03 Aralık 2016 Cumartesi
Öğretmenlik - Hamdi Eyigün
Tartışmalı Başkan
Tezek Kokan Köyleri
Terör ve Terörizm
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bitlis Belediye Başkanı, Piyer Loti Tepesine İdrisi Bitlisi Adının Verilmesini İstedi
08 Haziran 2012 Cuma 19:44

Bitlis Belediye Başkanı, Piyer Loti Tepesine 'İdris'i Bitlisi' Adının Verilmesini İstedi

Bitlis Belediye Başkanı Fehmi Alaydın, İstanbul Eyüp Belediyesi'ne bağlı İstanbul'un gözde mekanlarından Pierre Loti Tepesi'ne eski adının verilmesini istedi.

Bitlis Belediye Başkanı Alaydın, tepenin 1930'lu yıllardaki adının 'İdris'i Bitlisi' iken değiştirilerek, Fransız Yazar Pierre Loti adının verildiğini söyledi.

Belediye Başkanı Fehmi Alaydın, İstanbul Eyüp'te bulunan Pierre Loti tepesine eski adı olan 'İdris'i Bitlisi' Tepesi'nin verilmesi için kamuoyu oluşturmaya çalışıyor. Tepede bulunan çeşmenin adının da eskiden 'İdris Çeşmesi' olduğunu belirten Belediye Başkanı Alaydın, bu isimlerin 1930 yılında değiştirildiğini iddia etti.

Başkan Alaydın, "Bugünlerde Bitlis'in gündemine oturan İdris'i Bitlis meselesi var. 1452 yılında doğmuş Bitlisli bir devlet adamı olan İdris-i Bitlisi'nin mezarı İstanbul Eyüp'tedir. Yaşadığı dönemin en iyi devlet adamlarından biridir. Anadolu'da çok ciddi işler yapmış bir hemşehrimizdir. Mezarı da İdris Köşkü denilen yerdedir. Özellikle bizim kuşağın bildiği, Eyüp Belediyesi sınırlarında bulunan Pierre Loti tepesi olarak bilinen yerin ismi 1930'lu yıllardan önce İdris'i Bitlis tepesi olarak kullanıldığını öğrendik. Maalesef bu tarihlerden sonra Pierre Loti ismini almıştır. Bu da bizim yabancıya olan sevdamızı ortaya koymaktadır. Bu aynı zamanda Cumhuriyet sonrası yabancı isim değişiminin kurbanı olmuştur. Bu nedenle biz Bitlisliler olarak, başta Eyüp Belediye Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nın duyarlılık göstererek bu ismi geri vermesini istiyoruz. İdris'i Bitlis büyük bir zattır. Böyle bir devlet adamının yerine, sonradan İstanbul'a gelmiş, burada bir süre yaşamış Fransız bir yazarın isminin verilmesi bizim için onur kırıcı bir olaydır. Bitlis kamuoyu yavaş yavaş İdris-i Bitlisi'ye sahip çıkmaya başlamıştır. Bitlis'te bir kamuoyu oluştu. Artık bu yabancı isim sevdasından vazgeçmemiz lazım." diye konuştu.

Bu haber toplam 1365 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SON YORUMLAR
Yazan: Doç.dr. Dr. Mustafa Atlı
Yazan: Cemal
Hocam ağzınıza ve yüreğinize sağlık. Bir öğretmeni değil bir meleği tanımlamışsınız. Gerçekten hangi mesleği icra ederseniz edin, esas gayenize uygun yaşarsanız insan olsanız da üstünlükte melekleri bile geçebilirsiniz.
Sizin yazınız üzerine hatıralarım canlandı. Birkaç öğretmen davranışıyla geçmişi yad! edelim.
Eti senin kemiği benim dönemleri idi. O zamanlar velisi olması hasebiyle buna kısmen hakkı olduğu düşünülebilen babasından bile işitmediği azarı, yemediği dayağı öğretmeninden işitir yerdi öğrenciler. Bu durum garipsenmez, genel kamuoyu bunu hatta doğru ve gerekli görürdü.
İlk okul 4 ncü sınıfta 9-10 yaşlarında bir sabi iken öğlenci olduğum okula biraz geç gitmiştim. Öğretmenimiz! ile o gün yeni tanışacaktık. Sen misin derse geç gelen. Yaş söğütten bir çubuk ile iki elin avuçlarına sertçe ve insafsızca vurularak yediğim dayağı hiç unutur muyum? Bu muamele hayatımda bana olumlu hiç bir şey öğretmedi. Sadece o öğretmeni hep böyle olumsuz hatırlarım. Bana öğrettiği şey var mı inan hiç sanmıyorum.
Ortaokul yıllarında uzamış saçları sıfıra vursan bile izi geçmeyecek şekilde herkesin içinde koyun kırkar gibi makasla kesen idealist! öğretmenlerle de karşılaştık, karete ve tekvando bilgilerini, savunmasız öğrenciler üzerinde deneyenlerle de. Bugün 30-40 yaşlarının üzerindeki anne ve babaları, bu tip öğretmenler yetiştirdi. Ancak, bereket ülkede hukuka, adalete, bilime, insan hak ve hürriyetlerine inananlar da var mış ki, öğretime yönelik alınan tedbirler soncunda o dönemlerde hiç te azımsanamayacak kadar çok olan bu tür uygulamaların sonu gelmek üzere. Tükendi diyemem zira, halen sabilere iki harf öğretecek diye onlara hakaret eden döven tiplerle karşılaşmak mümkün.
Kısaca herkes sadece vazifesini yapsın. Öğretmen de sadece öğrencisine öğretmesi gereken bilgileri tam ve zamanında öğretsin yeter. Eğiteceğim diye bir öğretmen çocuğun ana-babası yerine geçmesin. Ana-babanın, çevrenin, Toplumun çocuğu eğitmeye dönük vazifelerini üstlenmesin. Zira bütün bu yükü taşıyamaz. Ana-babanın bile çocuğuyla ilişkisinde dikkat ettiği sınırları, ana-baba yerine geçip aşmasın. Öğrenciyi yaşı ne olursa olsun bir birey olarak görsün. Ona sanki okuldaki bir başka öğretmene, müdüre, veliye, sokaktaki bir yetişkine hitap ettiği gibi saygılı ve kibar bir şekilde hitap etsin. Ona bir birey olduğunu hissettirsin yeter. Bir akademik yıl sonunda o öğrenci, o dönemde öğrenmesi gereken bilgiyi öğrenmiş mi, önemli olan budur. Öğretmenlik vazifesinin sınırı aşılırsa o zaman sorunlar başlar. Eğitim işi de önce ailenin eğitimiyle olmalıdır. Ailenin eğitimi, her şeyi yaparım diyenlerce değil, eğitim işinde uzman olanlarca yapılması gereken planlı ve proğramlı bir iştir. Bu husus öğretmenleri aşar. Aileler eğitildikte çocuklar da eğitimli olarak öğretime başlar. Vesselam.
Yazan: Özcan BEŞKARDEŞ
Yazan: Mithat köse