1. YAZARLAR

  2. Cemal KOCABAŞ

  3. Eskiden Esintiler-2
Cemal KOCABAŞ

Cemal KOCABAŞ

OZAN-ŞAİR
Yazarın Tüm Yazıları >

Eskiden Esintiler-2

A+A-

Eskiden Adilcevaz Böylemeydi; hayvanları olanlar yazlık köylere gider sonbahara kadar kalır yağını, peynirini, cacığını, kurudunu ayrıca tezeğini, kermesini yapar kışa hazırlık yaparlardı. Havalar soğumaya başlayınca geriye şehirdeki evlerinin yolunu tutarlardı. O telaşın kargaşanın ayrı bir güzelliği vardı.

Eskiden Adilcevaz Böylemeydi; yazı düzüne bostanlarda kavun karpuz ekilir, turşu yaparlar, turşuluk kıralar alır, onunda ayrı bir lezzeti tadı vardı. Kavunun, karpuzun tadına doyum olmazdı. 
Harman zamanı buğdayla kavun karpuzu deyiş tokuş ederlerdi. Kimse o kadar paraya ihtiyaç duymazdı erik cevizide aynı şekilde değiştirir kışlık erzaklarını tamamlar birde bulgur kaynatır kurutur bezirhanada döver kabuğunu çıkarır savururlardı. Sonra çeker irisini, ufağını ayırır büyük küplere doldururlardı. Birde lahana turşusu (çortdi) yapar oni kışın çortdi yaparlardı içinede oma gemiği atarlardı oda ayrı bir lezzet verirdi.

Eskiden Adilcevaz Böylemeydi; eskiden ofis buğday almayı yetiştiremezdi çiftçiler buğdayları develeri hazırlar altına naylon buğdayları deveye doldurur üzerini kapatır taaa kışa kadar beklerlerdi. Birde bahçelere kuyular kazar buğdayı kuyularda muhafaza ederlerdi.

Eskiden Adilcevaz Böylemeydi; 
Bir büyüğümden dinlediğim olayı anlatmak istiyorum harman zamanı gençler karpuz çalmaya karar vermişler çuvalları heybe gibi yapmışlar eşeğe binip yeci bağındaki bostanın yanına gelmişler. Birisi; "yahu bu eşek anırırsa hırsızlığa geldiğimiz anlaşılır" eşeğin ağzını bağlamışlar gidip karpuz toplayıp çuvalı doldurup eşeğin yanına geldiklerinde bakmışlar eşek ölmüş. Bostan sahibi zihni amcada bunları takip ediyormuş tabiki eşeğin kimin olduğu anlaşılmayınca zihni amcaya birkaç ölçek buğday verip gönlünü almışlar.

Eskiden Adilcevaz Böylemeydi; çocuklar her gün göle yıkanmaya gider iskeleden birbirlerini aşağı iterlerdi eğer tatlı suda durulanmasalar saçları sapsarı olur boya yapsan öyle güzel olmazdı. Suda yarışlar yapar iddialaşırlardı güzel bir iskelemiz vardı tabi ağaçtandı bir kış aşırı bir fırtınada parçalandı şimdi yerine marina yapmışlar yapanlardan Allah razı olsun sahil yolu biraz kıyıları bozmuş, amma güzel tarafları da var millet tozdan kurtuldu.

Eskiden Adilcevaz Böylemeydi; 
Bizde buğday ekimide başkadır her yerde serpme yapılır bizde çiziğe ekilir nedeni kar çekmesin diye buğday demişken bizim harmantepe köyünden bir çoban koyunları buğday tarlasına salmış yediriyormuş. Kır bekçisi Nusret amca adama bağırmış adam telaşlanmış namaza durmuş fakat hem kıbleyi şaşırmış birde ayakkabılarıyla namaz kılmaya başlamış. Nusret amca tüfekle topuğundan vurmuş atın üzerine bindirip sağlık ocağına tedavi ettirmişler oda bir anı olarak insanlarda gülüşmelere neden olmuş.

Eskiden Adilcevaz Böylemeydi; 
Çocukların oyuncakları yoktu öküzleri kaşağıyla tımar eder çıkan tüyleri suyla ıslatır, top yapar toplu ağaç oynardık. Şimdi adına beyzbol diyorlar insanlar adına takımlar kurmuşlar paralar kazanıyorlar. Ağaçtan kızaklar yapardık sonra akşamdan çayı yola çevirir buz olmasını sağlardık sonra bir güzel kayardık tabi düşenlerde cabası şimdiki çocuklar çok şanslı kıskanmamak elde değil.

Eskiden Adilcevaz Böylemeydi;
İlkbaharda havalar ısınır karlar erir derelerin dalda yerlerinde karlar kalırdı gider getirir pekmez döker yerdik bi güzel olurdu şimdi festivallerde yapıyorlar geleneklerimizin bitmemesine çok sevindim.

Eskiden Adilcevaz Böylemeydi; 
Su değirmenlerimiz vardı. Süleyman amcanın değirmeninde iskele yolunun yanındaydı çevresi bataklıktı sulak olduğu için kaz ördek beslerdi fakat yumurtalarını bulamazdı. Bir bakardık yüzlerce kaz yavrusuyla çıkardı meydana bir gün çocuklar göle sürdüler hayvanlar gitti bidaha geri gelmediler. Van Gölünün içinde adalaramı gittiler bilemiyorum.

Eskiden Adilcevaz Böylemeydi; 
Süphan dağının yanında acı su çıkardı fakat boşuna akar giderdi kaynağından içmek mümkün değildi insanın boğazını yakardı fakat harmantepe köyüne getirmişler herkesin evinde suyu var. Eskiden köyün bir iki yerinde çeşme vardı şimdi çeşmeler çoğalmış kadınlar su taşımaktan kurtulmuş hayvanlar rahat rahat sularını içiyorlar hiç olmazsa bir işe yaramış. Halbuki bir tesis kurulsa maden suyu olarak satılsa memlekete bir katkı sağlar, ilçemizin ilimizin reklamı sağlanmış olur. Süphan dağının yeterince reklamı olmuyor yurdun bazı bölgelerinde insanlar hangi ile hangi ilçeye bağlıdır bilmiyorlar.

Bu yazı toplam 2324 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum