1. HABERLER

  2. EDİTÖRÜN YORUMU

  3. Cenaze Evinin Yemek Yaptırması, İkramda Bulunması Caiz midir?

Cenaze Evinin Yemek Yaptırması, İkramda Bulunması Caiz midir?

Bazı âdetler İslâm’ın emri olarak hayatımıza girmiştir. Bazıları da İslâm öncesi kültürlerin âdeti olarak sokulmuşlardır.

A+A-

Bazı âdetler İslâm’ın emri olarak hayatımıza girmiştir. Bazıları da İslâm öncesi kültürlerin âdeti olarak sokulmuşlardır. İkisini ayırmak ise, hiçbir zaman zor değildir. Zira İslâm’ın emirleri akla, mantığa uygundur. İslâmî olmayanlar ise bunun tam aksinedir. Daha ilk bakışta aklî ve mantıkî olmadığı belli olur, akıl reddeder, mantık mâkul bulmaz.

Bir evden cenaze çıkması, o evin hem fiilen hem de fikren meşgul olması demektir. O hâne halkının artık ne yemek yapmaya ne de başka ikramla meşgul olmaya takat ve istekleri vardır.

Ama İslâm dışı kültürlerden alınma âdete bakın ki, "cenaze helvası" diye bir tatlı âdetini cenaze evine yerleştirmişler. Bunca acı ve kederi yetmiyormuş gibi, taziye için gelenlere helva yapacak, mutlaka helva tatlısı ikram edecekler, göz yaşlarına baka baka helva yenecek.
Niçin? 
Din böyle istiyor da onun için mi?
Hayır. 
İslâm’ın böyle bir emri yoktur.
İslâm, böyle zamanlarda kederli aileye yük üstüne yük yükleme yerine, onların yüklerini üzerlerinden almayı ister; hatta onların ikram etmeleri yerine, onlara ikram etmeyi emreder; ellerinin, ayaklarının tutmaz olduğu bir zamanda onlara yardımcı olunmasını ister.

Meşhur sahabî Hazret-i Ca’fer’in şehadet haberi gelmesi üzerine bir ara merhumun evine giden Resûlüllah:

– Ca’fer’in evine yemek getirin; onların yemek yapıp, çocuklarını doyuracak vakitleri yoktur; buyurmuşlardır.

İmam-ı Kurtubî tefsirinde:

"Cenazeyi defnettikten sonra eve gelip de sesli ağlamaya devam etmek, sonra da yemek ve tatlı yedirmek cahiliyye âdetlerindendir. Müslümana ise, cahiliyye âdetlerine tâbi olmak yakışmaz."

İslâm’ın emri, cenaze çıkan eve komşu evlerin bir müddet dışarıdan yemek getirmeleri, komşularının üzüntü ve elemlerine ortak olup, duydukları ıstırabı hafifletmeleridir.

Nitekim aziz Anadolu’muzda bu güzel İslami âdet halen pek güzel örnekleriyle devam etmektedir. Cenaze çıkan eve en yakınından başlayarak komşuları yemekler getirirler. Onların tutmayan ellerini, bir lokma yemeye muktedir olmayan iştihalarını teselli ile harekete getirir, kara gün dostu olurlar.

Bu güzel âdet, ailenin duyduğu teessürün şiddetine göre uzayabilir. Bir, iki, üç gün... Hattâ hafta boyu bile vefalı komşuları onlara yemek getirir, dertlerine ortak olmaya devam ederler. Bu müddet içinde merhumun sadece iyiliklerinden bahsederler, bu bahsi uzatmazlar, tekrar tekrar akla getirip de zihni meşgul etmeye devam etmezler. Mümkünse unutulur, unutturacak başka mevzulara geçilir.

Zaten taziyenin müddeti üç gündür. Üç günden sonra tekrar aynı mevzuya girilip de başsağlığı dilemek, kederi yeniden ihyadan başka bir netice vermez.

Ne acıdır ki yemek götürme adedi zamanla deforme oarak yerini cenaze sahiplerinin yemek tertip ederek gelene gidene ikram etmesi haline dönüşmüştür.

Din İşleri Yüksek Kurulu'nun bu husustaki açıklaması; cenazede dağıtılan bu yemeğin helal olmadığı yönündedir. Son yıllarda cenaze sahibi evlerde cenazenin ilk günlerinde bazen üç gün boyunca bazı yerlerde de bir hafta boyunca yemek yaptırılıp dağıtıldığıdır. Buraya kadar ortada problem yokmuş gibi görünüyor. Ama dikkat edilince insanların yeni bir hurafeye doğru gittiği endişesidir.

Hz. Peygamber, ölünün kendi ailesinin yemek hazırlayıp gelenlere ikram etmesini hoş karşılamamıştır.

Ölen kişinin mirasçıları fakir iseler veya aralarında buluğ çağına erişmemiş çocuk var ise, geriye bıraktığı maldan yemek yapılarak cenazeye gelenlere verilmesi helal değildir. Buna karşılık Peygamberimiz, komşu ve akrabalarının ölü sahiplerine yemek getirmelerini tavsiye etmiştir (İbn Mace, Cenaiz, 59).

Cenaze evlerinde yemek, çay ikram edilmesi mecburi bir adet haline geldi.Yapılmaması hor görülüp terk edilmesi artık çok ayıp karşılanır oldu.Cenazesi olup acısı taze olan ölü yakınlarının bir de kendilerine gelen ziyaretçileri tabiri caiz ise düğün merasimi gibi ağırlama yükü yüklendiğidir. Bu konuyu ciddiye alıp herkesin cenazesini sünnet ölçütlerinde uğurlaması oldukça yerinde bir karar olacak. İçinde birçok hayırı barından şu nebevi tavsiyeyi ihya edersek kazanacağımız sevap da o derece büyük olur galiba.
Abdullah b. Cafer’den… Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Cafer’in ev halkına yemek hazırlayınız. Çünkü onların başına kendilerini meşgul eden bir iş gelmiştir."
(Ebu Davud, Cenâiz, 25-26; Tirmizî, Cenaiz 21; İbn Mace, Cenaiz 59; Ahmed b. Hanbel, 6/380)
Selam ve dua ile...

Yahya YÜZER

Bu haber toplam 69898 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
11 Yorum