1. YAZARLAR

  2. Salih BEŞKARDEŞ

  3. Dilimize Sahip Çıkıyormuyuz?
Salih BEŞKARDEŞ

Salih BEŞKARDEŞ

Yazarın Tüm Yazıları >

Dilimize Sahip Çıkıyormuyuz?

A+A-

Milletleri millet yapan manevi kültürün en önemli öğesi "dil"dir. Dil; insanların birbirleriyle anlaşması için tabiattaki var olan her şeyin isimlendirilmesidir. Her kavram, her varlık milletler tarafından farklı seslerle ifade edilir. Biz ekmek, su deriz. Arap farklı bir şekilde, Acem, İngiliz, Alman, Fransız farklı seslerle ifade ederler. Biz bir, iki, üç diye sayı birimlerini ifade ederiz. Başka milletler başka seslerle ifade ederler.

Alfabe ise dilin sembollerle ifade edilmesidir. Her milletin kendine has alfabesi olduğu gibi, aynı alfabeyi de kullanan Türk Milletine ait milli alfabeler de vardır. Göktürk ve Uygur alfabesi gibi. Uygur alfabesi halen Moğolistan'da kullanılmaktadır. Bugün dünya milletleri Latin, Kril, Japon ve Çin alfabelerini kullanmaktadırlar

Dili olmayan bir milletin hiçbir şeyi olmaz; tarihi sanatı, edebiyatı ve hatta dini bile olmaz. Dünyada hiçbir millet yoktur ki kendi ana diliyle ekmek ve su diyemesin. Yine her milletin kendine ait bir sayı birimi vardır. Eğer millet olduğunu iddia eden topluluklar, başka bir milletin kullandığı, "ekmek- su" kavramlarını kullanıyorsa, sayı birimi olarak başka milletlerin kullandığı sayıları kullanıyorsa, bunların ayrı bir millet olduğunu söylemek mümkün değildir.

Gelişen teknoloji ve globalleşmeyle birlikte dilimize yeni yeni kelimeler ekleniyor. Araştırmalar her iki haftada bir dilin öldüğünü söylüyor. Sanırım bu teknoloji ve globalleşme bu süreci daha da hızlandıracaktır. Bu yüzden dilimize daha fazla sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum. Nasıl başardıysak şu "bilgisayar" kelimesini Türkçemize kazandırmayı başarmışız. Çünkü bizim Türkçe olarak bilgisayar dediğimiz şey aslında "perconel computer" kısaca da "pc" olarak geçiyor. Bilgisayar kelimesinde olduğu gibi bir başarı elde etmek için herhangi bir yenilik ülkemize gelmeden o yeniliğe Türkçe bir karşılık bulunmasının doğru olacağını düşünüyorum. Türk Dili dünyanın en zengin dilidir. Şunu görüyoruz ki her geçen gün zenginliğimizi kaybediyoruz.

Fransa etnik olarak tabiri caizse yetmiş iki buçuk milletin yaşadığı bir coğrafya idi. Fransızlar, 400 hanelik bir köyde konuşulan Fransızca'yı baz alarak, çok kısa sürede bütün ülke topraklarında yaşayan insanlara Fransızca okuma-yazma öğreterek dilde birliği sağlamışlar. Bunun için hızla ana okulları açmışlar. Anasınıfı öğrencilerine Fransızca'yı kusursuz bir şekilde öğretmeyi başardılar. Bugün Anaokullarında okullaşma oranı yüzde yüz olan tek ülke Fransa'dır.

Macarlar, Bulgarlar, Kumanlar dillerini kaybeden Türk asıllı milletlerdir. Gagavuzlar dillerini korudukları için, Hıristiyan olmalarına rağmen Türklük bilincine sahip soydaşlarımızda".

Teknolojik gelişmelerle dilimize giren bir takım kelime ve kavramların, mutlaka Türkçe karşılığı bulunarak kullanılmalıdır. Sokak, cadde, işyeri isimleri mutlaka Türkçe olmalıdır. Turizmde Türkçe isimler kullanılmalıdır. Rumca, Ermenice, İngilizce vs. isimlerle bizim, ülkemizin dağlarını, denizlerini, yerleşim yerlerim üç-beş bin dolar gelecek diye feda etmemeliyiz. Türk Devleti böyle uygulamalara dur demeli Türkçe isimler kullanmayan kuruluşlara izin vermemelidir. Dilinizi koruyamazsanız, dilinizle beraber bütün kültür değerlerinizi ve kimliğinizi kaybedersiniz. Dilimize kendi sözcüklerini sokanlar, medyayı, gazeteleri, köşe yazarlarını, hikaye ve roman yazarlarını, sanatçıları da çoğu zaman buna alet ederler.
 
Türkçe karşılığı olmasına rağmen yabancı kelimeleri tercih etmek gafletine düşeriz. Sağol yerine mersi, canım sıkkın yerine moralim bozuk deriz. Yabancı kelimeleri de çoğu zaman asıl anlamı dışında kullanırız. Moral, ahlak demektir. Moralim bozuk, ahlakım bozuk demektir.

Ayaküstü yemek yemeyi modernlik, çağdaşlık olarak görürüz. Tıbbın tavsiyelerini bile kulak ardı ederiz. Hamburger ve kolaya köfte ve ayranımızı esir veririz. Çok basit gibi gözükmesine rağmen yaşama biçimimizin değiştiğinin farkına bile varmayız.

Dilimizi yavaş yavaş nasıl kaybettiğimizi örnekleriyle görebiliyoruz! Şairin dediği gibi;

Karamanoğlu Mehmet Beyi arıyorum.
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayımlamıştı;

Bu günden sonra divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste, meydanda
Türkçeden başka dil konuşulmayacak diye,
Hatırlayanınız var mı?

Dolanın yurdun dört bir yanını,
Çarşıyı, pazarı köyü, şehri
Fermana uyanınız var mı?

Nutkum tutuldu, şaşırdım merak ettim,
Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,
Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?

Tanıtımın demo, sunucunun spiker,
Gösteri adamının showman, radyo sunucusunun discjokey,
Hanımağanın first lady olduğuna şaşıranınız var mı?

Dükkânın store, bakkalın market, torbasının poşet,
Mağazanın süper, hiper, gros market,
Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı?

İlân tahtasının billboard, sayı tabelâsının skorboard,
Bilgi alışının birifing, bildirgenin deklârasyon,
Merakın uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?

Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,
Beldelerin girişinde wellcome,
Çıkışında, good-bye okuyanınız var mı?

Korumanın, muhafızın body-guard,
Sanat ve meslek pirlerinin, duayen,
İtibarın, saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı?

Seki’nin, alanın platform, merkezin center,
Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,
Özlemin, hasretin nostalji olduğunu öğreneniniz var mı?

İş hanımızı plâza, bedestenimizi galleria,
Sergi yerlerimizi center room, show room,
Büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mı?

Yol üstü lokantamızın fast-food,
Yemek çeşitlerimizin mönü olduğu yerlerde,
Hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı?

İki katlı evinizi dubleks, üç katlı komşu evini tripleks,
Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre,
Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?

Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,
Vurguncunun spekülatör, eşkiyanın mafya,
Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa sponsorluk diyeniniz var mı?

Mesireyi, kır gezintisini picnic,
Bilgisayarı computer, hava yastığını air-bag,
Pekâlayı, oluru okey diye söyleyeniniz var mı?

Çarpıcı, önemli haberler flash haber,
Yaşa, varol sevinçleri, oley oley,
Yıldızları star diye seyredeniniz var mı?

Vırvırık dağının tepesindeki köyde,
Cafe-show levhasının altında,
Acının da acısı, nes-kaaave içeniniz var mı?

Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken,
Dilimizin çalındığını, talan edildiğini,
Özün, el diline özendiğine içi yananınız var mı?

Masallarımızı, tekerlemelerimizi, atasözlerimizi unuttuk,
Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik.
Türkçemiz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?

Karamanoğlu Mehmet Bey i arıyorum,
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı…
Hayal meyal hatırlayıp da sahip çıkanınız var mı?

Bu yazı toplam 1087 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.