03 Aralık 2016 Cumartesi
Öğretmenlik - Hamdi Eyigün
Tartışmalı Başkan
Tezek Kokan Köyleri
Terör ve Terörizm
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Arif Tusun Aydınlar Beldesi Başkan Aday Adayı
10 Kasım 2013 Pazar 18:24

Arif Tusun Aydınlar Beldesi Başkan Aday Adayı

Adilcevaz Aydınlar Beldesi belediye başkanlığı için Arif Tusun Ak Partiden adayı adayı olduğunu açıkladı.

Aydınlar beldesi belediye başkanlığı için Arif Tusun Ak Partiye resmi başvurusunu yaptı.

Ankara’da oturduğunu ve Aydınlar beldesine hizmet etmek amacıyla Ak Partiden adaylık başvurusu yaptığını ifade eden Arif Tusun sitemize yaptığı açıklamada; "Beldeye güzel hizmetler yapmak için Ak Partiden Aydınlar beldesi için belediye başkanlığına adayım. 15.09.1978 Adilcevaz doğumlu olup ilkokul mezunuyum. Evli ve 4 çocuk babasıyım 3 erkek 1 kızım var. Ankara’da oturmaktayım iş adamıyım.

2014 yerel seçimlerinden belediye başkanı olarak çıkmamız halinde beldeye halkımızla birlikte Ak belediyecilik hizmetlerini getireceğiz." dedi.

Tüm aday adaylarına başarılar dileyen Arif Tusun, Ak Patiden aday olup belediye başkanlığına seçilmesi halinde Aydınlar beldesinin çehresini değiştireceklerini sözlerine ekledi.

www.adilcevaz13.com

Bu haber toplam 7126 defa okunmuştur
YORUMLAR
yusuf yusuf
yusuf çağın
ankaradayım adresini verde bi çayını içeyim brokrat bey
04 Nisan 2014 Cuma 16:36
YUSUF A ya cevaptır.
yusuf çağın
Senin zır ve de cahil olduğun ifadelerinden belli.Hanzo bu Arif dediğiniz adam nasıl bir işveren ki işini gücünü bırakır Bldy başkanlığına aday olur.Başarılı işadamı işinden asla ayrılamaz.Pili bitmiş son çırpınışları bunlar.Ayrıca Ankaraya yolun düşerse haber ver tanışalım bakalım hangimiz utanır,hangimiz zır cahiliz.Ayrıca sana tavsiyem köylü ağzı ile konuşma son söyleyeceğin söz ilk kullanma.
26 Mart 2014 Çarşamba 13:40
yalanın böylesi
yusuf a
Yusuf Çağın denen şahıs hey yalanını yesinler mecit ne zaman bakanlığa gitmiş ne zaman hizmet istemiş ne zaman hizmet getirmiş merak ediyorum.yahu beliki yalan malan bir şeyler yazacan bari ufak atta civcivler yesin
11 Mart 2014 Salı 14:38
SON YORUMLAR
Yazan: Doç.dr. Dr. Mustafa Atlı
Yazan: Cemal
Hocam ağzınıza ve yüreğinize sağlık. Bir öğretmeni değil bir meleği tanımlamışsınız. Gerçekten hangi mesleği icra ederseniz edin, esas gayenize uygun yaşarsanız insan olsanız da üstünlükte melekleri bile geçebilirsiniz.
Sizin yazınız üzerine hatıralarım canlandı. Birkaç öğretmen davranışıyla geçmişi yad! edelim.
Eti senin kemiği benim dönemleri idi. O zamanlar velisi olması hasebiyle buna kısmen hakkı olduğu düşünülebilen babasından bile işitmediği azarı, yemediği dayağı öğretmeninden işitir yerdi öğrenciler. Bu durum garipsenmez, genel kamuoyu bunu hatta doğru ve gerekli görürdü.
İlk okul 4 ncü sınıfta 9-10 yaşlarında bir sabi iken öğlenci olduğum okula biraz geç gitmiştim. Öğretmenimiz! ile o gün yeni tanışacaktık. Sen misin derse geç gelen. Yaş söğütten bir çubuk ile iki elin avuçlarına sertçe ve insafsızca vurularak yediğim dayağı hiç unutur muyum? Bu muamele hayatımda bana olumlu hiç bir şey öğretmedi. Sadece o öğretmeni hep böyle olumsuz hatırlarım. Bana öğrettiği şey var mı inan hiç sanmıyorum.
Ortaokul yıllarında uzamış saçları sıfıra vursan bile izi geçmeyecek şekilde herkesin içinde koyun kırkar gibi makasla kesen idealist! öğretmenlerle de karşılaştık, karete ve tekvando bilgilerini, savunmasız öğrenciler üzerinde deneyenlerle de. Bugün 30-40 yaşlarının üzerindeki anne ve babaları, bu tip öğretmenler yetiştirdi. Ancak, bereket ülkede hukuka, adalete, bilime, insan hak ve hürriyetlerine inananlar da var mış ki, öğretime yönelik alınan tedbirler soncunda o dönemlerde hiç te azımsanamayacak kadar çok olan bu tür uygulamaların sonu gelmek üzere. Tükendi diyemem zira, halen sabilere iki harf öğretecek diye onlara hakaret eden döven tiplerle karşılaşmak mümkün.
Kısaca herkes sadece vazifesini yapsın. Öğretmen de sadece öğrencisine öğretmesi gereken bilgileri tam ve zamanında öğretsin yeter. Eğiteceğim diye bir öğretmen çocuğun ana-babası yerine geçmesin. Ana-babanın, çevrenin, Toplumun çocuğu eğitmeye dönük vazifelerini üstlenmesin. Zira bütün bu yükü taşıyamaz. Ana-babanın bile çocuğuyla ilişkisinde dikkat ettiği sınırları, ana-baba yerine geçip aşmasın. Öğrenciyi yaşı ne olursa olsun bir birey olarak görsün. Ona sanki okuldaki bir başka öğretmene, müdüre, veliye, sokaktaki bir yetişkine hitap ettiği gibi saygılı ve kibar bir şekilde hitap etsin. Ona bir birey olduğunu hissettirsin yeter. Bir akademik yıl sonunda o öğrenci, o dönemde öğrenmesi gereken bilgiyi öğrenmiş mi, önemli olan budur. Öğretmenlik vazifesinin sınırı aşılırsa o zaman sorunlar başlar. Eğitim işi de önce ailenin eğitimiyle olmalıdır. Ailenin eğitimi, her şeyi yaparım diyenlerce değil, eğitim işinde uzman olanlarca yapılması gereken planlı ve proğramlı bir iştir. Bu husus öğretmenleri aşar. Aileler eğitildikte çocuklar da eğitimli olarak öğretime başlar. Vesselam.
Yazan: Özcan BEŞKARDEŞ
Yazan: Mithat köse