1. HABERLER

  2. KÜLTÜR-SANAT

  3. Bitlisli Demirci Necatonun Karpuzları

Bitlisli Demirci Necatonun Karpuzları

Merhum babam H.Fevzi Zülfikar'ın hayatının her döneminde güzel üslubuyla bana bir dolu anektodlarını hep dile getirdiği merhum ''Sn.Necati Uçar''ı sizlere anlatacağım.

A+A-

Yaşadığı süre içerisinde özellikle 1930 ve  1960 yılları arasında Bitlis’imizin  mizahi gücü, hazırcevaplılığı ve keskin zekası en yüksek olan  insanlarından biri olduğu yönünde tartışılmaz bir şekilde araştırmacılar ve o dönemi yaşayan, iyi bilen  Bitlis halkı hemfikirdir. Hatta üzerinde ittifak edilen başka bir görüşle Bitlisin ''Nasrettin Hocası'' diye de anılır.

Bitlis’te eski NATO yolu, şimdiki Nur Caddesinin Diyarbakır’a doğru uzanan yönü ile  ''Kurubulak''  yokuşunun başlangıç kavşağı  o dönemlerde ''Şeytan Pazarı'' olarak bilinirdi. ''Necati Efendi''nin dükkanı işte burada idi. Demircilik gibi zor bir meslekle geçimini sağlayan  küçük bir esnaftı. Yaşattığı tüm şakalar bu kendi bölgesi ve bazen de çarşının değişik bölgeleri yani o zamanki toptan gıda halinin olduğu ''Çati'' diye anılan yer, eski Belediye önü ve caddesi Üst çarşı, Ulucami önü, Arese altı, Zülfikar Hanı’nın önü, Kale altı, Meydan boğazı gibi yerlerde oluşuyordu. Bu yerler  bir yığın şaka, oyun ve espri üretme anlarına tanıklık etmiş mekanlar olarak onun tiryakisi olmuş güzel ve zarif  insanların coşkulu kahkahalarıyla çınlamaktaydı. Onu çarşıda gören hemen her esnaf  kendi dükkanına doğru adeta sürükleyerek götürüyor, vakit eğer uygunsa yemek ısmarlamak istiyor, çoğunlukla kırtlama çaylar söyleniyor, içiliyor, sohbetler ediliyor, bu güzel adamın adeta ağzının içine bakılarak şakalarının  ve esprilerinin ard arda gelmesi için pür dikkat bekleniyordu. Bitlis’in her köşesinde durum aynen böyleydi. Ama ''Necati Efendi''nin (''Necato''nun) en büyük ses getiren şaka ve oyunları ''Çati''nin hemen çevresinde ve asıl mekanı olan ''Şeytan Pazarı''nda hep sürüp gitmekteydi. Onun şakaları o kadar çoktu ki eğer yazılabilseydi 3-4 adet  kitabı  rahatça kapsayacak dolulukta  olabilirdi. Bugünlere gelebilen, taşınabilen anılar, anektodlar  o kadar az ki, insan üzülmeden edemiyor. Merhum babamın ve amcalarımın  çokça anlattıklarından belleğimde kalanları ve bazı dostlardan dinlediklerimi derleyip, toparlayıp anlatmakla yetineceğim. 1964 yılında vefat ettiği güne kadar Bitlis’imizin en büyük neşe kaynağı, espri çınarı ve önemli bir mizah devi olarak yaşamını sürdürdü. Allah  ona rahmet etsin, nurlar içinde yatsın...

Mevsimlerden yaz, hava çok sıcak, sabahın erken saatlerinde ''Çati''ye  içi karpuz dolu bir at arabası  yaklaşır. Çok uzaklardan geldiği arabanın süsünden, karpuzların görüntüsünden ve satıcının üst başından oldukça da  bellidir. Toptancı Hal esnafından daha önce her zaman olduğu gibi ortalığı karıştırmaya çok meraklı olan ve ''Kızılordu'' diye tanımlanan Bitlisin işsiz, güçsüz, aylak  takımı arabaya sokulur. İlk fiyatı onlar sorarlar laf olsun torba dolsun misali. Satıcı bir araba karpuzu 35 liraya vereceğini söyler. Araya gerçek alıcı olan Toptancı ''Çati'' esnafı girer ve ilk iş olarak bu gereksiz kalabalığı dağıtarak sonra da asıl fiyatın ne olduğunu tekraren sorarlar. Aynı cevabın alınması ile adeta şoka girerler. Halbuki en kral karpuzun arabası 8-10 lirayı geçmiyordu koskoca Bitlis’te, adam 3 mislinden daha fazlasını istiyordu. Bu çok kaliteli karpuzu alıp Bitlislilere yedirmek isteyen toptancı esnafı bu gün olduğu gibi dara düştüğü, uzlaşılmaz bazı  zor anlarda  ''Necato''nun  hakemliği için kapısını sık sık çaldıkları da  olurdu. Bu gün işte o günlerden biriydi. ''Necato''nun yanına varırlar, konuyu bir de ona anlatırlar, satıcının nuh diyen, peygamber demeyen inatçı, nemrut halini de...''Necato''  kısa bir süre düşündükten sonra işin içine girmeye karar verir...

- Men bu meseleyi hallederem, ama kim ki man  kalleşloh  ederse oni asla affetmenem.. der,

- Men ne didisem sözle başızi  salleyerah tasdik edecahsız. Başka bi şey yapmeyın, herşeyi men halledeceğam... deyip karpuzcunun yanına giderler. ''Necato'' hemen oracıkta pazarlığa başlar..

-''Arebeni'' kaçe veresen hemşerım...

-35 lira...

-Çoh to..

-Hayır değil...

-Peki aldım, çek arebeni menım tikenımın ögüne...diyerek pazarlığı erkenden bitirir ve adamla, at arabasının önüne kendisi bizzat geçerek dükkanının tam önüne kadar götürür...

 -İndır bütın karpuzleri... der, karpuzcu ve yardımcısı kan ter içinde yaklaşık 1 saatte bir araba karpuzu dükkanın önüne yığarlar. Boşaltılan arabaya yaklaşan ''Necato'' atın yularını süratle arabadan ayırır, bu sırada satıcı hışımla ona döner; 

 - Ne yapıyorsun kardeşim, atla, araba ile ne işin var senin, ben sana karpuzları sattım, arabadan ne istiyorsun...

 -Atın ve Karpuzlerın al, tople, çabuh götır, man asıl arebe lazım. Men bakkal değilem ki karpuz alem satem, men demırçiyem, sendan alecağem bu arebeyi tamir edıp başkasıne satecağem...  Münakaşalara ve bağırışlara malum bir ''Necato''  oyununun tezgahlandığını hisseden ve duyarak gelen  çok sayıda başka çarşı esnafı da topluca ve genişçe bir halka oluştururlar. ''Necato'' konuşmaya devam eder; 

-Ey ümmeti Muhammmed... imanınıza doğriyi sıleyın, men bu ademle pazarloh ederken ağzımdan karpuz lafi heç çıhti?... deyip ilk sıradaki 5-6 kişiyi de  şahit gösterir...

-Yoh, asla...  

-Bitlis’te üstelik bir araba karpuzun fiyatının 35 lira etmeyeceği de  söylenerek adamın yalan söylediği, yapılan pazarlığın kesinlikle ''araba'' üzerine  yapıldığı  kendisine ifade edilir. Klasik ''Necato'' tezgahlarının sonucunda  görev taksiminde bu rolü üstlenmiş olan  bir arkadaşı hemen devreye girer, satıcıya iyice yanaşır,

- Arkadaş bu adam  vallahi haklidır,  heç bir şey yapemezsın, nafile de çırpınme, gel erkekloh sende kalsın, bir çuval karpuz ver men  de bu herıfi bu işdan vazgeçırem der..

''Necato'' plan gereği gerginliği biraz daha tırmandırır. Çaresiz kalan satıcı teklifi kabul eder, olay tatlıya bağlanır. Adam atı arabaya yeniden bağlar. Bu kez karpuzların arabaya yüklenmesine orada bulunan herkes süratle yardım eder. Arabası yüklenen satıcı aynı hızla Bitlis'i adeta kaçarcasına terk eder. O öğleden sonra bu oyuna katılmış olan yaklaşık 15 kişi de kendilerine verilen bu enfes karpuzları neşeyle ve afiyetle bir güzel midelerine indirirler...

Dr. Servet ZÜLFİKAR

Sizde yaşadığınız yada bildiğiniz yöremize ait hikayelerinizi bize gönderin isminizle yayınlayalım...

Bu haber toplam 3845 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum