03 Aralık 2016 Cumartesi
Öğretmenlik - Hamdi Eyigün
Tartışmalı Başkan
Tezek Kokan Köyleri
Terör ve Terörizm
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Aşağı Süphan İlköğretim Okulu İkinci Oldu
01 Mart 2011 Salı 17:42

Aşağı Süphan İlköğretim Okulu İkinci Oldu

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından uygulanan 'Toplam Kalite Yönetimi Projesi' kapsamında Adilcevaz Aşağı Süphan Köyü İlköğretim Okulu projesiyle ikinci oldu.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından uygulanan 'Toplam Kalite Yönetimi Projesi' kapsamında Adilcevaz Aşağı Süphan Köyü İlköğretim Okulu projesiyle ikinci oldu.

Toplam Kalite Yönetimi'nin, dünyada uygulanan bir proje olduğunu belirten  Bitlis Milli Eğitim Müdürü M. Emin Korkmaz, Proje kapsamında, sanayide, ekonomide ve yönetimde çok iyi işler başarıldığını ifade etti.

Bitlis’te yaptıkları projelerle "Yılın Kaliteli Ekibi" olarak belirlenen Zübeyde Hanım Kız Teknik ve Meslek Lisesi, "Bitlis Tane Tane Kapak Topluyor, Adım Adım Engelleri Aşıyor" projesiyle birinci olurken, Adilcevaz Aşağı Süphan Köyü İlköğretim Okulu "Başarıya Giden Yolda El Ele Zirvelere Çıkma" projesiyle ikinci, Ahlat İmam Hatip Lisesi ise "Tohumdan Fidana" adlı projesiyle üçüncü oldu. İlçemiz Göldüzü Köyü ilköğretim okulu ise il beşincisi olarak katılımlarından dolayı teşekkür belgesi aldı.

 

Yılın kaliteli ekiplerine plaket verilirken, dereceye giren üç ekibe teşekkür belgesi verildi. Aşağı Süphan Köyü İlköğretim Okuluna ödülünü ilçe milli eğitim müdürümüz Yavuz Beşkardeş verdi. Beşkardeş yaptığı açıklamada dereceye giren ve sertifika alan okullarımızı tebrik ettiğini belirterek ''Yılın Kaliteli Ekibi yarışmasında il ikincisi olan Aşağı Süphan Köyü ilköğretim okulunu ve katılımlarından dolayı Göldüzü ilköğretim okulunu tebrik ediyorum. Bu okullarımızın diğer okullarımıza örnek olmasını temenni ederek, bu tür yarışmalarda diğer okullarımızın da projeleri ile katılımları için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Başarılarından dolayı tüm okul idarecileri, öğretmenler ve öğrencilerimize teşekkür ediyorum.'' dedi.


Haber: Salih BEŞKARDEŞ
www.adilcevaz13.com

Bu haber toplam 3175 defa okunmuştur
YORUMLAR
doğal gaz
ahmet yüzer
adilcevaza doğal gazın gelmesi iyi tüm hemşerilerimin şimdiden gözü aydın
04 Mart 2011 Cuma 17:06
TEBRİK
Ertuğrul YÜZER
Çalışmaları ve gayretlerinden dolayı hem meslektaş olarak hem de bir Adilcevazlı olarak özellikle tebrik ediyorum. Yaptıklarınız bizleride şevklendirecektir.
03 Mart 2011 Perşembe 11:49
tebrikler
özcan okuyucu
tebrik ederiz başarıların devamını bekliyoruz.
02 Mart 2011 Çarşamba 15:56
SON YORUMLAR
Yazan: Doç.dr. Dr. Mustafa Atlı
Yazan: Cemal
Hocam ağzınıza ve yüreğinize sağlık. Bir öğretmeni değil bir meleği tanımlamışsınız. Gerçekten hangi mesleği icra ederseniz edin, esas gayenize uygun yaşarsanız insan olsanız da üstünlükte melekleri bile geçebilirsiniz.
Sizin yazınız üzerine hatıralarım canlandı. Birkaç öğretmen davranışıyla geçmişi yad! edelim.
Eti senin kemiği benim dönemleri idi. O zamanlar velisi olması hasebiyle buna kısmen hakkı olduğu düşünülebilen babasından bile işitmediği azarı, yemediği dayağı öğretmeninden işitir yerdi öğrenciler. Bu durum garipsenmez, genel kamuoyu bunu hatta doğru ve gerekli görürdü.
İlk okul 4 ncü sınıfta 9-10 yaşlarında bir sabi iken öğlenci olduğum okula biraz geç gitmiştim. Öğretmenimiz! ile o gün yeni tanışacaktık. Sen misin derse geç gelen. Yaş söğütten bir çubuk ile iki elin avuçlarına sertçe ve insafsızca vurularak yediğim dayağı hiç unutur muyum? Bu muamele hayatımda bana olumlu hiç bir şey öğretmedi. Sadece o öğretmeni hep böyle olumsuz hatırlarım. Bana öğrettiği şey var mı inan hiç sanmıyorum.
Ortaokul yıllarında uzamış saçları sıfıra vursan bile izi geçmeyecek şekilde herkesin içinde koyun kırkar gibi makasla kesen idealist! öğretmenlerle de karşılaştık, karete ve tekvando bilgilerini, savunmasız öğrenciler üzerinde deneyenlerle de. Bugün 30-40 yaşlarının üzerindeki anne ve babaları, bu tip öğretmenler yetiştirdi. Ancak, bereket ülkede hukuka, adalete, bilime, insan hak ve hürriyetlerine inananlar da var mış ki, öğretime yönelik alınan tedbirler soncunda o dönemlerde hiç te azımsanamayacak kadar çok olan bu tür uygulamaların sonu gelmek üzere. Tükendi diyemem zira, halen sabilere iki harf öğretecek diye onlara hakaret eden döven tiplerle karşılaşmak mümkün.
Kısaca herkes sadece vazifesini yapsın. Öğretmen de sadece öğrencisine öğretmesi gereken bilgileri tam ve zamanında öğretsin yeter. Eğiteceğim diye bir öğretmen çocuğun ana-babası yerine geçmesin. Ana-babanın, çevrenin, Toplumun çocuğu eğitmeye dönük vazifelerini üstlenmesin. Zira bütün bu yükü taşıyamaz. Ana-babanın bile çocuğuyla ilişkisinde dikkat ettiği sınırları, ana-baba yerine geçip aşmasın. Öğrenciyi yaşı ne olursa olsun bir birey olarak görsün. Ona sanki okuldaki bir başka öğretmene, müdüre, veliye, sokaktaki bir yetişkine hitap ettiği gibi saygılı ve kibar bir şekilde hitap etsin. Ona bir birey olduğunu hissettirsin yeter. Bir akademik yıl sonunda o öğrenci, o dönemde öğrenmesi gereken bilgiyi öğrenmiş mi, önemli olan budur. Öğretmenlik vazifesinin sınırı aşılırsa o zaman sorunlar başlar. Eğitim işi de önce ailenin eğitimiyle olmalıdır. Ailenin eğitimi, her şeyi yaparım diyenlerce değil, eğitim işinde uzman olanlarca yapılması gereken planlı ve proğramlı bir iştir. Bu husus öğretmenleri aşar. Aileler eğitildikte çocuklar da eğitimli olarak öğretime başlar. Vesselam.
Yazan: Özcan BEŞKARDEŞ
Yazan: Mithat köse