03 Aralık 2016 Cumartesi
Öğretmenlik - Hamdi Eyigün
Tartışmalı Başkan
Tezek Kokan Köyleri
Terör ve Terörizm
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ak Partiden Belediye Başkanlığına 6 Aday Adayı
04 Kasım 2013 Pazartesi 13:00

Ak Partiden Belediye Başkanlığına 6 Aday Adayı

Ak Parti Adilcevaz ilçe teşkilatına resmi başvuru yapan belediye başkan aday adayları belli oldu.

AK Parti Genel Merkezi'nin belirlediği sınav takvimine göre Ak Parti ilçe belediye başkanlıkları için aday adaylığı başvuru süresi 1 Kasım 2013 tarihinde saat 17.00 itibariyle sona erdi.

Edindiğimiz bilgiye göre, Ak Parti Adilcevaz beldiye başkanlığı aday adaylığı başvurularının sona ermesinin ardından, Adilcevaz belediye başkanlığı için aday adaylığı başvurusunda bulunan isimler belli oldu.

Adilcevaz’da Ak Parti'den toplam 6 isim belediye başkan adayı olmak için müracaat etti.

30 Mart 2014 yerel seçimleri için Ak Partiden Adilcevaz belediye başkanlığı için; Bahattin Alageyik, Ejder Duk, Hakan Uluğ, Hayati Nacar, İhsan Ekem ve Necati Gürsoy ilçe teşkilatına adaylık başvurularını yaparak, Ak Partiden Adilcevaz belediye başkanlığı için resmi aday adayları oldu.

ak-parti-adilcevaz-belediye-baskan-aday-adaylari-(2).jpg

www.adilcevaz13.com

Bu haber toplam 3644 defa okunmuştur
YORUMLAR
hak eden
akpartili ilçe uye
Bütün anketlerde 1. sırada Bahattin Alageyik var.. Demek ki Adilcevaz halkı Bahattin Alageyik diyor. İnşallah akp adayı olur. Akp hükümetine sadık. sn. necati gürsoy gibi işine gelmediği zaman parti değişmez en azından. hayat felsefesinde istikrar var..
29 Aralık 2013 Pazar 18:07
islamci
adilcevazli
Ejder duk diye yazmışlar arkadaşlar yok islamciymis adilcevazda ejder dukun yapmis oldugu bir faliyet varmı acab diye sormak istiyorum adilcevazda kac kisi ejder beyi taniyor acaba demokrat ve bürokrat kimligiyle ihsan ekem o adaylığa layık olan tek isim ve butun adaylarada başarılar diliyorum kimin icin hayiliysa o olur inşallah
15 Kasım 2013 Cuma 16:28
Ali'ye ne düştü ise
Ali
Tarihe bakın Ali'ye ,Hüseyin'e gözyaşından başka şey düşmemiştir.
14 Kasım 2013 Perşembe 14:43
SON YORUMLAR
Yazan: Doç.dr. Dr. Mustafa Atlı
Yazan: Cemal
Hocam ağzınıza ve yüreğinize sağlık. Bir öğretmeni değil bir meleği tanımlamışsınız. Gerçekten hangi mesleği icra ederseniz edin, esas gayenize uygun yaşarsanız insan olsanız da üstünlükte melekleri bile geçebilirsiniz.
Sizin yazınız üzerine hatıralarım canlandı. Birkaç öğretmen davranışıyla geçmişi yad! edelim.
Eti senin kemiği benim dönemleri idi. O zamanlar velisi olması hasebiyle buna kısmen hakkı olduğu düşünülebilen babasından bile işitmediği azarı, yemediği dayağı öğretmeninden işitir yerdi öğrenciler. Bu durum garipsenmez, genel kamuoyu bunu hatta doğru ve gerekli görürdü.
İlk okul 4 ncü sınıfta 9-10 yaşlarında bir sabi iken öğlenci olduğum okula biraz geç gitmiştim. Öğretmenimiz! ile o gün yeni tanışacaktık. Sen misin derse geç gelen. Yaş söğütten bir çubuk ile iki elin avuçlarına sertçe ve insafsızca vurularak yediğim dayağı hiç unutur muyum? Bu muamele hayatımda bana olumlu hiç bir şey öğretmedi. Sadece o öğretmeni hep böyle olumsuz hatırlarım. Bana öğrettiği şey var mı inan hiç sanmıyorum.
Ortaokul yıllarında uzamış saçları sıfıra vursan bile izi geçmeyecek şekilde herkesin içinde koyun kırkar gibi makasla kesen idealist! öğretmenlerle de karşılaştık, karete ve tekvando bilgilerini, savunmasız öğrenciler üzerinde deneyenlerle de. Bugün 30-40 yaşlarının üzerindeki anne ve babaları, bu tip öğretmenler yetiştirdi. Ancak, bereket ülkede hukuka, adalete, bilime, insan hak ve hürriyetlerine inananlar da var mış ki, öğretime yönelik alınan tedbirler soncunda o dönemlerde hiç te azımsanamayacak kadar çok olan bu tür uygulamaların sonu gelmek üzere. Tükendi diyemem zira, halen sabilere iki harf öğretecek diye onlara hakaret eden döven tiplerle karşılaşmak mümkün.
Kısaca herkes sadece vazifesini yapsın. Öğretmen de sadece öğrencisine öğretmesi gereken bilgileri tam ve zamanında öğretsin yeter. Eğiteceğim diye bir öğretmen çocuğun ana-babası yerine geçmesin. Ana-babanın, çevrenin, Toplumun çocuğu eğitmeye dönük vazifelerini üstlenmesin. Zira bütün bu yükü taşıyamaz. Ana-babanın bile çocuğuyla ilişkisinde dikkat ettiği sınırları, ana-baba yerine geçip aşmasın. Öğrenciyi yaşı ne olursa olsun bir birey olarak görsün. Ona sanki okuldaki bir başka öğretmene, müdüre, veliye, sokaktaki bir yetişkine hitap ettiği gibi saygılı ve kibar bir şekilde hitap etsin. Ona bir birey olduğunu hissettirsin yeter. Bir akademik yıl sonunda o öğrenci, o dönemde öğrenmesi gereken bilgiyi öğrenmiş mi, önemli olan budur. Öğretmenlik vazifesinin sınırı aşılırsa o zaman sorunlar başlar. Eğitim işi de önce ailenin eğitimiyle olmalıdır. Ailenin eğitimi, her şeyi yaparım diyenlerce değil, eğitim işinde uzman olanlarca yapılması gereken planlı ve proğramlı bir iştir. Bu husus öğretmenleri aşar. Aileler eğitildikte çocuklar da eğitimli olarak öğretime başlar. Vesselam.
Yazan: Özcan BEŞKARDEŞ
Yazan: Mithat köse