1. YAZARLAR

  2. Doç. Dr. Zeki TAN

  3. Ders Aldık mı?
Doç. Dr. Zeki TAN

Doç. Dr. Zeki TAN

ÖĞRETİM ÜYESİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Ders Aldık mı?

A+A-

Çanakkale savaşlarının hem seyrini hem de savaş ortamındaki insanların haleti ruhiyelerini şiir diliyle anlatan Mehmet Akif Ersoy tarihe bakışımızın nasıl olması gerektiğini “kıssadan hisse” başlığı altında şöyle anlatır:

“Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa, yarım hisse mi verdi?

“Tarih”i “tekerrür diye  ta’rif ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?” 

İnsan olarak bize düşen, geçmişten ders çıkararak geleceğe bakmayı öğrenmedir. Yoksa aynı olayları tekrar tekrar yaşamak zorunda kalırız. 

Einstein'in “aptallığın en açık kanıtı aynı şeyi defalarca yapıp değişik sonuç almayı beklemektir” sözü yaşadığımız hayatı ve olayları güzel anlatır.

Eğer ilk insanla başlayan hayatta Hz. Âdem’in iki çocuğu arasında geçen kıssada “kardeşkanının” akıtılmasından "hisse alsaydık" modern dünyada kardeşkanlarının akıtılmasını konuşur muyduk? Belki de hayır!

Bugünlerde Çanakkale ile ilgili sanal da olsa bol miktarda sempozyum, panel, konferans, seminer… vb. etkinlikler düzenlendi. Düzenlenmeye devam ediyor.  Fakat bu anlatılanların bize kazandırması gereken “dersin” ne olması gerektiğini çok fazla düşündüğümüz söylenemez.

Yazar Albayrak Çanakkale ile ilgili şöyle bir anekdot anlatır: ”Fransızlar, Senegal’i sömürgeleştirmeleri yetmezmiş gibi, bir de Senegal’in çocuklarını gemilere doldurup Çanakkale’ye getirdiler…
Fransız bayrağı altında cepheye sürdüler…

Devlet-i Al-i Osman’ın, Hilafetin, İslam Ordusunun karşısına diktiler…

“Fransızlar öleceğine yamyamlar ölsün” diye düşündüler herhalde. Hâlbuki Senegalliler bizim kardeşlerimizdi.

Kandırılmış kardeşlerimiz…

Nitekim cephenin bir yerinde Osmanlı mevzilerinden ezan sesi yükselince, Fransız mevzilerindeki Senegalli askerler “Aziz Allah” deyip ateşi kesmişler;

- Heeey, oradakiler! Siz Müslüman mısınız?

- Ne demek Müslüman mısınız? Biz zaten İslam ordusuyuz.

- Allah Allah. Fransızlar bundan hiç bahsetmemişti. Kardeşlerimizle savaşacağımızı bilmiyorduk. Biz de Müslüman’ız.

- Öyleyse, esselamu aleykum.

- Ve aleykum esselam.

Müslüman Senegalli askerlerin birçoğu oracıkta silah bırakmış.

Fransız komutanlarına gidip “Biz din kardeşlerimizi öldürmeyiz. Eve dönmek istiyoruz” demişler.

Siz misiniz bunu diyen?

Fransızlar onları güya Senegal’e geri götürmek üzere gemiye bindirmiş ve müsait bir yerde denize atmışlar. Bu haber Senegal’de hâlâ konuşuluyor ve kesin doğru kabul ediliyor.

Altını çizmemiz gereken bir husus da sağlıklı hafıza sahibi olmaktır. Yaşadıklarımızı kesinlikle unutmamak, başımıza gelenlerden gereken dersleri çıkarmaktır. Fert ve topluma Yaşatılanları, yaşatanları bilmek, farkında olmaktır. Yoksa hadisenin “aynısı” olmasa da “benzeri” tekrar eder. Tekrar ediyor da.

Bugün Durum Nasıl

Müslüman coğrafyası kan gölüne dönüşmüş durumda. İslam tarihi boyunca bu kadar çok sayıda Müslüman’ın Müslümanı öldürdüğü görülmemiş. Hergün ortalama yüz müslüman öldürülmekte, bunların doksan tanesi yine müslüman tarafından katledilmektedir.

Mehmet Akif bundan yüz sene önce İslam dünyasının içinde bulunduğu durumu anlatırken şunları söyler: “Din namına dindaşlarını katleden biçare dindaşlar gördüm”

 Zalim dindaşlar bu gün de eksik olmadı. Trajikomik olan şudur. Tekerleme gibi olacak fakat gerçek şu ki; “La ilâhe illallah” diyenler “La ilâhe illallah” diyerek “La ilâhe illallah” diyenleri öldürüyor.

Bu korkunç ve insanlık dışı cinayetlerin işlenmesinde, "dini metinleri" yanlış anlama ve yanlış yorumlamanın etkisinin de olduğu unutulmamalıdır. İlahiyatçı Hayri Kırbaşoğlu’nun dediği gibi problem bunların fikri varlığından değil bunlardan birinin kendisini merkeze alarak diğerlerini ya yok saymasından ya da onlara tahakküm etmesinden kaynaklanmaktadır.

Her ırk, din, mezhep vs. kendini en üstün ve en doğru görmekte, diğerlerinin yaşama hakkını kabullenmemektedir. Hâlbuki ırklar, etnik alt guruplar, dinler, mezhepler, cemaatler, tarikatlar birer antropolojik, sosyolojik ve kültürel gerçeklerdir. Kabullenmeyince çatışma kaçınılmaz olur.  İslam coğrafyasına kısa bir fikri gezintiye çıktığımızda fotoğraf şöyledir;

Irak’ta Arap-Türk-Kürt gerginliği yanında Sünni-Şii ayrımı;

İran’da Fars-Türk-Kürt ayrımı;

Afganistan’da Peştun, Beluc, Tacik ihtilafları;

Pakistan’da Sünni-Şii ayrımı;

Suriye’de Arap-Kürt gerginliğine ek Sünni-Şii (Nusayri) ayrımcılığı;

Lübnan’da Müslüman-Hıristiyan, Sünni-Şii açmazı;

Mısır’da Müslüman-Kıpti problemi;

Suudi Arabistan’da Necd-Hicaz bölgesel ayrımı yanında Sünni-Şii ayrımı;

Sudan’da Arap-Yerli ayrımına ek olarak Müslüman-Hıristiyan ayrımı;

Yemen’de Sünni-Şii (Zeydi) savaşı;

Balkanlarda Türk- Arnavut-Makedon-Boşnak ayrımları;

Türkiye'de Türk-Kürt problemi;

Malezya’da Malay-Çin’li ayrımı;…! 

İslam dünyasının hangi coğrafyasına bakılırsa bakılsın içler acısı manzara var. Kendi kapımızın önü temiz değil.

Her şeye rağmen etnik, dini, mezhebi, meşrebi, ayrımcılığa çözüm üretmek zorundayız. Yoksa çözülmeyen problemler kronikleşir. Bizim dışımızdaki dünya tarafından daha da kullanılır hale gelir.

Her tarafın akademik kurumla lebaleb olduğu bir coğrafyada insan sayısınca problemin olması anlaşılır gibi değildir. Mübarek coğrafya sanki problem anbarı gibidir.

Yusuf İslam'ın sanatçı yorum ve bakışıyla  "Müslümanlar akıllarını kullanmayıp birbirleriyle savaştıkça ağıtlar; Türkçe, Kürtçe ve Arapça, zafer çığlıkları İngilizce, Fransızca ve İbranice (İsrail'i ima ediyor) söylenmeye devam edecektir." sözleri halen aktüel olma özelliğini korumaya devam etmektedir.

Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, İran-Irak savaşı döneminde “Amacımız onları birbirine öldürtmekti ve amacımıza ulaştık.” demişti.

İkiz Kulelerin vurulmasından sonra yine Kissinger “Bundan sonra Müslümanlar birbirleriyle savaşacak” diyordu. Kissinger'in dediği oluyor, Müslümanlar bilinçsizce birbirlerinin kanını döküyorlar.

Bilgi Yoksa Sopalar Konuşur

Allah’ın Kur’ân’da ilk önceliğinin “oku” emri olduğu çocukların bile bildiği ayettir.  Fakat Allah’ın ilk önceliği, bizim önceliklerimiz sıralamasında ne yazık ki 247. sırada.

Allah’ın ilk emir olarak bizden istediğini kulak ardı eden bir toplumun başından bela ve musibet eksik olmaz.

Mehmet Akif Ersoy şöyle der: “Ne Kürt elifbeyi sökmüş, ne Türk okur, Ne Arap; Ne Çerkes’in, ne Laz’ın var bakın, elinde kitab! Hulâsa milletin efrâdı bilgiden mahrum. Unutmayın şunu lâkin: “Zaman: Zaman-ı ulûm!”

Bilginin olmadığı yerde düşmanlıklar sökün eder. Problemler sopayla çözülmeye çalışılır. Hâlbuki şiddetle krizler çözülseydi Afrika ülkeleri adam olurdu. Sabah onbaşı öğleden sonra da çavuş iktidara el koyuyor.

Allah bu millete bir daha Çanakkale yaşatmasın. Fakat “cehaletin kutsandığı”,  Mâlik b. Nebi’nin “kızlarını toprağa değil cehalete gömen” dediği bir toplumda başımızın beladan kurtulacağı imkânsız gibidir.

Peygamberlik iddiası ile ortaya çıkanların “ümmet” bulmakta zorlanmadığı, Ahmet Efendi’nin dediği gibi “eşeğin kafasına şeyh diye sarık sarıp piyasada dolaştırsanız “mürit” olanların çıkacağı” bir toplumun başı beladan kurtulmaz. Toplumu “birleştiren” dinden, “ayrıştıran” dine doğru savruluyoruz.  

Vahyin bize bıraktığı miras; hata yaptığımızda “Allah’ım! Nefsimize zulmettik bizi affet.” demektir. Fakat biz başımıza gelen her belada “Allah’ım bize zulmediliyor.” diyerek sıyrılmaya çalışıyoruz. Faturayı hep başkalarına çıkarıyoruz.

Mehmet Akif “Bırakın mâtemi yâhu! Bırakın feryâdı; Ağlamak fâide verseydi, babam kalkardı! Gözyaşından ne çıkarmış? Neye ter dökmediniz?...” derken bize ne anlatır. Askerde öğretirler “eğitimde ter dökmeyenler savaşta kan dökerler” diye...

Çanakkale’den yeteri ders almış mıyız?

Tarihî hâdiseler gösteriyor ki tarihten hiç mi hiç ders almamışız.

Ders alsaydık benzer olayları tekraren yaşar mıydık?

Bilgi ve fikir yapısıyla yeri doldurulmayan bilge başkan Aliya İzzetbegoviç’in şu tarihi tespitinde ifade ettiği gibi: “Soykırımı unutmayın, çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.”

Bu yazı toplam 3360 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yazılan yorumlar hiçbir şekilde www.adilcevaz13.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
3 Yorum