28 Temmuz 2016 Perşembe
Asrın Ebabilleri Yendi
15 Temmuz Darbe Girişimi Üzerine
Ve Millet Kazandı
Başkanın Darbeye Karşı Yiğit Duruşu

Maşallah ALBAY / İMAM

Allah’tan Ne İstemeli?

26 Mayıs 2012 Cumartesi 18:50

Namazlarımızın her son tahiyyat oturuşun da okuduğumuz bir dua vardır. Bu dua; Rabbena Atina duasıdır. Bu duayı aynı zamanda kuran-ı kerimin bakara süresi, 201. Ayetinde de görmekteyiz. Bu duayı peygamberimiz her fırsatta okumuş ve biz Müslümanlara da tavsiye etmiştir. Hatta kabeyi tavaf ederken bu duayı okumak müstahap olarak görülmüştür.

Bu duanın kendisi kısa ama içerdiği mana çok büyüktür. Bu dua, kuran da en geniş manayı içeren kapsayıcı bir duadır. Bu kapsayıcılığından olacak ki peygamberimizin özel terbiyesinden geçmiş olan Hz. Enes bir dua yapacağı zaman mutlaka bu duayı okumadan diğer okuyacağı dualara geçmezdi. Bu duayla ilgili bir hatırasını şöyle anlatıyor: Resul-i Ekrem (s.a) hasta bir sahabisini ziyaret ediyordu. Adam o kadar erimiş, küçülmüştü ki, kuş yavrusuna dönmüştü. Peygamber (a.s) ona:

-Allah’a bir şeyle dua ediyor, ondan bir şey istiyormusun? Diye sordu. O eriyip akmış sahabi:

-Evet, şöyle dua ediyorum, dedi; Allahım! bana ahirette ne ceza vereceksen, onu bana dünyada ver.

-Resulullah (s.a.v) ona cevaben:

-‘Allah Allah! Senin buna gücün yetmez’ dedikten sonra Rabbena Atina fi’d-dünya haseneten ve fil-ahireti haseneten vekına azaben-nar. Duasını okumasını tavsiye buyurdu. Daha sonra o sahabinin afiyete kavuşması için dua etti, çok zaman geçmeden o sahabi iyileşti.[Müslim,Zikr,23,]

Bu olay bize gösteriyor ki devamlı surette Allah’tan afiyet ve iyilik istemeliyiz. Peygamberimiz hasta olan sahabisine bu duayı okumayı tavsiye ederken şunu demek istemişti;ahiretteki cezanı bu dünya da isteme, insan bu durumu kaldıramaz, bu şekilde davranmak akıllıca bir davranış değildir. Akıllı davranış; Allah’tan hem bu dünya  hem de öbür dünya için sağlık, afiyet ve iyilik istemektir.

Rabbena Atina duasının anlamı: Allahım! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru!

Bu dua da üç şey istenmektedir: Birincisi, ‘Dünya da iyilik ver’. Dünya da iyilik sözü şunları kapsamaktadır: Sağlık ve afiyeti, helal kazancı, hayırlı eş ve evladı, faydalı bilgiyi, makbul amel ve ibadeti, kısaca her türlü nimeti…

İkincisi; Ahirette iyilik ver.’Ahirette iyilik sözü; Allahın affını elde ederek, başta cennet olmak üzere Cenab-ı hakk’ın hazırladığı her türlü nimete kavuşmayı, hesabı kolayca vermeyi ve özellikle cennette yüce Allah’ı görmeyi ifade etmektedir.

Üçüncüsü; ’Cehennem azabından koru’ sözü ise ya rabbi beni cenneme götürecek her türlü söz, davranış ve amelden koru, demektir.

Bu dua aynı zamanda bize dünya ve ahiret dengesini en güzel bir şekilde kurmamızı telkin etmektedir. Dünyayı kazanacağız diye ahiretimizi, ahireti kazanacağız diye dünyamızı terk etmemeliyiz. Her ikisi dengeli bir şekil yürütülecektir. Bu dünya olmadan ahiret kazanılmaz, ahiret olmadan bu dünyanın anlam ve amacı olmaz. Sadece ahiretsiz bir dünya isteyenler, sadece ve sadece ahireti unutup dünya için çalışanlar; tek dünyalı kimselerdir, bunlar için ahirette herhangi bir pay olmayacaktır, bu gibi kimselerin sakat anlayışları bakara süresinin 200’cü ayetinde şöyle yerilmektedir: İnsanlardan bazısı ‘Ey rabbimiz! Bize vereceğini bu dünya da ver!’ derler. Böylelerinin ahiret nimetlerinden nasibi yoktur.

Yüce Allah bizleri, dünya ve ahiret dengesiyle hareket eden kimselerden eylesin

Selam ve dua ile…                                                                                            

Bu yazı toplam 3237 defa okunmuştur
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
SON YORUMLAR
Yazan: Recai Karahan
Saygıdeğer Adilcevazlılar,

Annem ve babamın adını taşıyan yurda el konulduğunu öğrenmiş bulunuyorum. Dört yıldır yaşadığım olumsuzluklarla mücadele etmekte olduğum hepinizin malumudur. Hamd olsun yaşatana, hamd olsun yaşadıklarım karşısın da direnme gücü verip, sabretmemi sağlayana... İnşa'Allah sonuna yaklaştım.

Kur'an ile gerçek mana da, tanıştığım günden beri sadece Allah rızasını kazanma uğraşı içinde olmuş ve öylede yaşamışım. Bundan sonra da her kim ne derse desin... Her ne olursa olsun beni bu yaşam tarzımdan bir adım bile geri attıramayacaktır. Bilir ve inanırım ki, "Allah'a güvenip dayananlar korkuyu tatmayacaklardır. Mahzun ve mahcup olmayacaklardır. Kazanan da onlar olacaklardır."

Sevgili kardeşlerim... Bugüne kadar yaptığım faaliyetlerin hiç birinden ne pişmanlık ne de mahcubiyet duymuyorum… Hiç keşke demedim. Tam tersine “Allah’ım yaşattığın bütün zamana ve faaliyetlerine hamd olsun.” Demişimdir.

Mehmet Kamile Karahan öğrenci Yurdunun oluşması nasıl oldu? Zamanın Akparti Milletvekili(Eski bakan) Bitlis valisi, Adilcevaz Kaymakamı ve Belediye başkanlarının katıldığı Yurdun açılış programın da açıklamıştım. Bir kez daha yazmak durumundayım af edin lütfen…

Çarşıda kalabalık halde dostlarla oturuyorduk, yaşlı olan amcamız yanımıza geldi. Benimle konuşmak istediğini söyleyince kalktım. "Bizim komşunun evinde kız öğrencilerle erkek öğrenciler aynı evde kalıyor" dediğinde dehşete kapılmıştım. Hemen araştırdım, ev verilmediği için öğrenciler ayrı ayrı kapılardan girseler de aynı bahçeye açılan evde kalıyordu. Zamanın kaymakamı Ömer Faruk Bey, Belediye başkanı Selim Arışbaş'ı, haberdar ettim. Kaymakam bey "Yurt yapımı için müracaatlarının olduğunu fakat yatırım programına alınmadığı" devlet adamına yakışır şekilde izah etti.

"İnşa'Allah ben yapacağım." dedim ve harekete geçtim. Arsayı babam bağışladı binanın yapım giderlerinin tamamına yakınını ben karşıladım. Devreye giren cemaat mensubu tanıdıklar vasıtasıyla, bu işlerin işletmeciliğini iyi yaptıkları iddia edilen ve o günlerde oldukça revaçta olan cemaate... Yetkililerin de onayını alarak tapuyu olduğu gibi devrettik.

Cemaatle başkaca ilişkim olmamıştır. Hatta verdiğim öğrenci burslarını, dağıttığım ramazan erzaklarını kendilerin vasıtasıyla dağıtmasını yönünde telkin ve tekliflerde bulunmuşlarsa da, tarafımdan reddedilmiştir.

Sadece zavallı kul alan ben, insanımıza hep yakın yaşadığımın bilindiğini de bilmekteyim. Adilcevaz da, her mahalle de, her köyde yaşayan insanlarımıza aynı duygu ve yakınlık içinde olduğumu bilmektesiniz. Siyasetten uzak durduğum da hafızalarınızda saklıdır. Adilcevaz da, bütün kurumlara, derneklere, cemaatlere aynı mesafede olduğumu ve bu yerlere ziyaretlerimi, desteklerimi… Sorunların çözümü konusunda ataklığımı da yine Adilcevaz da yaşamakta olan herkes inanmaktayım ki, şahitlik edeceklerdir.

İslam, kalpte tasdik, dilde ikrar, yaşam da tatbikatla yaşanabilir. Yurdun yanındaki, Mehmet ve Kamile Karahan İlk Öğretim okulunun yapımında veya başka bir kurum binasının yapılmasına yaptığım katkılardan nasıl pişmanlık duymuyorsam… Mehmet Kamile Karahan Öğrenci Yurdunun yapım aşamasında yaptıklarım dan da pişmanlık duymuyorum. Ayrıca bu konu da geçmişte barınmış olan birçok gencin velilerinden dua ve teşekkür aldığımda hala kulaklarımın dibinde asılı durmaktadır.

Yine zamanın Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül tarafından bizat’i tebrik almış Zat-ı Alilerini telefonla babam ile görüşmelerini sağlamıştım.

Eğer yurdu üzerine emanet alanlar; zamanla cemaat olmaktan çıkmış Paralel Devlet Yapılanması (PDY) haline dönüşmüş… Devlete, millete karşı tavır içine girmiştir... Ayıp etmişlerdir, devlete ve millete karşı suç işlemişlerdir ve günahkârdırlar. Buna da benim ve ailemin yaptıkları sebep değildir.

Eğer yurt için yanlış yapmışsam, Milli Eğitim'e okul yeri, Polis'e yaptığım Polis evi(Arsayı ve var olan binayı Süleyman Altay vermiş binanın tadilatının yapımının ekseriyeti tarafımdan karşılanmıştır.) v.b konusunda da yanlış yaptığım anlamı çıkar ki... Bu da insanları hayır yapma konusunda yılgınlaştırır.

Ayrıca inançlarımızda geleneklerimizde ve yasalarımızda suç ve kabahatler şahsidir; şahıslara aittir. (Ör: Hz Nuh ve oğlu, Hz İbrahim ile babası, Hz Lut ile karısı) “Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı da yine kendisinedir.”Sure-İ Bakara 286.Ayet. Ayetten anlaşılacağı üzere inandığım odur ki, yaptıklarımız ilahiyatta kayıt altına alınmıştır. İnşa’Allah Es Semi ve El Basir olan Rabb’ımız bizi af eyler, merhamet eder, bizden razı kalır.

PDY veya eski adıyla cemaat yanlış yaptı diye inançlarımdan veya Allah’ı razı etme çabalarımdan vaz geçecek değilim. İnşa'Allah yaşadığım sıkıntılar tez zamanda biter de kaldığım yerden devam ederim.

Sevgili dostlar,

Allah'ı ve insanı sevdiğini söylemek çok kolay. Allah'a güvenip dayanmak ise yürekten akıp gelendir! Allah'ı çıkarsız ve hesapsız sevmek ise yiğit yüreklere sahip olanların işidir.

O yiğit yürekler Allah'ı, hissederek yaşayanlardır. Allah'ın sevdikleri de; o, yiğit yüreklilerdir.

Allah yolundan dönmeyi, gerilemeyi düşünürsem... Bir an bile şüpheye düşersem Rabb’ım beni helak etsin inşa'Allah.

Allah izniyle, bu günleri de aşacağız. Devleti ve milleti bölmeye çalışanlara, halka mermi sıkanlara dün de karşı durduk, bugün de karşı durulduğundan eminim... Sizler de emin olun lütfen!..

Yakın zamanda görüşmek üzere, inşa'Allah.

Saygı ve selamlarımı sunuyor, sağlıklar diliyorum. Muhabbetle kalın inşa'Allah.

Recai Karahan

Evladınız.