25 Temmuz 2016 Pazartesi
15 Temmuz Darbe Girişimi Üzerine
Ve Millet Kazandı
Başkanın Darbeye Karşı Yiğit Duruşu
Darbeye Evet Diyenler

Maşallah ALBAY / İMAM

Bir Hadis Ve Üç Gerçek

03 Mart 2011 Perşembe 20:06

Söz vardır, barışı sağlar, söz vardır savaşa sebep olur. Nice sözler insanı yola getirir, niceleri de yoldan çıkarır. İşte o sözlerden insana yol ve yordam verecek biri de peygamberimizin sözleridir. Bu sözler; hem vahye, hem tecrübeye, hem bilime, hem de akla dayanır.

Ebu kebşe [r.a ]Peygamberimiz'i şöyle buyururken dinlemiş, hakların da yeminle söz söyleyeceğim üç özellik vardır, bunları iyi belleyiniz.

1.Özellik: Hayır yapmakla kulun malı eksilmez. Hayır yapmak insanın kendisine, gelceğine, ahiretine yatırım yapmaktır. Bu durum da hayır yapan kimse iyilik yaptığı kişiden teşekkür beklememeli aksine hayır yaptığı kişiye, kendisine hayır yapma imkanı verdiği için teşekkür etmelidir. Peygamberimiz'in ailesi bir koyun kesmişlerdi bir ara hz. Aişe'ye o koyundan geriye ne kadar kaldığını sordu, hepsini dağıttık, sadece koyunun bir küreği kaldı, dedi. Bunun üzerine peygamberimiz, 'desene koyunun bir küreği hariç hepsi bize kaldı,' buyurdular. [Tirmizi Sıfatul kıyame,35] Burada peygamberimiz insana paylaşmanın kalıcı olduğunu vurgulamışlardır. Allah bizden zekat, sadaka, kurban, hayır, iyilik... istiyorsa almak için değil ahirette karşılığını kat kat vermek için ister.

2.Özellik: Uğradığı haksızlağa sabredenin Allah, şerefini artırır. Burada ki sabır, Kur'an'ın yüklediği anlama göre sabırdır. Toplumumuz da yanlış anlam yüklenilen şeklin de değil. Burada ki sabır haksızlığa boyun eğmek değil, haksızlık karşısında durmak, direnmek, meşru ve makul yollarla sağduyulu bir şekil de hakkını aramaktır. Peygamberimizin hayatı bunun en canlı şahididir. Haksızlığa boyun eğmek hem haksızlık edene bir zulüm dür; çünkü onun haksızlığına cesaret verilmiş olur ve böylece günahının devamını sağlamış oluruz. Öte yandan hak kavramını ayaklar altına almış oluruz, bunun yanın da hakkımızı yitirmekle birlik de şerefimizi de ayaklar altına almış oluruz. Birgün Peygamberimiz yanındakilere, zalime de mazlumada yardım edin buyurdular. Sahabiler, mazluma yardım etmeyi anladık fakat zalime nasıl yardım edelim, diye sorunca Peygamberimiz, 'zalimin zulmüne engel olarak,' buyurdular. Evet haksızlığa karşı durmak aynı zaman da zalime yardım etmek demektir. Peygamberimiz'in evden çıkarken yapmış olduğu duanın cümlelerinin içindeki bir dua cümlesi şöyledir; 'Allahım,haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan sana sığınırım.'

İnsanın affedici, hoşgörülü olması haksızlığa karşı çıkmasına engel olmadığı gibi, haksızlığa karşı çıkması da affedici olmasına engel değildir. Bu durumu birbirine karıştırmayalım.

3.Özellik: İstemek, dilenmek kapısını açan kimseye Allah, fakirlik, muhtaçlık kapısını açar. Sürekli başkalarının eline bakan, onlardan beklenti için de olup onlardan birşeyler isteyen, bunu alışkanlık haline getirir, bu da sürekli başkalarına muhtaçlığı beraberin de meydana getirir. İstemek istemeyi doğurur. Peygamberimiz bu sözleriyle insanın kendi ayakları üzerin de durmasını, alan el değil veren el olma durumun da olunmasını istemektedir. İsteme konumun da olmak aynı zaman da, tüketici olup üretici olmamak demektir. İsteme konumun da olmak, her gün balık verip, balık tutmayı öğretmemektir. Peygamberimiz [s.a] bir hadislerin de; 'sizden biriniz sırtında ipiyle odun taşıyıp satması başkalarından bir şey isteyip dilenmesinden daha hayırlıdır,' buyurmuşlardır. İnsan sosyal bir varlıktır, birbirlerine muhtaç bir şekil de yaratılmıştır. Bu durum da insanlar birbirlerinden bir şeyler istemek durumundadır. Konumuz, istemeyi süreklilik haline getiren kimseler içindir.[Tirmizi,Zühd,17]

Hadisimizin verdiği mesajı özetleyecek olursak;

Hayır yapmakla malımızın eksilmeyeceğini,

Haksızlığa karşı çıkmakla şerefimizin artacağını,

Başkalarına sürekli muhtaç olmakla ihtiyacımızın eksilmeyip sürekli artacağı gerçeğini, Peygamberimiz'in nurlu sözlerinden öğrenmiş olduk.

Selam ve dua ile...

Bu yazı toplam 4231 defa okunmuştur
YORUMLAR
inşallah
tuncernacar
sevgili hocam yaptığınız ve yapacağınız yazı köşeniz muhteşem insanları bir nevi bilinmeyen bir çok yönüyle aydınlatıyorsunuz gerek hadislerle gerek peyganberimizin yaptığı icraatlarala bizlri dolduruyorsunuz ve rahatlatıyorsunuz o nun sevgisine şevkatine ihtiyac duyuuyoruz bizleri bilgilendiriyorsunuz allah sizden razı olsun
16 Mart 2011 Çarşamba 08:07
insallah
mucahid yagci
insallah peygamberimizin veciz bir ifadeyle belirttigi bu uc vasfi barindiran mumin kullarindan oluruz
07 Mart 2011 Pazartesi 22:13
SON YORUMLAR
Yazan: Recai Karahan
Saygıdeğer Adilcevazlılar,

Annem ve babamın adını taşıyan yurda el konulduğunu öğrenmiş bulunuyorum. Dört yıldır yaşadığım olumsuzluklarla mücadele etmekte olduğum hepinizin malumudur. Hamd olsun yaşatana, hamd olsun yaşadıklarım karşısın da direnme gücü verip, sabretmemi sağlayana... İnşa'Allah sonuna yaklaştım.

Kur'an ile gerçek mana da, tanıştığım günden beri sadece Allah rızasını kazanma uğraşı içinde olmuş ve öylede yaşamışım. Bundan sonra da her kim ne derse desin... Her ne olursa olsun beni bu yaşam tarzımdan bir adım bile geri attıramayacaktır. Bilir ve inanırım ki, "Allah'a güvenip dayananlar korkuyu tatmayacaklardır. Mahzun ve mahcup olmayacaklardır. Kazanan da onlar olacaklardır."

Sevgili kardeşlerim... Bugüne kadar yaptığım faaliyetlerin hiç birinden ne pişmanlık ne de mahcubiyet duymuyorum… Hiç keşke demedim. Tam tersine “Allah’ım yaşattığın bütün zamana ve faaliyetlerine hamd olsun.” Demişimdir.

Mehmet Kamile Karahan öğrenci Yurdunun oluşması nasıl oldu? Zamanın Akparti Milletvekili(Eski bakan) Bitlis valisi, Adilcevaz Kaymakamı ve Belediye başkanlarının katıldığı Yurdun açılış programın da açıklamıştım. Bir kez daha yazmak durumundayım af edin lütfen…

Çarşıda kalabalık halde dostlarla oturuyorduk, yaşlı olan amcamız yanımıza geldi. Benimle konuşmak istediğini söyleyince kalktım. "Bizim komşunun evinde kız öğrencilerle erkek öğrenciler aynı evde kalıyor" dediğinde dehşete kapılmıştım. Hemen araştırdım, ev verilmediği için öğrenciler ayrı ayrı kapılardan girseler de aynı bahçeye açılan evde kalıyordu. Zamanın kaymakamı Ömer Faruk Bey, Belediye başkanı Selim Arışbaş'ı, haberdar ettim. Kaymakam bey "Yurt yapımı için müracaatlarının olduğunu fakat yatırım programına alınmadığı" devlet adamına yakışır şekilde izah etti.

"İnşa'Allah ben yapacağım." dedim ve harekete geçtim. Arsayı babam bağışladı binanın yapım giderlerinin tamamına yakınını ben karşıladım. Devreye giren cemaat mensubu tanıdıklar vasıtasıyla, bu işlerin işletmeciliğini iyi yaptıkları iddia edilen ve o günlerde oldukça revaçta olan cemaate... Yetkililerin de onayını alarak tapuyu olduğu gibi devrettik.

Cemaatle başkaca ilişkim olmamıştır. Hatta verdiğim öğrenci burslarını, dağıttığım ramazan erzaklarını kendilerin vasıtasıyla dağıtmasını yönünde telkin ve tekliflerde bulunmuşlarsa da, tarafımdan reddedilmiştir.

Sadece zavallı kul alan ben, insanımıza hep yakın yaşadığımın bilindiğini de bilmekteyim. Adilcevaz da, her mahalle de, her köyde yaşayan insanlarımıza aynı duygu ve yakınlık içinde olduğumu bilmektesiniz. Siyasetten uzak durduğum da hafızalarınızda saklıdır. Adilcevaz da, bütün kurumlara, derneklere, cemaatlere aynı mesafede olduğumu ve bu yerlere ziyaretlerimi, desteklerimi… Sorunların çözümü konusunda ataklığımı da yine Adilcevaz da yaşamakta olan herkes inanmaktayım ki, şahitlik edeceklerdir.

İslam, kalpte tasdik, dilde ikrar, yaşam da tatbikatla yaşanabilir. Yurdun yanındaki, Mehmet ve Kamile Karahan İlk Öğretim okulunun yapımında veya başka bir kurum binasının yapılmasına yaptığım katkılardan nasıl pişmanlık duymuyorsam… Mehmet Kamile Karahan Öğrenci Yurdunun yapım aşamasında yaptıklarım dan da pişmanlık duymuyorum. Ayrıca bu konu da geçmişte barınmış olan birçok gencin velilerinden dua ve teşekkür aldığımda hala kulaklarımın dibinde asılı durmaktadır.

Yine zamanın Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül tarafından bizat’i tebrik almış Zat-ı Alilerini telefonla babam ile görüşmelerini sağlamıştım.

Eğer yurdu üzerine emanet alanlar; zamanla cemaat olmaktan çıkmış Paralel Devlet Yapılanması (PDY) haline dönüşmüş… Devlete, millete karşı tavır içine girmiştir... Ayıp etmişlerdir, devlete ve millete karşı suç işlemişlerdir ve günahkârdırlar. Buna da benim ve ailemin yaptıkları sebep değildir.

Eğer yurt için yanlış yapmışsam, Milli Eğitim'e okul yeri, Polis'e yaptığım Polis evi(Arsayı ve var olan binayı Süleyman Altay vermiş binanın tadilatının yapımının ekseriyeti tarafımdan karşılanmıştır.) v.b konusunda da yanlış yaptığım anlamı çıkar ki... Bu da insanları hayır yapma konusunda yılgınlaştırır.

Ayrıca inançlarımızda geleneklerimizde ve yasalarımızda suç ve kabahatler şahsidir; şahıslara aittir. (Ör: Hz Nuh ve oğlu, Hz İbrahim ile babası, Hz Lut ile karısı) “Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı da yine kendisinedir.”Sure-İ Bakara 286.Ayet. Ayetten anlaşılacağı üzere inandığım odur ki, yaptıklarımız ilahiyatta kayıt altına alınmıştır. İnşa’Allah Es Semi ve El Basir olan Rabb’ımız bizi af eyler, merhamet eder, bizden razı kalır.

PDY veya eski adıyla cemaat yanlış yaptı diye inançlarımdan veya Allah’ı razı etme çabalarımdan vaz geçecek değilim. İnşa'Allah yaşadığım sıkıntılar tez zamanda biter de kaldığım yerden devam ederim.

Sevgili dostlar,

Allah'ı ve insanı sevdiğini söylemek çok kolay. Allah'a güvenip dayanmak ise yürekten akıp gelendir! Allah'ı çıkarsız ve hesapsız sevmek ise yiğit yüreklere sahip olanların işidir.

O yiğit yürekler Allah'ı, hissederek yaşayanlardır. Allah'ın sevdikleri de; o, yiğit yüreklilerdir.

Allah yolundan dönmeyi, gerilemeyi düşünürsem... Bir an bile şüpheye düşersem Rabb’ım beni helak etsin inşa'Allah.

Allah izniyle, bu günleri de aşacağız. Devleti ve milleti bölmeye çalışanlara, halka mermi sıkanlara dün de karşı durduk, bugün de karşı durulduğundan eminim... Sizler de emin olun lütfen!..

Yakın zamanda görüşmek üzere, inşa'Allah.

Saygı ve selamlarımı sunuyor, sağlıklar diliyorum. Muhabbetle kalın inşa'Allah.

Recai Karahan

Evladınız.