için, bir iple bir bıçak alarak evinden ayrılır. Hacıların kurban kesme yeri olan minaya doğru yürümeye başlar.

Hz. İsmail kurban edilmek için götürüldüğünden habersizdir. Ancak Hz. İbrahim yolda giderken Hz. İsmail ile aralarında şu konuşma geçer.

"Yavrucum: rüyamda seni boğazlayacağımı görüyorum, bir düşün ne dersin?" deyince. İsmail: "Babacığım emrolduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun" (saffet, 102) Cevabını verir.

Bu arada bu teslimiyeti gören şeytan rahatsız oluyordu. Onları bu teslimiyetten vazgeçirmenin planını kuruyordu.

İnsan şekline büründü. Önce annelik şefkati ve merhametinden istifade etmek için Hz. Hacer validemizin yanına vardı.

* İbrahim senin oğlun İsmail’i nereye götürdüğünü biliyor musun?

Hz. Hacer:

* Şu vadiye odun kesmeye götürdü.

Şeytan:

* Hayır, vallahi onu kesmeye götürdü.

Hz. Hacer:

* Hayır, öyle olamaz. Çünkü İbrahim oğluna karşı çok merhametlidir. Bir baba oğlunu neden kessin?

Şeytan:

* İbrahim, Allah’ın, oğlunu kesmesini emrettiğini zannediyor.

Hz. Hacer:

* Şayet bu işi Allah emretmiş ise, en doğru olanı, en güzel olanı, Rabbine itaat etmesidir. Diyor.

Bunun üzerine şeytan Hz. Hacer validemizi kandırmayacağını anlar. Doğruca babasının arkasından yürüyen İsmail (a.s)‘ın yanına varır.

* Ey çocuk! Baban seni nereye götürüyor biliyor musun?

İsmail (a.s):

* Şu vadiden odun kesmeye gidiyoruz.

Şeytan:

* Hayır. Baban seni boğazlamak için götürüyor.

İsmail(a.s):

* Niçin? Hangi sebeple beni boğazlayacak? Diye sorar.

Şeytan:

* Rabbi! Ona böyle yapmasını emretti.

İsmail(a.s):

* Babam, Rabbinin kendisine emrettiğini hemen yapsın. Diyor.

Şeytan, İsmail(a.s)’dan da ümidini kestikten sonra Hz. İbrahim’e yönelir.

* Ey ihtiyar! Nereye gidiyorsun? Diye seslenir.

İsmail(a.s):

* Şu vadide yapılacak bir işim var. Diyor.

Şeytan:

* Vallahi, rüyamda şeytanın sana gelip oğlunu boğazlamanı emrettiğini görüyorum.

İbrahim(a.s) şeytanı tanıdı ve:

— Ey Allah düşmanı! Benden uzak dur. Vallahi Rabbimin emrettiği şeyi yerine getireceğim, dedi ve bugün hacda şeytan taşlama yerleri olan üç yerde şeytanı taşladı. Böylece de şeytan hiçbir zarar vermeden oradan ayrılırken, Hz. İbrahim oğlu Hz. İsmail ile beraber kurban edileceği vadiye varırlar. Hz. İbrahim ağlayarak oğlu İsmail’i kurban etmek üzere yere yatırır.

Bu arada Hz. İsmail babasına:

* Ey babacığım! Bağımı kuvvetli bağla ki teprenmeyeyim. Elbiselerimide çıkar sonra annem elbiselerimdeki kanı görüpte üzülmesin. Şayet annem gömleğimi isterse ona ver. Belki gömleğimle teselli olur.

Hz. İbrahim:

* Yavrucuğum! Rabbimin emrini yerine getirmekte ne güzel yardımcısın, diyor.

Bu arada da Cenab-ı Allah’ın emriyle bıçak kesmiyordur. Fakat Hz. İsmail yine babasına Allah’ın emrini yerine getirmesi için yardımcı olmaya devam ediyordu. Babacığım bana olan merhametinden dolayı kesemiyorsun gözümü bağla, ben yüzümü yere döneyim, göz göze gelmeyelim ki senin bana acıman seni Allah ‘ın emrini yerine getirmekten uzaklaştırmasın diyordu.

Hz. İbrahim aynısını yaptı fakat Cenab-ı Allah buna müsaade etmedi.

Birden gaybtan bir ses yükseldi:

* Ey İbrahim! Rüyanı doğruladın. Diyordu

Bu arada da Hz. Cebrail, Allah’ın emriyle cennetten büyük bir koç alarak

* Allah’u ekber! Allah’u ekber diyerek hızla inmeye başladı.

Hz. Cebrail’in tekbirini işiten Hz. İbrahim:

— La ilahe illallahu vallahu ekber, diye tehlil ve tekbir getirdi.

Hz. İsmail Hz. Cebrail ile babasının tekbir ve tehlilini işitince:

-- Allah’u ekber ve lillahi hamd, diyerek tekbir ve tahmid getirdi. Ve cennetten getirilen koç Hz. İsmail’in yerine kurban edildi.

İşte Müslüman’ın sabrı Müslümanın teslimiyeti böyle olmalıdır.

Allah’a binlerce şükürler olsun ki rabbimiz bizi evladımızla değil malımızla, hayvanımızla bizi imtihan etti. O halde İbrahim misali, İsmail misali teslimiyetimizi gösterip bayram günü en güzel hayvanı tekbir ve tahmidlerle kurban etmeliyiz. Unutmayalım ki Allah için kesilen kurbanlardan akıtılan kanlar, kurban sahibinden günahların döküldüğünü sembolize eder.

Bu yazı toplam 2330 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.