26 Ağustos 2016 Cuma
Ne Mutlu Türküm Diyene
Milletin Direnişine Bin Selam Olsun
Darbe ve Direniş
Türkiyenin NATO ve AB Açmazları
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bitlis Belediye Başkanı, Piyer Loti Tepesine İdrisi Bitlisi Adının Verilmesini İstedi
08 Haziran 2012 Cuma 19:44

Bitlis Belediye Başkanı, Piyer Loti Tepesine 'İdris'i Bitlisi' Adının Verilmesini İstedi

Bitlis Belediye Başkanı Fehmi Alaydın, İstanbul Eyüp Belediyesi'ne bağlı İstanbul'un gözde mekanlarından Pierre Loti Tepesi'ne eski adının verilmesini istedi.

Bitlis Belediye Başkanı Alaydın, tepenin 1930'lu yıllardaki adının 'İdris'i Bitlisi' iken değiştirilerek, Fransız Yazar Pierre Loti adının verildiğini söyledi.

Belediye Başkanı Fehmi Alaydın, İstanbul Eyüp'te bulunan Pierre Loti tepesine eski adı olan 'İdris'i Bitlisi' Tepesi'nin verilmesi için kamuoyu oluşturmaya çalışıyor. Tepede bulunan çeşmenin adının da eskiden 'İdris Çeşmesi' olduğunu belirten Belediye Başkanı Alaydın, bu isimlerin 1930 yılında değiştirildiğini iddia etti.

Başkan Alaydın, "Bugünlerde Bitlis'in gündemine oturan İdris'i Bitlis meselesi var. 1452 yılında doğmuş Bitlisli bir devlet adamı olan İdris-i Bitlisi'nin mezarı İstanbul Eyüp'tedir. Yaşadığı dönemin en iyi devlet adamlarından biridir. Anadolu'da çok ciddi işler yapmış bir hemşehrimizdir. Mezarı da İdris Köşkü denilen yerdedir. Özellikle bizim kuşağın bildiği, Eyüp Belediyesi sınırlarında bulunan Pierre Loti tepesi olarak bilinen yerin ismi 1930'lu yıllardan önce İdris'i Bitlis tepesi olarak kullanıldığını öğrendik. Maalesef bu tarihlerden sonra Pierre Loti ismini almıştır. Bu da bizim yabancıya olan sevdamızı ortaya koymaktadır. Bu aynı zamanda Cumhuriyet sonrası yabancı isim değişiminin kurbanı olmuştur. Bu nedenle biz Bitlisliler olarak, başta Eyüp Belediye Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nın duyarlılık göstererek bu ismi geri vermesini istiyoruz. İdris'i Bitlis büyük bir zattır. Böyle bir devlet adamının yerine, sonradan İstanbul'a gelmiş, burada bir süre yaşamış Fransız bir yazarın isminin verilmesi bizim için onur kırıcı bir olaydır. Bitlis kamuoyu yavaş yavaş İdris-i Bitlisi'ye sahip çıkmaya başlamıştır. Bitlis'te bir kamuoyu oluştu. Artık bu yabancı isim sevdasından vazgeçmemiz lazım." diye konuştu.

Bu haber toplam 1298 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SON YORUMLAR
Yazan: Mihfer
Bence durum kaymakamla sınırlandırılıp soruşturmalar yalnızlaştırılmamalı, açığa alınmak işten atılmak yada hapis yatmak değildir.

Bir soruşturmanın sulh ve selameti için görevinden belirli bir süre dolayısı ile uzaklaştırıp, soruşturmayı yürütenin soruşturmayı sağlıklı ve sağlam niteliklere kavuşmasını sonucuna göre adil bir karar almasını sağlamaya yöneliktir.

Bunları yaparken, soruşturmacı evrak tahribatı, yada benzeri ikili ilişkilerin önüne geçmek istemesinden dolayı kurum içerisine yada dışında soruşturmaya konu olan bireyler ve bu bireylerin ikili ilişkilerini bilmekle yetinmemelidir, diye düşünmekteyim.

Zannımca da yukarıda ifade ettiğim gibi açığa alınmanın daha anlamlı ve sağlıklı olması ve varsa aklanacak durumları için açığa alınmanın bence bir kişiyle sınırlandırılmayıp, ilçe halkınında tahmin ettiği konular üzerinden, soruşturmaya konu edilen kişinin yanında belli kişilerinde bu süreçte açığa alınması gerekir ve gereklidir. Suçlu bulunmaları halinde bu suça karışmış ekibin kimler olduğu ve kimlerin direktifleri ile kaymakamlığın bu hale geldiğinin de bilinmesi hem kamusal hemde toplumsal vicdanlarda sorgulanmalarının önünü açacağından eminim. Kaymakamlığımız belirli bir ''aileye ve belirli kişilerin tekeline'' geçtiğini bilmeyenimiz yoktur. Bence doğru olanı ve adil olanı savunmak gereklidir. İdareciler belli kişilerin ve gurupların altında eğilmektense, Devlet-i Aliye' nin işlerini adilce ve tarafsızca yerine getirmelidir ve getirmekte zorundadırlar.

Tabi ki taktir devletimizin idari birimlerinin aldığı kararda meşrudur. İllegal yapılarla mücadelede alınması gereken tedbirleri zamanında almayıp, bilakis bunlarla sarmaş dolaş olanların, kamusal harcamaların tespiti, kurumsal hizmetlerin gittiği yer- kişi- zaman tespitine, bireylerin şahsi ilişkilerine, detaylı istihbaratın sağlam ve güvenilir kaynaklara dayanarak detaylı incelenmesi de makbuldür. Bu gibi hadiselerin ve bu yapıların güçlenmesinde rolü olanların unutulmamalıdır ki bugün şehit olan 240 kişinin vebalinin ve ellerinin ''soruşturmaları sonucunda suçlu bulunması halinde'' boynunda olduğudur.

Lakin bu soruşturmanın sonucunda soruşturmaya konu olan kişilerin aklanması durumunda; soruşturmaya konu olan bireyin töhmet altında kalmaması da vatandaşların nezdinde bir erdem, kamunun da gerekli tedbirleri alması için yapılan usullere göre bir süreç kabul etmeliyiz.

Soruşturmanın sonucunun hak yolunca bir süreç olduğu unutulmamalı ve sonucuna göre hareket edilmesi ilçe halkından beklenmelidir.