1. HABERLER

  2. KÜLTÜR-SANAT

  3. DİNİ NİTELİKLİ ZİYARET YERLERİ

DİNİ NİTELİKLİ ZİYARET YERLERİ

Bu başlık altında, Adilcevaz’da ki dini amaçlı ziyaret yerlerinin isimlerini ve buralardaki uygulamaları belirtmeye çalışacağız. İncelediğimiz ziyaret yerlerinde genellikle aynı uygulamalarla karşılaştık.

A+A-

Bu başlık altında, Adilcevaz’da ki dini amaçlı ziyaret yerlerinin isimlerini ve buralardaki uygulamaları belirtmeye çalışacağız. İncelediğimiz ziyaret yerlerinde genellikle aynı uygulamalarla karşılaştık. Bunlara kısaca değinecek olursak: Ziyaret yerinin etrafındaki ağaç ya da çalılara kıyafetinden bir parça, bez veya ip bağlanır; mum yakılır; önceden adanmış adaklar sunulur ve bir dilek tutulur (Eskiden sık görülen bu davranışlar halkın bilinçlenmesiyle bu yanlış uygulamalara son verilmektedir) Buralara gelmekteki asıl amaç ise: Bu ziyaret yerlerinin vesilesi ile dileklerinin kabulü (şifa bulmak, eş bulmak, çocuk sahibi olmak, eşiyle arasını düzeltmek, kötülüklerden korunmak, rahat ve huzurlu bir hayat geçirmek vb.) dür. 

Abdurahman Dede Türbesi: Evren Paşa Mahallesi^’ndeki mezarlıktadır.  Çocukların akıllı ve zeki olması için buraya ziyarete gelinir.

Abdurrahman Dede ile ilgili şöyle bir kıssa anlatılmaktadır; Abdurrahman Dede her akşam evine giderken elindeki bastonla bahçesinin etrafını çizermiş. Bir gece hırsız, dedenin bahçesine girip torbasını tıka basa doldurup tam çıkacakken bahçe birden duvarla çevrilmiş. Hırsız duvara tırmandıkça duvar yükseliyormuş. Sabah olup ta Abdurrahman Dede bahçeye gelince bastonuyla duvara dokunmuş ve duvar yok olmuş., Çaldığı malları helal ettikten sonra hırsızı göndermiş. 

Abdulmecit Türbesi: Çanakyayla Köyü’ndedir.

Ak Baba Türbesi: Atatürk Mahallesi’nde, Tahta Köprü Cami yanındadır. Burada elini dokunduğun yerde, nişan çıkarmış.

Arap Beşir Türbesi: Sütey Yaylası’ndadır. Bayram Hoca Türbesi: Sütey Yaylası’nda Çil Gölü civarındadır.

Bekir Efendi Türbesi: Orta Mahalle’de, lisenin yanındadır. Özellikle elinde ve ayağında Demirev hastalığı veya siğil olanlar çarşamba günleri buraya gelerek şifa ararlar.

Bekir Efendiyle ilgili değişik kıssalar anlatılmaktadır; Bekir Efendinin cebinde her zaman birkaç tane kuru üzüm olurmuş ve misafir geldiği zaman cebindeki bu üzümleri suyun altına tuttuğunda su pekmeze dönermiş.

Bekir Efendiyle ilgili diğer bir olayda şöyledir: Kış zamanında Bekir Efendinin evine misafirler gelir ve misafirlerden biri, canının taze kayısı çektiğini söyler. Bekir Efendi sessizce dışarı çıkar ve kış mevsiminde olmasına rağmen, elinde bir kase taze kayısı ile tekrar içeri girer.

Cafer Ağa kuyusu: Kaleboynu Mahallesi’ndedir. Cuma günleri su artmaktadır. Rus askerlerinin işgali sırasında su çekilmiş onların gitmesiyle yeniden artmıştır. Gelinlerin ayaklarını açmak için buraya gelinir.

Cuma Bulağı: Hıdırşah Mahallesi’ndedir. Cuma günleri su artıp diğer günlerde azalmaktadır. Bazı rivayetlere göre de eskiden sadece cuma günleri, cuma namazının vaktinde akarmış. Bu bulağa abdestsiz gidilirse suyu kesilir ve bu kişi buradan ayrılana kadar suyu akmazmış. Hastalıklı ve dertli olanlar bu suyu içerek şifa bulacaklarına, sütü kesilen anneler bu bulaktan su içerlerse yeniden sütlerinin olacağına inanırlar.

Çengel Baba (Kasap Baba) Türbesi: İlçe merkezinde kasapların yanındadır. İnsanlar bir şeyleri kaybolduğunda buraya gelerek, eşyalarının bulunması için dua ederler.

Çerkez Ocağı: Kaleboynu Mahallesi’ndedir.  Demirev hastalığı ve deri hastalığı olanlar burada şifa ararlar.

Çırçırık Baba Türbesi: Evren Paşa Mahallesi’ndedir. Her cuma akşamı mezarlığın üzerinde bir ışık yandığı söylenmektedir.

Çubukluk Türbesi: Kadı Köyü’nün üst kısmında bulunur. Sinir hastaları ve asabiler buraya gelirler. 

Delikli Taş: Araştırmalarımızda, Evren Paşa Mahallesi’nde, Heybeli Köyü ile bakım evi arasında, Kef Kalesi’ndeki kilisenin üzerinde, Kavuştuk Köyü’nde delikli taşa rastladık.Çok şiddetli öksürüğü olanlar, delikli taştan yedi kere geçerlerse öksürüklerinin iyileşeceğine; gömleğini ya da atletini delikli taşa bağlayıp içinden yedi defa geçilirse vücudundaki tüm ağrılarının geçeceğine; delikli taştan üç kez geçtikten sonra elini, ağrının olduğu yere dokundurursan ağrının geçeceğine inanılır.

Gül Çiçek Türbesi: Kaleboynu Mahallesi’nde, Değirmen Çayı’nın üstünde bulunur. Yeni gelinlerin, evlerine bereket ve huzur getirmesi için buraya gelinir. Buradaki toprak çamur haline getirilip yaraya, siğile ve derideki rahatsız olan bölgeye sürülürse, o derde derman olacağına inanılır. Şuuru kapanmış insanların şuurunun açılması için de buraya gelenler vardır.

Hasan Dede Türbesi: Orta Mahalle ile Evren Paşa Mahalleleri arasındadır. Türbenin yanındaki şifalı sudan böbrek hastaları içerse iyi geleceğine inanılır.

Hayri Dede Türbesi: Hıdırşah Mahallesi’ndedir. Cuma geceleri, etrafa idare lambası kadar ışık veren nurani bir varlığın, mezarlığın etrafında dolaştığı rivayet edilir.

Hıdırşah Bey Türbesi: Hıdırşah Mahallesi’ndedir. Karakoyunlular döneminde Adilcevaz emiri olan Hıdırşah Bey’e ait kitabeli mezar taşı önemlidir. Bu kitabedeki yazı şöyledir: “Bu mübarek kabir; merhum, mağrur, sait, şehit, mazlum ve Allah'u Teala’nın mağfiretine ve merhametine muhtaç olan, koç emir Celaleddin Hıdırşah Bey Türki’nindir. 786 senesinin 15 Muharrem’inde vefat etti.” Kitabeden de anlaşıldığına göre Celaleddin Hıdırşah, Sultan Üveys’in nüfuslu emirlerinden biridir. Bununla beraber kendisinin Celayir ya da Çoban Ailesi gibi soy itibariyle Moğol olmayıp, halis Türk olduğu kitabedeki “Bey, Türki” kelimelerinin kullanılmış olmasından anlaşılmaktadır.
Yürüme zorluğu çeken kimse, türbenin etrafında iki üç tur atar ve dua ederse iyileşeceğine inanılır.

Hüseyin Dede Türbesi: Kale Mezarlığının altındadır.Arası bozuk olan çiftler, aralarının düzelmesi için, yeni evlenenler mutlu bir ömür geçirmek için, çocuğu olmayanlarsa çocuk sahibi olmak için buraya gelirler.

Hüseyin Dedeyle ilgili şöyle bir olay anlatılmaktadır: Gariban adamın biri ev yaparken dama yerleştirmek için kestiği ağaçların kısa geldiğini görünce çok üzülür. Adamın bu sıkıntılı halini gören Hüseyin Dede, bir kazma ister ve besmele çekerek kısa gelen ağaca vurup yeniden denemelerini ister. Yeniden denediklerinde ağaç dama tam olarak uyar.

Kanlı Taş: Alacaatlı Mezarlığındadır. Bu taşın altında şehit yattığı ve her cuma akşamı bu taştan kan aktığı rivayet edilir. Kanlı taşında içinde bulunduğu Alacaatlı Mezarlığına, kaybolan yakınlarını bulmak isteyen insanlar ziyarete gelip dua ederler.

Kara Abdal Türbesi: Kaleboynu Mahallesi’ndedir. Cuma günleri sabah namazı vaktinde mezarın yirmi metre yukarısındaki kanaldan abdest alan bir adamın, abdest aldıktan sonra kaybolduğu söylenir. 

Kara Şeyh (Piri Bey) Türbesi: Karaşeyh Köyü’ndedir. Bu köye her ramazanda biri dişi biri erkek, iki geyik gelip, bu geyiklerden dişi olan geri döner, erkek olansa kendini feda eder ve bunun eti tüm köy halkını doyururmuş. Bu olay her sene Ramazan ayında tekrarlanırmış. Yine bir Ramazanda geyikler gelmişler; fakat bu sefer köy halkı erkekle beraber, dişi geyiği de yakalayıp yemiş ve bu iki geyiğin eti kimseye yetmediği gibi bir daha da bu köye geyikler gelmemiş.  Akıl hastaları, felçliler ve cin çarpmışlar iyileşmek için buraya gelirler.

Kara Veli Türbesi: Cevizli Mahallesi’ndedir. Mezarlığın yanından kötü niyetli bir insan geçerse onun başına bir iş geleceğine inanılır.

Karavol Baba Türbesi: Karakol Köyü’ndeki şehitliktedir. Bazı cuma akşamları, mum ışığı kadar bir ışığın mezardan çıkıp camiye kadar gidip tekrar geri mezara döndüğü ve birden kaybolduğu anlatılır. İnsanlar mezarın toprağını, bereket getirsin diye eşyalarının üzerine serperler.

Keklik Bulağı: Sütey Yaylası yolu üzerindedir.

Kırk Bulak: Orta Mahalle’dedir. Akşam vakitlerinde, ağaçların arasından nur yüzlü bir gelinin görüldüğü rivayet edilir. Buradan çıkan suyun hastalıklara iyi geldiğine inanılır.

Kömürlü Baba Türbesi: Kömürlü Köyü’ndedir.

Mala Bekir Türbesi: Kaleboynu Mahallesi’nde kalenin alt kısmındadır.

Muni Dede Türbesi: Kaleboynu Mahallesi’ndedir. Bel fıtığı olanlar burada şifa ararlar.

Mümin Dede Türbesi: Hıdırşah Mahallesi’ndedir.

Nene Hatun Türbesi: Hıdırşah Mahallesi’ndedir. Rüyasında korkan çocuklar buraya getirilip dua edilir.

Pir Gaib Baba Türbesi: Çayır Mahallesi’nde, Paşa Cami yanındadır. İnsanlar, uzun ve sağlıklı bir ömür için, yeni gelinlerin ayaklarını açmak ve kayıp eşyalarını bulmak için buraya gelirler. Türbeye para, yüzük gibi cisimler bırakılır.(Para bırakılarak zenginlik, yüzük bırakılarak iyi bir kısmet dilenir.)
Bu zat’a Pir Gaib isminin verilmesiyle ilgili olarak şöyle bir kıssa anlatılır: Bir savaş sırasında Müslüman askerler kafir askerler tarafından kuşatılır. Bunun üzerine gölden yeşil sarıklı zatlar çıkar ve kafir ordusunu püskürttükten sonra tekrar göle dönerler. Fakat içlerinden biri burada kalıp göle geri dönmemiş. Bu kişide gaip’ten gelen Pir Gaib Baba imiş.
 
Bu mezarın üzerinde halkın “Kara Ağaç” dediği ağacın, Pir Gaib’in asası olduğu ve bu ağacın tek bir dalının bile koparıldığında, koparan kişinin başına birçok musibet geleceğine inanılır.

Seyd-i Baba Türbesi: Hıdırşah Mahallesi’ndedir. Çocuğu olmayan bayanlar, burada bir beşik yaparak cuma günleri ziyarete gidip yaptıkları beşiğe bir taş atıp, beşiğin sallanıp sallanmadığına bakarlar. Eğer beşik sallanıyorsa çocuklarının olacağına, sallanmıyorsa çocuklarının olmayacağına inanırlar. Ziyarete gidildiğinde iki ağaç parçası götürülüp yere çakılır ve bunlara ip bağlanıp, dilek tutulur. Dileği kabul olanın bağladığı ipin sallanacağına inanılır.
Türbenin etrafında “Peygamber Buğdayı” denen bir bitki vardır. Bunu yiyenlerin dileklerinin kabul olacağına inanılır.

Seyd-i Vakkas Türbesi: Aydınlar Beldesinin güney doğusunda bulunur. Düşük yapan kadınlar ve baygınlık geçiren insanlar burada şifa ararlar.

Siğil Gölü: Alacaatlı Mezarlığındadır. Siğili gidermek için bu su kullanılır. Yanındaki dut ağacının meyveleri şifa amacıyla yenilir.

Sütlü Bulak: Orta Mahalle’dedir.  Sütü olmayan kadınlar, üç çarşamba evlerinde malzemesini hazırladıkları hediklerini burada pişirip yerler. (Böyle yaptıklarında aynı hediğin kaynayıp çoğaldığı gibi sütlerinin de kaynayıp çoğalacağına inanırlar.)

Şehitlik: Orta Mahalle’dedir. Ermeni katliamından sonra yapılmıştır. Gelinlerin ayaklarını açmak için gelinir. 

Şehitlik(Esenkıyı): Esenkıyı Köyü’ndedir. Köy halkı, özellikle cuma günleri sabah namazı vaktinde tanımlayamadıkları varlıkların burada namaz kılıp tekrar mezara girdiklerini söylemektedir.

Şeyh Alaaddin Türbesi: Adilcevaz düğün salonu yanındadır.

Şeyh Vank Baba Türbesi: Hıdırşah Mahallesi’ndedir. Maddi durumlarının düzelmesi için insanlar buraya gelirler. Mezarın olduğu yerdeki bulaktan, cuma günleri Şeyh Vank Baba’nın abdest aldığı söylenir.

Şifa Dede Bulağı: Kaleboynu Mahallesi’ndedir. 
Akli dengesi yerinde olmayanlar buraya getirilip, iyileşmeleri için bu sudan içirilip dua edilir.

Uri Ziyareti: Bahçedere Köyü civarında, Danacı Köyü altındadır. Burada yatan zatın, Hz. İsa’nın on iki havarisinden biri olduğu söylenmektedir. Yağmur yağması için buraya duaya gelinir.

Uzun Mezar: Bahçedere Köyü’nün altındadır.  Mezarın boyu beş metre civarındadır. Burada ne dilek tutulursa gerçekleşeceğine inanılır.

Yeşil Baş Türbesi: Hıdırşah Mahallesi’ndedir. Konuşma zorluğu çekenler ve sıtma hastaları buraya getirilir.

Yeşil Hatun Türbesi: Aslanlı Kayalardadır. Türbenin hemen yanındaki ağaca ip bağlanır. Şayet ip kaybolursa dileğin gerçekleşeceğine inanılır.

Zal Paşazade Türbesi: Orta Mahalle’deki Şehitliktedir.

Ziyaret Cevizi: Kaleboynu Mahallesi’ndedir. “Danzo” denilen bir bulağın altındadır. Buraya gelip su içilir, dilek tutulup dua edilir.

Ziyaret Tepesi (Ziyaret Ağacı): Akçıra Köyü’ndedir. Önceleri ağaçlara bez ya da ip bağlanırken günümüzde burada ağaç kalmadığı için sadece adak sunmaya gelinir.

Tüm bu türbe ve ziyaret yerlerini kısaca açıkladıktan sonra geçmişte bölgede yaşamış olan Hıristiyan halka ait olan ve günümüzde harabe bir şekilde de olsa ayakta kalan kiliselere de çok kısa değineceğiz: Adilcevaz'da şu anda; Akçıra Köyü’nde, Esenkıyı Köyü’nde, Evren Paşa Mahallesi’nin üst kısmında, Heybeli Köyü’nde, Kadı Köyü’nde, Kavuştuk Köyü’nde, Kef Kalesi’nin yanında, Yolçatı Köyü’nde ve Yukarı Süphan Köyü’nde Ortodoks Hıristiyanlarına ait olduğu anlaşılan bu kiliseleri tespit edebildik.

 

Yasin İPEK’in ''Tarihle doğanın buluştuğu yer Adilcevaz'' isimli kitabından alınmıştır.

Bu haber toplam 11808 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.