03 Aralık 2016 Cumartesi
Öğretmenlik - Hamdi Eyigün
Tartışmalı Başkan
Tezek Kokan Köyleri
Terör ve Terörizm
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ceviz Suyunun Faydaları
29 Ağustos 2010 Pazar 01:12

Ceviz Suyunun Faydaları

Ekim ayında yeşil meyvesinin kabukları şifa için kullanılır.Ceviz yapraklarında Juglon adlı aktif bir madde vardır. Şifa özelliğini bu madde vermektedir.

Haziran ve Eylül ayları arasında yaprakları toplanır, havadar, gölgelik yerlerde kurutulur.

 

Ekim ayında yeşil meyvesinin kabukları şifa için kullanılır.Ceviz yapraklarında Juglon adlı aktif bir madde vardır. Şifa özelliğini bu madde vermektedir. Yaprağında, tanen uçucu yağ ve boyar maddesi içerir. Cevizde bol miktarda doymamış yağ asitleri bulunur Bu nedenle havayla temas edince çabucak acılaşır. Cevizde protein %15-20 dolaylarındadır . Cevizde önemli madensel elementler (Potasyum, Magnezyum, Fosfat, Kalsiyum, Demir) vardır. Cevizin yeşil ham meyvelerinde bol miktarda C vitamini vardır. Örneğin; bir meyve içinde 1.5gr C vitamini vardır. Bir kilo cevizin enerji değeri 3000 kalori dolaylarındadır.

 

Ceviz yaprağı ishale, bademcik iltihabına, el ayak terlemesine ve hemoroite iyi geliyor.

 

Güneşli bir haziran günü toplanan ceviz yapraklarını gölge ve havadar bir yerde iyice kurutup ufalıyarak hava almayan kaplarda saklanır. Gerektiğinde kullanılır.

 

-İdrar söktürücü, göğüs ve nefes borusunda meydana gelen ağrıları giderir, öksürüğü keser, Bağırsaktaki ağrılar geçirir, damarları ve ciğerleri kuvvetlendirir. Derinin yanmasını önler.

 

- Altını ıslatan çocuklara iyi gelir. Bir litre suda kaynatılan 20gr ceviz suyu birer çay kaşığı çocuklara içirilir. Ceviz yapraklarıyla banyo yaptırılması zayıf bünyeli çocuklara faydalıdır.

 

-Mide-karaciğer ve kanı temizler.Hazmı kolaylaştır, kabızlığı giderir. Haziran ortasında toplanan taze ceviz, ceviz tentüründe kullanılır. Yaprakları ve kabukları da kullanılır. Taze dallarının kabukları, meyvelerinin kabukları ile karıştırılıp elde edilen mayi mideyi kuvvetlendirir. Taze ceviz, şeker ve bal karıştırılıp yenirse de mideyi kuvvetlendirir.

 

-Kabızlıkta, iştahsızlıkta, felçlilerde, şeker hastalığı ve sarılıkta, deri hastalıklarında antiseptik olarak kullanılır. Ceviz yaprağı çayından faydalanılır. Bunun için cevizin yaprakları yerine göveği de (taze meyvenin yeşil dış kabuğu) kullanılabilir. Meyvesi yenildiğinde zeka geliştirir. Ceviz yağı müshil, safra arttırıcı olarak kullanılır.

 

-Veba hastalığına iyi gelir. Yeşil kabuğundan çıkarılan su ile tiryak ve kıran vaktinde içilirse veba hastalığından korur.

 

-Sıraca (iltihaplı apse) ve raşitik hastalarda kemik çökmesinde, kemik deformasyonunda ve iltihaplı el ve ayak tırnaklarında ceviz yaprağı kaynatılarak banyo yaptırılır. Ayrıca sıraca hastalığında 30gr ceviz yaprağı, 15gr kavrulmuş meşe palamudu, 5gr kahve pişirilerek balla tatlandırılıp içilir. Romatizma ve gut (nıkris) hastalığına karşı vücudu korur. Ceviz yaprağı pişirilerek çıbanların üzerine sarılırsa iyileşmelerini sağlar.

 

- Favus ve uyuz hastalıklarında, ergenlik sivilcelerine, iltihaplı egzamalara , ayak terlemesini giderir, kadınların akıntılarında , taze ceviz yaprağının kaynama suyu ile yıkanır.

 

-El ve ayak banyosu veya oturma banyosunda ise 2 yemek kaşığı ceviz yaprağı ve 2 yemek kaşığı meşe kabuğu (aktarlarda bulabilirsiniz) 1 litre suda kaynatılıp banyo suyuna eklenir. 15 dk. banyo suyu olarak kullanılır. 1 haftalık banyo kürü oldukça etkili olacaktır.

 

-Ağız iltihabı, dişeti, boğaz ve gırtlak hastalıklarında gargara yapılır. Ceviz, kabuğu ile dövülüp çıkan suya bal karıştırılarak kullanılırsa boğaz iltihaplarına iyi gelir.

 

- Yarım tatlı kaşığı ceviz yaprağını 1 bardak soğuk suya ekleyip kaynama derecesine kadar ısıtıp ocağın altı kapanır ve 2-5 dakika demlenmesini bekleyip, içilir. Günde 1-2 bardak içebileceğiniz bu çay bademcik iltihabına (özellikle sık sık yapacağınız gargara) ve ishale çok iyi gelecektir.

 

-Yine taze ceviz kabuğu kaynatılıp suyu ile gargara yapılır. Dişleri parlatır ; ceviz yenir ve de kuru kabukları yakılır külleri bal ile macun yapılıp dişlere sürülür. Pamukçuk ve apselere iyi gelir. Cevizin kökünden elde edilen mayi diş ağrısını önler.

 

-Ceviz yapraklarının kaynatılmasıyla elde edilen mayinin içine batırılan temiz bir bez parçası göz üzerine konulursa göz iltihabını önler. Burun kanamalarında, yeşil kabuklarının suyu çıkarılıp buruna çekilirse kanamayı keser.

 

-Tırtıra benzeyen başakları da, kan damarlarını sıkıştırdığından kanamalara, kesiklere, fazla gelen adet kanamalarına, hemoroit, dizanteriye karşı oldukça etkilidir. Bir litre suda 50gr ceviz yaprağı kaynatılıp kullanıldığında kadınların akıntılarına iyi gelir.

 

- Basur için taze ceviz bal ile yenir, cevizin kökü sökülerek kabukları soyulup zeytinyağı içinde kaynatılarak merhem haline getirilip basura sürülür. Nasırlar üzerine sürülen ceviz yağı bunların zamanla yok olmasını sağlar.

 

-Zehirlenmelerde, 2 adet ceviz, kuru 2 incir ve 50gr sedef çiçeği (yada sedef otu yaprağı) birlikte bir miktar tuzla havanda dövülerek sabahları aç karnına yendiğinde zehirlenmelere iyi gelir, vücutta zehrin etkisi kalmaz. Yemeklerden önce ceviz-fındık yenilirse zehirin öldürücü etkisinden korunulur. Kuduz vakalarında bal, soğan, ceviz, tuz karıştırılıp ısırığa sürülürse iyi gelir.

 

-Aç karnına ceviz içi ağızda ezilerek çocuklardaki temriyeye sürülürse iyi gelir. Ceviz yağı deri yanıklarına iyi gelir.

 

-Afrodizyaktır. Bal ile yenir. Yeşil ceviz meyvelerinin kabukları kaynatılarak içildiğinde erkeklerde aynı etki gösterir. Ceviz ruhu 5 damla kesme şekere damlatılarak her akşam yenirse kuvvetli afrodizyaktır. Yorgun erkekleri tekrar dinç ve zinde hale getirir.

 

-Ceviz ağacının kabuğu bir şişe sirke içinde 6 saat bekletilip içilirse deniz tutmasını önler.

 

-Saç dökülmelerinde ve bitlenmelerde, ceviz yaprağının kaynama suyu ile kafa derisine friksiyon yapılır.

 

-Tomurcuklarından saç dökülmelerine ve kepeğe karşı merhem yapılır.

 

- Yeşil ceviz meyvesinin kabuğu ezilerek suyu çıkarılır %40 oranında ispirto ile karıştırılarak elde edilen mayi benlerin üzerine sürülürse zamanla yok olmasını sağlar.- Saçlara ovuşturularak sürüldüğünde saçlara koyu kahverengi bir renk verir. Bu mayi ile pamuklu elbiseler boyanabilir.

 

- Haziran ayında toplanan meyvelerin yeşil kabukları ezilip suyu çıkarılarak kuyruk yağı ile karıştırıldıktan sonra saç diplerine sürülüp masaj yapılırsa saç dökülmesini kesinlikle önler, saçlara parlaklık verir.

 

-Sivilcelere, cevizin dışındaki yeşil kabuklarının suyu çıkarılır kaynatılır, elde edilen mayi sivilcelere sürülür. Ceviz yağıda yüzdeki lekelere sürülerek masaj yapılırsa yok olmasını sağlar.

 

- İstenmeyen böcekleri, taze yaprakları uzaklaştırır. Taze yaprakları da demlenirse kokusu haşereleri uzaklaştırır.

 

Balgam söktürücü ve kaşıntıyı giderici olarak da kullanılır.

 

Taze ve yeşil olan ceviz kabızlık yapar. Safra hastalığı olanlar taze ceviz yerse safrayı azdırır.

 

 

KULLANIM BİÇİMLERİ

 

Çay hazırlamak: Bir çay kaşığı dolusu ince kıyılmış Ceviz yaprağı, çeyrek litre kaynar suda haşlanır ve demlenmesi için kısaca beklenir.

 

Banyo ve yıkama katkısı: Tam banyolar için 100gr. yaprak, yıkamalar için, çeyrek litre suya bir çay kaşığı dolusu ince kıyılmış yaprak. Gerektiğinde bu miktar bir kat fazlalaştırılır.

 

Tentür hazırlamak: 20 karar taze ceviz dörde bölünerek, geniş ağızlı bir şişeye doldurulur ve üstüne bir litre konyak dökülür. Konyak cevizlerin üstüne çıkmalıdır. Ağzı iyice kapanarak şişe 14 gün güneşte veya sıcak bir yerde bekletilir. Sonra süzülerek şişelere doldurulur. Gereğine göre, bir kahve kaşığı alınır.

Bu haber toplam 79613 defa okunmuştur
YORUMLAR
Ceviz
Dilek sonmez
Merhaba ogrenmek istiyorum ceviz kabugu cayini cocuklarada icirebilirmiyiz ( ne kadar miktarda ) tesekkurler
30 Kasım 2016 Çarşamba 13:10
Ceviz yaprağı hakkında
Sude Naz
Gerçekten çok güzel bir konuya, çok güzel bir şekilde değinmişsiniz. Emeğinize sağlık.
http://www.evdesacbakimi.com
27 Ağustos 2016 Cumartesi 18:26
SON YORUMLAR
Yazan: Doç.dr. Dr. Mustafa Atlı
Yazan: Cemal
Hocam ağzınıza ve yüreğinize sağlık. Bir öğretmeni değil bir meleği tanımlamışsınız. Gerçekten hangi mesleği icra ederseniz edin, esas gayenize uygun yaşarsanız insan olsanız da üstünlükte melekleri bile geçebilirsiniz.
Sizin yazınız üzerine hatıralarım canlandı. Birkaç öğretmen davranışıyla geçmişi yad! edelim.
Eti senin kemiği benim dönemleri idi. O zamanlar velisi olması hasebiyle buna kısmen hakkı olduğu düşünülebilen babasından bile işitmediği azarı, yemediği dayağı öğretmeninden işitir yerdi öğrenciler. Bu durum garipsenmez, genel kamuoyu bunu hatta doğru ve gerekli görürdü.
İlk okul 4 ncü sınıfta 9-10 yaşlarında bir sabi iken öğlenci olduğum okula biraz geç gitmiştim. Öğretmenimiz! ile o gün yeni tanışacaktık. Sen misin derse geç gelen. Yaş söğütten bir çubuk ile iki elin avuçlarına sertçe ve insafsızca vurularak yediğim dayağı hiç unutur muyum? Bu muamele hayatımda bana olumlu hiç bir şey öğretmedi. Sadece o öğretmeni hep böyle olumsuz hatırlarım. Bana öğrettiği şey var mı inan hiç sanmıyorum.
Ortaokul yıllarında uzamış saçları sıfıra vursan bile izi geçmeyecek şekilde herkesin içinde koyun kırkar gibi makasla kesen idealist! öğretmenlerle de karşılaştık, karete ve tekvando bilgilerini, savunmasız öğrenciler üzerinde deneyenlerle de. Bugün 30-40 yaşlarının üzerindeki anne ve babaları, bu tip öğretmenler yetiştirdi. Ancak, bereket ülkede hukuka, adalete, bilime, insan hak ve hürriyetlerine inananlar da var mış ki, öğretime yönelik alınan tedbirler soncunda o dönemlerde hiç te azımsanamayacak kadar çok olan bu tür uygulamaların sonu gelmek üzere. Tükendi diyemem zira, halen sabilere iki harf öğretecek diye onlara hakaret eden döven tiplerle karşılaşmak mümkün.
Kısaca herkes sadece vazifesini yapsın. Öğretmen de sadece öğrencisine öğretmesi gereken bilgileri tam ve zamanında öğretsin yeter. Eğiteceğim diye bir öğretmen çocuğun ana-babası yerine geçmesin. Ana-babanın, çevrenin, Toplumun çocuğu eğitmeye dönük vazifelerini üstlenmesin. Zira bütün bu yükü taşıyamaz. Ana-babanın bile çocuğuyla ilişkisinde dikkat ettiği sınırları, ana-baba yerine geçip aşmasın. Öğrenciyi yaşı ne olursa olsun bir birey olarak görsün. Ona sanki okuldaki bir başka öğretmene, müdüre, veliye, sokaktaki bir yetişkine hitap ettiği gibi saygılı ve kibar bir şekilde hitap etsin. Ona bir birey olduğunu hissettirsin yeter. Bir akademik yıl sonunda o öğrenci, o dönemde öğrenmesi gereken bilgiyi öğrenmiş mi, önemli olan budur. Öğretmenlik vazifesinin sınırı aşılırsa o zaman sorunlar başlar. Eğitim işi de önce ailenin eğitimiyle olmalıdır. Ailenin eğitimi, her şeyi yaparım diyenlerce değil, eğitim işinde uzman olanlarca yapılması gereken planlı ve proğramlı bir iştir. Bu husus öğretmenleri aşar. Aileler eğitildikte çocuklar da eğitimli olarak öğretime başlar. Vesselam.
Yazan: Özcan BEŞKARDEŞ
Yazan: Mithat köse