24 Ağustos 2016 Çarşamba
Milletin Direnişine Bin Selam Olsun
Darbe ve Direniş
Türkiyenin NATO ve AB Açmazları
Tarihin İlk Suikastçileri Haşhaşiler

Maşallah ALBAY / İMAM

Bir Hadis Ve Üç Gerçek

03 Mart 2011 Perşembe 20:06

Söz vardır, barışı sağlar, söz vardır savaşa sebep olur. Nice sözler insanı yola getirir, niceleri de yoldan çıkarır. İşte o sözlerden insana yol ve yordam verecek biri de peygamberimizin sözleridir. Bu sözler; hem vahye, hem tecrübeye, hem bilime, hem de akla dayanır.

Ebu kebşe [r.a ]Peygamberimiz'i şöyle buyururken dinlemiş, hakların da yeminle söz söyleyeceğim üç özellik vardır, bunları iyi belleyiniz.

1.Özellik: Hayır yapmakla kulun malı eksilmez. Hayır yapmak insanın kendisine, gelceğine, ahiretine yatırım yapmaktır. Bu durum da hayır yapan kimse iyilik yaptığı kişiden teşekkür beklememeli aksine hayır yaptığı kişiye, kendisine hayır yapma imkanı verdiği için teşekkür etmelidir. Peygamberimiz'in ailesi bir koyun kesmişlerdi bir ara hz. Aişe'ye o koyundan geriye ne kadar kaldığını sordu, hepsini dağıttık, sadece koyunun bir küreği kaldı, dedi. Bunun üzerine peygamberimiz, 'desene koyunun bir küreği hariç hepsi bize kaldı,' buyurdular. [Tirmizi Sıfatul kıyame,35] Burada peygamberimiz insana paylaşmanın kalıcı olduğunu vurgulamışlardır. Allah bizden zekat, sadaka, kurban, hayır, iyilik... istiyorsa almak için değil ahirette karşılığını kat kat vermek için ister.

2.Özellik: Uğradığı haksızlağa sabredenin Allah, şerefini artırır. Burada ki sabır, Kur'an'ın yüklediği anlama göre sabırdır. Toplumumuz da yanlış anlam yüklenilen şeklin de değil. Burada ki sabır haksızlığa boyun eğmek değil, haksızlık karşısında durmak, direnmek, meşru ve makul yollarla sağduyulu bir şekil de hakkını aramaktır. Peygamberimizin hayatı bunun en canlı şahididir. Haksızlığa boyun eğmek hem haksızlık edene bir zulüm dür; çünkü onun haksızlığına cesaret verilmiş olur ve böylece günahının devamını sağlamış oluruz. Öte yandan hak kavramını ayaklar altına almış oluruz, bunun yanın da hakkımızı yitirmekle birlik de şerefimizi de ayaklar altına almış oluruz. Birgün Peygamberimiz yanındakilere, zalime de mazlumada yardım edin buyurdular. Sahabiler, mazluma yardım etmeyi anladık fakat zalime nasıl yardım edelim, diye sorunca Peygamberimiz, 'zalimin zulmüne engel olarak,' buyurdular. Evet haksızlığa karşı durmak aynı zaman da zalime yardım etmek demektir. Peygamberimiz'in evden çıkarken yapmış olduğu duanın cümlelerinin içindeki bir dua cümlesi şöyledir; 'Allahım,haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan sana sığınırım.'

İnsanın affedici, hoşgörülü olması haksızlığa karşı çıkmasına engel olmadığı gibi, haksızlığa karşı çıkması da affedici olmasına engel değildir. Bu durumu birbirine karıştırmayalım.

3.Özellik: İstemek, dilenmek kapısını açan kimseye Allah, fakirlik, muhtaçlık kapısını açar. Sürekli başkalarının eline bakan, onlardan beklenti için de olup onlardan birşeyler isteyen, bunu alışkanlık haline getirir, bu da sürekli başkalarına muhtaçlığı beraberin de meydana getirir. İstemek istemeyi doğurur. Peygamberimiz bu sözleriyle insanın kendi ayakları üzerin de durmasını, alan el değil veren el olma durumun da olunmasını istemektedir. İsteme konumun da olmak aynı zaman da, tüketici olup üretici olmamak demektir. İsteme konumun da olmak, her gün balık verip, balık tutmayı öğretmemektir. Peygamberimiz [s.a] bir hadislerin de; 'sizden biriniz sırtında ipiyle odun taşıyıp satması başkalarından bir şey isteyip dilenmesinden daha hayırlıdır,' buyurmuşlardır. İnsan sosyal bir varlıktır, birbirlerine muhtaç bir şekil de yaratılmıştır. Bu durum da insanlar birbirlerinden bir şeyler istemek durumundadır. Konumuz, istemeyi süreklilik haline getiren kimseler içindir.[Tirmizi,Zühd,17]

Hadisimizin verdiği mesajı özetleyecek olursak;

Hayır yapmakla malımızın eksilmeyeceğini,

Haksızlığa karşı çıkmakla şerefimizin artacağını,

Başkalarına sürekli muhtaç olmakla ihtiyacımızın eksilmeyip sürekli artacağı gerçeğini, Peygamberimiz'in nurlu sözlerinden öğrenmiş olduk.

Selam ve dua ile...

Bu yazı toplam 4269 defa okunmuştur
YORUMLAR
inşallah
tuncernacar
sevgili hocam yaptığınız ve yapacağınız yazı köşeniz muhteşem insanları bir nevi bilinmeyen bir çok yönüyle aydınlatıyorsunuz gerek hadislerle gerek peyganberimizin yaptığı icraatlarala bizlri dolduruyorsunuz ve rahatlatıyorsunuz o nun sevgisine şevkatine ihtiyac duyuuyoruz bizleri bilgilendiriyorsunuz allah sizden razı olsun
16 Mart 2011 Çarşamba 08:07
insallah
mucahid yagci
insallah peygamberimizin veciz bir ifadeyle belirttigi bu uc vasfi barindiran mumin kullarindan oluruz
07 Mart 2011 Pazartesi 22:13
SON YORUMLAR
Yazan: Mihfer
Bence durum kaymakamla sınırlandırılıp soruşturmalar yalnızlaştırılmamalı, açığa alınmak işten atılmak yada hapis yatmak değildir.

Bir soruşturmanın sulh ve selameti için görevinden belirli bir süre dolayısı ile uzaklaştırıp, soruşturmayı yürütenin soruşturmayı sağlıklı ve sağlam niteliklere kavuşmasını sonucuna göre adil bir karar almasını sağlamaya yöneliktir.

Bunları yaparken, soruşturmacı evrak tahribatı, yada benzeri ikili ilişkilerin önüne geçmek istemesinden dolayı kurum içerisine yada dışında soruşturmaya konu olan bireyler ve bu bireylerin ikili ilişkilerini bilmekle yetinmemelidir, diye düşünmekteyim.

Zannımca da yukarıda ifade ettiğim gibi açığa alınmanın daha anlamlı ve sağlıklı olması ve varsa aklanacak durumları için açığa alınmanın bence bir kişiyle sınırlandırılmayıp, ilçe halkınında tahmin ettiği konular üzerinden, soruşturmaya konu edilen kişinin yanında belli kişilerinde bu süreçte açığa alınması gerekir ve gereklidir. Suçlu bulunmaları halinde bu suça karışmış ekibin kimler olduğu ve kimlerin direktifleri ile kaymakamlığın bu hale geldiğinin de bilinmesi hem kamusal hemde toplumsal vicdanlarda sorgulanmalarının önünü açacağından eminim. Kaymakamlığımız belirli bir ''aileye ve belirli kişilerin tekeline'' geçtiğini bilmeyenimiz yoktur. Bence doğru olanı ve adil olanı savunmak gereklidir. İdareciler belli kişilerin ve gurupların altında eğilmektense, Devlet-i Aliye' nin işlerini adilce ve tarafsızca yerine getirmelidir ve getirmekte zorundadırlar.

Tabi ki taktir devletimizin idari birimlerinin aldığı kararda meşrudur. İllegal yapılarla mücadelede alınması gereken tedbirleri zamanında almayıp, bilakis bunlarla sarmaş dolaş olanların, kamusal harcamaların tespiti, kurumsal hizmetlerin gittiği yer- kişi- zaman tespitine, bireylerin şahsi ilişkilerine, detaylı istihbaratın sağlam ve güvenilir kaynaklara dayanarak detaylı incelenmesi de makbuldür. Bu gibi hadiselerin ve bu yapıların güçlenmesinde rolü olanların unutulmamalıdır ki bugün şehit olan 240 kişinin vebalinin ve ellerinin ''soruşturmaları sonucunda suçlu bulunması halinde'' boynunda olduğudur.

Lakin bu soruşturmanın sonucunda soruşturmaya konu olan kişilerin aklanması durumunda; soruşturmaya konu olan bireyin töhmet altında kalmaması da vatandaşların nezdinde bir erdem, kamunun da gerekli tedbirleri alması için yapılan usullere göre bir süreç kabul etmeliyiz.

Soruşturmanın sonucunun hak yolunca bir süreç olduğu unutulmamalı ve sonucuna göre hareket edilmesi ilçe halkından beklenmelidir.