1. YAZARLAR

  2. Yavuz BEŞKARDEŞ

  3. Bizim Çocukluğumuz
Yavuz BEŞKARDEŞ

Yavuz BEŞKARDEŞ

İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ
Yazarın Tüm Yazıları >

Bizim Çocukluğumuz

A+A-

İnsanoğlunun yaşı kemale erdiğinde en çok özlemini duyduğu şey nedir diye soracak olursak? Hiç şüphesiz ki verilecek en öncelik cevabın çocukluk özlemi olduğudur. Bu özlem ya çocukluğunun çocukça yaşayamamanın vermiş olduğu bir hüzün ya da çocukluğunu doyasıya yaşamanın özlemi diyebiliriz.

Bizim çocukluğumuzda annelerimizin çoğu çalışmazdı. Okuldan eve geldiğimde kapıyı hep annem açardı. Hatta babamın bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi. Bir yere gidilecekse de hep birlikte gidilirdi. Eş dost akraba ziyaretlerinden farklı Öyle gidilecek pek bir yerimizde yoktu. En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı. Sokaklarda oynamak diye bir kavram vardı yani. Mahallenin tozlu yolları çayırları, çimenleri bu kategoriye girerdi. Okul servisleri yoktu hayatımızda, arkadaşlarımızla birlikte okula gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik. Ayakkabılarımız o tozlu yollarda eskirdi. Bazen okul yolunda çantalarımızı bir kenara bırakıp kendimizi öyle oyuna daldırırdık ki akşamın nasıl olduğunu unuturduk. Birbirimiz suyunu içer, elmasını dişler atardık. Kavgalarımızda kendimize özgüydü. Birbirimize tekme atar hayvan isimleri ile küfür eder, tekrar oyunumuza dalardık.

Oyunlarımızda çok çeşitliydi. Takımlarca alınan topun iki takım halinde ortaya konularak kazanan alacağı futbol maçları çok iddialı geçerdi. İlkbaharla birlikte misket, düğme oyunları başlardı. Düğme oyunu oynama hatırına evlerde elbiselerde düğme kalmazdı. Annelerimizden bir sürü azar işitirdik. Misket ve düğme oyunu oynamaktan ellerimiz kanar yine de mikrop kapmazdı. Yani azar işitip, acillere taşınmazdık. Oyun oynarken düşüp anlarımız şişse dahi ekmek çiğner basarlardı, oyunumuza devam ederdik. Öyle acil hastaneye kaldırılıp röntgen, film çekmezlerdi. Tahtadan ve demir tellerden arabalar, çemberler yapılırdı. Öyle güzel süslenir diki o arabalar ilk o zaman şoförlüğe merak sarardık. Taştan oyunlar türetilirdi koza, bur oyunu gibi, ağaçtan çalı çomak, cevizden şongur, uzun eşek vb. gibi daha adını sayamadığım nice oyunlar oynardık. Amerikan oyunu olarak bilinen beyzbol oyun belki de atası bizler sayılırız. Çoluk çocuk yaşlı genç demeden herkes toplu ağaç dediğimiz bu oyunu oynardı. Hele yaz gelince Van gölü sahilinde saatlerce düzenlenen olimpiyat oyunları bize yemeği dahi unuttururdu. Kendimizi bilir bilmez yüzmeyi öğrenirdik. Yani içimizdeki tüm enerjiyi oynadığımız oyunlar alır götürürdü. Dedim ya bizim çocukluğumuzda oyunlar çok çeşitli ve kendine özgüydü. Bu oyunlar bizlere sosyallik katardı. Arkadaşlık, dostluğu ilişkisi bireyin kendini tanıma, lider olma, grup içinde görev alma sorumluluk duygusuna bu oyunlarımızın büyük katkıları vardı.

Günümüzde çocuk olmak bizim çocukluk yaşantılarımızın yanında çok zor olsa gerek. Dünyaları okulla eve arasından sıkışmış durumda. Evde dört duvar arasında bilgisayarda vurdulu kırdılı oyunlar, televizyonda izlenen neyi belirsiz çizgi filmler ya da oda dolusu oyuncaklarla oynamak. Yalnızlığın getirdiği arkadaşlıktan uzak bencil paylaşmayı bilmeyen bir sosyal durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Okul arkadaşlığından başka mahalle arkadaşlığın ne olduğunu bilmeyen, enerjisini içine akıtan patlamaya hazır bir bomba gibidir günümüz çocukları. Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim. Evlerimiz var içinde yaşayan yok. Parklarımız var, içinde oynayan çocuk yok. Sokaklarımız yenilenen kaldırımlardan, lüks binalardan, ışıl ışıl vitrinlerden, ruh olmayan yapay insanlardan ibaret. Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.

Ne ise uzun lafın kısası; Bizim çocukluğumuz güzeldi be arkadaş.

Bu yazı toplam 1863 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum