27 Ağustos 2016 Cumartesi
Ne Mutlu Türküm Diyene
Milletin Direnişine Bin Selam Olsun
Darbe ve Direniş
Türkiyenin NATO ve AB Açmazları
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Cami Bahçesi mi Yoksa Düğün Salonu mu?
04 Ekim 2012 Perşembe 16:59

Cami Bahçesi mi Yoksa Düğün Salonu mu?

Bitlis merkezde bulunan Gazi Bey Camii bahçesinin gayri İslami düğünler için kiraya verilmesi, tepkilere neden oldu.

Bitlis merkezde bulunan Gazi Bey Camiinin bahçesinin gayri İslami düğünler için kiraya verilmesine tepki gösteren halk, durumu rezalet olarak değerlendirdi.

İki katlı olan caminin alt katı önceleri Kur'an eğitiminin yapıldığı, hafızların yetiştirildiği Kuran Kursu ve insanların ibadetlerini yaptığı ve hala mihrabı olan mescit olarak kullanılıyordu.

Geniş bahçesi ve bu bahçeyi gölgelendiren meyve ağaçların bulunduğu caminin alt katı sonraları vakıflar bölge müdürlüğünce fakir, mağdur ve kimsesizlere sıcak yemeklerin çıkarıldığı vakıflar bölge müdürlüğü Bitlis imareti olarak kullanıldı.

2005'ten sonraki dönemde burası vakıflar bölge müdürlüğü tarafından değerlendirilmesi için belediyeye kiraya verildi. Belediye tarafından kiraya verilen ve çay bahçesi olarak kullanılan bahçede, zaman zaman gayri İslami düğünler de yapılıyor. Cami bahçesinde yapılan bu düğünler halkın büyük tepkisine neden oldu.

Konuyla ilgili görüştüğümüz müftülük yetkilileri ise, buranın il müftülüğüne devredilmesi için vakıflar bölge müdürlüğüne yazılı olarak başvurduklarını ve hala olumlu veya olumsuz cevap almadıklarını belirterek, "Müftülüğümüze devredildiği takdirde orayı tekrar kuran kursu ve mescit olarak kullanacaklarını" ifade ettiler.

Şükrü Tontaş - İLKHA

Bu haber toplam 1459 defa okunmuştur
YORUMLAR
allah günahlarımızı affetsin
kader
bu habere şaşırdım doğrusu nasıl olur böyle bir şey yapılır düğün konvoyu mezarlık, cami yanından geçerken bile sayı gereği çalan müzük aleteri varsa kapatılırken bunlar nasıl olurda caminin bahçesinde düğün yaparlar demek camiyede saygı kalmamış
05 Ekim 2012 Cuma 09:32
SON YORUMLAR
Yazan: Ertan Dilaveroğlu
Yazan: Mihfer
Bence durum kaymakamla sınırlandırılıp soruşturmalar yalnızlaştırılmamalı, açığa alınmak işten atılmak yada hapis yatmak değildir.

Bir soruşturmanın sulh ve selameti için görevinden belirli bir süre dolayısı ile uzaklaştırıp, soruşturmayı yürütenin soruşturmayı sağlıklı ve sağlam niteliklere kavuşmasını sonucuna göre adil bir karar almasını sağlamaya yöneliktir.

Bunları yaparken, soruşturmacı evrak tahribatı, yada benzeri ikili ilişkilerin önüne geçmek istemesinden dolayı kurum içerisine yada dışında soruşturmaya konu olan bireyler ve bu bireylerin ikili ilişkilerini bilmekle yetinmemelidir, diye düşünmekteyim.

Zannımca da yukarıda ifade ettiğim gibi açığa alınmanın daha anlamlı ve sağlıklı olması ve varsa aklanacak durumları için açığa alınmanın bence bir kişiyle sınırlandırılmayıp, ilçe halkınında tahmin ettiği konular üzerinden, soruşturmaya konu edilen kişinin yanında belli kişilerinde bu süreçte açığa alınması gerekir ve gereklidir. Suçlu bulunmaları halinde bu suça karışmış ekibin kimler olduğu ve kimlerin direktifleri ile kaymakamlığın bu hale geldiğinin de bilinmesi hem kamusal hemde toplumsal vicdanlarda sorgulanmalarının önünü açacağından eminim. Kaymakamlığımız belirli bir ''aileye ve belirli kişilerin tekeline'' geçtiğini bilmeyenimiz yoktur. Bence doğru olanı ve adil olanı savunmak gereklidir. İdareciler belli kişilerin ve gurupların altında eğilmektense, Devlet-i Aliye' nin işlerini adilce ve tarafsızca yerine getirmelidir ve getirmekte zorundadırlar.

Tabi ki taktir devletimizin idari birimlerinin aldığı kararda meşrudur. İllegal yapılarla mücadelede alınması gereken tedbirleri zamanında almayıp, bilakis bunlarla sarmaş dolaş olanların, kamusal harcamaların tespiti, kurumsal hizmetlerin gittiği yer- kişi- zaman tespitine, bireylerin şahsi ilişkilerine, detaylı istihbaratın sağlam ve güvenilir kaynaklara dayanarak detaylı incelenmesi de makbuldür. Bu gibi hadiselerin ve bu yapıların güçlenmesinde rolü olanların unutulmamalıdır ki bugün şehit olan 240 kişinin vebalinin ve ellerinin ''soruşturmaları sonucunda suçlu bulunması halinde'' boynunda olduğudur.

Lakin bu soruşturmanın sonucunda soruşturmaya konu olan kişilerin aklanması durumunda; soruşturmaya konu olan bireyin töhmet altında kalmaması da vatandaşların nezdinde bir erdem, kamunun da gerekli tedbirleri alması için yapılan usullere göre bir süreç kabul etmeliyiz.

Soruşturmanın sonucunun hak yolunca bir süreç olduğu unutulmamalı ve sonucuna göre hareket edilmesi ilçe halkından beklenmelidir.